Eğitim Sokağı
Hoşgeldiniz
Ziyaretçi. Kayıt Ol !

Sitemize Dosya Yükleyerek

Destek
Olabilirsiniz


Sosyal bilimler felsefesi 1.hafta PDF
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5



[-]
Etiketler
sosyal , bilimler , felsefesi , 1 , hafta , pdf

Konu: 26
Mesaj: 27
Cinsiyet:
Kıdem: 20-01-2015

1. POZİTİVİZM I: SOSYAL BİLİMLERİN DOĞUŞU
1.1. Genel Olarak Pozitivizm
En genel anlamda pozitivist bilim anlayışının temel özellikleri şu şekilde özetlenebilir:
- "gerçeklik"in temelinin duyu algıları olması,
- safsata veya yanılsama olarak aşağılanan bir metafizik düşmanlığı gibi değişik biçimlerde ortaya konabilen bir sav olarak fenomenalizm,
- felsefenin, bilimin bulgularından açıkça ayır edilebilir fakat aynı zamanda bu bulgular üzerinde asalak durumundaki bir çözümleme yöntemi olarak sunulması,
- deneysel bilginin, moral hedefler arayışından veya ahlaki standartların uygulanışından mantıksal olarak bağımsız olduğu savı anlamında olgu ve değer ikiliği,
- doğal ve toplumsal bilimlerin ortak mantıksal ve hatta belki de yöntem bilimsel temele sahip oldukları düşüncesi anlamında "bilimin birliği" anlayışıdır.1
Pozitivist anlayışa göre bilimsel bilgi, nesnel gerçekliğin insan zihni tarafından kavranmasıdır. Bir diğer deyişle bilimsel bilgi, bilen (özne) ile bilinen (doğa-toplum) arasında bir ayrıma dayanmakta ve nesnenin özünün insan zihni tarafından edinimini ifade etmektedir. Bu açıdan pozitivizm, bilimsel bilginin vazgeçilmez ön koşulu olarak "insan özne"nin dışında nesnel bir gerçeklik alanının var olduğunu kabul etmektedir.
Pozitivist bilimsel bilgi anlayışı, deneyci geleneği kendi içine almasına rağmen, ham bir deneycilikten ibaret değildir. Pozitivizm, salt olgusal olarak sınanabilir betimleyici bir bilgi ile yetinmemekte, bu bilgiyi belirli bir dizge içine oturtarak inceleme konusunu oluşturan "gerçeklik alanı"na ilişkin genellemelere varmayı hedeflemektedir.
Pozitivist anlayışın temel ön-kabullerine göre bilginin bilimselliğinin en temel ölçütü, bilgiyi dile getiren önermenin olgusal olarak sınana bilirliğidir. Bir diğer deyişle bilimsel bilgi, olgusal içeriği bulunan önermelerle dile getirilirken bilimsel olmayan "bilgi"yi ifade eden önermeler, olgusal içerikten yoksun oldukları için sınanmaları da mümkün değildir. Viyana
çevresinin temsil ettiği yeni pozitivizmin terimleriyle söylenecek olursa bilimselliğin ölçütü, bir önermenin "anlamlı" olup olmamasında yatmaktadır. Önermenin "anlamlı" olup olmaması ise olgusal içeriğinin bulunup bulunmamasına, bir diğer deyişle "dış dünya"ya ilişkin bir içerik taşıyıp taşımamasına göre belirlenmektedir.2
Pozitivizme göre bilim adamları, gözlem ve ölçümle işe başlar, verileri dikkatlice toplar ve bunlardan istatistikler derlerler. Modelleri ve düzenlilikleri kavradıktan sonra tümevarımla verilerini tanımlayan yasalara ya da genel sonuçlara varırlar. Bu yaklaşım nesnelliği garanti eder, çünkü bilim adamı tüm öznel önyargılardan sıyrılmak için çabalar. Bu işlem toplumsal bilimlere uygulandığında "değer-içermeme" şeklinde adlandırılır. Bu da araştırmacının olası en geniş anlamda değer ve görüşlerini paranteze alması anlamına gelir.
