<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Eğitim Sokağı - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.egitimsokagi.com/</link>
		<description><![CDATA[Eğitim Sokağı - http://www.egitimsokagi.com]]></description>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 19:15:45 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[kpss iktisat ders notları]]></title>
			<link>http://www.egitimsokagi.com/Konu-kpss-iktisat-ders-notlari--7868.html</link>
			<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 21:02:07 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.egitimsokagi.com/Konu-kpss-iktisat-ders-notlari--7868.html</guid>
			<description><![CDATA[kpss iktisat ders notları]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[kpss iktisat ders notları]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[KPSS hukuk ders notları]]></title>
			<link>http://www.egitimsokagi.com/Konu-kpss-hukuk-ders-notlari--7866.html</link>
			<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 20:19:46 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.egitimsokagi.com/Konu-kpss-hukuk-ders-notlari--7866.html</guid>
			<description><![CDATA[KPSS hukuk ders notları]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[KPSS hukuk ders notları]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[1982 Anayasası]]></title>
			<link>http://www.egitimsokagi.com/Konu-1982-anayasasi--7865.html</link>
			<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 20:10:43 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.egitimsokagi.com/Konu-1982-anayasasi--7865.html</guid>
			<description><![CDATA[1982 Anayasası]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[1982 Anayasası]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bursaspor kasımpaşa engelinide aştı]]></title>
			<link>http://www.egitimsokagi.com/Konu-bursaspor-kasimpasa-engelinide-asti--7864.html</link>
			<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 19:15:25 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.egitimsokagi.com/Konu-bursaspor-kasimpasa-engelinide-asti--7864.html</guid>
			<description><![CDATA[KASIMPAŞA: 0 - BURSASPOR: 2<br />
<br />
Stat: Recep Tayyip Erdoğan<br />
<br />
Hakemler: Halis Özkahya xx, İsmail Şencan xx, Muhittin Gürses xx<br />
<br />
Kasımpaşa: Murat Şahin x, Keller xx, Koray x, Merthan xx, Ergün x, Yekta xx, Murat Erdoğan xx, Emre x (Dk. 60 Barış x), Sancak xx (Dk. 87 Ali x), Şahin xx (Dk. 86 Gökhan x), Cenk xx<br />
<br />
Bursaspor: Ivankov xx, Ali xx, Ömer xxx (Dk. 89 Zapotocny ?), İbrahim xx, Mustafa xx, Turgay xxx, Hüseyin xxx, Ergic xx, Ozan İpek xx, Batalla xxx (Dk. 62 Bekir Ozan x), Sercan xxx (Dk. 75 İsmail xx)<br />
<br />
 Goller: Dk. 11 Batalla, Dk. 43 Sercan (Bursaspor)<br />
<br />
 Sarı Kartlar: Dk. 78 Ergün, Dk. 79 Barış (Kasımpaşa)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[KASIMPAŞA: 0 - BURSASPOR: 2<br />
<br />
Stat: Recep Tayyip Erdoğan<br />
<br />
Hakemler: Halis Özkahya xx, İsmail Şencan xx, Muhittin Gürses xx<br />
<br />
Kasımpaşa: Murat Şahin x, Keller xx, Koray x, Merthan xx, Ergün x, Yekta xx, Murat Erdoğan xx, Emre x (Dk. 60 Barış x), Sancak xx (Dk. 87 Ali x), Şahin xx (Dk. 86 Gökhan x), Cenk xx<br />
<br />
Bursaspor: Ivankov xx, Ali xx, Ömer xxx (Dk. 89 Zapotocny ?), İbrahim xx, Mustafa xx, Turgay xxx, Hüseyin xxx, Ergic xx, Ozan İpek xx, Batalla xxx (Dk. 62 Bekir Ozan x), Sercan xxx (Dk. 75 İsmail xx)<br />
<br />
 Goller: Dk. 11 Batalla, Dk. 43 Sercan (Bursaspor)<br />
<br />
 Sarı Kartlar: Dk. 78 Ergün, Dk. 79 Barış (Kasımpaşa)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Her ailenin bir doktoru olacak]]></title>
			<link>http://www.egitimsokagi.com/Konu-her-ailenin-bir-doktoru-olacak--7863.html</link>
			<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 18:56:48 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.egitimsokagi.com/Konu-her-ailenin-bir-doktoru-olacak--7863.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Aile hekimliği sistemi, 2010 sonuna kadar tüm Türkiye'yi kapsayacak.</span><br />
<br />
Sağlık Bakanlığının dört yıldır pilot uygulamayla devam eden aile hekimliği sistemi, yıl sonuna kadar tüm Türkiye'yi kapsamış olacak.<br />
<br />
Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Nihat Tosun, Ocak ayında aile hekimliğine geçilen il sayısının 40'a ulaştığını belirterek, planlanan takvime göre, yıl içinde uygulamanın 41 ilde daha başlamasıyla 2011 yılına girerken aile hekimliğinin tüm Türkiye'de yerleşmiş ve 4 yıllık tecrübelerin getirisiyle sistemin oturmuş olacağını söyledi. <br />
<br />
İllerde eğitimler tamamlandıktan sonra yerleştirmelerin yapıldığını, bu sürecin ardından ise uygulamanın başladığını anlatan Tosun, ''Her ilde merkezi laboratuvarların kurulması tamamlandı. Bunlar taşımalı sistemle çalışıyor. Toplum sağlığı merkezlerindeki laboratuvarlardan toplanan numuneler burada analiz ediliyor ve sonuçlar direkt olarak aile hekiminin bilgisayarına gönderiliyor. Bu laboratuvarlardan her ilde kuruldu'' diye konuştu. <br />
<br />
''SEVK ZİNCİRİ DÜŞÜNÜLMÜYOR''<br />
<br />
Geçmişte pilot uygulamalarda vatandaşların sevk zinciri konusunda sıkıntı yaşadığı görüldüğü için bu aşamada bunun başlatılmasının düşünülmediğini açıklayan Tosun, ''Hekim sayısı yetersiz olduğu için sevk zincirine geçmeyi henüz planlamıyoruz'' dedi. <br />
Aile hekimlerinin 2. aşama eğitimlerinin başladığını da bildiren Tosun, bir yıl boyunca uzaktan internet yoluyla yapılacak eğitimden sonra, hekimlerin sınava tabi tutulacaklarını belirtti. <br />
<br />
Sağlık Bakanlığının yönergesine göre toplum sağlığı merkezleri, kendi bölgelerinde sağlık hizmetlerini yürütecek, sağlık kuruluşları ile koordinasyonu sağlayacak, gerektiğinde diğer kuruluşlarla işbirliği yaparak toplumun ve bireylerin sağlığını korumak ve sağlık düzeylerini yükseltmekten sorumlu olacak. <br />
<br />
Her aile hekimi için kayıtlı hasta sayısı en az bin, en çok 4 bin olabilecek. <br />
<br />
Her il ve ilçede, sorumluluk bölgesi mülki sınırlar olan birer toplum sağlığı merkezi kurulacak. <br />
<br />
Büyükşehir Kanununa tabi illerde büyükşehir belediyesine bağlı her ilçede, nüfusu 100 binden fazla olan il merkezlerinde ise her 100 bin kişiye bir toplum sağlığı merkezi kurulacak. <br />
<br />
HANGİ İLLERDE NE ZAMAN BAŞLAYACAK<br />
<br />
Sağlık Bakanlığının planlamasına göre; aile hekimliği Kilis ve Iğdır'da Nisanda, Niğde'de Mayısta, Kırklareli, Giresun ve Konya'da Haziranda, Bingöl, Yozgat, Çanakkale, Malatya, Ankara ve Aksaray'da Temmuzda, Tokat, Ardahan, Batman, Tekirdağ ve Kars'ta Ağustosta, Mersin, Ordu, Siirt, Bitlis, Zonguldak, Muş, Hakkari ve Sivas'ta Eylül'de, Ağrı, Afyonkarahisar, Balıkesir, Van ve İstanbul'da Ekimde, Mardin, Diyarbakır ve Kocaeli'de Kasımda, Şırnak, Kahramanmaraş, Hatay, Gaziantep, Şanlıurfa, Aydın, Muğla ve Antalya'da Aralıkta başlayacak.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Aile hekimliği sistemi, 2010 sonuna kadar tüm Türkiye'yi kapsayacak.</span><br />
<br />
Sağlık Bakanlığının dört yıldır pilot uygulamayla devam eden aile hekimliği sistemi, yıl sonuna kadar tüm Türkiye'yi kapsamış olacak.<br />
<br />
Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Nihat Tosun, Ocak ayında aile hekimliğine geçilen il sayısının 40'a ulaştığını belirterek, planlanan takvime göre, yıl içinde uygulamanın 41 ilde daha başlamasıyla 2011 yılına girerken aile hekimliğinin tüm Türkiye'de yerleşmiş ve 4 yıllık tecrübelerin getirisiyle sistemin oturmuş olacağını söyledi. <br />
<br />
İllerde eğitimler tamamlandıktan sonra yerleştirmelerin yapıldığını, bu sürecin ardından ise uygulamanın başladığını anlatan Tosun, ''Her ilde merkezi laboratuvarların kurulması tamamlandı. Bunlar taşımalı sistemle çalışıyor. Toplum sağlığı merkezlerindeki laboratuvarlardan toplanan numuneler burada analiz ediliyor ve sonuçlar direkt olarak aile hekiminin bilgisayarına gönderiliyor. Bu laboratuvarlardan her ilde kuruldu'' diye konuştu. <br />
<br />
''SEVK ZİNCİRİ DÜŞÜNÜLMÜYOR''<br />
<br />
Geçmişte pilot uygulamalarda vatandaşların sevk zinciri konusunda sıkıntı yaşadığı görüldüğü için bu aşamada bunun başlatılmasının düşünülmediğini açıklayan Tosun, ''Hekim sayısı yetersiz olduğu için sevk zincirine geçmeyi henüz planlamıyoruz'' dedi. <br />
Aile hekimlerinin 2. aşama eğitimlerinin başladığını da bildiren Tosun, bir yıl boyunca uzaktan internet yoluyla yapılacak eğitimden sonra, hekimlerin sınava tabi tutulacaklarını belirtti. <br />
<br />
Sağlık Bakanlığının yönergesine göre toplum sağlığı merkezleri, kendi bölgelerinde sağlık hizmetlerini yürütecek, sağlık kuruluşları ile koordinasyonu sağlayacak, gerektiğinde diğer kuruluşlarla işbirliği yaparak toplumun ve bireylerin sağlığını korumak ve sağlık düzeylerini yükseltmekten sorumlu olacak. <br />
<br />
Her aile hekimi için kayıtlı hasta sayısı en az bin, en çok 4 bin olabilecek. <br />
<br />
Her il ve ilçede, sorumluluk bölgesi mülki sınırlar olan birer toplum sağlığı merkezi kurulacak. <br />
<br />
Büyükşehir Kanununa tabi illerde büyükşehir belediyesine bağlı her ilçede, nüfusu 100 binden fazla olan il merkezlerinde ise her 100 bin kişiye bir toplum sağlığı merkezi kurulacak. <br />
<br />
HANGİ İLLERDE NE ZAMAN BAŞLAYACAK<br />
<br />
Sağlık Bakanlığının planlamasına göre; aile hekimliği Kilis ve Iğdır'da Nisanda, Niğde'de Mayısta, Kırklareli, Giresun ve Konya'da Haziranda, Bingöl, Yozgat, Çanakkale, Malatya, Ankara ve Aksaray'da Temmuzda, Tokat, Ardahan, Batman, Tekirdağ ve Kars'ta Ağustosta, Mersin, Ordu, Siirt, Bitlis, Zonguldak, Muş, Hakkari ve Sivas'ta Eylül'de, Ağrı, Afyonkarahisar, Balıkesir, Van ve İstanbul'da Ekimde, Mardin, Diyarbakır ve Kocaeli'de Kasımda, Şırnak, Kahramanmaraş, Hatay, Gaziantep, Şanlıurfa, Aydın, Muğla ve Antalya'da Aralıkta başlayacak.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sağlık Bakanı'ndan Müjde ; "Domuz gribi salgını bitti"]]></title>
			<link>http://www.egitimsokagi.com/Konu-saglik-bakani-ndan-mujde-domuz-gribi-salgini-bitti--7862.html</link>
			<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 18:52:18 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.egitimsokagi.com/Konu-saglik-bakani-ndan-mujde-domuz-gribi-salgini-bitti--7862.html</guid>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Domuz gribi nedeniyle bu güne kadar 600'ün üzerinde kişinin öldüğünü söyledi ve ekledi: Bilim adamlarımız ikinci bir dalga beklemiyor<br />
<br />
Sağlık Bakanlığı’nın, toplum sağlının korunmasına destek olmak amacıyla başlattığı “Suya sabuna dokunun, hastalıklardan korunun’ kampanyasının tanıtım toplantısına katılan Sağlık Bakanı Recep Akdağ toplantı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı.<br />
<br />
40 HAMİLE ÖLDÜ<br />
H1N1 salgınının aşağı yukarı tamamlandığını ifade eden Akdağ ancak halen risk grubundaki kişilerin aşılanması gerektiğini belirtti. Bugüne kadar Türkiye’de 600’ün üzerinde kişinin öldüğünü söyleyen Akdağ, "En önemlisi 40’a yakın hamile kadın hayatını kaybetti. Bu salgının önemi yaşlılardan ziyade gençleri de etkilemiş olması. Bilim adamlarımız ikinci bir dalga beklemiyor ama Dünya Sağlık Örgütü böyle bir ihtimalden bahsediyor" dedi.<br />
<br />
<br />
 *alıntı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Domuz gribi nedeniyle bu güne kadar 600'ün üzerinde kişinin öldüğünü söyledi ve ekledi: Bilim adamlarımız ikinci bir dalga beklemiyor<br />
<br />
Sağlık Bakanlığı’nın, toplum sağlının korunmasına destek olmak amacıyla başlattığı “Suya sabuna dokunun, hastalıklardan korunun’ kampanyasının tanıtım toplantısına katılan Sağlık Bakanı Recep Akdağ toplantı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı.<br />
<br />
40 HAMİLE ÖLDÜ<br />
H1N1 salgınının aşağı yukarı tamamlandığını ifade eden Akdağ ancak halen risk grubundaki kişilerin aşılanması gerektiğini belirtti. Bugüne kadar Türkiye’de 600’ün üzerinde kişinin öldüğünü söyleyen Akdağ, "En önemlisi 40’a yakın hamile kadın hayatını kaybetti. Bu salgının önemi yaşlılardan ziyade gençleri de etkilemiş olması. Bilim adamlarımız ikinci bir dalga beklemiyor ama Dünya Sağlık Örgütü böyle bir ihtimalden bahsediyor" dedi.<br />
<br />
<br />
 *alıntı]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Merhabalar]]></title>
			<link>http://www.egitimsokagi.com/Konu-merhabalar--7861.html</link>
			<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 18:48:56 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.egitimsokagi.com/Konu-merhabalar--7861.html</guid>
			<description><![CDATA[merhaba]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[merhaba]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Arkadaşlar Kıyamet Kopsa Medya Nasıl Duyururdu?]]></title>
			<link>http://www.egitimsokagi.com/Konu-arkadaslar-kiyamet-kopsa-medya-nasil-duyururdu--7860.html</link>
			<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 18:47:04 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.egitimsokagi.com/Konu-arkadaslar-kiyamet-kopsa-medya-nasil-duyururdu--7860.html</guid>
			<description><![CDATA[<img class="postimage" src="http://www.egitimsokagi.com/images/ifadeler/x1.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="X1" title="X1" /><br />
kıyamet Kopsa Medya Nasıl Duyururdu?<br />
<br />
-sabah<br />
biz Öldük...<br />
<br />
cumhuriyet <br />
atamıza Kavuştuk...<br />
<br />
star<br />
şok! Şok! Şok!<br />
sonunda Koptu...<br />
<br />
arena<br />
rüşvetle Cennete Girenler...<br />
<br />
yeni Şafak<br />
mahşerde Chp Yine Olay Çıkardı...<br />
<br />
bilim Teknik<br />
evren Hakkında Tüm Bilmediklerimiz<br />
<br />
dünya Gazetesi<br />
imkb Endeksi Bir Daha Yükselmeyecek...<br />
<br />
reha Muhtar<br />
sayın Zebani, Kazanların Yanında Terlemiyor Musunuz...<br />
<br />
oyun Dergisi<br />
game Over...<br />
<br />
emniyet<br />
cehennemde Ergenekon Cephaneliği Bulundu...<br />
<br />
ibrahim Tatlıses <br />
allah Cevabımızı Verecek...<br />
<br />
dtp<br />
anadilde Sorgulanmak İstiyoruz...<br />
<br />
zaman <br />
biz Demiştik...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img class="postimage" src="http://www.egitimsokagi.com/images/ifadeler/x1.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="X1" title="X1" /><br />
kıyamet Kopsa Medya Nasıl Duyururdu?<br />
<br />
-sabah<br />
biz Öldük...<br />
<br />
cumhuriyet <br />
atamıza Kavuştuk...<br />
<br />
star<br />
şok! Şok! Şok!<br />
sonunda Koptu...<br />
<br />
arena<br />
rüşvetle Cennete Girenler...<br />
<br />
yeni Şafak<br />
mahşerde Chp Yine Olay Çıkardı...<br />
<br />
bilim Teknik<br />
evren Hakkında Tüm Bilmediklerimiz<br />
