Eğitim Sokağı
Hoşgeldiniz
Ziyaretçi. Kayıt Ol !

Sitemize Dosya Yükleyerek

Destek
Olabilirsiniz


Uygarlık tarihi 4.hafta PDF
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5



[-]
Etiketler
uygarlık , tarihi , 4 , hafta , pdf

Konu: 26
Mesaj: 27
Cinsiyet:
Kıdem: 20-01-2015

1. İRAN TARİHİ VE UYGARLIKLARI
İran; Hindistan, Orta Asya, Mezopotamya, Anadolu ve Kafkasya arasında yer almaktadır. İran, tarih boyunca bu bölgelerden gelen halkların ve kültürlerin etkisinde kalmış ve bu birikimle kendisine has yeni kültürler oluşturmuştur.
1.1. Elamlar (MÖ 3200 - MÖ 539)
Elamlar İran’ın güneybatısında, Mezopotamya ve Sümer ülkesinin doğusunda yer alan bölgede hüküm sürmüşlerdir. Elamlar, MÖ 3. binyılın başlarından, MÖ 539’a kadar Mezopotamya tarihinde önemli bir rol oynamışlardır. III. Ur Hanedanı ve Kassitlere son vermişlerdir. Sümerler ve Akadlar ile birçok savaş yapmışlar ve zaman zaman bu devletlerin boyunduruğunu kabul etmek zorunda kalmışlardır. Başkenti Susa şehri olan Elamlar, bilim ve teknikte ileri olmamalarına rağmen güzel sanatlar, süsleme ve madencilik alanında büyük gelişme göstermişlerdir. Çömlek ve seramik sanatında ileriydiler. Tarımla ilgilenen Elamlılar çok tanrılı dinlere inanmışlardır. Elamlar Sümerlerin doğusunda yaşamışlar ve bölgede çok fazla kalıcı bir eser bırakmamışlardır. Elamlar Asurlular tarafından zayıflatılmış ve Pers Kral Kyros tarafından 550 yılında fethedilmişlerdir.
Devletleri site şehir devletleri şeklindedir. En bilinen kentleri başkentleri Susa ve Anşan’dır. Kendilerine özgü bir dil, yazı ve kültüre sahip olan Elamlıların kökeni bilinmemektedir. Sümer ülkesinin doğusunda Kerha ve Karun ırmaklarının bulunduğu coğrafyaya hâkim olan Elamlar, bölgedeki Sümer egemenliğine de son vermişlerdir. Sümerce gibi, Elamca da bilinen herhangi dil ailesine mensup değildir.
1.2. Medler (MÖ 678 - MÖ 549)
Medler, günümüzdeki İran Azerbaycanı bölgesine yerleşmiş olup bu bölgelerdeki halkların öncüllerindendir. Yunanlar bu halkın yaşadığı bölgeye Medya adını vermişler. Medler ilk kez Asur kralı III. Salmaneser’in dönemindeki (MÖ 858 - MÖ 824) yazılarda “Mada” adı ile kaydedilmişler. 1. binyılın başlarında İran’a göç eden Hint-Avrupa diline mensup bir dil konuşan gruplar, MÖ 8. yüzyılda Orta Zagros bölgesinde Ecbatana (Hamedan) merkezli Med krallığını kurmuşlardır. Yeni Babillilerle birleşerek Asur Krallığı’nı yıkan Medler (MÖ 612), 6. yüzyılda Anadolu’dan Afganistan’a kadar büyük bir arazide imparatorluk kurmuşlardır. Medlerin batıda, Anadolu içlerindeki ilerleyişleri 585 yılında Lydialılar tarafından Kızılırmak Savaşı’nda durdurulmuş ve Kızılırmak her iki devlet arasında sınır olarak kabul edilmiştir.
Medler, İran’ın bir imparatorluk ve bir millet olarak kurulmasına ve altın çağına Büyük Erush döneminde ulaşan ilk birleşik Pers-Med İmparatorluğu’nun oluşmasına önayak olmuşlardır. Bu durum (Aryani kültürel ve milli birliği) Pers İmparatoru Achaemenid’in büyükbabası Med Hükümdarı Astyages’i öldürerek Pers İmparatorluğu’nu kurmasına dek devam etmiştir. Bu noktaya dek, bütün İranlılar Mede veya Mada (Med) olarak adlandırılmıştır.Med kralı Astiyag’ın yeğeni Kiros’un saray darbesiyle, siyasal otorite ilk defa Güneybatı İran’da yoğunlaşan Pers aristokrasisinin eline geçer ve kısa bir süre sonra MÖ 550’li yıllarda güçlü ve merkezî bir Pers imparatorluğunun kuruluşuyla Medler yıkılır. Medler, isimlerini Medya’dan almış olan günümüz İranı’nda hüküm sürmüş bir halktır. Tarihçiler tarafından, Toros - Zagros dağ sistemi içinde ve Dicle’nin doğusunda yaşadıkları için, verimli ve üretken bir medeniyetin halkları olarak anılmışlardır.
1.3. Persler (Akhaemenid Hanedanı) (MÖ 550 - MÖ 330)
Medler gibi 1. binyılın başlarında İran’a göç eden ve Hint - Avrupa dili konuşan Persler, İran’da Pers (Fars) bölgesine yerleşmişlerdir. MÖ 559 yılında Perslerin başına geçen Akhaemenid Hanedanı’ndan Kyros, MÖ 550 yılında Medleri, MÖ 546 yılında Lydia Krallığı’nı, MÖ 539 yılında Babil Krallığı’nı işgal etti. Bu topraklardaki halklara askerî seferlerde bulunarak imparatorluk sınırlarını Afganistan’dan Ege ve Akdeniz kıyılarına kadar genişletti. Kyros’un oğlu Kambyses de Mısır’ı MÖ 525’te ele geçirdi.

