Eğitim Sokağı
Hoşgeldiniz
Ziyaretçi. Kayıt Ol !

Sitemize Dosya Yükleyerek

Destek
Olabilirsiniz


Uygarlık tarihi 1.hafta PDF
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5



[-]
Etiketler
uygarlık , tarihi , 1 , hafta , pdf

Konu: 26
Mesaj: 27
Cinsiyet:
Kıdem: 20-01-2015

1. TARİH ÖNCESİ ÇAĞLAR VE UYGARLIĞIN DOĞUŞU 1.1. TEMEL KAVRAMLAR
1.1.1. Uygarlık Nedir?
Uygarlık, Arapçadan türetilen medeniyet ve batıda kullanılan civilization kavramlarının günümüz Türkçesindeki karşılığıdır. Arapçada medine kelimesinden türetilen medeniyet kavramı ve batıda civic kelimesinden türetilen civilization kavramı esasen birbirini anlam olarak karşılayan kavramlar değildir. Medeniyet ve civilization kavramları daha çok şehirde yaşayan, şehirli anlamında kullanılmaktadır. Ancak kavramlar derinlemesine incelendiğinde medeniyet; yaşam tarzı ve bireysel tavır ve davranışları kapsarken yani insanı öne alırken civilization kavramının binaları ve yapıları tabir ettiği ve maddeyi öne alarak, uygarlığı binaya ve yapılara bağladığı anlaşılmaktadır. Bu bakımdan medeniyet ve civilization kavramları aslında tam olarak da birbirini karşılamamaktadır.
Uygarlık kavramı ise kökeni Orta Asya’da yaşayan Uygur Türklerine dayandırılan bir tabir olup şehirlilik kültürünü ve şehirde yaşamayı kastettiği gibi aynı zamanda birtakım davranış ve hareketlerin toplumda kabul gören normlarını da kapsamaktadır. Sonuç olarak bakıldığında uygarlık kavramının esasen medeniyet ve civilization kavramlarını da kapsadığı anlaşılır. Elbette ki yüzyıllar içerisinde medeniyet kavramı eski Türkçemizde uygar tabirinin yerini almıştır. Dolayısıyla Türkçede kullanılan medeniyet ve uygarlık tabirleri birbirlerini karşılarken civilization kavramından insanı öne almaları bakımından ayrılırlar.
1.1.2. Çağ Nedir?
Çağ kavramı, sosyal bilimciler ve özellikle de tarihçiler tarafından insanoğlunun belirli bir bölgede, belirli bir dönemde yaşamış, geliştirmiş veya değiştirmiş olduğu maddi, kültürel, sosyal, ekonomik tüm sosyal olguları ve maddi kültürel değişim ve gelişim süreçlerini içine alır. Mesela belirli bir coğrafyada yaşayan insanlar zaman içerisinde inşa ettikleri binalar ve yapı şekilleriyle önceki dönemlerden çok büyük farklılıklar gösterebilirler veya sosyolojik anlamda din, dil, kültür gibi alanlarda yepyeni bir farklılık, değişim ya da gelişi m gösterebilirler. Kullandıkları araç-gereçler, yaşam tarzları, düşünce şekilleri tamamen yepyenibir forma dönüşebilir. İşte bu dönüşüm, değişim veya başkalaşım esasen yeni bir çağın başlangıcına işaret edebileceği gibi bir önceki çağın sonunu da gösterebilir. Dolayısıyla tarihçiler çağları ayırırlarken bu türden toplumu ilgilendiren siyasi ve sosyal olayları göz önünde bulundurarak, toplumsal değişim ve gelişimi dikkate alarak çağ kavramını kullanmışlardır. Ancak hemen belirtelim ki çağ kavramı aynı anda tüm dünya için geçerli değildir. Mesela Avrupa’da ve Orta Doğu’da 1453 yılında İstanbul’un fethi Yeni Çağ’ın başlangıcını ifade ederken Japonya’da, Çin’de, Afrika’da veya Amerika kıtasında yaşayanlar için herhangi bir şey ifade etmemekteydi. Aynı şekilde Avrupalı tarihçiler 1789 Fransız İhtilali’nin Yakın Çağ’ın başlangıcını ifade ettiğini iddia ederken aslında başlayan Avrupa Yakın Çağı idi. Yoksa tüm dünyada Yakın Çağ’ın başladığını ifade etmek sosyolojik açıdan mümkün olmayacaktır. Yine aynı şekilde Eski Çağ ve Orta Çağlarda da her coğrafya hatta aynı coğrafyada yaşayan farklı millet ve topluluklar aynı anda farklı çağları yaşayabilirler. Örneğin Meksika’da yaşayan Aztekler ileri bir mühendislik ve mimariye sahipken aynı coğrafyada yaşayan birçok kabilenin çadırlarda yaşadığı ve bina inşa teknolojisi ve mühendislik bilgisinden haberdar olmadıkları görülmektedir. Aynı şekilde Orta Asya’da Türkler maden devrini yaşarlarken Avrupa’da yaygın olarak taş devrinin yaşandığı, yapılan araştırmalarda ve kazılarda görülmüştür.
Sonuç olarak, çağ kavramı daha çok tarihi yazanların göz önünde bulundurdukları kriterlere göre birbirinden farklılıklar gösterir. Şu anda Türkiye’de hâkim olan tarihsel anlayış, Avrupa tarihçiliği olduğundan bizdeki çağ taksimatı da Avrupa çağ taksimatına göredir.
1.1.3. Kültür Nedir?