<br />
dünya Gazetesi<br />
imkb Endeksi Bir Daha Yükselmeyecek...<br />
<br />
reha Muhtar<br />
sayın Zebani, Kazanların Yanında Terlemiyor Musunuz...<br />
<br />
oyun Dergisi<br />
game Over...<br />
<br />
emniyet<br />
cehennemde Ergenekon Cephaneliği Bulundu...<br />
<br />
ibrahim Tatlıses <br />
allah Cevabımızı Verecek...<br />
<br />
dtp<br />
anadilde Sorgulanmak İstiyoruz...<br />
<br />
zaman <br />
biz Demiştik...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[gittigidiyor.com un sınav kopya kalemi sorumsuzluğu]]></title>
			<link>http://www.egitimsokagi.com/Konu-gittigidiyor-com-un-sinav-kopya-kalemi-sorumsuzlugu--7858.html</link>
			<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 17:04:51 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.egitimsokagi.com/Konu-gittigidiyor-com-un-sinav-kopya-kalemi-sorumsuzlugu--7858.html</guid>
			<description><![CDATA[Gittigidiyor isimli internet sitesi entresan bir ilana imza attı. Türkiye’nin en işlek alışveriş sitesi sloganı faaliyet gösteren site sanal ticaretteki vurdumduymazlığını böyle ortaya koydu. Site hiçbir sorumluluk taşımaksızın ve endişe duymaksızın kopya kalemi satışı gerçekleştiriyor.<br />
<br />
Sitede yer alan ilan Amerika’dan ithal olarak tanıttığı kalemleri öğrencilere kolaylık olarak sunuyor. Kopya davranışını meşrulaştıran ve sıradan gören anlayışı gözler önüne seren site, ürününün stoklarla da sınırlı olduğu belirtiliyor. Ürünün formül unutmaya son verdiğini ve sınavlarda yardımcı olacağı vaadini de eklemeyi ihmal etmeyen site kalemin Türkiye’de hiçbir yerde bulunamayacağını da ekliyor.<br />
<br />
Görüşlerine başvurduğumuz İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri ilanı “Firmaların ticari beklentilerini insanların faydalarına sunacakları yerde, okullarımızda disiplin suçu olarak görülen kopyanın bu şekilde özendirilmesi ve çocuklarımızı utanılacak davranışlara sürüklemeleri son derece yanlıştır.” diye yorumladı.<br />
<br />
Yeni müfredatta ezberciliğin önüne geçmek amaçlanırken, bu tür materyallerin öğrencilerin önüne sürülmesinin yüz kızartıcı olduğunu söyleyen Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilisi “Çocuklarımızın pedagojik gelişimlerini, eğitim süreçlerini sekteye uğratacak, onları yanlış tutum ve davranışlara sürükleyecek ürünlerin satışının gayri insani olduğunu düşünüyoruz” dedi. <br />
<br />
Haber7]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Gittigidiyor isimli internet sitesi entresan bir ilana imza attı. Türkiye’nin en işlek alışveriş sitesi sloganı faaliyet gösteren site sanal ticaretteki vurdumduymazlığını böyle ortaya koydu. Site hiçbir sorumluluk taşımaksızın ve endişe duymaksızın kopya kalemi satışı gerçekleştiriyor.<br />
<br />
Sitede yer alan ilan Amerika’dan ithal olarak tanıttığı kalemleri öğrencilere kolaylık olarak sunuyor. Kopya davranışını meşrulaştıran ve sıradan gören anlayışı gözler önüne seren site, ürününün stoklarla da sınırlı olduğu belirtiliyor. Ürünün formül unutmaya son verdiğini ve sınavlarda yardımcı olacağı vaadini de eklemeyi ihmal etmeyen site kalemin Türkiye’de hiçbir yerde bulunamayacağını da ekliyor.<br />
<br />
Görüşlerine başvurduğumuz İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri ilanı “Firmaların ticari beklentilerini insanların faydalarına sunacakları yerde, okullarımızda disiplin suçu olarak görülen kopyanın bu şekilde özendirilmesi ve çocuklarımızı utanılacak davranışlara sürüklemeleri son derece yanlıştır.” diye yorumladı.<br />
<br />
Yeni müfredatta ezberciliğin önüne geçmek amaçlanırken, bu tür materyallerin öğrencilerin önüne sürülmesinin yüz kızartıcı olduğunu söyleyen Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilisi “Çocuklarımızın pedagojik gelişimlerini, eğitim süreçlerini sekteye uğratacak, onları yanlış tutum ve davranışlara sürükleyecek ürünlerin satışının gayri insani olduğunu düşünüyoruz” dedi. <br />
<br />
Haber7]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[MUTFAK GENETİĞİMİZİ KAYBETTİK !!!]]></title>
			<link>http://www.egitimsokagi.com/Konu-mutfak-genetigimizi-kaybettik--7857.html</link>
			<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 16:36:49 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.egitimsokagi.com/Konu-mutfak-genetigimizi-kaybettik--7857.html</guid>
			<description><![CDATA[Bu güncel bir yazı değil ama ne zaman okunursa okunsun hala güncel olduğunu düşündüğüm bir konu bence <br />
<br />
Yılmaz Özdil ' den<br />
<br />
<br />
<br />
Haliyle panik halindesiniz... “Nasıl anlarız? Genetiği değiştirilmiş organizma yemekten nasıl kurtuluruz?” filan.<br />
<br />
 <br />
<br />
Şöyle... <br />
<br />
Annaneniz öpülesi elleri parçalanırcasına, ovalaya ovalaya tarhana yaparken, siz, “Aman annane be, boş versene” deyip, marketten hazır çorba alıyordunuz ya... Annane rahmetli oldu ve siz, o tarhananın tarifini annaneden alıp, bir kenara yazmadınız ya... İşte o nedenle, siz, genetiği değiştirilmiş organizma yemekten kurtulamazsınız maalesef.<br />
<br />
Ne verirlerse...<br />
<br />
Onu yiyeceksiniz.<br />
<br />
Kız evlat yetiştiriyorsunuz, en iyi okullara gönderiyorsunuz... Piyano çalıyor, İngilizce konuşuyor, Grammy alanları tek tek biliyor. Bilmeli... Ama alt tarafı limon, şeker ve su kullanıp, limonata yapmasını bilmiyor! Yoğurdu çırpıp, ayran yapamıyor, ayran... İşte o nedenle, kızınız, genetiği değiştirilmiş meşrubat içmeye mahkûm maalesef... Torunlarınız da.<br />
<br />
Zahmet edip sütlaç yapmadığınız için, kek yapmaya üşendiğiniz için... İçinde ne olduğunu bilmediğiniz gofretleri, mısır patlaklarını kemiriyor sizin oğlan! Hamur tutmayı, şöyle mis gibi ıspanaklı bi börek yapıp, çantasına koymayı bilmediğiniz için, hamburger bağımlısı oldu. Tahin-pekmezi “köylü işi”, vıcık vıcık yağ fışkıran kremaları “modernite” sandığınız için, daha 10 yaşında ayıya döndü, yuvarlana yuvarlana yürüyor, tıkanıyor, merdiven çıkamıyor.<br />
<br />
Size zor geliyor ama, zor mu evde yoğurt yapmak? İstanbul’un güneşi müsait değil, anlarım, zor mudur İzmir’de, Antalya’da, Adana’da evde salça yapmak? Şikâyet edip <br />
duruyorsun, içine katkı maddesi <br />
konuyor, zorla beyazlatılıyor diye... İster tam buğday unundan, ister <br />
çavdardan, hakikaten zor mudur evde ekmek yapmak? Bütün ailen kabız... Tonla para verip, abuk sabuk ambalajlı-meyveli saçmalıklardan <br />
medet umacağına, niye öğrenmiyorsun kabak tatlısı yapmayı?<br />
<br />
Güya, çoluğunu çocuğunu düşünüyorsun, taze taze yesinler diye, pazara gidiyorsun... Eğri büğrü biberlere, doğal olduğu için tuttuğunda ezilen domateslere ağız burun kıvırıyorsun, hormonlu, tornadan çıkmış gibilerini alıyorsun... Ne işe yaradı senin pazara gitmen?<br />
<br />
Kocanız da, bu satırları okuyup, size akıl verecek şimdi... Söyleyin ona, ukalalık etmesin, götürün aktara, hatmi çiçeğiyle zencefili birbirinden ayırt etsin, ondan sonra konuşsun!<br />
<br />
Enginar, börülce, radika, cibes pişirmekten haberin yok; gazetelerin tiraj almak için kıçından uydurduğu kıçımın uzmanlarından fıldır fıldır brokoli tarifleri öğreniyorsun... Brüksel lahanası yiyerek mi AB’ye gireceğini sanıyorsun?<br />
<br />