Kambyses’in ardından başa geçen I. Darius, MÖ 514 yılında İstanbul Boğazı üzerinden Avrupa’ya geçerek Tuna ötesinde İskitlere karşı seferler düzenledi. Bu sefer esnasında Makedonya Krallığı, Pers hâkimiyetini tanımak zorunda kaldı. Böylece Pers imparatorluğu en geniş sınırlarına ulaşmış oldu. I. Darius bir fatihten ziyade teşkilatçı özelliğiyle tanınır. Pers imparatorluğunu satraplık adı verilen eyaletlere bölmüş ve eyaletlerin başına Satrap ünvanlı Pers aristokratlarını atamıştır. Satrapları denetlemek için de merkezden atanan kralın gözü ve kulağı olarak adlandırılan görevliler vardı. Persler, satraplıklarda tımar sistemine benzer bir sistemle askerler konuşlandırmış ve eyaletlerin güvenliğini sağlamışlardır. Lydia Krallığı’nın başkenti olan Sardes kenti, MÖ 6. yüzyılda Perslerin Lydia Krallığı’na son vermelerinden sonra bir Pers Satraplık merkezi haline gelmiştir.Not: Batı Anadolu’da Daskyleion ve Sardes iki önemli satraplığın başkentleriydi. Persler Susa’dan Sardes’e kadar uzanan 2.500 km uzunluğundaki Kral Yolunu yaparak doğu - batı arasında ticari ve kültürel alışverişi geliştirdiler.
1.4. Selevkoslar (MÖ 312 - MÖ 63)
Büyük İskender, Pers İmparatorluğu’nu yıktıktan çok kısa bir süre sonra, arkasından varis bırakamadan öldü. Bu yüzden devlet generalleri tarafından paylaşıldı. Bu generallerin genel adı olan diadokilerden biri olan Selevkos, Balkanlar’dan Hindistan’a kadar olan bölümü aldı. Büyük İskender’in generalleri birbirlerine üstünlük sağlamak için sürekli savaşıyorlardı. Büyük İskender’in generallerinden biri ve Mısır bölgesinin kralı Ptolemaios, ilk kez başladığında Büyük İskender’in naibi Perdikkas’ın ölümüne yol açan bu savaşlara karşı çıkmıştır. Bu karşı çıkış sonucu İskender İmparatorluğu yeni bir bölünme yaşamıştır. MÖ 320 yılında yapılan bu bölünmeye Triparadisus Bölünmesi denir. Ama Perdikkas’ın altında MÖ 323 yılına kadar kamp kumandanı olan Selevkos, Perdikkas’tan sonra gelen hükümdarın öldürülmesine yardım etmiş,Babil’in elde tutulmasını sağlamış ve hükümdarlığını zalimce genişletmiştir.Selevkos hükümdarlığını resmen MÖ 312 yılında Babil’de ilan etmiştir. Bu tarih aynı
zamanda Selevkos Devleti’nin kuruluş tarihi olarak geçer. Selevkos sadece Babil’i değil, İskender’inMakedon İmparatorluğu’nun doğu tarafının büyük kısmını da yönetmiştir. Tarihçi Appian, kaynaklarında Selevkos hakkında, “Frig Ülkesi’nden İndus Nehri’ne kadar olan bölgenin hükümdarı olmuştur. “ cümlesini kullanmıştır. Selevkos’un, Hindistan’a kadar gidip Çandragupta Maurya adlı Hint kralıyla bir anlaşma imzalayıp devletinin doğu topraklarını 500 fil karşılığında Hintlilere vermesiyle Selevkos Devleti Hindistan üzerindeki hâkimiyetini bir daha kazanamamak üzere kaybetti; buna karşın aldığı filler İpsus Savaşı’nı kazanmasında büyük rol oynadı.
