Eğitim Sokağı
Hoşgeldiniz
Ziyaretçi. Kayıt Ol !

Sitemize Dosya Yükleyerek

Destek
Olabilirsiniz


Sosyoloji 2 özet
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5



[-]
Etiketler
sosyoloji , 2 , özet

Konu: 26
Mesaj: 27
Cinsiyet:
Kıdem: 20-01-2015

SOSYOLOJİ 2

-Auguste Comte; düzenli kentten anarjinin ve bireyselliğin yaşandığı

-Emile Durkheim; mekanik dayanışmanın değil, organik dayanışmanın olduğu

-Ferdinand Tönnies; topluluktan topluluğa geçildiği

-Max Weber; yönetimin ve belki de her şeyin akıcılaştığı kente vurgu

-Sosyoloji Disiplininin üç kurucusu:
-Karl Marx Kenti, kendine özgü bir yapı olarak değil bağlı bulundukları
-Max Weber toplumsal ilişkiler çerçevesinde.
-Emile Durkheim

-Kentteki temel toplumsal ilişkilerin yapısını ortaya koyan özel mülkiyet ve kapitalist üretim Marx

-Egemenlik yapısı :Weber

-İş bölümü, organik dayanışma, bireyselleşme -Durkheim

-Simmel kentleşmenin getirdiği sorunları “kentli yaşam tarzı” ve “kişilik” ekseninde ele almış, kentlerdeki toplumsal örgütlenmenin ve kültürün kaynağının NÜFUS YOĞUNLAŞMALARI olduğunu ortaya koyarak nedensel bir yorumla, kentlerin fiziksel özelliklerini toplumsal özelliklerle birleştiren bir yaklaşım içerisinde olmuştur.

-Simmel’in kente ilişkin sosyolojik analizleri Darw’inin ekolojik yaklaşımından etkilenmiştir.

-Simmel’in attığı “kentsel ekonomik yaklaşımı” 1920-1950 Chicago okulunun kent sosyolojisini şekillendirmiştir.

-Modern anlamda ilk kent bilim okulu Chicago okuluyla başlamıştır.

-Chicago okulu’nun birbiriyle ilişkili iki önemli yaklaşımı bulunmaktadır.

İlki kentin kenar mahallelerinin ve semtlerinin dağılımını açıklamak için geliştirdikleri ekolojik yaklaşımdır.

Kentsel yerleşimle biyolojik ekolojideki işlemler arasında doğrudan ilişki kurulmaktadır.

-Robert E.Park ve öğrencileri E.W.Burgess ve Kaderick M.Mc Kenzie Park’ın takipçisi Lovis Wirth ekolojik yaklaşım bağlamından hareket etmekle birlikte kentleşmeyle yaşam tarzı arasında ilişki kurmuştur.
-“Bir yaşam tarzı olarak kentlilik”.


-Ekolojik yaklaşımın kurucusu olan PARK çalışmalarında kentin büyüme biçimine,
kentteki farklı alt kültürlerin yaşama şekillerine (aile biçimleri, iş yaşamları, sosyal ilişkileri) odaklanmıştır.

-Kentsel Ekoloji kuramı; kentteki alt kültürlerin rekabete dayalı bir biçimde, zamanla kentin
farklı mekanlarını istila ederek, başka topluluklarının yerini aldığı görüşüme dayanır.
Söz konusu sürecin en önemli parçası göç öncelikle iş merkezlerine yakın bölgelere yerleşen grupların belirli bir zaman sonrasında bölgeyi ele geçirdiğini kabul etmektedir.

-Park’ın öğrencileri olan Burgess ve Mc Kenzie ise kentteki bölgeleri kent merkezinden dışarı doğru genişleyen ve ortak merkezi olan daireler şeklinde tanımlamışlardır.
1- Şehrin merkezi
2- Geniş bölgesi
3- Amerikan tarzı
4- Üst orta sosyal ekonomik grup.

-Weberci Yaklaşımlar
- Konut sınıfları kuramı (John Rex ve Robert Moore)
- Kent yönetimciliği kuramı (R.E.Pahl)
- Tüketim sasyolojisi kuramı (Peter Saunders)

-Marxist Yaklaşımlar
-Toplumsal haraketler kuramı (Manuel Castells)
-Sermaye çevrimi kuramı (Henşi Lefebure ve David Harvey)

11.HAFTA SUNUM
-Toplumsal sapma ve suç
Sapma veya sapkınlık, bir topluluk ya da toplumda önemli sayıda insan tarafından kabul edilen BELLİ BİR NORMLAR KÜMESİNE UYUM GÖSTERMEME.

-Toplumsal kontrol, sapkın davranışı önleme ya da düzeltme çabası.

-Toplumsal kontrol, Formel, İnformel Toplumsal Formel; toplumun normlarına ve değerlerine uyum sağlamaya yönelik dolaylı ve resmi olmayan baskıları ifade eder. Küçük gruplarda yaygındır.

Formel; daha kalabalık ikincil gruplarda ve karmaşık toplumlarda, “sapkın davranışı önlemek ya da düzeltme için kanun haline getirilmiş kurumlaşmış kamu mekanizmaları”.
-Toplumsal sapma ile suç, pek çok durumda örtüşse de aynı şeyler değildir.