Kültür kavramı Latince cultura kelimesinden türetilmiştir. Cultura inşa etmek, işlemek, süslemek anlamlarını taşır. Kültür bir topluluk, bir toplum veya millette nesilden nesle aktarılan herhangi bir işi genel olarak yapış, herhangi bir olaya genel olarak bakış ve herhangi bir durumda genel olarak davranış tarzlarını kapsar.
Bu açıdan kültür, genel bir anlam taşıyabileceği gibi özel olarak da herhangi bir iş, oluş veya davranışı niteleyebilir. Örneğin iş kültürü, okuma kültürü, kahve kültürü gibi. Örneğin yemek- içmek hayati bir ihtiyaçken sofra düzeni, diyetin sebzelerden ya da tahıllardan oluşması kültürel farklılıklardır. Barınma ilk insandan günümüze kadar insanların ortak ihtiyacıyken bu ihtiyacın nasıl giderileceği kültüreldir. İşte bu kültürel öğelerin ilk insanlardan itibarengörüldüğünü biliyoruz. İlk insanlar sanılanın aksine yeme-içme, giyinme, barınma gibi temel ihtiyaçlarının yanında kültürel alanda da faaliyet göstermişlerdir.
Kültürün daha büyük sosyal olaylar içinde niteleyici ve ayırt edici bir yapısı da vardır. Örneğin düğün kültürü, göç kültürü, şehirleşme kültürü gibi. Bu bakımdan kültür, bir şahsı tarif etmek için kullanılabileceği gibi bir mahalleyi, toplumu, milleti de tarif etmek ve diğerlerinden ayırt etmek veya benzerliğini ortaya koymak için de kullanılır. Kültür için dilimizde, Arapçadan gelen hars tabiri de kullanılmış olup yaklaşık olarak Latincedeki cultura tabiriyle aynı anlamı taşımaktadır. Ancak günümüzde kültür kelimesi dilimize büyük ölçüde yerleşmiştir.
Burada hemen belirtmek gerekirse kültür tabiri geçmişte karakter veya karakteristik özellik anlamında kullanılan seciyye tabiri yerine de yukarıda ifade edilen tamlamalar şeklinde kullanılmıştır. Günümüze kadar gelen binlerce mağara resmi ilk insanların din, doğurganlık, sosyal aktiviteler, dinî bir törenin parçası olduğu düşünülen danslar gibi işlerle de meşgul olduğunu göstermektedir. Ayrıca bu resimlerin dinî bir törenin parçası olmadıkları ve başlı başına sanatsal üretim ya da tecrübeleri gelecek nesillere aktarma amaçlı olduğu da bazı bilim adamları tarafından ileri sürülmüştür. Bu bilgiler eşliğinde ortaya çıkan tabloda ilk insanlar sadece yeme-içme gibi maddi ve pratik kaygılarla değil; iletişim, sanat, din gibi kültürel alana daha yakın olan kaygılarla da yaşamışlardır.
1.2. Tarih Öncesi Çağlar
1.2.1. Taş Çağı (MÖ 2500000 - 5500) 1.2.1.1. Paleolitik Dönem (Eski Taş Çağı)
İnsanlar bu dönemde taş aletler kullanarak avcılık ve toplayıcılık yapıyorlardı. Sürekli yerleşim yerleri yoktu. Sürekli olarak av hayvanlarını takip ediyor ve küçük gruplar halinde mağaralarda ve inlerde geçici olarak yaşıyorlardı. İspanya’da Altamira, Fransa’da Lascaux (Lasko) mağaralarında Paleolitik dönemde yaşayan insanların geride bıraktıkları ve mağara duvarlarına çizdikleri resimler, Paleolitik uygarlık hakkında önemli ipuçları verir.Not: Türkiye’deki Paleolitik yerleşimler: Küçükçekmece’de Yarımburgaz Mağarası, Antalya’da Karain Mağarası ve Beldibi Mağarası.
1.2.1.2. Mezolitik Dönem (Orta Taş Çağı) (MÖ 10000 - 8000)
Son Buzul Çağı’nın sona ermesinin ardından, Orta Taş Çağı’nda bitki ve hayvan türleri değişmeye başlamış ve Buzul Çağı’nın mamut türü gibi iri ve hantal hayvanların yerini daha küçük ve çevik olanlar almıştır. Bu durum insanları daha iyi, daha gelişmiş silah ve aletler yapmaya zorlamıştır. Mikrolikt olarak adlandırılan obsidyen ve çakmak taşından yapılan küçük taş aletler, Mezolitik Çağ insanlarının ulaştığı teknolojiyi temsil etmektedir.
1.2.1.3. Neolitik (Yeni Taş Çağı) (MÖ 8000 - 5500)
Neolitik dönem, insanlık tarihinde bir dönüm noktası teşkil eder. Bu dönemde insanlar ilk defa hayvan evcilleştirerek ve bitkileri ehlileştirerek tarım yapmaya başlamış ve bunun sonucunda ilk defa yerleşim yerleri ortaya çıkmıştır. Batı Şeria’da Jericho (Eriha), Suriye’de Abu Hureyra, Türkiye’de Hallan Çemi, Çayönü, Nevali Çori, Göbeklitepe, Çatalhöyük, Hacılar önemli Neolitik yerleşim yerleridir.
Not: Tarım ilk defa Bereketli Hilal bölgesinde, kısa bir süre sonra da Çin’de yapılmıştır.
1.2.2. Maden Çağı (MÖ 5500 - 1200)
1.2.2.1. Bakır Çağı (Kalkolitik) (MÖ 5500 - 3000)