MÖ 100’de ise güçlü Selevkos İmparatorluğu’ndan bir tek Antakya ve çevresindeki birkaç Suriye şehri kalmıştı. Güçlerinin büyük bir kısmını kaybetmelerine ve krallığın zayıflamasına rağmen soylular kralların seçiminde önemli rol oynamaya devam etti. Bu seçimleri genelde Ptolemaois hanedanının elindeki Mısır veya diğer dış güçler kontrol ediyordu. Selevkoslar bir süre daha ayakta kaldılar çünkü hiçbir millet onların mirasını devralmak istemiyordu ve Selevkoslar o bölgede bir tampon görevi görüyorlardı. Ancak Pontus Kralı VI. Mithridates ve Romalı Sulla ile Anadolu’da yapılan savaşlarda da Selevkosları hiçbir ülke desteklemedi.
Mitridates’in azimli yeğeni Ermenistan Kralı Tigranes, iç karışıklıklar içinde bulunan güneye inme imkânını gördü. MÖ 83’te, bitmez tükenmez iç savaşı durdurmak amacıyla Suriye’ye girdi ve kısa bir süre sonra da kendisini Suriye kralı ilan ederek Selevkos Devleti’nin hemen hemen sonunu getirdi.
Bunlara rağmen, Selevkos Devleti tam anlamıyla yıkılmadı. Romalı general Lukullus’un Mithridates ve Tigranes’in ikisini de MÖ 69 yılında yenmesiyle arta kalan Selevkos Krallığı XIII. Antiokhus’un hâkimiyeti altında toplandı. Bu zamanlarda bile, iç savaşlar önlenemedi. II. Filip, Antiokus ile taht kavgasına girişti. Pontus’un Roma kontrolüne geçmesiyle, Romalılar, Selevkos kontrolündeki Suriye topraklarındaki istikrarsızlıklara yoğunlaştı. MÖ 63’te Mithridates, Roma Generali Pompeus tarafından yenilgiye uğratılınca, Pompeus Helenistik Doğu’yu yeni bağımlı krallıklar kurarak ve yeni vilayetler oluşturarak yeniden oluşturmak istedi. Ermenistan ve Yahudiye gibi yerel krallıklara bir ölçüde özerklik verildi. Ancak Pompeus, Selevkosların devam etmesinin çok zahmetli olduğunu görünce, Suriye’yi bir Roma vilayeti haline getirdi ve böylece Selevkos İmparatorluğu son bulmuş oldu.
1.5. Partlar (MÖ 247 - MS 224)
Orta Asya kökenli olan Partlar, MÖ 238 yılında Selevkoslara başkaldırarak bağımsızlıklarını kazanmış ve en parlak çağlarında imparatorluğun sınırlarını İndus’tan Fırat’a kadar genişletmişlerdir. Fırat, Roma ve Partlar arasında sınır teşkil etmişse de, her iki güç Suriye ve Mezopotamya için sürekli mücadele etmiştir. MÖ 150 ve MS 224 yılları arasında Mezopotamya’yı aralıklarla yönetmişlerdir. Ağır süvariyi icat eden Partlar, bundan dolayı Roma İmparatorluğu’nun doğudaki en büyük düşmanı olmuşlardır. Sasaniler, İran’daki Part hâkimiyetine MS 224 yılında son vermişlerdir.