En genel anlamında pozitivist bilim anlayışı şu şekilde işler: - gözlem ve deney,
- tümevarımsal genelleme,
- hipotez,
- hipotezin doğrulanmaya çalışılması, - kanıtlama veya kanıtlayamama ve
- bilgidir.3
1.2. Habermas’ın Pozitivizm Eleştirisi
Habermas'a göre "bilimcilik" bilimin kendine olan inancı anlamına gelir. Bilimcilik, bilimi olası bilginin bir biçimi olarak anlamak yerine, onu bilgiyle özdeşleştirir.4 Pozitivizmin en çok eleştirilmesi gereken yanı "bilimci" tavrıdır. Habermas'ın eleştirdiği bilim değil pozitivist bilim anlayışıdır; bilimin tek bilgi biçimi olduğunu iddia etmektir. Bilimciliğin kendisini ortaya koyuşu çelişkilidir. Bilimcilik, olguların bütünselliğini bilimlerin nesne alanı olarak açıklayarak ve bilimi olguların tekrarına indirgeyip metafizikten kopararak bilimin ötesine giden hiçbir düşünümü doğrulayamaz ki buna kendisi de dâhildir. Yani bir anlamda bilimci tavrıyla pozitivizm kendini yine kendisiyle açıklamaya çalışmakta ancak bunu başaramamaktadır.
Bilimciliğin yükselişi, bilgi eleştirisinin geleneksel ilgilerinin ve buna bağlı olarak da bilginin anlamının belirgin bir şekilde değer yitirmesiyle sonuçlanmıştır. Bilgi kuramı kendini giderek yönteme ilişkin sorunların çözümlemesiyle sınırlamış ve böylece bilgi öznesinin rolünün ve kendi eylemleri üzerine düşünümünün önemi anlaşılmıştır. Felsefenin bilgiye karşı eleştirel bir konum alma olasılığı çözülmüştür. Bilgi kuramsal açıdan bilimin işlev ve anlamını sorgulayacak adımlar atılamaz olmuştur çünkü bilginin bilimden bağımsız bir şekilde onun sonuçlarını eleştirebileceği bir temeli kalmamıştır. Bir anlamda bilginin fetişleşmesi adına bilginin anlamı us dışı hâle gelmiştir.
Bilgi ile gerçek, dil ile dünya arasındaki ilişki edilgin değil, etkindir. Bu bağlam içinde, nesne "orada", simgesel dizgenin dışında olmasına rağmen, belirsiz olduğu için, dil (simge) tarafından yoğrulmadığı sürece hiçbir anlam taşımaz. İnsan elbette doğadan kopuk olarak yaşamaz fakat arasındaki ilişki temel kopukluğun sonradan dolaylı bir şekilde simgesel düzenlemeyle giderilmesine dayanır. Aynı tür ilişki, toplumsal düzeyde kurulan koşut karşıtlıklar için de geçerlidir. Toplumsal yaşam doğal çevre içinde gelişir ancak bu çevrenin anlamı ve etkisi, simgesel bir düzenlemenin sonunda belirir. Diğer yandan, yine toplumsal yaşam, doğal zorunluluklara uymayı ve karşı koymayı gerektirir. Ama yine burada da uyumun ve karşı koymanın biçimleri doğrudan zorlukların bir işlevi değil, simgesel düzenlemelerin özgül bir etkisidir. Kısaca; bilgi kadar toplum, toplum kadar doğa, kuram kadar pratik simgesel bir kuruluşun izlerini taşır. Bu açıdan bakıldığında, öznel/nesnel veya idealizm/materyalizm gibi ikilikler üzerinde dayatmak bizi pozitivizmin sınırları içine hapsetmek olur. Adı geçen ikilemleri doğuran çıkmaz, sorunun ortaya konduğu noktada başlamaktadır. Sorun simgeden bağımsız özne/nesne ilişkisine indirgenince "dilsiz" bir özne "anlamsız" bir nesne ile karşı karşıya getirilmektedir.5
Pozitivist yöntemi benimseyen çağdaş toplumsal kuram, toplumsal dünyanın doğal dünyadan farklı olmadığını, bu nedenle de doğa bilimlerinde başarıyla uygulanan pozitivist açıklama biçiminden farklı bir açıklama yönteminin toplumsal bilimlerde gerekli olmadığını ileri sürmektedir. Bu görüşe göre, ister toplumsal ister doğal olsun, bütün bilimin amacı deneyci gözlemle kanıtlanabilir nitelikte olan genellemeler veya yasalar üretmektir. Bilimselliğin temeli öne sürülen yasaların deneyle, gözlemle sınanmasına bağlıdır. Sınanamayan veya doğrulanamayan düşünce biçimleri hangi düzeyde olursa olsun "normatif" görüşler olmaktan
ileri gidemedikleri için birer "ideoloji" olarak kalmaya mahkûmdurlar.6 Üzerinde bilgi edinilmek istenen alanın doğa ya da toplum olması, bilimsel bilgiye ulaşmak bakımından herhangi bir yöntem bilim farkını gerektirmemektedir. Bu bakımdan doğa ve toplum, öznenin dışında varolan "nesnel gerçeklik" alanının iki yönünü ifade eder; aralarında bilimsel bilgiye ulaşma yolunu farklılaştırmayı gerektirecek denli önemli bir fark yoktur. Dolayısıyla, doğa bilimleri ile toplumsal bilimler arasındaki fark öze ilişkin bir fark olmayıp sadece konuların farklı olmasından ibarettir.7