Kalkolitik Çağ’da teknoloji ilerlediğinden insanlar yağmura dayalı tarımın yapıldığı yerlerden, zengin alüvyon tabakasının olduğu bereketli nehir vadilerine (Nil, Fırat, Dicle, İndus, Sarı Nehir) giderek buralarda bataklıkları kurutmuş, setler ve sulama kanalları inşa etmiş ve böylece çok zengin tarım bölgelerinde yaşamaya başlamışlardır. Yiyecek üretiminin artmasına paralel olarak nüfus artmış, küçük yerleşim yerleri büyümüş ve bunun sonucunda tarihte ilk defa şehirler ortaya çıkmıştır. Bu çağın en önemli keşfi hiç şüphesiz yazının bulunmasıdır.
Not: Irak’ta Ubeyd ve Halaf kültürleri dönemin en önemli temsilcileridir.
1.2.2.2. Tunç veya Bronz Çağı (MÖ 3000 - 1200)
Anadolu’da Kalkolitik Çağ’ın sonunda kalay ve bakırın karışımından oluşan tunç kullanımı görülmeye başlanır. Bu devir boyunca tunç kullanımı giderek yaygınlaşmıştır.
1.2.2.3. Demir Çağı (MÖ 1200 - 1000)
Antik Yakın Doğu’da Demir Çağı “I” ve “II” olarak iki dönem içinde incelenir. I. dönem MÖ 1200-1000 yılları arasında Bronz Çağı’nın bir anlamda devamı olan bir dönemdir. Neredeyse tüm Akdeniz’in doğu yarısında yaşanan Bronz Çağı Çöküşü özellikle Deniz Halklarından grupların saldırıları ve yıkımları, geniş topraklarda hüküm süren krallıklardan bazılarının sonunu getirmiştir. MÖ 600’lere kadar devam ettiği kabul edilen Demir Çağı’nın I. döneminden sonra Ortaçağ’a kadar devam eden Demir Çağı’nın II. dönemi veya ara dönemi başlar.
Genel olarak bazı bölgelerde MÖ 1000, bazı bölgelerde ise MÖ 600’den MÖ 300 - 200’e kadar devam ettiği kabul edilmektedir. Demir Çağı boyunca en iyi aletler ve silahlar çelikten yapıldı. Çelik silahlar ve aletler, bronzdan yapılan benzerleriyle hemen hemen aynı ağırlıkta fakat daha sert olur ancak bilinen yöntemlerle çelik üretmek güçtü ve üretimi daha kolay olan dövme demir ürünler daha yaygın ve daha ucuzdu.
1.3. Uygarlığın Doğuşu
Montesquieu, “İlk kez kıymetli bir arazinin (rantın) etrafını çevirerek burası benimdir, diyen ilk savaşı da başlatmıştır.” der.
Tarımın giderek ilerlemesi, sulamalı tarım ve fazla ürünün ortaya çıkması, şehirlerin ortaya çıkması ve giderek büyümesi, insanların iş ve mesleklerde uzmanlaşmaya başlaması ile uygarlıklar ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu süreçte kaynak ve imkânlara sahip olmayanların olanlara karşı saldırıları ve bunlara karşı savunma veya saldırı ihtiyacı, toplumda ekonominin ve tabakalaşmanın ortaya çıkışı gibi etmenler de uygarlığın doğuşunda etkili olmuştur.
Bu gelişmelere paralel olarak nüfusun artışı, yakın ve uzak yerlerle mal değiş tokuşu, ticaret, eğitsel ve kültürel ihtiyaçlar ve bunların organize edilmesi gerekliliği devletleri ortaya çıkarmıştır. Sulama kanallarının yapımında insanların kitleler halinde çalıştırılması, birilerinin bu işi yönetmesi ve planlaması gerekmiştir. Aynı şekilde tapınaklar ve anıtsal binaların inşasında da insanlar çalıştırılmıştır. Bunun için büyük çaplı bir organizasyona ihtiyaç doğmuştur. Bu organizasyonda liderler ve onların yardımcıları olmalıdır. Bu amaçla oluşturulan bütün kurumlar, sonuçta devlet bürokrasisine dönüşmüşlerdir.
Toplumsal tabakalaşmanın artması, insanların kaynaklara ulaşımları arasında bazı farklılıklar doğurmuştur. Toplumun en üstündeki yönetici tabaka güç ve zenginliğe sahip olmuştur. Yönetmenin yolu da yine bu gücü elde tutmaktan geçtiğinden böylece hem içeride hem de dışarıda mücadeleler ilk kez görülmeye başlanmıştır. İlk taht kavgaları, ilk geniş çaplı fetihler ve mücadeleler ilk çağlardan itibaren görülür. Anıtsal mimari aracılığıyla bu güç, ilk çağlarda özellikle vurgulanmıştır. Karmaşık bir toplumsal yapıya sahip büyük ölçekli kent yerleşimlerinde merkezî bir devlet organizasyonu; ekonomik, siyasal, askerî ve yasal konuların bir sisteme oturtulmasını sağlamıştır. Mezopotamya dışında Mısır, İndus Vadisi, Çin, Orta ve Güney Amerika kültürlerinde de yukarıda sayılan benzer nedenlerle ilk devletler ortaya çıkmıştır.
İlk devletlerin ortaya çıkmasıyla birlikte uygarlığın da başladığı kabul edilmektedir. Uygarlık tarihsel olarak devlet, üretim ve iş gücünün denetimi, toplumsal tabakalaşma, mesleki uzmanlaşma, anıtsal yapılar, yazı ve büyük nüfuslu yerleşimler gibi gelişmelerle özdeşleştirilmektedir. Uygarlığın doğuşunu hazırlayan nedenler sırasıyla; yerleşik yaşamageçişgeçiş, tarımın özellikle de sulu tarımın başlaması, fazla ürün üretimi ve kent devletlerinin ortaya çıkışı olarak sayılabilir, tarımın özellikle de sulu tarımın başlaması, fazla ürün üretimi ve kent devletlerinin ortaya çıkışı olarak sayılabilir
12 / 15
7 / 15