Harita 2: Part İmparatorluğu
Not: Partların zenginlik kaynaklarından biri de Çin ve Roma arasındaki yapılan İpek Yolu ticareti idi.1.6. Sasaniler (MS 224 - MS 651)
Sasani hanedanı, 3. yüzyıl başlarında bugünkü İran’ın Persis eyaletinin hükümdarlığını ele geçiren tanrıça Anahita’yı takip eden rahiplerin soyundan gelen I. Ardeşir tarafından Persis’te (Pars ya da Fars vilayeti) Istakhr şehrinde kurulmuştur.
Babası Babak, ilk başlarda küçük bir şehir olan Kheir’in yöneticisiydi. 205’te Bazrangidler’in son kralı olan Gocihr’i tahttan indirmeyi başararak kendini yeni hükümdar olarak ilan etti. Bazrangidler, Partlara bağlı olarak Persis’in yerel yöneticiliğini yapıyorlardı. Annesi Rodhagh, Persis eyalet valisinin kızıydı. Sasani ismi I. Ardaşir’in baba tarafından dedesi olan Sasan (Zazan)’dan gelir. Zazan, Anahita Tapınağı’nın başrahibiydi.
Babak’ın yerel gücü ele geçirme çabaları, o sıralar Mezopotamya’da kardeşi VI. Vologases ile hanedanlık mücadelesi veren Arşaklı İmparatoru IV. Artabanus’un gözünden kaçtı. Babak ve en büyük oğlu Şapur, Arşaklılar arasında çıkan bu problemlerden faydalanarak güçlerini bütün Persis’e yayabildiler. Devam eden olaylar kaynakların yetersizliği yüzünden açık değildir fakat 220 civarında Babak’ın ölmesiyle, o sırada Darabgird’in valisi olan Ardeşir’in en büyük kardeşi olan Şapur’la bir güç mücadelesine girdiği kesindir. Kaynaklar, Şapur’un 222 yılında kardeşiyle bir toplantıya giderken bir binanın çatısının üstüne düşmesi sonucu öldüğünü söyler.
Bu noktada Ardeşir, başkentini Persis’in daha güneyine kaydırdı ve Firuzabad’da yeni bir başkent kurdu. Yüksek dağlarla iyi desteklenen ve dar geçitler arasında kolayca savunulabilen şehir, Ardaşir’in daha fazla güç kazanma çabalarının merkezi oldu. Şehir, büyük ihtimalle Darabgird’den örnek alınan yüksek ve çember şeklinde bir duvarla çevrelenmişti. Kuzey tarafında günümüzde hâlâ kalıntıları duran büyük bir saray bulunmaktaydı.
Kendilerinden önce gelen Partlar gibi, Sasani İmparatorluğu da Çin’le aktif dış ilişkiler yürüttü. İran elçileri sık sık Çin’e seyahat etti. Çin belgeleri, Çin’e giden on üç adet Sasani sefareti olduğunu naklederler. Ekonomik olarak, Çin’le yapılan kara ve deniz ticareti hem Sasaniler hem de Çinliler açısından önemliydi. Güney Çin’de bulunan çok sayıda Sasani madeni parası denizden yapılan ticareti doğrular.
Sasani kralları, İran’ın en yetenekli müzisyenlerini ve dansçılarını farklı zamanlarda Çin kraliyetine gönderdi. İpek Yolu üzerinden yapılan ticaretten iki imparatorluk da faydalandı ve bunu koruyup devam ettirme noktasında benzer bir çaba içerisinde oldular. Orta Asya’dan geçen ticaret yollarının korunması için ortak hareket edip, sınır bölgelerinde kervanları göçebe kabilelerden ve eşkıyalardan korunması için karakol mevkileri oluşturdular.
Politik olarak, ortak düşman olan Akhunlara karşı, Sasanilerin ve Çinlilerin birkaç defa ittifak kurma teşebbüsünde bulunduğunu görürüz. Orta Asya’da göçebe Türk devletlerinin verdikleri zarar üzerine, Türklerin ilerlemelerini durdurabilmek için Çin ve Sasani Devleti arasında işbirliği olarak adlandırılabilecek girişimleri de görürüz.
Partlar gibi Sasaniler de Roma İmparatorluğu ile sürekli bir husumet içindeydi. 395 yılında Roma İmparatorluğu’nun bölünmesinin ardından başkenti Konstantinopolis olan Doğu Roma İmparatorluğu İran’ın birincil batılı düşmanı olarak Roma İmparatorluğu’nun yerine geçti. İki devlet arasındaki çekişmeler daha da sıklaştı. Roma İmparatorluğu’na benzer şekildeSasaniler de komşu krallıklar ve göçebe kavimler ile sürekli bir mücadele içindeydi. Bu kavimlerin saldırıları hiçbir zaman tamamen bitirilemediyse de tehdit eden göçebelere karşı koordineli girişilen seferler sayesinde, Sasaniler bu meselelerle Romalılardan daha başarılı şekilde başa çıkabildiler.
Sasaniler ilk Arap - İslam ordularının tehditlerine karşı hiçbir zaman yeterli bir direniş oluşturamadılar. Sasaniler gibi, Bizans da ortaya çıkan Arap - İslam seferleri konusunda benzer bir tehditle burun burunaydı ve artık karşı koyabilecek konumda değildi. Buna rağmen Sasani İmparatoru Yezdigirt, danışmanlarının kontrolü altında bulunuyordu ve küçük feodal krallıklara bölünmeye başlayan çok büyük bir ülkeyi birleştirmekten acizdi. Sasanilerle Müslüman Araplar arasındaki ilk karşılaşma 633 yılının Nisan ayındaki bir savaşla başlamıştır. Hz. Muhammed’in seçilmiş sahabelerinden biri olan Hz. Halid bin Velid komutasındaki disiplinli Arap ordularıyla Sasani orduları arasında 633 yılı sonuna dek dokuz çatışma daha gerçekleşmiş ve tümü Halid bin Velid’in zaferiyle sonuçlanmıştır.