-Suç Kurumları
-Biyolojik Görüş: İtalyan krimonolog Cesare Lombrose; kafatasının biçimiyle belirlenebileceğine inanıyordur. Toplumsal öğrenmenin suç davranışının ortaya çıkışını etkileyebileceğine inanıyordu- biyolojik bakımından bozuk ya da kusuru olduğunu düşünüyordur. Genetik mirasın suç eğilimleri üzerindeki etkisini ortaya koymaya çalışan bir başka yöntem soyağaçlarını incelemekti.

-Psikolojik Görüş
-Sosyolojik Yaklaşımlar
-İşlevselci Kuram (Emile Durkheim, Robert K.Merton)
-Merton’a göre suçluluk ekonomik eşitsizliklerin bir yan ürünüdür.
-Uyum gösterenler; kabul eder.
-Yenilikçiler; kabul eder, ihlal eder.
-Törenciler; uyum sağlar.
-Geri çekilenler; rekabetçi bakış açısını tümden yitirmişlerdir.
-Başkaldıranlar; radikal siyasal gruplar.

-Etiketleme Kuram (Howard S.Becker)
Etiketleme düşüncesi Frank Tonenbaum ve Edwin Lomert ve G.H.Mead W.I.Thomas Charles H.Cooley sembolik etkileşimcilerin düşüncelerine dayanır.

-Dışardakiler=Becker
-Marxist Kriminoloji (Frank Pearce, William chambliss, Richard Guinnes)
-Sağ Gerçekçilik (James Wilson, Ernest ...Haag)
-Sol Gerçekçilik (Jack Young John Lea Koyer Mathews)
-Feminist Kriminoloji

12.HAFTA
-Örgüt Sosyolojisi
- Romancı Honere de Balzac da bürokrasiyi cücelerin kullandığı dev yetki.

-Monsieur de Gournay memurların artan gücünden bureaumania adında bir hastalık olarak söz eder.

-Caryle bürokrasi denilen kıta kaynaklı baş ağrısı.

-Leydi Morgan irlandayı bureacratie ya da ofis zorbalığı.

-Bürokrasi kelimesi ilk kez 1745’de hem daire hem yazı masası anlamı yükleyerek bir dönemde Ticaret Bakanlığı görevinde bulunmuş olan” Fizyokrat Vincent de Gournay” tarafından kullanıldı.

-Weber Bürokrasi ideal tip.

-Tunç yasası, Robert Michels

-1919= Cemiyet-i Akvam’dır. (Milletler Cemiyeti)

-Küresel ölçekte faaliyet gösteren örgütler;
1- Uluslar arası Devlet Örgütleri
2- Uluslar arası Sivil Toplum Örgütleri

-Michel .... organizasyonların içinde faaliyet gösteren binaların özellikleri
-Çağdaş örgütlerin ilk ortaya çıkışına ilişkin ilk sistematik değerlendirme Max Weber
-H.V.Perlmutter ulasaşırı sirketleri üç aşamada toplamaktadırlar.
1-Etnosentrik; şirket siyasetinin kurulduğu
2-Polisentrik; denizaşırı yan kuruluşların yöntimi yerel şirketlere bırakılmıştır
3-geosentrik; yönetim yapısı uluslar arası şirketler

-Ağ toplumu üzerine yapmış olduğu çalışmalarla tanınan Manual Castels.

-Küreselleşme kavramını ilk kez 150 yıl önce Marx ve Enyel tarafından Manifesto da kullanıldığı söylenebilir.

-Herbert Spencer; organizmacı sosyoloji anlayışına sahiptir.

-Kültürel Gecikme Kuramı (W.F.Ogburn)
-Toplumsal evrim yaklaşımlarını tartışmış ve,
-Toplumsal değişimi açıklamaya çalışan biyolojik kültürel faktörlerin rollerini ayrıntılarıyla incelemiştir.
-Maddi kültür ile manevi kültürdeki değişimlerin eş zamanlı olmadığını ortaya koymuştur.
-Eş zamanlı olmayan değişimin bazı çatışmalara ve huzursuzluklara yol açtığını iddia etmiştir.
-Maddi kültür ve Manevi kültür ayırımı yapmamıştır.

-Toplumsal Değişim Kuramları (Richard A.Ppelbaum) dörtlü bir tasnif yapmıştır.
1-Evrimci Kuram
2-Dengeci Kuram
3-Çatışmacı Kuram
4-Yükseliş ve Çöküş Kuramları

-Emre Kongar; toplumsal değişim kuramlarını
-Evrimci Modeller
-Diyalektik Modeller
-Bireysel Modeller

-Toplumları yapıcı, yıkıcı işe yaramaz şeklinde ayıran düşünür; “Daniliyevski”.

-İbn Haldun; Bedevi ve haderi toplumlar şeklinde ikili bir tasnife gider ve göçebe toplumları beşeri özellikleri bakımından şehirli toplumları üstün tutar.

-Organizmacı Kuram
Paradoksal bir biçimde, kapsam olarak insanlığı kültür ya da uygarlık birimleri şeklinde bölmekte bir anlamda bütün bozmaktadır.

-Evrimci Kuramın Düşünürleri
Comte, Weber, Durkheim, Gordan Childe.
Comte; Evrimci kuramın düşünürlerinden insanlık tarihini,
-Teolojik
-Metafizik
-Pozitivist şeklinde üç aşamada inceler.