Cevapla
(Son Düzenleme: 27-01-2015, 14:44, Düzenleyen: SOSYOPAT.) .

Anahtar Kelimeler

Uygarlık tarihi 1.hafta PDF ,Uygarlık tarihi 1.hafta PDF Öğretmen Forumu,Uygarlık tarihi 1.hafta PDF yükle,Uygarlık tarihi 1.hafta PDF download,Uygarlık tarihi 1.hafta PDF indirmek istiyorum,Uygarlık tarihi 1.hafta PDF ödev yükle,Uygarlık tarihi 1.hafta PDF bedava, Uygarlık tarihi 1.hafta PDF ÖDEV İNDİR,Uygarlık tarihi 1.hafta PDF YÜKLE,etkinlik,yukle,İndir,download,inndir,Uygarlık tarihi 1.hafta PDF eğitimUygarlık tarihi 1.hafta PDFdosya indir


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Uygarlık Tarihi 1-7 Vize Çalışması Sosyocan 0 1,522 01-03-2015, 0:37
Son Yorum: Sosyocan
  Uygarlık tarıhi 7.hafta PDF SOSYOPAT 0 1,555 27-01-2015, 16:29
Son Yorum: SOSYOPAT
  Uygarlık tarıhı 6.hafta PDF SOSYOPAT 0 1,649 27-01-2015, 16:23
Son Yorum: SOSYOPAT
  Uygarlık tarihi 5.hafta PDF SOSYOPAT 0 1,349 27-01-2015, 16:07
Son Yorum: SOSYOPAT
  Uygarlık tarihi 4.hafta PDF SOSYOPAT 0 2,014 27-01-2015, 16:00
Son Yorum: SOSYOPAT



Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
Türkçe Çeviri : MyBBTürkiye, MyBB, © 2002-2018 MyBB Group.
MyBB Destek: InSiDe