Hz. Ömer bin Hattab’ın halifeliği sırasında bir Müslüman ordusu 637 yılında Rüstem Farrokhzad komutasındaki kendinden daha büyük bir orduyu Kadisiye Savaşı’nda mağlup etti ve Ktesifon’u kuşattı. Uzun süren bir kuşatmanın ardından Ktesifon düştü. Yezdigirt ardında imparatorluğun devasa hazinesinin çok büyük bir kısmını bırakarak doğuya kaçtı. Kısa bir süre sonra Ktesifon’u ele geçiren Araplar güçlü bir finansal kaynağın sahibi oldular. Sasaniler de kaynak sıkıntısına düştü. İmparatorluk yorgun, bölünmüş ve etkili bir hükümetten yoksun olmasına rağmen tek bir ordu olarak hareket eden Sasani askeri kanadının özel atlı birlikleri olan Azadan (Asavaran/Asatan) kuvvetli bir ihtimal Arapları yenebilirdi fakat olayların hızlı gelişmesi sonucu imparatorlukta beliren güç boşluğunda hiçbir zaman bir araya gelemediler. Bunun sonucu olarak İslam fethi amacına ulaştı ve Sasani İmparatorluğu’nun büyük kısmı fethedildi. Bir kısım Sasani valileri güçlerini birleştirerek İslam ordularını püskürtmek isteseler de merkezî otoritenin olmaması buna engel oldu ve neticede 641’de Nihavend Savaşı’nı kaybettiler. Ordu komuta yapısı yok olan, soylular dışında kalan tımarlı birlikleri önemli ölçüde azalan, finansal kaynakları elinden giden ve azar azar yok edilen Sasani İmparatorluğu, bundan sonraki 10 yıl boyunca Arap ordularının fetihlerine sahne oldu.Nihavend Yenilgisi’nin haberini alan Yezdigirt yanındaki Fars soyluları ile birlikte kuzeyde Horasan vilayetinin iç taraflarına kadar kaçtı. 651 yılının sonlarına doğru bir değirmenci tarafından Merv’de suikast sonucu öldürüldü. Diğer İran soyluları Orta Asya’ya yerleşerek bu bölgede İran kültürünü ve dilini yayacak olan ilk yerel Fars hanedanlığı Samanileri kurdular. Samaniler, İslam’ın egemen olmasından sonra Sasani gelenek ve kültürünü yeniden diriltmeye çalıştılar.
Not: Sasaniler ve Romalılar arasındaki mücadele, Kur’an-ı Kerim’de Rum Suresi’ne konu olmuştur.