-Diyalektik Kuramın Temsilcileri
Sorokin-Marx

-Yapısal-Fonksiyonel modelin önde gelen Temsilcileri
Talcott-Parsons
-Edword B.Taylor; sözcük anlamı ve kökeni itibariyle “toprağın inlemesi” olan kültür, Edvard B.Taylor ile “insani” alanda kullanılmaya başlanmıştır.

-Karşı Kültür
Egemen Kültürün değerlerini sorgulayan grupları ifade etmek üzere, büyük ölçüde orta sınıf gençlik hareketlerinin doğuşunu bir cevap olarak 1960’larda ortaya çıkan kültür.

-Kültürün Öğeleri
-Değerler
-İnsanlar
-Semboller
-Normlar

-Norm: Belli bir durumda insanların nasıl davranmaları gerektiği konusundaki beklentilerdir.

-John J.Maconis; aile dayanışmaya bağlı grupların bulunduğu bütün toplumlarda var olan, çocuklarda dahil birbirlerine bakmak için bir araya getiren sosyal kurumdur.
Aile bağları ortak soy, evlilik veya evlat edinmeye dayalı sosyal bağ olan akrabalık olarak adlandırılır.

-William Ogburn; aile kurumunun işlevlerine ilişkin daha kapsayıcı bir tasnif yaparak Biyolojik Görev, Ekonomik Görev gibi tasnifler yapar.

-Frederich Le Play; aile sosyolojisi çalışmalarında öncü isimlerden biri olan ve maden mühendisi olarak görev yaptığı dünyanın değişik bölgelerinde işçi aileleri üzerine yaptığı monografik çalışmalardan hareketle üçlü bir aile tasnifi.

-Aile Sosyolojisi-Maden Mühendisi-Monografik Çalışmalar

-Ekzoyami: Farklı sosyal katogarideki insanların evlenmesi

-Endogami: Aynı sosyal katogarideki insanların evlenmesi

-Poligini: Çok kadın bir erkek iki veya daha fazla kadının yaptığı evlilik

-Poliandri: Çok erkek bir kadın iki veya daha fazla erkekle yaptığı evlilik

-Matriloka: Kadının ailesiyle birlikte veya yakınında oturmayı tercih etmesi

-Ümit Meriç “Yazan Aile”
Tarihten gelen bir olgudur ve topyekin toplumdan soyutlanmayacak olan bir topkeni toplumsal olaydır.

-Aile ile ilgili:
-Biyolojik Görev
-Ekonomik Görev
-Psikolojik Görev
-Dini Görev

-EĞİTİM
-Durkheim Eğitimi: Eğitim “Terbiye, toplu hayatın temel benzerliklerini çocuğun ruhunu hak eder, bu benzerlikler çocuğunu ruhuna tespit etmek suretiyle beraberliği uzatır ve kuvvetlendirir.

-Max Weber: Fertlerin ileride toplumsal yapı içinde alacakları statüyü belirleme açısından çok önemli.

-Eğitime Sosyolojik Bakış
-işlevsel Bakış
-Çatışmacı Bakış
-Feminist Bakış
-Etkileşimci Bakış

-R.K.Merton; Sosyolojideki fonksiyonalist görüşün eksiklerini tamamlamak isteyen ve özellikle “FONKSİYON” kavramı üzerinde durur.

-Eğitimin Gizli İşlevleri
-Kültür aktarımı
-Toplumsal ve siyasal bütünleşmenin teşviki
-Toplumsal denetimin temini
-Değişimin sağlanması

-Çatışmacı Yaklaşım Eğitimi: Seçkin tahakkümün bir aracı olarak değerlendirme.
-Doğalcı açıklamalara bir örnek olarak; R.Hernstein ve C. Murrayn Amerikan Toplumundaki sınıf yapısının, toplumsal sınıflar arasındaki IQ farklılıklarını yansıttığı iddia ettikleri çalışmaları Amerikan toplumu tarafından tepki ile karşılanmasının nedeni.
-Bu kez, sınıf yapısı etnisite ve renkte ilişkili olan Amerikan Toplumunda tepkiyle karşılandı. Pek çok kişi bu iddiaları siyah Amerikalılara yönelik küçük düşürücü bir saldırı olarak yorumladı.

-Max Weber; “DİNİN” özel bir tanımını vermemekle birlikte, dünya dinlerinin ekonomik ahlakı ile ilgili çalışmasında, dinleri insan varlığını düzenleyen ve büyük insan kitlelerini etrafında toplama başarısı gösteren sistemler olarak değerlendiren sosyologtur.

-Anthony Giddes’in Din Tanımı:
-Din tek tanrılıkla özdeşleştirilmemelidir.
-Müminlerin davranışlarını kontrol eden ahlaki buyruklarla özdeşleştirilmemelidir.
-Zorunlu olarak dünyanın bugünkü haline nasıl geldiğini açıklamak zorunda değildir.
-Olağanüstü ile duyular dünyasının ötesine olan bir dünyaya inanışla özdeşleştirilmemelidir.
-Meister und Junger “Din Sosyolojisi” ilk metin Joachim Wach
-Gabriel Le Bras-Archives: İki savaş arası dönemde din sosyolojisi çalışmaları yapılan kilise çalışmalı ile ilerlemiştir. Bu çalışmaların ilk ve en önemli olanları Katolik kilisesi üzerine kimler tarafından yapılmıştır.

