Eğitim Sokağı
Hoşgeldiniz
Ziyaretçi. Kayıt Ol !

Sitemize Dosya Yükleyerek

Destek
Olabilirsiniz


senai demirciden...
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5



[-]
Etiketler
senai , demirciden

Konu: 162
Mesaj: 1,250
Cinsiyet: Erkek
Kıdem: 31-03-2009

Ruhum susamış suya...
Kalbim özler seni
Gözlerimi senin sevdiğin şeylere çevirdim,
Kulaklarımı seni çağıranın ülkesine bıraktım.
Ve susan bir toprak gibi bitkin kaldım.
Biliyorum, çünkü senin sevgin yasamdan iyidir,
Senin isimlerin lezzetidir dilimin,
Kalbimi senin yoluna koydum.
Ve ellerimi senin dergahına açtım.
Bundan sonra da sana gelecek, senden bekleyeceğim.
Böylece ruhum doyacak, kalbim vuslatını bulacak.
Çünkü elimde, dilimde ve kalbimde senin övgün olacak.
Seni zikrettiğim zaman, evrenin de zikrini duyuyorum.
Görüyorum ki yalan değilim.
Seni bizimle birlikte söyler alem, hem her anında.

Senin meleklerindir dualarımıza amin katan.
Ne güzel bir arzuyla ve rahmetin kokusuyla yağar yağmurlar,
Sanki senin adini çağlar.
Güneş ve ay, senin nurundan almış nasibini.
Güneş senin sevginden böyle ateş, ay böylesine mahzun.
Yıldızlardır seni müjdelerken göz kırpan.
Irmaklar senin hasretinden böyle çağlar,
Deniz bu ayrılıktan deli, böyle dalgalı...
Ve hüzünlü hep ağlamaklı...
Kuşların ümidi sen,
Bitkilerin neşesi, çiçeklerin rengi sen...
Ve insanların hiç bitmeyen duası sen!
Müminlerin kalbi sen! Rahim sen!
Sen, sonsuz aydınlıksın.
Kalplerimizin hiç batmayan güneşisin.
tüm varlığımla senin yolundayım.
Tüm kalbimle arıyorum seni.
Ne zaman sesleneceksin bana?
Günahlarımın ve isyanlarımın karanlığından mi uzaklığın?
Ama sen, sen ey Rabbim!
Adaletinle değil, merhametinle gel bana.
Tüm güzel sözlerimizi ve söyleşilerimizi katına kabul et.
Dostluğunu verdiğin insanlar, gücümüz olsun.
Bizi onların yoluna kat.
İman, sevgi ve gözyaşının duygusunu canlandır
Ve bu birlikle yeşert kalplerimizdeki ümidi ve neşeyi
Şeytanın hilelerinden uzak eyle,
Meleklerin hafifliğine kat bedenlerimizi.
Yıpranmış hislerimizin mabedinden yalvarırız sana.
Sonsuz rahmetinle yaralarımızı kapat.
Karanlıkları indirmiş olsak da biz senin beldelerine,
Nolur yalnız bırakma bizi.
Yalvarırım bizi bir an olsun bize terk etme.
Sevgin içimizde hep uyanık kalsın!
Ve biz daima seninle yaşayalım, seninle ebedi olalım!
Sevgiden öte bu Rabbim,
Sana AŞIĞIM.
Sen beni, kendine dost seçinceye kadar yaşat.
Ve aşkınla yandığım bir anda canımı al,
Ki, ÖLÜM “AŞKIMIN ADI”olsun!


Senai Demirci

Cevapla
.
Konu: 162
Mesaj: 1,250
Cinsiyet: Erkek
Kıdem: 31-03-2009

GÖZLERİM GÖZLERİNE BAKMAK İÇİNDİR

Gözlerim Gözlerine Bakmak İçindir

Bir geldin. Hasretini bıraktın zindanıma.
Karanlık karanlığa düştü.