Çin’den bal getiriyorlar mesela... Taaa Arjantin’den, Meksika’dan bal getiriyorlar. Neymiş efendim, içinde genetiği değiştirilmiş organizma olabilirmiş falan... İçinde tavuk ibiği, maymun kulağı olmadığına şükredin! Ben iddia ediyorum... Kaşla göz arasında frankeştayn ürünlere kapıları açan arkadaşlarla, Amerikan çiftçilerinin avukatı profesörlerimiz, sırf karakovan balına sahip çıksa, Şemdinli’de, Pervari’de terör bile azalır, terör bile.<br />
<br />
Uzatmayayım.<br />
<br />
Mutfak genetiğimizi kaybettik biz.<br />
<br />
Elin adamı, mısırdan, soyadan, domatesten önce beynimizin DNA’sını değiştirdi!<br />
<br />
Hurrraaa diye köyden kente göçerken, dışarda tıkınmayı şehirleşme zannettik. Ambalajlı ürün tüketmeyi, zenginleşme zannettik.<br />
<br />
Dolayısıyla, ya kafayı değiştirip, özümüze döneceğiz... Ya da ne verirlerse onu yiyeceğiz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bu güncel bir yazı değil ama ne zaman okunursa okunsun hala güncel olduğunu düşündüğüm bir konu bence <br />
<br />
Yılmaz Özdil ' den<br />
<br />
<br />
<br />
Haliyle panik halindesiniz... “Nasıl anlarız? Genetiği değiştirilmiş organizma yemekten nasıl kurtuluruz?” filan.<br />
<br />
 <br />
<br />
Şöyle... <br />
<br />
Annaneniz öpülesi elleri parçalanırcasına, ovalaya ovalaya tarhana yaparken, siz, “Aman annane be, boş versene” deyip, marketten hazır çorba alıyordunuz ya... Annane rahmetli oldu ve siz, o tarhananın tarifini annaneden alıp, bir kenara yazmadınız ya... İşte o nedenle, siz, genetiği değiştirilmiş organizma yemekten kurtulamazsınız maalesef.<br />
<br />
Ne verirlerse...<br />
<br />
Onu yiyeceksiniz.<br />
<br />
Kız evlat yetiştiriyorsunuz, en iyi okullara gönderiyorsunuz... Piyano çalıyor, İngilizce konuşuyor, Grammy alanları tek tek biliyor. Bilmeli... Ama alt tarafı limon, şeker ve su kullanıp, limonata yapmasını bilmiyor! Yoğurdu çırpıp, ayran yapamıyor, ayran... İşte o nedenle, kızınız, genetiği değiştirilmiş meşrubat içmeye mahkûm maalesef... Torunlarınız da.<br />
<br />
Zahmet edip sütlaç yapmadığınız için, kek yapmaya üşendiğiniz için... İçinde ne olduğunu bilmediğiniz gofretleri, mısır patlaklarını kemiriyor sizin oğlan! Hamur tutmayı, şöyle mis gibi ıspanaklı bi börek yapıp, çantasına koymayı bilmediğiniz için, hamburger bağımlısı oldu. Tahin-pekmezi “köylü işi”, vıcık vıcık yağ fışkıran kremaları “modernite” sandığınız için, daha 10 yaşında ayıya döndü, yuvarlana yuvarlana yürüyor, tıkanıyor, merdiven çıkamıyor.<br />
<br />
Size zor geliyor ama, zor mu evde yoğurt yapmak? İstanbul’un güneşi müsait değil, anlarım, zor mudur İzmir’de, Antalya’da, Adana’da evde salça yapmak? Şikâyet edip <br />
duruyorsun, içine katkı maddesi <br />
konuyor, zorla beyazlatılıyor diye... İster tam buğday unundan, ister <br />
çavdardan, hakikaten zor mudur evde ekmek yapmak? Bütün ailen kabız... Tonla para verip, abuk sabuk ambalajlı-meyveli saçmalıklardan <br />
medet umacağına, niye öğrenmiyorsun kabak tatlısı yapmayı?<br />
<br />
Güya, çoluğunu çocuğunu düşünüyorsun, taze taze yesinler diye, pazara gidiyorsun... Eğri büğrü biberlere, doğal olduğu için tuttuğunda ezilen domateslere ağız burun kıvırıyorsun, hormonlu, tornadan çıkmış gibilerini alıyorsun... Ne işe yaradı senin pazara gitmen?<br />
<br />
Kocanız da, bu satırları okuyup, size akıl verecek şimdi... Söyleyin ona, ukalalık etmesin, götürün aktara, hatmi çiçeğiyle zencefili birbirinden ayırt etsin, ondan sonra konuşsun!<br />
<br />
Enginar, börülce, radika, cibes pişirmekten haberin yok; gazetelerin tiraj almak için kıçından uydurduğu kıçımın uzmanlarından fıldır fıldır brokoli tarifleri öğreniyorsun... Brüksel lahanası yiyerek mi AB’ye gireceğini sanıyorsun?<br />
<br />
Çin’den bal getiriyorlar mesela... Taaa Arjantin’den, Meksika’dan bal getiriyorlar. Neymiş efendim, içinde genetiği değiştirilmiş organizma olabilirmiş falan... İçinde tavuk ibiği, maymun kulağı olmadığına şükredin! Ben iddia ediyorum... Kaşla göz arasında frankeştayn ürünlere kapıları açan arkadaşlarla, Amerikan çiftçilerinin avukatı profesörlerimiz, sırf karakovan balına sahip çıksa, Şemdinli’de, Pervari’de terör bile azalır, terör bile.<br />
<br />
Uzatmayayım.<br />
<br />
Mutfak genetiğimizi kaybettik biz.<br />
<br />
Elin adamı, mısırdan, soyadan, domatesten önce beynimizin DNA’sını değiştirdi!<br />
<br />
Hurrraaa diye köyden kente göçerken, dışarda tıkınmayı şehirleşme zannettik. Ambalajlı ürün tüketmeyi, zenginleşme zannettik.<br />
<br />
Dolayısıyla, ya kafayı değiştirip, özümüze döneceğiz... Ya da ne verirlerse onu yiyeceğiz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yollara koyulan bu trafik levhasıda neyin nesi?]]></title>
			<link>http://www.egitimsokagi.com/Konu-yollara-koyulan-bu-trafik-levhasida-neyin-nesi--7855.html</link>
			<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 12:45:02 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.egitimsokagi.com/Konu-yollara-koyulan-bu-trafik-levhasida-neyin-nesi--7855.html</guid>
			<description><![CDATA[<img class="postimage" src="http://haber7media.noc.com.tr/haber/haber7/photos/394320100310102206383.jpg" border="0" alt="[Resim: 394320100310102206383.jpg&#93;" /><br />
<br />
<br />
İngiliz Times ve Daily Telegraph gazetelerinin haberlerine göre, ülkenin Macaristan sınırındaki Pecica kasabasında yetkililer, kazaların artması üzerine, sürücülerin yollarda yatan sarhoşlar konusunda dikkatli olmaları için yol kenarlarına "Dikkat - Sarhoş" ibaresi bulunan işaret levhaları konulması emrini verdi.<br />
<br />
Kasabanın en gözde semtlerine, söz konusu ibarenin yer aldığı, diz çökmüş, elinde şişe tutan bir kişinin çizildiği 10 işaret levhasının koyulduğu belirtildi.<br />
<br />
Pecica Belediye Başkanı Petru Antal, benzer işaret levhalarının bulunduğu Almanya'nın bir kasabasını ziyaretinden sonra bu fikre vardığını, 13 bin nüfuslu kasabada, sarhoş yayaların neden olduğu trafik kazalarının sayısının arttığını ve bazılarının ölümle sonuçlandığını kaydetti.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img class="postimage" src="http://haber7media.noc.com.tr/haber/haber7/photos/394320100310102206383.jpg" border="0" alt="[Resim: 394320100310102206383.jpg]" /><br />
<br />
<br />
İngiliz Times ve Daily Telegraph gazetelerinin haberlerine göre, ülkenin Macaristan sınırındaki Pecica kasabasında yetkililer, kazaların artması üzerine, sürücülerin yollarda yatan sarhoşlar konusunda dikkatli olmaları için yol kenarlarına "Dikkat - Sarhoş" ibaresi bulunan işaret levhaları konulması emrini verdi.<br />
<br />
Kasabanın en gözde semtlerine, söz konusu ibarenin yer aldığı, diz çökmüş, elinde şişe tutan bir kişinin çizildiği 10 işaret levhasının koyulduğu belirtildi.<br />
<br />
Pecica Belediye Başkanı Petru Antal, benzer işaret levhalarının bulunduğu Almanya'nın bir kasabasını ziyaretinden sonra bu fikre vardığını, 13 bin nüfuslu kasabada, sarhoş yayaların neden olduğu trafik kazalarının sayısının arttığını ve bazılarının ölümle sonuçlandığını kaydetti.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Araba tavsiyeleriniz?]]></title>
			<link>http://www.egitimsokagi.com/Konu-araba-tavsiyeleriniz--7854.html</link>
			<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 12:23:43 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.egitimsokagi.com/Konu-araba-tavsiyeleriniz--7854.html</guid>