1.3. Erken Pozitivizm ve Auguste Comte
Habermas'ın pozitivizm eleştirisinde gündeme aldığı ilk düşünür Comte'dur. Onun Comte'a olan eleştirel yöneliminin ilk nedeni elbette Comte'un bir anlamda pozitivizmin kurucusu olmasıdır. Ancak bu yönelimin Habermas tarafından pek vurgulanmayan bir başka boyutu da Comte'un toplumsal bilimleri ilk kez dizgeci bir şekilde yapılandırmaya çalışan bir düşünür olmasıdır. Farklı bir bakış açısından da olsa Habermas'ın yapmaya çalıştığı da aynı şeydir.
Pozitivizm, biri esas olarak toplumsal kuramda merkezîleşen, diğeri ise daha özgül olarak bilgi kuramı ile ilgili olan iki evreye ayrılabilecek bir gelişme göstermiştir. Bir bakıma aydınlanma düşüncesindeki "ussal" bir toplum düzeninin kurulabilirliği inancının devamı sayılabilecek olan Comte'un pozitivizmi, bu açıdan pozitivizmin ilk evresini oluşturmaktadır.
Comte'un "üç hal yasası" olarak formüle etmiş olduğu toplumsal değişim kuramı, ayrıntılarında günümüz pozitivizmi için önemini yitirmiş sayılabilir. Buna karşılık, Comte'un düşüncesi içinde bulunan bazı genel ilkelerin pozitivizmi belirleyici özelliklerini sürdürdükleri söylenebilir. Bunlar arasında ilk akla geleni "teolojik-metafizik-bilimsel" evreler olarak sıralanan toplumsal gelişme anlayışında var olan "bilimsel" olanın, "metafizik" olana üstünlüğü görüşünde belirgin biçimde görülen "metafizik aleyhtarlığı"dır. İkinci olarak da doğal ve toplumsal bilimlerin "birliği" anlayışı gösterilebilir. Bu ikisiyle bağlantılı olan üçüncüsü ise "üç hal yasası" deyişinde var olan "yasa" kavramıyla ilgilidir.8
Comte'a göre, pozitif felsefenin temel özelliği bütün olayları doğal ve değişmez yasalara bağlı olarak kabul etmesidir. Temel amaç bu yasaların keşfi ve onları mümkün olan en az sayıya indirmektir. Ona göre, ilk ve son sebeplerin araştırılması, kesin olarak erişilmez ve anlamsız bir şeydir. Yapılması gereken, olayların meydana geliş koşullarını incelemek ve aralarındaki normal ilişkilerle benzerlik ve art arda gelişlere göre birini diğerine bağlamaktır.9
Marcuse'nin belirttiği gibi, Comte'da pozitif felsefe belki de in adjecto (devralınmış) bir çelişki değildir fakat felsefeyi bilimsel bilginin oluşum hâlindeki sentezinin ifadesine indirgemektedir. Comte, “Hakiki felsefi tin, pozitif sözcüğünde toplanmış olan temel özellikleri içine alır.” demektedir. Spekülatif felsefenin görünenlerin ötesine nüfuz etmeyi amaçlayan yararsız çabaları reddedilmektedir. Fakat bu terim, aynı zamanda "belirlilik" ve "kesinlik"i içermektedir ki bu özellikler, benzer bir biçimde modern insanın düşünsel yaşamını, daha öncekilerden ayırmaktadır. Son olarak terim, bir "yapıcı(organik) eğilim" ve bir "göreci bakış açısı"nı akla getirmektedir. Bunlardan ilki, pozitivist tinin kurucu özelliğini ifade etmektedir. Buna karşıt olarak "metafizik tin" örgütleme gücünden yoksundur; yalnızca eleştirilebilir. Sonuncusu ise metafizik felsefenin özelliği olarak mutlakçılığın yadsınmasını kesinleştirmektedir. Olguların karşılıklı değişmelerini düzenleyen yasalar daima koşullu bir özellik taşırlar çünkü bu yasalar "mutlak özler" olarak öne sürülmekten çok deneysel gözlem temelinde tümevarım yoluyla elde edilirler.10
Comte'un bilim felsefesi, "pozitif" terimiyle kapsandığı varsayılan yöntemsel kurallara indirgenebilir. "Pozitif tin", bilimsel nesnelliği garanti eden işlemlerle ilgilidir. Pozitivizmin ruhu üzerine olan söyleminde Comte, sözcüğün anlamsal bir çözümlemesini ortaya koyar. "Pozitif" sözcüğünü, düşsele karşı gerçek; kararsızlığa karşı belirlilik; belirsiz olana karşı kesinlik; yararsız, boş olana karşı yararlılık ve mutlak olana karşı göreli geçerlilik anlamında kullanır.
