Eğitim Sokağı
Hoşgeldiniz
Ziyaretçi. Kayıt Ol !

Sitemize Dosya Yükleyerek

Destek
Olabilirsiniz


SAHABE HAYATINDAN TABLOLAR
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5



[-]
Etiketler
sahabe , hayatindan , tablolar

Konu: 162
Mesaj: 1,250
Cinsiyet: Erkek
Kıdem: 31-03-2009

ÖMER KUDÜS‘TE


Beyt-ül Mukaddes halkı, dört aylık kuşatma sonunda yine karşı koymakta devam edince, Ebu Ubeyde, sulh yoluyla anlaşma zemini açmak istemişti. Yahudilerin ruhanî reisleri şu cevabı verdi:

- Sıfatları ve şekli, ismiyle beraber Tevrat‘ta yazılı olan Ömer gelmedikçe bu mevzuu konuşamayız!.. O gelirse, muharebesiz ve mukavemetsiz kapıları açarız!


Ebu Ubeyde, vaziyeti “Müminlerin Emîri‘ne yazdı. Hazret-i Ömer, Hazret-i Ali‘yi yerine vekil bırakıp yanında Zübeyr bin-ül-Avvâm ve Ubâde bin-üs Sâmit, yola çıktı.

Devesinin iki tarafında, bir gözü “süveyk“ öbürü hurma dolu bir heybe... Önünde bir su tulumu ve arkasında bir yemek çanağı... Konak yerlerinde sabah namazını kıldıktan sonra arkadaşlarına şöyle derdi:

“-Hamd ve sena Allaha ki, bizi İslâm ile azizleştirdi ve iman ile keremlendirdi. Resulü ile öbür ümmetlerden üstün kıldı, dalâletten hidayete yöneltti, dağınıklıktan sonra takva kelimesinde birleştirdi, kalblerimizi bir araya getirdi, bizi düşmanlarımıza galip ve düşman mülkünde mekân sahibi kıldı. Bizi, birbirine sevgiyle bağlı kardeşler etti. Bu yüzden, ey, Allanın kulları; bunca görünür ve görünmez nimetlerini düşünerek, Allaha şükrediniz! Allah, şükredenlere nimetini tamamlar ve tükenmez hazinesindeki ihsanları dileyenlere bol bol verir.“

Sonra çanağını, bir nevi kurabiye ve peksimet olan “süveyk“le doldurur ve üzerine hurma dizerek arkadaşlarını davet ederdi:

- Buyurun, hep beraber yiyelim!

Ömer, işte böylece yol alarak, Kudüs önlerindeki İslâm ordusunun karargâhına vardı. Orduda şevk ve saadet büyük... Herkes, yeni bir hayat kazanmışçasına seviniyor, birbirleriyle öpüşüyor, birbirini tebrik ediyor.

Ömer, Ebu Ubeyde‘den başlayarak etrafındakilerin hatırını sorduktan sonra yüksek bir yere çıktı ve meşhur hutbesini okudu. Hutbeden birkaç cümle:

“- Allaha hamd ve şükürler olsun... Allah ki, hamîd ve mecîd, kavi ve şedid ve dilediğini işlemekte fa‘al... Hamd ve şükürler olsun Allaha ki, bize İslâm ile ikram etti, bizi Salât ve Selâmın Sahibiyle hakka yöneltti, hüsran ve dalâletten kurtardı. Dağınıklık ve ayrılıktan sonra bizi topladı ve birleştirdi, kin ve düşmanlıktan sonra kalblerimizi sevgiyle demetledi. Bu nimetlere karşı şükrediniz ki, fazlasına nail olasınız! Zira Allah buyurdu: Nimetlerime şükrederseniz ben de onları ziyade ederim; küfranda bulunursanız azabım büyüktür! Ben de size, zatından başka her şeyin fâni olduğu, bekanın ancak, zatına mahsus bulunduğu, takvâsıyla dostlarının nimetlendiği ve isyanıyla düşmanlarının mahvolduğu Allaha ve emirlerine bağlanmanızı tavsiye ederim. Ey insanlar! Kalb hoşnutsuzluğuna düşmeyerek mallarınızın zekâtını edâ ediniz ve size verilen öğütleri dinleyiniz! Akıllı, dinini korur ve saadete ehil olur. Siz Peygamberinizin sünnetine bağlanınız ve Kur‘ân tilâvetine devam ediniz! Kur‘ânda şifa ve sevap vardır.“