			<description><![CDATA[yeni skoda fabia hakkında ne düşünüyorsunuz arkadaslar?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[yeni skoda fabia hakkında ne düşünüyorsunuz arkadaslar?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Nasıl Yapılır ???]]></title>
			<link>http://www.egitimsokagi.com/Konu-nasil-yapilir--7853.html</link>
			<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 12:08:06 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.egitimsokagi.com/Konu-nasil-yapilir--7853.html</guid>
			<description><![CDATA[-İNSAN KENDİNİ MUTLU ETMEK İÇİN NELER YAPMALI? SİZİN KULLANDIĞINIZ VE İŞE YARAYAN YOLLAR NELERDİR?<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
-İNSAN KENDİNİ EN İYİ ŞEKİLDE NASIL MOTİVE EDEBİLİR? SİZİN KULLANDIĞINIZ VE İŞE YARAYAN YÖNTEMLER NELERDİR?<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
-UNUTMAYI AZALTMAK VE HATIRLAMAYI çOĞALTMAK İÇİN NELER YAPMALI? <br />
<br />
<br />
<br />
-ZOR ZAMANLARDA NASIL GÜÇLÜ KALINIR?<br />
<br />
<br />
<br />
-BİR İNSAN EN İYİ NASIL İKNA EDİLEBİLİR?<br />
<br />
<br />
<br />
<img class="postimage" src="http://www.egitimsokagi.com/images/ifadeler/x1.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="X1" title="X1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[-İNSAN KENDİNİ MUTLU ETMEK İÇİN NELER YAPMALI? SİZİN KULLANDIĞINIZ VE İŞE YARAYAN YOLLAR NELERDİR?<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
-İNSAN KENDİNİ EN İYİ ŞEKİLDE NASIL MOTİVE EDEBİLİR? SİZİN KULLANDIĞINIZ VE İŞE YARAYAN YÖNTEMLER NELERDİR?<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
-UNUTMAYI AZALTMAK VE HATIRLAMAYI çOĞALTMAK İÇİN NELER YAPMALI? <br />
<br />
<br />
<br />
-ZOR ZAMANLARDA NASIL GÜÇLÜ KALINIR?<br />
<br />
<br />
<br />
-BİR İNSAN EN İYİ NASIL İKNA EDİLEBİLİR?<br />
<br />
<br />
<br />
<img class="postimage" src="http://www.egitimsokagi.com/images/ifadeler/x1.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="X1" title="X1" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Explorer kullananlar aman dikkat!]]></title>
			<link>http://www.egitimsokagi.com/Konu-explorer-kullananlar-aman-dikkat--7852.html</link>
			<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 11:34:31 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.egitimsokagi.com/Konu-explorer-kullananlar-aman-dikkat--7852.html</guid>
			<description><![CDATA[Microsoft firması, bilişim korsanlarının, web tarayıcısı Internet Explorer'ın eski sürümlerinde yeni ortaya çıkan bir açıktan yararlanarak saldırılar düzenlediklerini bildirdi.<br />
<br />
EXPLORER IE6 VE IE7 TEHLİKE ALTINDA<br />
<br />
Şirket merkezinden yapılan açıklamada, Internet explorer'ın IE6 ve IE7 sürümlerinde yeni belirlenen bu açığın bilgisayar korsanlarının saldırılar düzenlemesine olanak sağladığı belirtilerek, ''Bu açığı kullanarak siber saldırılar düzenlediği yolunda bilgiler aldık. Bu tehdidi izlemeyi sürdürüyoruz ve durumda değişiklik olursa yeni bir açıklama yapacağız'' denildi.<br />
<br />
IE8 VE IE5'TE SORUN YOK <br />
<br />
Bilişim korsanlarının bilgisayarların uzaktan kontrolünü ele geçirmek için bu açıktan faydalanabilecekleri uyarısında bulunan Microsoft, yeni sürüm IE8 ve daha eskisi IE5'in bu sorundan etkilenmediğini bildirdi.<br />
<br />
Microsoft, iki ay önce de IE6'da ortaya çıkan ve korsanların özellikle Google'a yönelik siber saldırılarda bulundukları bir açık nedeniyle uyarı yayınlamak zorunda kalmıştı.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #FF4500;"><span style="font-weight: bold;">değerli üyelerimiz bu yüzden sizlere google chrome veya mozilla firefox tarayıcılarını kullanmanızı öneriyoruz...<img class="postimage" src="http://www.egitimsokagi.com/images/ifadeler/slmeq1.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Slmeq1" title="Slmeq1" /></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Microsoft firması, bilişim korsanlarının, web tarayıcısı Internet Explorer'ın eski sürümlerinde yeni ortaya çıkan bir açıktan yararlanarak saldırılar düzenlediklerini bildirdi.<br />
<br />
EXPLORER IE6 VE IE7 TEHLİKE ALTINDA<br />
<br />
Şirket merkezinden yapılan açıklamada, Internet explorer'ın IE6 ve IE7 sürümlerinde yeni belirlenen bu açığın bilgisayar korsanlarının saldırılar düzenlemesine olanak sağladığı belirtilerek, ''Bu açığı kullanarak siber saldırılar düzenlediği yolunda bilgiler aldık. Bu tehdidi izlemeyi sürdürüyoruz ve durumda değişiklik olursa yeni bir açıklama yapacağız'' denildi.<br />
<br />
IE8 VE IE5'TE SORUN YOK <br />
<br />
Bilişim korsanlarının bilgisayarların uzaktan kontrolünü ele geçirmek için bu açıktan faydalanabilecekleri uyarısında bulunan Microsoft, yeni sürüm IE8 ve daha eskisi IE5'in bu sorundan etkilenmediğini bildirdi.<br />
<br />
Microsoft, iki ay önce de IE6'da ortaya çıkan ve korsanların özellikle Google'a yönelik siber saldırılarda bulundukları bir açık nedeniyle uyarı yayınlamak zorunda kalmıştı.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #FF4500;"><span style="font-weight: bold;">değerli üyelerimiz bu yüzden sizlere google chrome veya mozilla firefox tarayıcılarını kullanmanızı öneriyoruz...<img class="postimage" src="http://www.egitimsokagi.com/images/ifadeler/slmeq1.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Slmeq1" title="Slmeq1" /></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[A.H.Y]]></title>
			<link>http://www.egitimsokagi.com/Konu-a-h-y--7850.html</link>
			<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 09:37:57 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.egitimsokagi.com/Konu-a-h-y--7850.html</guid>
			<description><![CDATA[<img class="postimage" src="http://img113.imageshack.us/img113/1001/ahy5cp6lodl5.jpg" border="0" alt="[Resim: ahy5cp6lodl5.jpg&#93;" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img class="postimage" src="http://img113.imageshack.us/img113/1001/ahy5cp6lodl5.jpg" border="0" alt="[Resim: ahy5cp6lodl5.jpg]" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sabır]]></title>
			<link>http://www.egitimsokagi.com/Konu-sabir--7849.html</link>
			<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 08:05:33 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.egitimsokagi.com/Konu-sabir--7849.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><img class="postimage" src="http://img03.blogcu.com/images/g/u/l/gulalee/glnnck_1240373931.png" border="0" alt="[Resim: glnnck_1240373931.png&#93;" /></div>
<br />
<span style="color: #006400;"><div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Asla üç sey olma.<br />
<br />
Ümitsiz olma<br />
<br />
Şükürsüz olma.<br />
<br />
Sabırsız olma. <br />
<br />
Mevlâyı bilen ümidi bilmeli.<br />
O’nu bilen şükretmeli. <br />
<br />
O'na inananın sabırlı olmalı her ameli..<br />
</span></div></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><img class="postimage" src="http://img03.blogcu.com/images/g/u/l/gulalee/glnnck_1240373931.png" border="0" alt="[Resim: glnnck_1240373931.png]" /></div>
<br />
<span style="color: #006400;"><div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Asla üç sey olma.<br />
<br />
Ümitsiz olma<br />
<br />
Şükürsüz olma.<br />
<br />
Sabırsız olma. <br />
<br />
Mevlâyı bilen ümidi bilmeli.<br />
O’nu bilen şükretmeli. <br />
<br />
O'na inananın sabırlı olmalı her ameli..<br />