bilimin nesne alanının sınırlandırılması, bilimin nasıl olup da yalnızca kendi işlevselliğini sağlayan yöntemsel kurallarla tanımlanabileceği sorusunu yeniden gündeme getirir.11
Ancak Comte için -aynı zamanda- mutlak deneycilik de olanaksızdır:
"...her çağda olayları birbirine bağlamak için bir kurama gereksinim vardır. Bu gereksinim başlangıçta insan zekâsının kuramları gözlemlerden sonra kurmak gibi açık bir olanaksızlığıyla kaynaşır. Gerçek bilgilerimiz yalnız ve yalnız gözlenebilen olaylara dayanan bilgilerimizdir. Bacon'dan beri bütün kafası işleyenlerin tekrarladığı bu temel ilke, insan zekâsının olgunluk çağına uygulandığı zaman da en küçük bir şüpheye yer bırakmaz. Yeter ki gereği gibi uygulansın ama bilgilerimizin kuruluşunu göz önüne getirirsek ilkel hâlinde insan zekâsının hem böyle düşünmediği hem de böyle düşünemeyeceği meydandadır çünkü bir yandan her pozitif kuramın ister istemez gözlem üzerine kurulduğunu biliyoruz, öte yandan gözlemi yapabilmesi için zekâmızın bir kurama muhtaç olduğu malum. Eğer olaylara bakarken onları hemen bazı ilkelere bağlayamıyorsak, bu teker teker gözlemleri toplamak ve onlardan faydalanmak şöyle dursun, onları aklımızda dahi tutamayız hatta çok defa gözümüzün önünde olup biten olayların farkına bile varamayız."12
Teker teker ele alınan her bilim için olduğu gibi insan düşüncesi de teolojik, metafizik ve pozitif aşamalardan geçen bir ilerleme göstermektedir. Teolojik aşamada, tinsel varlıkların eylemleriyle belirlenen bir evren kavrayışı bulunmaktadır. Bu aşama "insan zihninin harekete geçmesi için zorunlu olan nokta"dır ve tüm-erkli tanrısallığı benimsemesi nedeniyle Hristiyanlıkta en üst noktasına ulaşmaktadır. Metafizik evre, hareket hâlindeki bu tinselliklerin yerini soyut özlerin almasını sağlamakta, böylece düşüncenin sabit ve belirli aşaması olan bilimin ortaya çıkışının temelini hazırlamaktadır.13
Comte “Cours de Philosophie Positive”de çeşitli bilim dalları arasındaki ilişkilerin hem çözümleyici hem de tarihsel bir anlamda hiyerarşik bir ilişki olduğunu ileri sürmüş; tarihsel anlamda, insanlığın düşünsel gelişiminin üç aşamalı olduğu yolundaki ünlü yasanın terimleriyle açıklamıştır. Çözümleyici olarak Comte, bilimlerin azalan bir genellik fakat artan bir karmaşıklık hiyerarşisi oluşturduklarını açıklamaktadır. Her özel bilim, hiyerarşide kendisinin altında olanla mantıksal olarak bağımlıdır. Ancak aynı zamanda, diğer bilimlerin ilgilerine indirgeyemeyeceğimiz oluşum hâlindeki bir nesneler düzeni ile ilgilenmektedir. Dolayısıyla örneğin biyoloji, bütün organizmaların maddenin bileşimini düzenleyen yasalara uyan fiziksel varlıklar olmaları ölçüsünde fizik ve kimya yasalarını önceden geçerli saymaktadır. Diğer yandan ise karmaşık varlıklar olarak organizmaların davranışları bu yasalardan dolaysız olarak çıkarsanamamaktadır. Bilimler hiyerarşisinin tepesinde yer alan toplum bilim, kendi bağımsız konusuna sahip olmayı sürdürürken diğer bir bilimsel disiplinin yasalarını da geçerli saymaktadır.14
Comte bilimler hiyerarşisini şu şekilde oluşturur: i. matematik,
ii. astronomi,
iii. fizik,
iv. kimya,
v. biyoloji,
vi. toplumsal fizik (toplum bilim).