Gece gecenin üstüne indi.

Parmaklıklar dağıldı; yüzün esir aldı beni.
Taşlar toz oldu; özlemin taş kesildi.
Gözlerine zincirlediler gözlerimi.
Gidişin hüzünlü bir sonbahardı, unutmadım.

Yıldırımlar düşürdün bakışından göğsüme…
Saçlarım beyaz alev aldı.
Yandım.
Taş üstünde taş oldum.
Suskunluğum utançtan duvarlar ördü.
Sağnak sağnak yağmur oldum, yağdım küskünlüğümün çölüne.
Çığ olup kendi yalnızlığıma katlandım.
Uzaklığını yorgan yaptım çıplak ruhuma.
Sözün güneşin yüzünü güldürürdü, unutmadım.

Sessizliğin yeniden yeniye yanmış bir kül gibi.
Rüzgâr aldı nefesimi.
Buzdan sütunlara çarpıldı sesim.
İçimin içinde bir gurbet oldun.
Sen gittin gideli, dağlar yollardan saklanır oldu.
Öyle derinleşti ki vadiler; gölgeler içine girmeye nazlandı.
Bütün çöllerin tozlarını yutmuş gibi dudaklarım, ah etmekten bile usandı.

Susuşun ibret dolu bir kitaptı, unutmadım.

İçimde hep su sesi arıyorum.
Denizler kurumuş… Lâl dudaklar susmuş..
Kıyılardan çekilmiş hayat; kemikler un ufak olmuş.
Çöllerinden geçiyorum sensizliğin.
Sessizliğin çığlığını büyütüyorum yüreğimde.

Gelişin bir taze bahardı, unutmadım.
Kalbine girdiğim yollara pusular kurulmuş.

İnsan insana kavuşmuyor artık.
Anka kuşları dirilmiyor yeniden. Küller bile yanmış yakılmış; ateş yeniden kendine gebe kalmıyor artık.
Hıçkırıklar yalanın harmanına karışmış; gelmiyor gelemiyor yittiği yerden.
Bakışın canlara can katardı, unutmadım.

Bütün bağlardan kurtuldum.
Geceleri gecelerin koynuna sürdüm.
Bütün ışıkları gözlerinin karasına çaldım.
Yanağının kıyısına geldim.
Ellerinin ateşinden serinlik umdum.
Gözlerim seni gördüğü için güzel.
Işık senin yüzüne vurduğu için aydınlık.
Yağmur senin göğsüne dokunduğu için serin.
Rüzgâr senin tenine vurduğu için nefeslenir.
Dualar senin dudağına dokundu diye göklerin kapısına dayanır.
Duruşun dağların başını dik tutardı, unutmadım.

Günahlarımı biliyorum, utanıyorum.
İsyanlarım çok oldu; yüzüme bakamıyorum.
O kadar unuttum ki, unuttuğumu hatırlamıyorum.
Bana nasıl bakacağını merak ediyorum.
Ürperiyorum. Ürperiyorum.
Ya tanımazsan beni…
“O beni sevmedi!” dercesine görmezden gelirsen ağlayan gözlerimi?
Hayır, hayır, böyle olmayacak, emin olmak istiyorum.
Senin müşfik bakışında, toprağın yağmura doyması gibi sonsuz bir serinliğe kavuşacağım.
Senin bakışında sonsuz bir hülyânın eteğine varacağım.
Özlemin cennetin kokusu bana, sana susadım.

Ne hüznü eksilir ne sana doyar bu gönül.
Sen gittin, çiçekler ezildi dünyada.
Sen gittin, rüyaları boğuldu bebelerin.
Sen gittin, sesi duyulmaz oldu derelerin.
Sen gittin, yüreklerden kan çekildi.
Sen gittin, can tenden usandı.
Sen gittin, dağ dağa küstü.
Sen gittin, alev üşüdü.
Sen gittin, aşk kalplerden çekildi.
Kıyılara vurdu aşıkların cesedi.
Vuslatın cennet çiçeği bana.
Baharlardan hep seni sordum.