-Din sosyolojisi’nin gelişimindeki önemli evrelerden biri 1960 sonrasında toplum sahnesine çıkan yeni olgulardır. Altmışlı yıllara kadar sekülerleşme kuramları doğrultusunda ele alınan din tanımları bu dönemden sonra değişmeye başladı. 1960’lardaki din tanımı sekülerleşme kuramlarının tersiyle dinselin toplumsal yaşamdan silineceği, gerek kuramsal düzeyde, gerekse bireylere nezdinde dinsel yorumun telafi edilemiyecek bir çöküş süresine gireceği fikri.

-Max Weber; kapitalizmin Avrupa’da ortaya çıkışını Protestanlıkla özellikle bir Protestan mezhebi olan “KALVİNİZM” ile ilişkilerdir.

Weber, Kalvinizm mensuplarının kapitalizmi geliştirmek için nasıl bir zemin hazırladıklarını iddia etmiştir.
Tanrının Salih bir kulu olabilmek için daimi bir çalışma sürecine girmelerinin ve israfa, safahata düşmeden kazandıklarını tekrar ekonomiye yatırmalarının kapitalizmin doğuşu ve özelliklede gelişimi için elverişli bir zemin teşkil ettiğini iddia ediyoruz.

-Özgürlükçü Teoloji: Yoksulluk, ayrımcılık ve diğer adaletsizlik biçimlerinin seküler toplumdan sökülüp atılmasına yönelik siyasal girişimlerde “özgürlükçü teoloji” olarak bilinen bir çerçevede destek olan üyeler LATİN AMERİKA KATOLİK KİLİSESİ mensuplarıdır.

-Doğu kaynaklı din akımlarının farklılıklarına rağmen en önemli özellikleri mistik tecrübeyi merkeze almaları ve mutlak varlıkla doğrudan ilişki imkanını sunma iddialarıdır.
-Ahlaki normları vardır
-Dine rasyonel yaklaşımı reddederler
-Milenyum üzerine vurgu vardır
-Lider, otoriter ve karizmatik bir özelliğe sahiptir.
-Sanayileşmeyle birlikte hızla büyüyen üçüncül sektörün yoksul ülkelerin ekonomik üretimindeki payı %47’dir.

-Küresel ekonominin gelişmesiyle birlikte ortaya çıkan sonuç
-Küresel iş bölümü
-Üretimi birden fazla ülkede gerçekleşen ürün sayısının artması
-Ulusal ekonomiler, kendi sınırları içinde gerçekleşen ekonomik faaliyetleri kontrol edemez hale gelmiş durumdadır.
-Dünyadaki ekonomik faaliyetlerin çoğunluğu, uluslar arası çalışan sınırlı girişimcileri kontrolü altındadır.

-Kapitalist ülkede devletin görevleri
-Fiyatları belirler
-Asgari ücreti belirler
-Şirket birleşimlerini denetler
-Tarımsal ürünlere teşvik eder

-Sosyalizm: Ekonomik ilişkilerin devlet tarafından düzenlemesidir.

-Bilimsel Yöntem=Frederich William Taylor

-Taylorun Bilimsel Yöntem Anlayışı: Büyük ölçüde işçinin tembel olduğu insanın doğası gereği çalışmayı sevmediği ve sorumluluktan kaçındığını varsayımlara dayanmaktadır.

-Taylorist ilkelere karşı ortaya çıkan insan ilişkileri hareketi üzerine çalışmalar yapan sosyolog.
Elton mayo-Durkheim-Pareto

-Mikro kredi sistemini kurarak Nobel ödülüne layık olarak görülen iktisatçı; Muhammed Yunus.

-Nur Vergin; Siyaset bilimi ve siyaset sosyolojisi arasında fark.
Siyaset bilimi öncelikle parlemonto, siyasal rejimler, seçimler ve tabii ki devlet gibi siyasetin kurumsallaşmış öğelerini incelerken siyaset sosyolojisi bu tür kuramların yer aldığı toplumun yapısal kültürel vb. özgüllüğü ile siyaseti ilişkilendirmeyi ön görür.

-Littre, siyaset sözcüğünün 8 farklı anlamını veren ve bunlardan birisinin “devletlerin yönetim bilimi” şeklinde olduğunu ifade eder.

-Weber’in iktidar ile ilgili yaptığı açıklamalar
-Her toplumun bir kısmının direnişe rağmen arzu edilen sonuçları elde etme yeteneği olarak tanımadığı iktidara dayalı olduğunu iddia eder.
-İktidarın kullanımı bir toplumun politik yaşamını yönlendiren formel bir organizasyon olan hükümetin işidir.
-Çoğu zaman insanlar toplumun siyasal sistemini kabul ederler ya da saygı duyarlar.
-Hiçbir hükümet, eğer itaat sadece kaba güçle sağlanmıyorsa uzun süre iktidar olamaz.