Comte, psikolojiyi kısmen toplum bilime kısmen de biyolojiye dâhil ederek onu başlı başına bir bilim olarak kabul etmez. Ona göre ruhsal yaşam birtakım olayların arka arkaya gelmesinden oluşur. Bilinç diye özerk bir öz, bir varoluş yoktur.
Comte toplum bilimi iki kısma ayırır: i- Statik, ii- Dinamik toplum bilimdir. Böyle bir ikicilik, düzen ve ilerleme kavramlarına uygun düşer. Biyoloji gibi toplum bilim de "sentetik" nitelikte kavramlar kullanır. Yani daha altta yer alan bilimlerde olduğu gibi, eleman yığınlarından çok karmaşık bütünlerin özelliklerine ilişkin kavramlar kullanır. Bu iki bilim ayrıca, statik ve dinamik ayrımını paylaşırlar. Toplum bilimde, birincisi toplum içindeki kurumların karşılıklı işlevsel ilişkilerini, ikincisi ise toplumsal evrim sürecinin incelenmesini içerir. Ancak dinamiğin toplum bilimdeki önemi, biyolojidekinden daha derindir çünkü -üç hal yasası aracılığıyla- bir bütün olarak pozitif düşüncenin düşünsel gelişimini incelemektedir. Toplum bilim, her biri bu bilime özgü özellikler taşıyan üç yöntem bilimsel öğeye dayanmaktadır. Bunlar: Gözlem, deney ve karşılaştırmadır. Comte, deneysel gözlemin temel önemine olan bir
bağlılığın, deneyciliğin savunusuyla aynı şey olmadığına inanmaktadır. "Hiçbir mantıksal dogma" der Comte, "pozitif felsefenin ruhuyla veya onun toplumsal olayların incelenmesine ilişkin özel niteliğiyle bundan daha derin bir uyuşmazlık içinde olamaz." Sonuç olarak, toplum bilimsel araştırmalarda asıl olan kuramdır. Diğer yandan, Comte'un tartışma bağlamı, deneyciliğin burada sınırlı bir anlama geldiğini göstermektedir. Comte'un vurguladığı nokta, nesne veya olaylar üzerindeki bütün gözlemlerin "kuram yüklü" olduğu değil, fakat "bilimsel olarak söylendiğinde, bütün yalıtılmış, deneysel gözlemin anlamsız olduğu"dur. "Bilimsel ve popüler gözlem" Comte'a göre "aynı olgular içerir" fakat bu olguları farklı bakış açılarından dikkate alırlar çünkü birincisi kuramca yönlendirilirken ikincisi böyle değildir. Kuramlar dikkatimizi kimi olgulardan alıp başka belirli olgulara yöneltirler. Toplumsal fizikte laboratuvar anlamında bir deney mümkün değilse bile bunun dolaylı deneyle ikame edilmesi mümkündür. Fakat bu, toplum bilimsel araştırmanın can alıcı temeli olan karşılaştırmalı yöntemden daha az önemlidir.