Senin serinlettiğin suları içiyor ceylanlar.
Martılar senin yürüdüğün göklerde geziniyor.
Kelebekler senin yüzünün değdiği bahçelere yayıyor kanatlarını.
Bebelerin senin tebessümünü içiyor ana sütünden evvel.
Şu dar göğsümün kozasından çıkmaya çalışıyorum.
Sonsuz genişliklerin sırrı iki dudağının arasında saklı.
Bir kelâm söyle n’olur!
Her hecenin arefesinde seni duymak istiyorum.
Hitabın denizleri taşırıyor kıyılarıma, nereye baksam sana dokunuyorum.

Sev beni cananın olayım.
İçimden aksın bütün ırmaklar.
Senin kıyılarını kucaklayan kocaman bir derya olayım.
Rüzgârlar savursun beni, yağmurların hepsi alnıma düşsün, taşların hepsi göğsüme düşsün.
Senin ayaklarını öpen kocaman bir dağ olayım.
Çöller savrulsun, dağlar aradan çekilsin, yokuşlar ve inişler bitsin ki yürüdüğün yollara toz olayım.
Senin hasretinle yanar her yanım, bütün ufuklardan seni umarım.

Çöldeyim, susuzum.
Dudağın bana Leylâ.
Kuyularda Yusuf’um.
Sözlerin bana Züleyhâ.
Ateşlerde İbrahim’im.
Gözlerin bana deryâ.
Sancılar içinde Meryem’im.
Bakışın bana İsâ.
Yaralar içinde Eyyub’um.
Hasretin bana şifâ.
Ölüler içinde bir ölüyüm.
Ellerin bana musallâ.
SENAİ DEMİRCİ.

Cevapla
.
Konu: 162
Mesaj: 1,250
Cinsiyet: Erkek
Kıdem: 31-03-2009

Ey sevgili;
Ben mi sana seni çok sevdiğimi diyeceğim bu halimle,
Senin ümmetinmi
diyeceğim bu kirli dudaklarımla ?

Sana gelmek istediğimi mi söyleyeceğim?

Kapına geldiğimde, nasıl huzuruna varacağım bu bedenle.
utanırım hemde
çok.

Ben sana layık bir ümmetim diyemem. Sığıntı olurum gerekirse, Herkesin
arkasından bakarım , sen ordasın bilirim. Saklanırım herkesin arkasına. Beni
görme bana nazar eyleme diye. çünkü bilirim ki gözün gözüme değdiğinde YANARIM.


sadece sana uzaktan bakarım . sadece seyrederim yüzünü. Ama kimbilir
belki merhametin beni de sarar. Belki sende ümmetimdensin dersin ne kadar
GÜNAHKAR olsamda. Bakabilirmiyim acaba o zaman yüzüne. Gözlerine...

Ama ben razıyım senin ayağının bastığı yerlere yüzümü sürmeye, senin kokunu
çekmeye içime buram buram. Burası oturduğun yer işte, burası namaz kıldığın yer.
Burası yediğin, burası içtiğin yer. Gözyaşlarımla temizlerim her yeri.
Affedermisin o zaman beni?

Ümmetliğe kabul edermisin ?


sen ki Mevlanın sevgilisi , benki utanmaz bir kul. Sanki yaradılmaya
sebeb, benki yaradılan sıradan bir mahluk.

Ne olur beni de kabul et , çağır. Koşa koşa geleyim sana. utangaç utangaç
dolasayım etrafta.

Ne olur çağır beni de geleyim. layık olamasam da , hakkım olmasa da SENİ ÇOK
SEVİYORUM. Çok seviyorum. Çok seviyorum. Çok seviyorum.