-Weber “Geleneksel Otorite”; Sanayi öncesi toplumlar köklü kültürel örüntülere duyulan saygıyla meşrulaştıran bir güç olan bu otoriteye dayanmaktaydı.
Nüfusun kolektif hafızasıyla örülmüş olarak bu otorite inanların genellikle soydan geçen bir liderlik sistemini kabul etmesi anlamına gelir.
-Meşruti krallık ile yönetilen şehirler
-Bahreyn, Fas, Danimarka, Norveç
-Siyasal Sistemlerden Totaliterizm
-Halkın yaşamını kapsamlı bir şekilde düzenleyen merkezileşmiş bir siyasal sistemdir.
-20.yy teknolojik ilerlemelerin yönetimlere kendi nüfuslarını sert bir biçimde kontrol etme yeteneğini vermesiyle ortaya çıkmıştır.
-Bazı totaliter yönetimler, halkın iradesini temsil ettiklerini iddia etmelerine rağmen, çoğunluğu halkı yönetimin iradesine boyun eğdirme arayışındadır.
-Totaliter toplumlarda toplumsallaşma, sisteme itaat ve sadakat amacı nedeniyle aşırı derece politiktir.
-Dünyanın en totaliter devleti “Kuzey Kore”.
-Faşizm, “Totariter” rejimle özdeşleşmektedir.
-Otoriterizm;
-Bazı ülkelerde, halkın siyasette söz hakkına sahip olması engellenmiştir
-Halkın ihtiyaçlarına kayıtsızdır
-Liderlerini seçmede halka söz hakkı vermene ve muhalefete ya da düşünce farklılığına yanıt verirken zorlanır
-Korku atmosferi

-Cemel Yalçı’nın “Göç Tanımı”
Göç; ekonomik, siyasi, ekolojik veya bireysel nedenlerle bir yerden başka bir yere yapılan ve kısa, orta ve uzun vadeli geriye dönüş ve sürekli yerleşim hedefi güden coğrafik, toplumsal ve kültürel bir yer değiştirme haraketi.

-E.G.Rovenstein “Erken Göç”; olgusu üzerine ilk çalışan kişi.

-İtme-Çekme Teorisi: İnsanların nüfusun yoğun olduğu yerlerden seyrek nüfuslu, yerlere, gelir düzeyinin düşük olduğu yerlerden yüksek olan yerlere göç etme eğilimlerini vurgular veya göçü iş döngülerindeki dalgalanmalarla ilişkilendirir.
-1985-1989 da yayımlanan “The Laws of Migration” Göçün Yasaları E.G.Rovenstein.

-Rovanstein Göç Yasası
-Nüfus sayısı istatistiklerini baz olarak yapmıştır.
-İlk makalesinde göç yasalarını açıklamaya göz merkezlerindeki iş gücü talebinin göç akışına sebep olduğuna dair herhangi bir şüphe olmadığı
-Göç ve mesafe arasındaki ilişkidir
-Ravanstein göçmenleri içine olan büyük sanayi ticaret merkezlerine doğru olan evrensel haraketlilik ve nüfusun yer değiştirmesinin göç akımlarını oluşturur.

-İmmanuel Wallerstein’in 1970’lerde geliştirdiği kavramlardan yola çıkarak Saskia Sassen-Eva Morowska gibi bir çok sosyolog uluslar arası göçün kökenini ulusal yapılanmalardaki ikili Pazar yapısınıa değil 16.yy dan beri gelişmekte olan dünya pazarına bağlamaktadır.

-Piore; çağdaş göç teorilerinden ikili emek piyasası teorili.

-Demografi
-Niceliksel ölçümlerin insan davranışlarında uygulanmasında en başarılı örnektir
-İnter disiplinler bir araştırma alanıdır
-İnsan nüfusunun yenilenme, bazende yenilenmeme mekanizmalarını inceleyen bir disiplindir
-Sınırları belli bir coğrafya da bulunan nüfusun yapısını özelliklerini ve değişimlerini inceleyen bir bilim dalıdır.

-Fransız Genetik Bilimci ve Demograf “Albert Jacguard” tarih boyunca dünya nüfusunun yapısında dört büyük demograf devrimden bahseder

-M.Ö. 40-35 bin yılları arası Yontma Taş Devri (ikinci)

-Malthus; çalışmalarını nüfus üzerine yoğunlaştıran ve nüfusla ilgili analizler gerçekleştiren aynı zamanda bir din adamı olan ilk demograf.

-Notestein Klasik Demografik geçiş kuramının aşamaları
-Sanayileşme öncesi aşamada hem doğum hem de ölüm hızları yüksektir
-Sanayi devrimini sonucu olarak iyileşen sağlık ve yaşam koşullarını etkisi ile ölüm hızları düşmeye başlamakta doğum hızlarındaki düşüş onu gecikmeli olarak takip etmektedir
-Bu aşamada hızlı bir nüfus artışı

-Comte, kenti nasıl ele almıştır?
Düzenli kentten anarşinin ve bireyselliğin yaşandığına vurgu yapmıştır.

-Ekolojik yaklaşımın kurucusu Robert E.Park

-Park’ın öğrencileri olan Burgess ve McKenzie kentteki bölgeleri kent merkezinden dışa doğru genişleyen ve ortak merkezi olan daireler şeklinde tanımlamışlardır.
-İlk daire şehrin merkezidir
-Bir sonraki ise nüfus ve arazi piyasası açısından oldukça kaygan olan geçiş bölgesi
-Geçiş bölgesi daha önce ticari faaliyetin yoğun olduğu ancak eski kullanıcıların ayrılmasıyla göçmenlerin ilk yerleştiği yerler
-Amerikan hayat tarzına benzer bir biçimde yazmaya çalıştıkları bölge üçüncü bölgeyi oluşturmaktadır.