Pozitif felsefenin kökenlerinin düşünsel tanısı olarak ana konu varlığını sürdürmektedir: Düzen ve ilerlemenin karşılıklı gerekliliğidir. Comte için bu ikisi arasındaki bağlantı, pozitivizmin hem filozofların "devrimci metafizik"ini hem de Katolik savunucularının gerici çağrışımlarını aşmayı sağlamaktadır. Bu sonuncu okul düzen istemekte, fakat ilerlemeye karşı çıkmaktaydı. Birincisi ise düzen pahasına ilerlemeyi aramaktaydı. "Gerici okul"ca arzulanan "düzen" feodal hiyerarşiye geri dönüşten başka bir şey değildi. Buna karşılık devrimcilerce hedeflenen "ilerleme" ise en azından her türlü yönetimin yıkılmasıydı.15
Comte'un pozitivizmi ilerleme temasını korumakta fakat bu temanın aydınlanma felsefesinde bir arada bulunduğu radikalizmi baltalamaktadır. "ilerleme" ve "düzen" birbirleriyle uyuşturulmalarının ötesinde bir ilişki içindedirler. Biri diğerine bağımlı hâle gelmektedir. Pozitif düşünce, filozofların yeni bir güne geçmişin yıkılmasıyla erişilebileceği anlamındaki bakış açısının ifadesi olan "negatif" dünya görüşlerinin yerini almaktadır.16
Habermas'a göre pozitivizmin bilginin yararlılığı talebi, birbirine zıt iki bilgi kuramsal geleneğin birlikte kullanılmasından türer. Comte, deneycilikten bilimsel bilginin teknolojik olarak kullanılabilir olması gerektiği görüşünü devralır. Bilim ile teknoloji arasında bir uyum
vardır. Bilim, doğa ve toplum üzerinde teknik denetimi olası kılar. Comte, aynı zamanda, Bacon'un gelecekteki doğal bilimler için formüle ettiği ilkenin geçerliliğini toplumsal bilimlere doğru genişletir bu öngörmek için görmektir. Bilimin ayır edici özelliği budur. Ancak doğa ve toplum üzerindeki denetim gücünün yalnızca şu akılcı ilkeyle artabileceğinin farkındadır: Deneysel araştırmanın genişlemesi yetmez. Aynı zamanda kuramların gelişmesi ve birleşmesi de gereklidir.17
Eğer kesinlik, belirlilik ve yararlılık önermelerimizin bilimsel karakterinin ölçütleriyse pozitif tinin göreli doğasına uygun olarak bilgimiz ilke olarak bitmemiş ve görelidir. Deney tarafından doğrulanmış, yöntemsel olarak ulaşılmış ve teknik olarak kullanılabilir öngörülere dönüşebilen yasaların bilgisi, özünde olanı ve mutlak olanı bilmeye benzemediği sürece göreli bilgidir.18
Comte bilginin göreliliğini, bilgi kuramsal anlamda, gerçekliğin nesneleşmelerinin dünyasının oluşumu sorunu olarak algılamaz. Aksine yalnızca bilim ve metafiziğin soyut karşıtlığını ileri sürer. Erken pozitivizm, eleştirel olmayan bir biçimde, dünyanın bir yandan özgün, değişmez ve gerekli olan; diğer yandan değişen, rastlantısal görünümler alanı olarak metafizik ayrımını kabul eden konumunu korur. Pozitivizm, yalnızca şeylerin özüyle ilgilenme iddiasındaki kurama muhalefetiyle, yanılsamalar olarak maskesi düşmüş özler alanıyla ilgisizliğini ilan eder. Tersine, saf kuram tarafından önemsenmemiş görüngü alanı bugünkü bilimin nesne alanıdır. Pozitif teriminde, tekil gerçeklik, daha önce önemsiz olarak değerlendirilmiş olan görüngü olma iddiasındadır. Kaba olgular ve bunlar arasındaki ilişkilerle karşılaştırılarak metafizik özler, gerçek dışı olarak ilan edilirler. Bir anlamda pozitivist polemiklerde, metafizik geleneğin ögeleri korunur, yalnızca rolleri değişir.19
Pozitivizm, bir bilim olarak toplum bilimin oluşumu için genel bir temel plan sağlamaktadır. Yani toplumun yeni bilimi, teolojik ve metafizik kalıntılardan kurtularak diğer bilimlerle aynı kapsayıcı mantıksal biçimi paylaşmak zorundadır. Ancak toplum bilimin ilgi alanına giren olgular, sıralanımda ondan daha altta yer alan bilimlerdekinden daha karmaşık ve daha özgül olduğu için, bu yeni bilim (toplumbilim) kendisine özgü yeni yöntemsel usulleri de geliştirmek zorundadır. Toplum bilim, her biri bu bilime özgü nitelikler taşıyan üç yöntemsel