SENAİ DEMİRCİ

Cevapla
.
Konu: 162
Mesaj: 1,250
Cinsiyet: Erkek
Kıdem: 31-03-2009

Hoş geldin ey suskun sevgilim;
Tut sözünü; sus. Mühürle dudağımı, sesimi tut, lal eyle çığlıklarımı. Nahoş avazların uçurumlarından çek dilimi. Yalanların kuyularından çekip çıkar nefeslerimi. Göklü söz ağaçlarının bengisuyuna kat hecelerimi.

Hoş geldin ey yüzü gamzelim;

Bakışının menzilinde tut gözlerimi. Tir-i müjgan dokunuşlarınla delik deşik et kibrimi. Gör(e)meyip de seni, göster(e)meyip de yanımda yöremde, görür gibi huzurunda tut çaresiz yetimliğimi.

Hoş geldin ay yüzlüm benim;

Tut saçlarımın kakülünden, kaldır yüzümü yerden. Utancımı tebessümünün kıvrımlarına dola, yut. Pişmanlığımı gül yanağının yamaçlarına sar, uyut. Dağıt neşemin saçlarını, hüznün tenine yasla umarsızlığımı.

Hoş geldin ey hesapsız sevincim;

Tut elimi. Avuçlarında tut uzanamadığım uçurum çiçeklerimi. Geri ver uzak dal uçlarına terk ettiğim huzur meyvelerimi. Tut Ferhad’ımın elinden, şirin vuslatların köyüne taşı yüreğimi. Tut Züleyha’mın elini, önü/ardı yırtık gömleklerin kuyusuna zindanına düşürme nefsimi.

Hoş geldin ey ruh ikizim;

Tut, ardında tutulduğum aynalara tut yüzümü... Tut ki aynalarda avuntu bulamayan, bakışlarında kendini tanımayan, özlediğinde kendine varamayan, yüzünü yakmış bir hastayım. Gözbebeğinde tut beni. Ayıplamadan, tiksinmeden bakışının ışığından yüz ver bana. Tut ki resimli el ilanları asılmış bir kayıp çocuğum; duvar diplerine asılı umarsız bakışların kovduğu bir lüzumsuzum. Tut kolumdan, ardın sıra sürükle, yuvama götür. Tut ki mürekkebin hiç hatırını sormadığı yırtık bir kağıt, kalemin hiç içmeyeceği unutulmuş bir sözüm. Aklında tut beni; diline dola, dudağına değdir, cümlede kullan, tut bir şiire kafiye eyle beni. Tut ki üzerindeki rakamları ciddiye alınmayan kalp parayım. Elinde tut, say beni, inci mercana sat beni. Işığa tut yüzümü; sahih kıl beni.

Hoş geldin ey son tesellim;

Göz yaşımı yanağında tut, taç yapraklarına taşı ağlayışımı. Şehvetin kirinden sıyır, tenin tozundan ayıkla kalbimi.

Hoş geldin ey kalbimin göğü;

Tut kanatlarımdan, rahmete yapıştır teleklerimi, yücelere yükselt bedenimi. Yağmurları tut sakla hüznümün bulutlarında.

Hoş geldin ey bin bahar neşesi;

Tut elimden sımsıcak, karanfillerin kuyuna götür beni, güllerin suyuna kat demimi, demkeş eyle gönlünün pervazına kalbimi.

Hoş geldin ey ışıltılı libasım;

Tut yakamdan, giy beni, giyindir beni, ört bencilliğimi, üşümeye terk etme bendeni. Omuzlarıma sarıl şal gibi, rızana razı eyle beni.

Hoş geldin ey kan davalım;

Tut (i)ki yakamdan, tutukla beni, yetimlerin yüzüne çalıp pare pare eyle cimriliğimi. Bağla ayağımı yokluklara gitmekten. Bileklerimi kelepçele, yasakla ellerime biriktirmeyi..

Hoş geldin ey açlığım;

Tut ve at sahte doymuşluklarımı, teni üzerimden sıyırıp ruhun semasına savur beni. Çıplak bırak cümle duyarsızlıklardan. Yırt at yüreğimdeki yalancı tesellileri.