-Chicago okulunda yer alan “Louis Wirth”ün kuramını eleştirilmesine neden
-Kentlerin sadece iç dinamiklerine değil parçası oldukları toplumun çeşitli yönlerine de dayanması açısından eleştirilmiştir.

-Kenti anlama ve tanımlama çabasında olan sosyologlar 20.yy yaklaşımlarını çeşitli bağlamlarda sınıflandırma girişimlerinde bulundular.
-Sounders’in sınıflandırması
-Bir ekolojik topluluk olarak kent
-Bir kültürel form olarak kent
-Bir kaynak dağıtım sistemi olarak
-Bir kolektif tüketim birimi olarak kent

-H.T.Şengül; kentsel mekan ve kent mekanı üzerine yapılan mücadelelerin ve kentin yaşadığı değişimin üç temel yaklaşım “Devlet merkezli”,” Sermaye mantığı”,”Toplumsal çelişkiler”.

-Weberci yaklaşımlardan doğan, kent sosyolojisi çalışmalarında kurumsal bir araç olarak kullanılan “Konut Sınıfları Kuramı” John Rex ve Robert Moore tarafından geliştirilmiştir.

-Kent Yönetmeciliği kuramı R.E.Pahl ana önermeleri
-Mekansal sınırlamalar
-Toplumsal sınırlamalar
-Bağımsız değişken olarak kent yöneticileri
-Kentsel sistemde çalışmanın kaçınılmaz olması

-Marksist gelenekten yararlanan Castells, kentsel sistemi nasıl tanımlamaktadır
-Ekonomik
-Siyasal
-Hukuksal ve ideolojik süreçlerin bir arada olması şeklinde tanımlama

-Modern toplumlarda geleneksel normlar ve standartların yerine yenisi konmadan aşındığını ileri süren ve ANOMİ kavramını ilk kez ortaya atan sosyolog DURKHEİM.

-Durkheim’in suç ve sapkınlık hakkındaki düşünceleri
-Toplumsal olgular olarak görmüştür
-Modern dönemde insanlar geleneksel toplumlarda olduklarından daha az kısıtlanmıştır
-Sapkınlık toplum için gereklidir, sapkınlık iki önemli işlevi yerine getirir uyarlayıcı işlevi vardır, iyi ve kötü davranışlar arasındaki sınır korumayı destekler
-Bir suç olayı, grup dayanışmasını yükselten ve toplumsal normları açıklığa kavuşturan toplu bir tepki ortaya çıkarabilir.
-Etiketleme kuramının temel kavramlarını ve etiketleme sürecinin aşamalarını sistematik olarak ifade eden ve bir kurama dönüştüren
“Dışardakiler”, “Becker”.

-Erving Goffman’ın etiket kuramı ile ilgili görüşü
Cezaevleri, akıl hastaneleri ve ıslah evleri gibi total kurumların içerdekilerin benlik algılarını ve bireyselliklerini nasıl yıktıklarını onları onur kırıcı bir süreçten geçirerek kurumsal bir sayı, hücre ve konuma nasıl indirgemeye çalıştıklarını ortaya koymaya çalışır.

-Becker’in Dışardakiler adlı eseri
-Sapkınlık diye bir şeyin olmadığını iddia eder
-Davranış biçimi sadece başkaları tarafından öyle tanımlandığı için sapkın hale gelir
-Toplumsal gruplar sapkınlığı, ihlali sapkınlık oluşturan kurallar yaratarak ve bu kuralları belirli kişilere uygulayıp onları “Dışardakiler”olarak etiketleyerek yaratırlar
-Sapkın kişi etiketin başarılı bir şekilde uygulandığı biridir

-Marksist Kriminolog
-Frank Pearce
-William Chamblisu
-Richard Quinney

-Marksist Kriminoloji Yaklaşımı
-Suç ve kapitalizm arasındaki bağlantıya ilişkin sürekli bir vurgu
-Yasaların tarafsız olduğu iddiası gerçek dışıdır
-Kapitalist mülkiyeti korur
-Belli başlı davranış biçimlerinin “suç” olarak görülmesini, egemen sınıfın kendi güç tanımını kutsal bir yere konumlandırmasının bir sonucu olarak değerlendirilir.

-Sağ Gerçekçilik Kuramının temsilcileri
James Wilson ve Haag


-Sol Gerçekçiliğin Marksist kuramcılara katıldığı nokta
Sol gerçekçiler, suçun nedeninin temel bir bileşeni olarak yapısal eşitsizliğe vurguda bulunan Marksist yaklaşıma katılırlar.

-Weber Bürokrasiyi; büyük çapta idari görevler ve örgütsel hedeflere ulaşmak için çok sayıda bireyin çalışmasını rasyonel bir biçimde koordine etmek amacıyla tasarlanmış hiyerarşik örgütsel bir yapı olarak tanımlamıştır.
Weber, bürokratik örgütlerin yayılmalarını yapı ve kaynaklarını incelemek için bir bürokrasi ideal tip geliştirmiştir.
-İleri düzeyde uzmanlaşmış idari bir iş bölümü keskin bir hiyerarşi
-Yazılı kurallar
-Yazılı kayıtlar ve ayrıntılı dosyalama sistemi

-Farklı şekillerde organize olmuş ulusaşırı şirketlerden söz edilir.
H.V.Perlmutter bu şirketleri üç katagoride toplamaktadır.