unsura dayanmaktadır: Gözlem, deney ve karşılaştırmadır. Comte'cu gelenek açısından toplum bilim bir bilim olarak varlığını devam ettirmek, toplumsal sorunlara çözüm önerileri getirmek istiyorsa pozitivist olmak zorundadır. Toplum bilimi pozitivist kılmanın yolu, toplumsal olay ve olguları doğal olay ve olgular gibi incelemekten geçmektedir. Bilgi kuramsal düzeyde toplum bilimsel bilginin kaynağı gözlem ve deneye dayalı olan pozitif/bilimsel bilgi olmalıdır. Böylece kaynağı deney ve gözlem olan toplum bilimsel bilgi ve/veya pozitivist bilgi somut olup toplumsal sorunsala somut düzlemde çözüm önerileri üretebilir. Toplum bilim pozitivist oldukça bir bilim kimliği taşıyabilir.20
Pozitivizm, bir düşünüm eksikliği olarak modern zamanlarda teknik ilgi-çıkarın gizilliğini çoğaltmaya devam eden bir kuram ve düşünce biçimi olarak değerlendirilebilir. Buna karşın diyalektik, Habermas'a göre, teknik ilgi-çıkarı toplumsal emeğin özneler arası alanına yerleştiren bir kuramsal harekettir. “Bilgi ve ilgi-çıkar” başlıklı kitabında Habermas yoğun bir pozitivizm eleştirisi yapar. Temel amacı, bilgi sorununun daha önce yok sayılmış bir boyutunu öne çıkarmaktır. Bilen öznenin bildiği dünyanın oluşmasında oynadığı etkin rolün altını çizmektir. Ancak Habermas bu kitabında, sadece pozitivizmin olumsuz bir değerlendirmesini yapmaz. Pozitivist felsefenin başlangıçta özgürleştirici bir içeriği olduğunu teslim eder. Bilim ve metafizik arasındaki kesin ayrım için bir ölçüt ortaya koyma yönelimi aslında her türlü dogmaya karşı mücadele isteğinin bir ürünüdür. Ancak bilimle bu tür bir ön- ilgilenim ve felsefenin, bilimin yöntem boyutuyla sınırlanması bilginin anlam ve önemini zayıflatmıştır. Bu eğilim teknokratik bilinci güçlendirmiştir. Habermas'a göre, bilimsel bilgi insan özgürleşmesi için gerekli, ancak tek başına yetersiz bir koşuldur.
Eğer değerler öznel ise eğer yaşamdaki pratik yönelimler ussal doğrulamanın tamamen dışındaysa pozitivizmin bilim ve teknolojiye olan bağlılığı ve dogmatizm ve ideolojiye olan muhalefeti de özneldir ve ussal olarak doğrulanamaz. Diğer yandan eğer aydınlanmaya olan ilgi ussal ise us pratik bir ilgi-çıkar barındırır, bilim ve teknoloji tarafından ayrıntılı olarak tanımlanamaz. Habermas'a göre pozitivizm "değer-içermeme" örtüsü altında teknolojik ussallığa bağlılığı gizler. Her türlü bilimsel olmayan kuram biçimlerinin ve kuramın pratikle olan ilişkisindeki her türlü teknolojik olamayan kavramın saldırgan bir eleştirisiyle pozitivizm, bilimsel düşüncenin ve onun teknik kullanımının egemenliğinin önündeki tüm engelleri kaldırmaya çalışır.Elbette pozitivizm, her şeye rağmen, bilime karşı felsefi bir konumu temsil eder. Pozitivizmin ifade ettiği bilimin bilimsel öz-anlaması, bilimin kendisiyle çakışmaz. Fakat bilimin kendine olan inancını dogmalaştırarak pozitivizmin bilimsel araştırmayı bilgi kuramsal öz- düşünümden kurtarmaya çalışır. Pozitivizm sadece bilimin felsefeye karşı bağışıklığı için gerekli olma koşuluyla felsefidir.21
Habermas'ın eleştirisi, ne deneysel bilimlerin ne de davranışçı-bilimsel toplum bilimin araştırma pratiklerine yönelik değildir. Onun eleştirisi bu araştırma süreçlerinin pozitivist yorumuna yöneliktir. Habermas, bilimin çözümleyici kavramının araştırma pratiklerini desteklediğini ve yöntemsel yargıların açıklanmasına yardımcı olduğunu kabul eder. Ancak, pozitivist kendini anlamanın sınırlayıcı etkileri de olduğunu vurgular. Ona göre pozitivizm, temel düşünümün alanını deneysel-çözümleyici bilimlerin sınırları içine hapseder.22