Hoş geldin ey sırdaşım;

Tut beni, sobele. Saklandığım yerde bul beni. Şehrayinlere kat. Gizlice kaçır evden. Mahyaların ışığına kat gözlerimi. Kan/dillerin fısıltılarını lerzan gönüllere karıştır. Kanlıyı hunriz ile barıştır ki ihanetler yatışsın, nefretler sönsün, yalnızlıklar sussun..

Hoş geldin ey gam telim;

Tut getir o mahur besteleri. Notaların ahengine böl kırgınlıklarımı. Şarkı eyle, ezberinde tut kırık sözlerimi. Mızrabının ucunda titretiver yüreğimi, aşka sürgün et kelimelerimi, göklü salkımından emzir kuşluk vaktimin ümitlerini.

Hoş geldin ey güz yağmurum;

Sağanağına tut bu çorak gönlü. Seline kat yangınlarımı. Damla damla denize at kanayan yanlarımı. İçimde uyuyan tohumları uyandır, baharlara taşı/r yüreğimi. Hüznümün sarı yapraklarını toprağa kat.

Hoş geldin ey orucum;

Acıktım sana; sofrana oturt beni.
Acıttım içimi; göğsünde avut beni.
Aktım sana; damla damla yut beni.
Aldandım sahte ışıklara; beşiğinde uyut beni.
Ağular içtim bal kaselerinden; döşeğinde sağalt beni.
Azaldım nisyanlar içinde; gözlerinde çoğalt beni.
Ağına düştüm isyanların; tut elimi, doğrult beni.
Ağzına düştüm yalanların; tut dilimi, doğruda tut beni.
Ayartısına kandım anlık sevdaların; tut gözlerimi, körelt beni.
Arı duru kalamadım, bulandım; el üstünde tut pişmanlıklarımı, durult beni.
Tut beni.