-Etrosentrik ulusaşırı şirket: Şirket siyasetinin kurulduğu ülkede konuşlanmış olduğu genel merkezde oluşturduğu ve uygulamaya geçildiği şirket tipi.

-Ağ toplumu; ağ tabanlı girişimlerin küresel ve bilgiye dayalı bir ekonomiye en uygun örgütlenme biçimi olduğunu ileri sürer.

-Michel Foucault
-Organizasyonlar ile organizasyonlar içinde faaliyet gösterdikleri binaların özellikleri ve yapısı arasında bağlantılar kurmuştur.
-Mekana ve zamanın denetim alınması prensibi üzerinden kuramını geliştirmiştir.
-Bir örgütün mimarisinin onun sosyal yapısı ve yetki sistemiyle doğrudan ilgisi olduğunu gösterimiştir.
-Bu çerçevede aslı amacı bu olmasa da bir organizasyon kuramı geliştirmiştir.

-Weber’e göre modern otorite; rasyonelliğe, hukukun tarafsız bir irade sergileme gücüne ve uzman bireyler veya görevlilerin üzernide birleştikleri kurallara dayanır.

-Gönüllü Örgütler
-Yardım kuruluşlarından sendikalara meslek odalarından sportif faaliyet gösteren derneklere çok geniş bir yelpazede gönüllü örgütler mevcuttur.
-Toplumun refahına katkıda bulunurlar.
-Gönüllü örgütlerde gençken faal olan yetişkinler oy kullanmaktan kampanya işlerine kadar siyasal faaliyetlere katılma ihtimalleri çok yüksek.
-Vatandaşlık sorumluluğu için eğitim zemini de hazırlar.

-Micheal Foucoult; içerisinde bireylerin fiziksel olarak dış dünyadan uzun bir süre ayrı tutulduğu hapishane gibi örgütlere dikkati çeken düşünürdür.

-Dernek: Örgüt, rol ve statülerin belirlendiği, amaca uygun iş bölümünün yapıldığı, yetik ve sorumlulukların basamaklandırdığı akılcı ve resmi ilişkilerle oluşturulan yapılanmadır.

-Mashall Mclıhan; akademik litaratürde küreselleşme kavramını ilk kullanan

-Peter Robert Urtmezer; küreselleştirmeyi “sınırsız toplum” olarak tanımlar.

-Ronald Kobertson; Pitsburg üniversitesi öğretim üyelerinde ve küreselleşme konusunda öne çıkan düşünürlerden bir olan sosyolog.

-Robertson’un küreselleşme kuramı ile ilgili yaptığı dört temel unsur
-Benlik
-Ulus
-Toplumlar
-İnsanlık

-Janet Ab-Lughod; “küreselleşme üzerine tartışmalarda gevezeliğin ötesine geçmek” başlıklı makalesinde bir makro sosyolog olmasına rağmen, makaleyi hazırlamak için okuduğu makale ve yazıların çok soyut olmasından duyduğu rahatsızlığı dile getiren sosyolog.

-Küreselleşme tartışmalarında ilk başlarda öncelik
-Ekonomik ilişkilere

-Hirst ve Thompson; küreselleşmenin yeni bir süreç olduğuna karşı çıkan ve “küreselleşme sorgulanıyor” adlı eserin yazarları olan düşünürlerdir.

-Küreselleşmenin net bir şekilde ifade edilebilmesi açısından ve yaşamın pek çok alanındaki etkilerini özetler nitelikteki olmasından dolayı diğerlerinde farklı olan tanımlama.

-David Harvey “Zaman mekan sıkışması”

-Anthony Gramsci hegomanya kavramını egemen sınıfın bir egemen olma pratiği şeklinde tanımlamıştır.

-Küreselleşmenin itici güçleri
-Ekonomik Faktörler
-Bilimsel Faktörler
-Teknolojik Gelişmeler
-İdeolojik Nedenler

-Kagarlitsky; küreselleşmenin emperyalist ve kolonyalist söylemlerin üstünü örttüğünü düşünen biridir.

-Aşırı küreselleşmeciler
-Kenichi Ohmae
-William Greider
-Perimutter



-Küreselleşmeyi temel bir dönüştürücü güç olan gören düşünürler
-Giddens
-Castells
-Scholte

-Antropolog E.B.Taylor; bilgi, inanç, sanat, ahlak, yasa, gelenek ve toplumun bir üyesi olarak insan tarafından kazanılan diğer yetenekleri içeren karmaşık bütün türü “Bir halkın ya da grubun tüm yaşam biçimi”.

-Sosyolojik olarak çağdaş kültür nedir?
Çağdaş kültürün kurumları ve işlevleri tanımlanır ya da ekonomik olarak kültürel üretim alanındaki yatırım ve pazarlamanın etkileri olarak tanımlanır.

-Richard Hoggart “Kültürel incelemeler üzerine yazılan (The Uses of literacy)

-Raymond Williams; Kültürel incelemelerin bir diğer inşa edici metni olan (Cultureund Sociey)

-Hoggat’ın The uses of Literacy adlı kitabı
-şizofrenik bir kitap olarak değerlendirilmektedir
-İlk kısmı, ticari kültürün ve eğitim kurumlarının etkisinden görece korunmuş
-Geleneksel sanayi işçi topluluklarına yönelik samimi bir ilgi içerir
-İkinci kısım ise modern kitle kültürüne yönelik pratik temelli eleştirel bir saldırı üzerine yükselir
-Eski çalışan sınıfın komünal hayatının parçalanmasıyla birlikte bu kitabı takip eden kültürel incelemeler iki farklı yolda ilerledi.