Cevapla
.

Anahtar Kelimeler

Uygarlık tarihi 4.hafta PDF ,Uygarlık tarihi 4.hafta PDF Öğretmen Forumu,Uygarlık tarihi 4.hafta PDF yükle,Uygarlık tarihi 4.hafta PDF download,Uygarlık tarihi 4.hafta PDF indirmek istiyorum,Uygarlık tarihi 4.hafta PDF ödev yükle,Uygarlık tarihi 4.hafta PDF bedava, Uygarlık tarihi 4.hafta PDF ÖDEV İNDİR,Uygarlık tarihi 4.hafta PDF YÜKLE,etkinlik,yukle,İndir,download,inndir,Uygarlık tarihi 4.hafta PDF eğitimUygarlık tarihi 4.hafta PDFdosya indir


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Uygarlık Tarihi 1-7 Vize Çalışması Sosyocan 0 1,645 01-03-2015, 0:37
Son Yorum: Sosyocan
  Uygarlık tarıhi 7.hafta PDF SOSYOPAT 0 1,632 27-01-2015, 16:29
Son Yorum: SOSYOPAT
  Uygarlık tarıhı 6.hafta PDF SOSYOPAT 0 1,731 27-01-2015, 16:23
Son Yorum: SOSYOPAT
  Uygarlık tarihi 5.hafta PDF SOSYOPAT 0 1,425 27-01-2015, 16:07
Son Yorum: SOSYOPAT
  Uygarlık tarihi 3.hafta PDF SOSYOPAT 0 2,093 27-01-2015, 15:09
Son Yorum: SOSYOPAT



Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
Türkçe Çeviri : MyBBTürkiye, MyBB, © 2002-2018 MyBB Group.
MyBB Destek: InSiDe