PEYGAMBER HALKASI
NECİP FAZIL

Cevapla
.
Konu: 162
Mesaj: 1,250
Cinsiyet: Erkek
Kıdem: 31-03-2009

AŞERE-İ MÜBEŞŞERE‘YE BENZEMEK


Hazreti Ali [kerremallahü vechehu] hurma bahçesinde akşama kadar çalışmış, akşam da devesinin üzerine bir çuval hurma yükleyerek evinin yolunu tutmuştu............

Devenin yuları yardımcısı Kamber‘in elinde kendisi de önde gidiyordu. Medine‘nin içine girdiklerinde yolun kenarından bir ses geldi. Yoksulun biri elini açmış sızlanıyordu:

- Ne olur Allah rızası için!... diyordu.


İşte bu sırada sesi duyan Hazreti Ali (ra) ile arkadan deveyi getiren Kamber arasında şu konuşma geçiyor. Hazreti İmam soruyor:

- Kamber ne istiyor bu yoksul?

- Hurma istiyor Efendim!

- Ver öyleyse!...

- Hurma çuvalda Efendim!

- Çuvalla ver öyle ise!...

- Çuval da devenin üzerinde!...

- Deveyle ver öyle ise!...

Emri yerine getiren Kamber der ki:

- Devenin ipi de benim elimde, demekten korktum. Çünkü beni de deveyle birlikte yoksula vermekte tereddüt etmeyebilirdi.

Cevapla
.
Konu: 162
Mesaj: 1,250
Cinsiyet: Erkek
Kıdem: 31-03-2009

HZ. SEDDAT İBNİ EVS (r.anh)


Seddad İbni Evs radıyallahu anh âbid, zâhid bir zât... Allah korkusundan kalbi ürperen, devamlı vücudu titreyen ve derin tefekküre dalan bir yiğit... Gece yattığı zaman ilâhi rahmetin enginliğini düşünen ve ilâhi azâbın şiddetini de unutmayan bir zâhid...


O, Medineli müslümanlardandır. Hazrec kabilesinin Neccar koluna mensuptur. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin şâiri Hassan‘ın yakın akrabası. Babası Evs İbni Sâbit, Akabe‘de islâm‘la şereflendi. Bedir harbine iştirak etti. Uhud‘da şehid oldu. Annesi Harime de müslümandı. Seddat böyle güzel bir muhitte, müslüman bir aile ocağında yetişti. Geniş bir ilme sahipti.

Ubâde İbni Sâmit (r.a) onun, ilmî konularda herkesin kendisine başvurduğu zâhir ve bâtın ilimlerine vâkıf bir ilim eri olduğunu söyler. Seddat (r.a)‘ın ilmi ve hilmini “Mecmeu‘l-bahreyn“ olarak tavsif eder.

O, yumuşak huylu, açık sözlüydü. Ağzından lüzumsuz bir söz çıkmazdı. Bir defasında ağzından bir söz kaçmıştı. Zaman kaymetmeden şu açıklamayı yaptı: “İslâm‘a girdiğim günden beri sözlerimi dikkat ederek söylemeğe çalıştım. Fakat bu söz nasıl oldu ağzımdan kaçtı. Onu aklınızda tutmayın.“ dedi. Riyadan, gösterişten de çok sakınırdı. Namazlarından sonra duâ ve istiğfarı çok yapardı. Sık sık tefekküre dalardı. Allah korkusuyla kalbi ürperir ve: “Ya Rabbi! Cehennem ateşini düşündükçe uykum kaçıyor.“ derdi. Saman üzerindeki dâne gibi sabahlardı.