-Staurt Hall onun yönetime gelmesiyle birlikte araştırma merkezi çağdaş toplumu, özellikle gelişen gençlik kültürünü analiz ederken sınıf etniste ve toplumsal cinsiyetinde önemini vurgulayan neomarksist bir çerçeve kullanarak kültür araştırmalarını modernleştirmeye girişti. İşçi sınıfından gençlerin davranışlarının ve onların liderlerinin “sessiz” isyanlarının analiz edildiği bu yaklaşımda “kültürel direniş” kavramı merkezi bir yere....

-Taull willis’in –Learning Labour; çağdaş kültürel incelemeler merkezinin en önemli çalışmalarından biridir.

-David Morley-The Nationwide Audience; Çağdaş kültürel incelemeler merkezinin çalışmalar
ından, dinleyicilere ilişki ilk etnografik araştırmalardan biridir. 1960’ların sonu ve 1970’ler boyunca yayın olarak izlenen BBC magazin programının izleyenlere ilişkin yaptığı bu etnografik çalışma, medya üzerine çalışan kültürel incelemeler içeresinde bir kırılma özelliği taşımaktaydı.

-Robert stoller “Toplumsal cinsiyet” konusundaki en kapsamalı araştırmacı.
-Toplumsal cinsiyet sosyolojisi ifadesi yerine “feminist sosyoloji” ifadei kullanılabilir.




-Talcott parsans sosyalleşme düşüncesi
-Kişileri belli görev ve toplumsal statülere yerleştirme
-Kişileri farklı rol, davranış kalıpları, sosyal sınıf, yerleşim yererinde farklılaştırma
-Şahsiyet, toplumsal ve kültürel sistemler gibi konular üzerinde durur
-Kişinin toplum içindeki hedeflerini onun rolleri, ihtiyaçları ve toplumsal değeler organizasyonları belirler

-Joseph Ficheara göre değerlerin belli işlevleri vardır
-Değerler kişilerin ve birlikteliklerin sosyal değerlerinin yargılanmasında hazır birer araç olarak kullanılır.
-Değerler kişilerin dikkatine istenilir, yararlı ve önemli olarak görülen maddi kültür nesneleri üzerinde odaklaştırırlar.
-Değerler kişilerin sosyal rolleri seçmesinde ve gerçekleştirmesinde rehberlik ederler.
-Değerler dayanışma aracı olarak da işlevde bulunurlar.

-Kitle kültürünü, halk kültüründen ayıran temel fark.
Kitle kültürü, devasa bir kültür endüstrisi ticari kaygılarla üretilen ama kitlesel düzeyde tüketilen kültür ürünleri için kullanılmaktadır.

-Türk toplumunun değerleri
-Riskten ve kişisel girişimden kaçınmak
-Yakın çevre dışındakilere güvensizlik
-Kadercilik, çalışmanın bir zorunluluk olarak görülmesi
-Piyasa üzerinde sıkı devlet denetimi

-Alman tarihçi Herder’in kültür tanımı
-Yeryüzünün dört bir tarafından Avrupa’ya boyun eğdirilmesine karşı çıkıyordu
-İnsanlık içerisindeki “gelişmişlik”ölçütü olarak kullanılan tek bir “kültür” yerine, çoğul olarak kültürlerden söz edilmesi gerektiğini ifade ediyordu.
-Farklı uluslar ve dönemlerin özgül ve değişken kültürlerinden aynı zamanda belli bir ulus içindeki toplumsal ve ekonomik grupların özgül ve değişken kültürlerinden de söz etmek gerektiğini ifade ediyordu.
-Romantik haraket içinde bu anlam ortadoks ve egemen mekanik soğuk gayri insanı olarak nitelenen “civili zation” bir alternatif olarak daha da geliştirildi.

-Kültür: Bir yaşam tasarımı ve insanların davranışlarını organize eden ortak anlayıştır.
-Sosyalleşme ile kazanılan kültür ortak anlayışları paylaşan insanların bir grup içindeki davranışlarının en olması gerektiğini ortaya koyar.
-Ne düşündüğümüzü nasıl davrandığımızı ve neye sahip olduğumuzu kapsayan bir sözcüktür.
-Maddi olmayan kültür, bir toplumun üyeleri tarafından geliştirilen fikirlerdir ve bu fikirler sanattan Budist okulu Zene kadar farklılık gösterir.

Cevapla
.

Anahtar Kelimeler

Sosyoloji 2 özet ,Sosyoloji 2 özet Öğretmen Forumu,Sosyoloji 2 özet yükle,Sosyoloji 2 özet download,Sosyoloji 2 özet indirmek istiyorum,Sosyoloji 2 özet ödev yükle,Sosyoloji 2 özet bedava, Sosyoloji 2 özet ÖDEV İNDİR,Sosyoloji 2 özet YÜKLE,etkinlik,yukle,İndir,download,inndir,Sosyoloji 2 özet eğitimSosyoloji 2 özetdosya indir




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
Türkçe Çeviri : MyBBTürkiye, MyBB, © 2002-2018 MyBB Group.
MyBB Destek: InSiDe