</span></div></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hayat paydası sonsuzluk olan basit bir kesirden ibaretmiş.]]></title>
			<link>http://www.egitimsokagi.com/Konu-hayat-paydasi-sonsuzluk-olan-basit-bir-kesirden-ibaretmis--7848.html</link>
			<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 00:09:26 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.egitimsokagi.com/Konu-hayat-paydasi-sonsuzluk-olan-basit-bir-kesirden-ibaretmis--7848.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;"><img class="postimage" src="http://photos-b.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc3/hs235.snc3/22267_338797605336_273418990336_4558741_96040_n.jpg" border="0" alt="[Resim: 22267_338797605336_273418990336_4558741_96040_n.jpg&#93;" /><br />
Önce sevdim. Sevdiğimi öğrendim sevebileceğimi farkettim. Sevdikçe kendimi kainatla <br />
<br />
topladığımı gördüm. <br />
<br />
Affetmeyi öğrendim: Affetmenin dostlarımı 10la çarpmak olduğunu fark ettim. <br />
<br />
<br />
Pişman oldum: Pişman olduğumu itiraf ettim; pişman oldukça hatalarımı küçük anlaşılır ve <br />
<br />
bağışlanabilir parçalara bölebildiğimi gördüm. <br />
<br />
Hatırlamayı öğrendim: Hatırladıkça sevgilerimin kare kökünü bulup onlardan hüzün çıkardığımı <br />
<br />
fark ettim. <br />
<br />
Değer vermesini öğrendim: Değer verdikçe sevgilerin küpünü bulup onları mutlulukla <br />
<br />
çarpabileceğimi gördüm. <br />
<br />
İltifat etmesini öğrendim: İltifat ettikçe insanlarla aramdaki en kısa mesafenin bir tebessümün <br />
<br />
resmettiği bir çizgi olduğunu gördüm. <br />
<br />
Özür dilemeyi öğrendim: Özür diledikçe nefretin ve öfkenin sonsuza bölündüğünü böylece <br />
<br />
dargınlıkların limit sıfıra giderken yok olduğunu fark ettim. <br />
<br />
Hüzünlendim: Hüznü sevdim hüznün kalbime dokunmasına izin verdim. <br />
<br />
Böylece bütün mutlulukların ve zevklerin sonunda ayrılık çizgisine teğet geçip geri döndüğünü gördüm. <br />
<br />
Ve bir gün öleceğim: Kesinlikle öleceğim ve öldüğüm gün anlayacağım ki; yaşadığım hayat <br />
<br />
paydası sonsuzluk olan basit bir kesirden ibaretmiş.<br />
<br />
Tüm bu işlemlerin sağlamasını yapmak isterseniz kalbinize bir bakın. <br />
<br />
''Senai Demirci''</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;"><img class="postimage" src="http://photos-b.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc3/hs235.snc3/22267_338797605336_273418990336_4558741_96040_n.jpg" border="0" alt="[Resim: 22267_338797605336_273418990336_4558741_96040_n.jpg]" /><br />
Önce sevdim. Sevdiğimi öğrendim sevebileceğimi farkettim. Sevdikçe kendimi kainatla <br />
<br />
topladığımı gördüm. <br />
<br />
Affetmeyi öğrendim: Affetmenin dostlarımı 10la çarpmak olduğunu fark ettim. <br />
<br />
<br />
Pişman oldum: Pişman olduğumu itiraf ettim; pişman oldukça hatalarımı küçük anlaşılır ve <br />
<br />
bağışlanabilir parçalara bölebildiğimi gördüm. <br />
<br />
Hatırlamayı öğrendim: Hatırladıkça sevgilerimin kare kökünü bulup onlardan hüzün çıkardığımı <br />
<br />
fark ettim. <br />
<br />
Değer vermesini öğrendim: Değer verdikçe sevgilerin küpünü bulup onları mutlulukla <br />
<br />
çarpabileceğimi gördüm. <br />
<br />
İltifat etmesini öğrendim: İltifat ettikçe insanlarla aramdaki en kısa mesafenin bir tebessümün <br />
<br />
resmettiği bir çizgi olduğunu gördüm. <br />
<br />
Özür dilemeyi öğrendim: Özür diledikçe nefretin ve öfkenin sonsuza bölündüğünü böylece <br />
<br />
dargınlıkların limit sıfıra giderken yok olduğunu fark ettim. <br />
<br />
Hüzünlendim: Hüznü sevdim hüznün kalbime dokunmasına izin verdim. <br />
<br />
Böylece bütün mutlulukların ve zevklerin sonunda ayrılık çizgisine teğet geçip geri döndüğünü gördüm. <br />
<br />
Ve bir gün öleceğim: Kesinlikle öleceğim ve öldüğüm gün anlayacağım ki; yaşadığım hayat <br />
<br />
paydası sonsuzluk olan basit bir kesirden ibaretmiş.<br />
<br />
Tüm bu işlemlerin sağlamasını yapmak isterseniz kalbinize bir bakın. <br />
<br />
''Senai Demirci''</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kpss matematik konu anlatımları]]></title>
			<link>http://www.egitimsokagi.com/Konu-kpss-matematik-konu-anlatimlari--7846.html</link>
			<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 23:58:11 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.egitimsokagi.com/Konu-kpss-matematik-konu-anlatimlari--7846.html</guid>
			<description><![CDATA[Kpss matematik konu anlatımları]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kpss matematik konu anlatımları]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[mp3 kesme programı]]></title>
			<link>http://www.egitimsokagi.com/Konu-mp3-kesme-programi--7845.html</link>
			<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 23:51:08 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.egitimsokagi.com/Konu-mp3-kesme-programi--7845.html</guid>
			<description><![CDATA[mp3 kesme programı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[mp3 kesme programı]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sana bir kaç çift sözüm var!]]></title>
			<link>http://www.egitimsokagi.com/Konu-sana-bir-kac-cift-sozum-var--7844.html</link>
			<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 23:35:27 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.egitimsokagi.com/Konu-sana-bir-kac-cift-sozum-var--7844.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;"><img class="postimage" src="http://photos-f.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash1/hs427.ash1/23654_330872809827_267402249827_3430994_6518381_n.jpg" border="0" alt="[Resim: 23654_330872809827_267402249827_3430994_6518381_n.jpg&#93;" /><br />
<br />
Sözüm, doğru anlamak isteyen herkes için, <br />
Ama ille, ey çocuk, sözlerim senin için.<br />
<br />
Zira sen benim talebemsin. Ben de senin… Zira sana bakıyorum, sana kıymet veriyorum. Hoşuna gitse de gitmese de, ağır gelse de, gelmese de dinle ki, hayırlara sebep olacağına dair dopdolu bir ümit taşıyorum. <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim dili ballım! Pek latîf, pek gönül alıcısın. Sen konuşunca şenlenirim. Bu hâlinle gönlüme girmiş olduğun için, sana bir tavsiyede bulunacağım: <br />
<br />
Sakın ardında duramayacağın sözü etme. “Vur!” demesi kolaydır da, acısına dayanması zordur. Zira tokat sadece teni değil, nefsi de acıtır. Eğer sende, “hoştur bana, senden gelen” diyenin gönlü yoksa, dilini de böyle laflardan uzak tut. Zira hiç geciktirmez, bazen Allah, söylediğin sözle hemen oracıkta sınar da seni, öyle kalakalırsın. <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim güzel gönüllüm! Sen sen ol, “Seviyorum!” dediği hâlde sana zarar verene inanma. O nasıl sevgidir ki, sevenini incitir, zarara sokar?! Yok, yok! Ne aşk o kadar ucuz, ne mâşukluk öyle kolay… Yine de, “Seviyorum!” diyene merhametle yaklaş ve sabır ile hakkı hatırlat ki, bu söz de öyle herkese nasip olmaz. Öyle veya böyle, sevmeye meyyal bir kalp, kıymetlidir. <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim nîmetim! Seni, benim için nîmet yapan, bana duyduğun sevgidir. Zira sevilmek nîmeti, şükrü mümkün olmayan bir nasiptir. Hangi gönül vardır ki, sevilsin de sevinmesin? Hangi varlık vardır ki, sevgi karşısında kayıtsız kalabilsin? Kim ki sevilir, sevenine doğru akar. O hâlde, sevdiğin