Ona göre, pozitivizm öncelikle yeni bir tarih felsefesi biçiminde ortaya çıkar. Bu paradoksaldır. Meşru bilginin yalnızca deneysel bilimler dizgesi içinde mümkün olduğu pozitivist doktrinin bilimsel içeriği, kendisinin kaynağını bulduğu tarih felsefesiyle apaçık bir çelişki içindedir.23
Habermas'a göre, birtakım dolayımlar olmadan bilgi kuramı bilim felsefesiyle yer değiştiremez çünkü bilimin içeriği terkedilmiş, bilimin anlamı us dışı hâle gelmiş ve pozitivizm, bilimi, tarih felsefesi açısından bir anlamla ortaya koymamıştır. Bu nedenle bilimsel-teknik gelişme görüngüsü olağanüstü bir önem kazanmıştır. Bilen öznenin kendi üzerine düşünümünün yerini araştırma almıştır. Bilgi, modern bilimlerin örneği olarak tanımlanması yeterli görüldüğünde, bilim olası ve a priori düşünümlü bilginin ufku içinde anlaşılamaz. Bu durumda bilimin anlamını açıklamak için geriye kalan tek temel, modern bilimsel araştırmanın doğum süreci ve yaşamın tüm bağlamlarını değiştiren araştırma tarzlarının toplumsal işlevidir çünkü bilim kavramı us dışı hâle gelmiştir; bilimlerin yöntemi ve yaşam biçimlerinin bilimsel ussallaşması karşılıklı olarak birbirlerini yorumlamak zorundadır. İşte bu erken pozitivizmin gerçek görevidir. Pozitivizm, bilimlerin kendilerine
olan bilimci inançlarını, türlerin tarihini, pozitif tinin gerçekleşmesinin tarihi olarak yapılandırarak doğrular.24
Habermas'ın Comte'a yönelik eleştirileri pozitivizmin temel açmazlarını ortaya koyması açısından net ve açıklayıcıdır. Habermas, Comte'da pozitivizmin eleştirilmesi gereken tüm boyutlarını bir arada bulmaktadır. Ancak Comte'u deneyci bilgi kuramından ayıran "kuram" vurgusu Habermas tarafından yeterince değerlendirilmemektedir. Oysaki Habermas benzer bir vurguyu yapan Popper'i, bir sonraki bölümde görüleceği gibi, bu yönüyle önemsemektedir. Ancak aynı tavrı Comte'dan esirgiyor görünmektedir. Oysaki Comte, Habermas'ın kuramında oldukça önemli bir momenti ifade etmektedir. Habermas, bir yandan deneyci bilgi kuramına teslim olmayan bir "pratik" kavramına vurgu yaparken, diğer yandan da kendisi için felsefeyle "pratik"in buluşmasını ifade eden bir toplumsal bilim yapılandırmayı önemsemektedir. Her iki açıdan da Comte'un önemi açıktır.

Cevapla
.

Anahtar Kelimeler

Sosyal bilimler felsefesi 1.hafta PDF ,Sosyal bilimler felsefesi 1.hafta PDF Öğretmen Forumu,Sosyal bilimler felsefesi 1.hafta PDF yükle,Sosyal bilimler felsefesi 1.hafta PDF download,Sosyal bilimler felsefesi 1.hafta PDF indirmek istiyorum,Sosyal bilimler felsefesi 1.hafta PDF ödev yükle,Sosyal bilimler felsefesi 1.hafta PDF bedava, Sosyal bilimler felsefesi 1.hafta PDF ÖDEV İNDİR,Sosyal bilimler felsefesi 1.hafta PDF YÜKLE,etkinlik,yukle,İndir,download,inndir,Sosyal bilimler felsefesi 1.hafta PDF eğitimSosyal bilimler felsefesi 1.hafta PDFdosya indir


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  [ayır] Sosyal bilimler felsefesi Sosyocan 0 1,088 29-12-2015, 17:41
Son Yorum: Sosyocan
  Sosyal bılımler felsefesı 7.hafta PDF SOSYOPAT 0 2,031 28-01-2015, 14:03
Son Yorum: SOSYOPAT
  Sosyal bilimler felsefesi 6.hafta PDF SOSYOPAT 0 2,543 28-01-2015, 13:37
Son Yorum: SOSYOPAT
  Sosyal bilimler felsefesi 5.hafta PDF SOSYOPAT 0 2,912 28-01-2015, 12:22
Son Yorum: SOSYOPAT
  Sosyal bilimler felsefesi 4.hafta PDF SOSYOPAT 0 1,837 28-01-2015, 11:38
Son Yorum: SOSYOPAT



Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
Türkçe Çeviri : MyBBTürkiye, MyBB, © 2002-2018 MyBB Group.
MyBB Destek: InSiDe