Senai Demirci

Cevapla
.
Konu: 162
Mesaj: 1,250
Cinsiyet: Erkek
Kıdem: 31-03-2009

Gül ve Salavat
"Zayi olmaz gül temennâsıyla vermek hâre su"
-Fuzuli


Gül yüzü buluşma yeridir,
En temel kavuşmalar gül yüzünde gerçekleşir.
Çünkü gül yüzler bakışı aşka dönüştürür.
Bakış ki, aşıkın maşuka dönüşüdür;
İlk tanışma ve son ayrılıktır.
Sonra mayelenir bakış;
Bakış aşk olur, bakış vuslat olur.
Aşık ve maşuk tanışmaktan öte geçerler,
Geri döner ve sanki birbirlerini hatırlamış olurlar.
İlk bakışma sonsuz beklemelerin durulduğu bir göl olur.
Güzellik gül yaprağında beklemiştir aşkı.
Aşk gül yüzünde güzelle buluşur.
Aşk gül tenlerde görünür kılar kendini.
Ve güzellik aşkın bakışında seyre dalar kendini.
***
O yüzden, gülden yüz çeviremeyiz.
Güle uzak duramayız.
Aşk ateşi örseler yüreğimizi.
Kızıl kanlar gibi dolaşır tenimizi aşk.
Ve kızıl utançlarla alevlenir yüzümüz
Güle döneriz, Sevgili’ye döneriz.
Sevgili yüzü olmadan edemeyiz.
***
Meğer gül, yüzüne Nazar Eden olduğu için gül’müş.
Herşeyi ve herkesi Varedenin teveccühüyle gülmüş.
Önce Teveccüh Eden varmış.
Yokluğa yönelmiş Ebedi Güzellik Sahibi.
Bilinmek dilemiş, sevilmek irade etmiş.
Gizliden açığa çıkmış "Mahfi Hazine"
Hiçlik şafağı kızıla boyanmış.
Varlık güzel yüzlü bir gül olmuş.
Varedilen her şey bir gül yüzünde taçlanmış.
***
Yoksa biz dikenler idik,
Yalnız bir gül hatırına bu bahçeye vardık.
Varlık gülşeninde bir gül yüzünde ihyalandık.
Ab-ı hayat öylece dolandı yüreğimizi,
Tenimizde öylece kızıl utanç gülleri açtı.
Edebi, iffeti gül yüzünde belledik,
Tebessümü gül yaprağından dudağımıza devşirdik.
Gülün son yaprağının sonrasına hayranlığımızı ekledik.
Beğenimizle kuşattık gülü;
Aşklarımızı gül yanağına devirdik.
Gülün yüzünde güldük, güle baktık güle yazdık.
Güller olduk, güldük.
Güller açıldı, güle döndük.
Gül yüzünde varedilen herşeyle yüzleştik.
Varedilmişler gül yüzünden gün yüzüne çıktı.
Öylece, gülün yüzünde buluştuk.
Gül yüzünden tanış olduk.
Sonra herkesi ve herşeyi oraya çağırdık.
Herşeyi elimize aldık, herkese elimizi verdik.
Gülün yüzüne vardık.
Bildik ki,
Aslında biz sadece gül yüzünden vardık.
***
Ebedî Sevgili’nin teveccühüdür gülü güldüren.
Kalbimize aşkı salan Sevgili’nin nazarıdır.
Ki bu kalb Sevgili’nin vechesinden başkasına dönmez.
"Batan şeyleri sevmez"
Yitip gidenlere gönül vermez.
O’nun vechinden başkasına kanmaz aşk.
Aşk O’nun teveccühü ile var oldu.
Güzellerin güzel yüzlerinde güzelliği O halkeyledi.
Aşıkların bakışlarında sevgiyi O tasvir eyledi.
***
Ve güzellerin en güzelini Mahbubu eyledi.
O’na muhabbet eyledi, O’nu Muhammed eyledi.
Ebedi teveccühünü O’nun vechinde kristalleştirdi.
Cümle halka O’nun yüzünü gül eyledi.
Değil mi ki, önceleri hiçbirşey yoktu
Ve illâ O’nun ebedi teveccühü vardı.
Değil mi ki, varedilmişler O’nun yönelmesiyle
Varlığa yüz buldu.
Öyleyse bu varlık gülşenine önce O Mahbub’un gül yüzü düştü.
***
Biz dikenlerdik aslında.
Yalnız bir gül hatırına bu bahçeye vardık.
Gül-ü Muhammed’in (s.a.) yüzünde buluştuk.
Gül-ü Muhammed (s.a.) yüzünde tanış olduk.
Sonra herkesi ve herşeyi yüreğimize çağırdık.
Herşeyi elimize aldık. Herkese elimizi verdik.
Gülün yüzüne vardık
Gül yüzünden var olduk.
***
Sevgili’nin teveccühünü yüzüne devşiren Gül’e,
Yüzümüzü Sevgili’nin vechine çeviren Gül’e
Güllerce salât, yüz’lerce selâm ettik.
Senai DEMİRCİ

Cevapla
.
Konu: 3,931
Mesaj: 11,522
Cinsiyet: Belirtmiyorum
Kıdem: 01-04-2009

Allah razı olsun güzel paylaşımlarınız için...

Cevapla
.

Anahtar Kelimeler

senai demirciden... ,senai demirciden... Öğretmen Forumu,senai demirciden... yükle,senai demirciden... download,senai demirciden... indirmek istiyorum,senai demirciden... ödev yükle,senai demirciden... bedava, senai demirciden... ÖDEV İNDİR,senai demirciden... YÜKLE,etkinlik,yukle,İndir,download,inndir,senai demirciden... eğitimsenai demirciden...dosya indir




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
Türkçe Çeviri : MyBBTürkiye, MyBB, © 2002-2017 MyBB Group.
MyBB Destek: InSiDe