sürece, “sevilmediğin” duygusuna kapılma. Vallâhi, eğer sevilmediğine inanmışsan, bu, senin kendi sevemeyişindir. <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim kıymetlim! Bazen seni yerden yere vuruşuma takılma. Sağında solunda birikmeye kalkışan tozlar, başka türlü nasıl dökülecek?! Vuruş var, temizler; vuruş var, görmeyen gözü açar. <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim saf gönüllüm! Bazı kimseyi rahat sıkar. Bazı kimse de rahata, sıkıntıyla ulaşır. Zahmette rahmet varmış, madem öyle dikkatli bak. <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim nasiplim! Senin aşktan yana nasibin varsa, dokunsan da, dokunmasan da yanacaksın. İyi bil ki, bazıları hasrette de, vuslatta da yanar. Zira onlar, aşk ateşinin sürekli temizleyen tesirine muhatap ve bu vesileyle sürekli ve pek hızlı Hakk’a yaklaşan, bahtı güzel kullardır. Allah aşkına, aşkı zâyî etme! Allah aşkına, aşk gibi aziz bir duyguyu, nefsinin arzularına kurban etme! <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim kırılganım! Her vakit okşanma bekliyorsun, ama sendeki bazı hastalıkların ilacı, canının yanmasıdır. Şöyle bir bak, ne ki şifâdır, az ya da çok yakıcıdır. Bir bal vardır, hem tatlı, hem şifalı olan, onu da biraz fazla yesen, için yanar “Su!” diye… <br />
<br />
Etme!.. Merhameti sadece tebessümden ibaret zannetme. Kaşlarımı çatışımdaki tebessümü göremezsen, başkalarından ne farkın kalır? <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim anlayışlım! Bak işte söylüyorum, anla. Buz gibi durduğum nice zaman, içimde koca bir volkan kaynar da sezdirmek istemem. Tebessüm ettiğim nice zaman, içimdeki çocuğun dudakları büzülmüş, çoktan ağlamaya başlamıştır da, belli etmem. Sana batar gibi dururum ya, senden çok canım acır. Bazen, senden kaçar gibi dururum ya, bilirsen, hayrınadır. <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim başı sevdâlım! Tutmayı istediğin dalın tutunabileceğin dal olması, gitmeyi istediğin yerin gidebileceğin yer olması, kim bilir ne kadar da güzeldir. Bazen, tam tersi olursa sabret. Eğer Allah seni, olmayacak bir işin peşine düşürmüşse, şüphesiz bununla da seni olgunlaştırmayı dilemiş olmalıdır. Burası dünya. Her istediğine kavuşamayabilirsin. <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim canım! Sevgiyi dar kalıpların içine hapsetme. Kimi dokunarak, kimi bakarak sever. Bazısı kaçarak, bazısı yakalanarak sever. Nicesi susarak, nicesi de konuşarak sever. Seninkine uymadı diye, bir başkasını sevgisiz îlân etme! Fakat şunu da unutma: Şer’î ölçülerin dışına taşan her türlü yakınlık, maâzallâh ayak kaydırır. Hâlbuki “sevgi”, ayakları kaydıran değil, Hakk’a yaklaştıran duygunun adıdır. <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim tatlım! Dikkat et. Kiminin dikeni kaktüs gibi dışında, kiminin dikeni gül gibi dalında, kiminin de dikeni, balık gibi içindedir. Dokunmadan önce iyi düşün de, olmadık yerde canını acıtma. Bir de, dikeni kınamaya değil, sevmeye bak. Ne yapsın, Yaratan onu da batsın diye yaratmış.<br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim haşarım! Ne söylesem bildiğini okursun. Hâlbuki bazen söz dinlemek gerekir. Bazen, daha büyük acılardan korunmak için, küçük acılara tahammül etmek gerekir. Sanırsın ki, alçak sesle söylenen her söz nazdır, cilvedir. Hayır! Bazen sadece kibarca bir uyarıdır. Dikkat et, iyi dinle, zira her sesin gürleştiği, her ricânın azar olduğu bir dem vardır. O demi çağırma da, sözü vaktinde anla! <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim laf anlamazım! Sen bazen hocanı, eli maşalı bir zâlim sanırsın; ama iyi bil ki, sen ateş olmasan, el de maşa tutmaz. Eğer maşanın tadını sevmediysen, gel, nâr olma da nûr ol. <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim açık sözlüm! Ayrılıklardan şikâyet ediyorsun. Diyorsun ki, “ayrı kalınca derinleşiyor, daha da büyüyor yaram!” Ne güzel işte, ayrılığı tat ki, aşkın büyüyüp Arş’a ulaşsın. Ne olacak böyle kenarda, sığda, yüzeyde kalıp… Hadi, ayrılığın bereketine de tâlip ol da, derinlerden inci topla… <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim dert ortağım! Biz başımıza belâyı, “Belâ!” dediğimiz gün aldık. Bu dünyada da zaten, aynı dertten muzdarip talihliler olarak, birbirimize tesellî verelim diye karşılaştık. Farkında mısın, başımızdaki ne tatlı belâdır. <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim sabırsızım! Çiçeğinin açma vakti gelene kadar, kaktüs dikenden ibarettir. Kim ki sabreder, çiçeğin açacağı güne erer. Ne vakit çiçeği açar, işte kaktüs o vakit, pek kısa bir süreliğine rahmet saçar. Lâkin zahmetteki rahmeti sezip de sabredemeyene haramdır safâ… <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim çocuk ruhlum! İçindeki çocuk yanının diri kalması ne de güzel ve yaptığın çocukça yaramazlıklar, ne de sevimli. Fakat takdir edersin ki, bir günahı, “çocukluk yapmak” diye tanımlamak da, çocukluğun saflığına hakaret…<br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim sevenim! Hani sorarlar: <br />
<br />
“-Kula kul olmak mı kolay, yoksa Allâh’a kul olmak mı?” <br />
<br />
Bu sorunun cevabını kendimce düşünürken bir gün, bir de baktım ki, en yüksek kulluk terbiyesinin ucunu, bir insanın eteğine tutuşturmuş Allah... O eteğe tutundukça kul olmayı öğreniyorsun. Velev ki bu, bir mürşid değil de, bir kardeş olsun… Hattâ velev ki, eteğine tutunduğun ben olayım. <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim dertlim! Gönül var deryalar gibi, gönül var bir küçük avuç. Sevda var isimde kalmış, sevda var cisimde kalmış. Öyle de sevdalar var ki, öze çıkmış ölmemiş, her dâim diri kalmış.<br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim iştahlım! Her kuşun eti yenmez. Hele sana helâl olmayan kuşa niyetlenme bile. Yok, niyetime aldım diyorsan, o vakit gerekeni yap da, sahibinin rızâsını iste. Nasibindeyse zaten, kuş sana uça uça gelir. Bekle… <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim şefkatlim! Bilirim, üşüyene kol kanat gerip ısıtmak dilersin. Lâkin dikkat et de, ısıtayım derken, kimseyi ateşe verme. <br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bir de hiç unutma ki, sadrına şifâ, göğsüne kuvvet vermesi için kâh yanında, kâh ardında; kâh yakınında, kâh uzağında duâcınım… De ki: Âmin.<br />
<br />
Şebnem Dergisi/Neslihan Nur Türk</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;"><img class="postimage" src="http://photos-f.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash1/hs427.ash1/23654_330872809827_267402249827_3430994_6518381_n.jpg" border="0" alt="[Resim: 23654_330872809827_267402249827_3430994_6518381_n.jpg]" /><br />
<br />
Sözüm, doğru anlamak isteyen herkes için, <br />
Ama ille, ey çocuk, sözlerim senin için.<br />
<br />
Zira sen benim talebemsin. Ben de senin… Zira sana bakıyorum, sana kıymet veriyorum. Hoşuna gitse de gitmese de, ağır gelse de, gelmese de dinle ki, hayırlara sebep olacağına dair dopdolu bir ümit taşıyorum. <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim dili ballım! Pek latîf, pek gönül alıcısın. Sen konuşunca şenlenirim. Bu hâlinle gönlüme girmiş olduğun için, sana bir tavsiyede bulunacağım: <br />
<br />
Sakın ardında duramayacağın sözü etme. “Vur!” demesi kolaydır da, acısına dayanması zordur. Zira tokat sadece teni değil, nefsi de acıtır. Eğer sende, “hoştur bana, senden gelen” diyenin gönlü yoksa, dilini de böyle laflardan uzak tut. Zira hiç geciktirmez, bazen Allah, söylediğin sözle hemen oracıkta sınar da seni, öyle kalakalırsın. <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim güzel gönüllüm! Sen sen ol, “Seviyorum!” dediği hâlde sana zarar verene inanma. O nasıl sevgidir ki, sevenini incitir, zarara sokar?! Yok, yok! Ne aşk o kadar ucuz, ne mâşukluk öyle kolay… Yine de, “Seviyorum!” diyene merhametle yaklaş ve sabır ile hakkı hatırlat ki, bu söz de öyle herkese nasip olmaz. Öyle veya böyle, sevmeye meyyal bir kalp, kıymetlidir. <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim nîmetim! Seni, benim için nîmet yapan, bana duyduğun sevgidir. Zira sevilmek nîmeti, şükrü mümkün olmayan bir nasiptir. Hangi gönül vardır ki, sevilsin de sevinmesin? Hangi varlık vardır ki, sevgi karşısında kayıtsız kalabilsin? Kim ki sevilir, sevenine doğru akar. O hâlde, sevdiğin sürece, “sevilmediğin” duygusuna kapılma. Vallâhi, eğer sevilmediğine inanmışsan, bu, senin kendi sevemeyişindir. <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim kıymetlim! Bazen seni yerden yere vuruşuma takılma. Sağında solunda birikmeye kalkışan tozlar, başka türlü nasıl dökülecek?! Vuruş var, temizler; vuruş var, görmeyen gözü açar. <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim saf gönüllüm! Bazı kimseyi rahat sıkar. Bazı kimse de rahata, sıkıntıyla ulaşır. Zahmette rahmet varmış, madem öyle dikkatli bak. <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim nasiplim! Senin aşktan yana nasibin varsa, dokunsan da, dokunmasan da yanacaksın. İyi bil ki, bazıları hasrette de, vuslatta da yanar. Zira onlar, aşk ateşinin sürekli temizleyen tesirine muhatap ve bu vesileyle sürekli ve pek hızlı Hakk’a yaklaşan, bahtı güzel kullardır. Allah aşkına, aşkı zâyî etme! Allah aşkına, aşk gibi aziz bir duyguyu, nefsinin arzularına kurban etme! <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim kırılganım! Her vakit okşanma bekliyorsun, ama sendeki bazı hastalıkların ilacı, canının yanmasıdır. Şöyle bir bak, ne ki şifâdır, az ya da çok yakıcıdır. Bir bal vardır, hem tatlı, hem şifalı olan, onu da biraz fazla yesen, için yanar “Su!” diye… <br />
<br />
Etme!.. Merhameti sadece tebessümden ibaret zannetme. Kaşlarımı çatışımdaki tebessümü göremezsen, başkalarından ne farkın kalır? <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim anlayışlım! Bak işte söylüyorum, anla. Buz gibi durduğum nice zaman, içimde koca bir volkan kaynar da sezdirmek istemem. Tebessüm ettiğim nice zaman, içimdeki çocuğun dudakları büzülmüş, çoktan ağlamaya başlamıştır da, belli etmem. Sana batar gibi dururum ya, senden çok canım acır. Bazen, senden kaçar gibi dururum ya, bilirsen, hayrınadır. <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim başı sevdâlım! Tutmayı istediğin dalın tutunabileceğin dal olması, gitmeyi istediğin yerin gidebileceğin yer olması, kim bilir ne kadar da güzeldir. Bazen, tam tersi olursa sabret. Eğer Allah seni, olmayacak bir işin peşine düşürmüşse, şüphesiz bununla da seni olgunlaştırmayı dilemiş olmalıdır. Burası dünya. Her istediğine kavuşamayabilirsin. <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim canım! Sevgiyi dar kalıpların içine hapsetme. Kimi dokunarak, kimi bakarak sever. Bazısı kaçarak, bazısı yakalanarak sever. Nicesi susarak, nicesi de konuşarak sever. Seninkine uymadı diye, bir başkasını sevgisiz îlân etme! Fakat şunu da unutma: Şer’î ölçülerin dışına taşan her türlü yakınlık, maâzallâh ayak kaydırır. Hâlbuki “sevgi”, ayakları kaydıran değil, Hakk’a yaklaştıran duygunun adıdır. <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim tatlım! Dikkat et. Kiminin dikeni kaktüs gibi dışında, kiminin dikeni gül gibi dalında, kiminin de dikeni, balık gibi içindedir. Dokunmadan önce iyi düşün de, olmadık yerde canını acıtma. Bir de, dikeni kınamaya değil, sevmeye bak. Ne yapsın, Yaratan onu da batsın diye yaratmış.<br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim haşarım! Ne söylesem bildiğini okursun. Hâlbuki bazen söz dinlemek gerekir. Bazen, daha büyük acılardan korunmak için, küçük acılara tahammül etmek gerekir. Sanırsın ki, alçak sesle söylenen her söz nazdır, cilvedir. Hayır! Bazen sadece kibarca bir uyarıdır. Dikkat et, iyi dinle, zira her sesin gürleştiği, her ricânın azar olduğu bir dem vardır. O demi çağırma da, sözü vaktinde anla! <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim laf anlamazım! Sen bazen hocanı, eli maşalı bir zâlim sanırsın; ama iyi bil ki, sen ateş olmasan, el de maşa tutmaz. Eğer maşanın tadını sevmediysen, gel, nâr olma da nûr ol. <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim açık sözlüm! Ayrılıklardan şikâyet ediyorsun. Diyorsun ki, “ayrı kalınca derinleşiyor, daha da büyüyor yaram!” Ne güzel işte, ayrılığı tat ki, aşkın büyüyüp Arş’a ulaşsın. Ne olacak böyle kenarda, sığda, yüzeyde kalıp… Hadi, ayrılığın bereketine de tâlip ol da, derinlerden inci topla… <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim dert ortağım! Biz başımıza belâyı, “Belâ!” dediğimiz gün aldık. Bu dünyada da zaten, aynı dertten muzdarip talihliler olarak, birbirimize tesellî verelim diye karşılaştık. Farkında mısın, başımızdaki ne tatlı belâdır. <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim sabırsızım! Çiçeğinin açma vakti gelene kadar, kaktüs dikenden ibarettir. Kim ki sabreder, çiçeğin açacağı güne erer. Ne vakit çiçeği açar, işte kaktüs o vakit, pek kısa bir süreliğine rahmet saçar. Lâkin zahmetteki rahmeti sezip de sabredemeyene haramdır safâ… <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim çocuk ruhlum! İçindeki çocuk yanının diri kalması ne de güzel ve yaptığın çocukça yaramazlıklar, ne de sevimli. Fakat takdir edersin ki, bir günahı, “çocukluk yapmak” diye tanımlamak da, çocukluğun saflığına hakaret…<br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim sevenim! Hani sorarlar: <br />
<br />
“-Kula kul olmak mı kolay, yoksa Allâh’a kul olmak mı?” <br />
<br />
Bu sorunun cevabını kendimce düşünürken bir gün, bir de baktım ki, en yüksek kulluk terbiyesinin ucunu, bir insanın eteğine tutuşturmuş Allah... O eteğe tutundukça kul olmayı öğreniyorsun. Velev ki bu, bir mürşid değil de, bir kardeş olsun… Hattâ velev ki, eteğine tutunduğun ben olayım. <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim dertlim! Gönül var deryalar gibi, gönül var bir küçük avuç. Sevda var isimde kalmış, sevda var cisimde kalmış. Öyle de sevdalar var ki, öze çıkmış ölmemiş, her dâim diri kalmış.<br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim iştahlım! Her kuşun eti yenmez. Hele sana helâl olmayan kuşa niyetlenme bile. Yok, niyetime aldım diyorsan, o vakit gerekeni yap da, sahibinin rızâsını iste. Nasibindeyse zaten, kuş sana uça uça gelir. Bekle… <br />
<br />
* * *<br />
<br />
A benim şefkatlim! Bilirim, üşüyene kol kanat gerip ısıtmak dilersin. Lâkin dikkat et de, ısıtayım derken, kimseyi ateşe verme. <br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bir de hiç unutma ki, sadrına şifâ, göğsüne kuvvet vermesi için kâh yanında, kâh ardında; kâh yakınında, kâh uzağında duâcınım… De ki: Âmin.<br />
<br />
Şebnem Dergisi/Neslihan Nur Türk</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>