O, son derece halim selimdi. Kalbi rakik; yufka yürekli ve gözü yaşlıydı. Birgün ağlarken görüldü. Kendisine: “Niçin ağlıyorsun?“ diye soruldu. O da: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem‘in bir hadisini hatırladım da onun için ağlıyorum.“ dedi. Rasûlullah (s.a) bu hadisinde: “Ümmetim için şirk ve gizli şehvetten korkuyorum.“ buyurdu. O zaman ben: “Ya Rasûlallah! Ümmetin senden sonra şirke düşecek mi?“ diye sordum. Resûl-i Ekrem (s.a): “Evet, dediler. Gerçi onlar güneşe, aya ve puta tapmayacaklar, fakat işlerinde riyakârlık yapacaklar. (Allah için değil de ondan başkalarının rızası için hareket edecekler) Gizli şehvet ise şudur: Onlardan biri, oruç tutar, oruçlu olur. Sonra şehvete sebeb bir şeyi görür ve orucunu bozar.“ buyurdu.

Seddat İbni Evs (r.a) islâm‘ın emir ve nehiylerine uymakta çok titizdi. Hayatında tatbik eder, taviz vermezdi. Çevresine de Allah Teâlâ‘nın emir ve yasaklarını güleryüzle, tatlı dille anlatırdı. Her fırsatta tebliğ vazifesini unutmazdı. 50 kadar hadis-i şerif rivayet etti. Râvileri arasında Şâm‘ın en güzîde ricâli vardı. Oğulları, Ya‘lâ ve Muhammed ile Mahmud bin Lebid, Mahmud bin Rebi‘, Abdurrahman bin Ganem, Beşir bin Ka‘b bunlardan bazılarıdır.

Onun rivayet ettiği hadislerden bir kaç tanesi şöyledir:

Ebû Es‘as es-Sağani rivayet ediyor: “Şam Cami-i şerifine gitmiştim. Orada Seddat İbni Evs ile karşılaştım. Bir yere gidecekti. Nereye gideceğini sordum. O da; Hasta bir arkadaşını ziyaret edeceğini söyledi. Ben de kendileriyle gelebileceğimi söyledim. Beraber gittik. Oraya varınca hastaya durumunun nasıl olduğunu sordu. Hasta: “Nimet içerisinde olduğunu“ söyledi. Bunun üzerine Seddad: “Günahlarının affedildiğini sana müjdelerim. Çünkü Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem‘in şöyle buyurduğunu işittim.“ dedi ve Efendimizden duyduğu hadis-i kudsîyi nakletti: “Allah Teâlâ buyurur ki: Mü‘min olan kullarımdan birini imtihan ettiğim zaman, o bu imtihanı hamd ile karşılarsa, anasından doğduğu günki gibi günahlarından temizlenmiş olur.“ buyurdu.

Seddat İbni Evs (r.a) iki Cihan Güneşi efendimizden ayrılmazdı. Yaşı küçük olduğu için savaşlarda bulunamadı ise de onun muhabbetiyle hep beraberdi. Birgün bir arada iken, Fahr-i Kâinat (s.a) efendimiz: “Yanımızda yabancı birisi var mı?“ diye sordu. Biz de: “Yok Ya Rasûlallah dedik. Kapının kapatılmasını işaret ettikten sonra: “Ellerinizi kaldırınız, Lâ ilâhe illallah deyiniz.“ buyurdu. Bir müddet bu şekilde kelime-i tevhide devam etti. Sonra mübarek ellerini indirdi ve; “Sana hamd olsun yâ Rabbi! Beni bu kelime ile gönderdin. Bana onu emrettin. Bana, onunla cenneti va‘dettin. Sen va‘dinde hulf etmezsin. Va‘dinde duran yalnız sensin.“ buyurdu. Bu sözlerden sonra bize: “Sizi müjdelerim Allah teâlâ sizi mağfiret buyurdu. Hepinizi bağışladı.“ dedi.

Birgün o yine Fahr-i Kâinat (s.a) efendimizden hadis naklediyordu. Onun şöyle buyurduğunu işittim. “Kim riyâ ile namaz kılar, oruç tutar, sadaka verirse, o Allah Teâlâ‘ya ortak koşmuş olur.“ buyurdu demişti. Avf İbni Mâlik ona: “Böyle bir adamın amelinden halis olanı ayrılarak kabul olunmaz mı?“ diye sordu. Seddad (r.a) da şu hadis-i kudsiyi nakletti: “Müşrik olan insanın çoğundan da, azından da zâti-i kibriya müstağnidir.“

Yine rivayet ettiği hadislerden bir tanesinde: “Ey insanlar Dünya, hazır bir meta‘dır. Ondan iyiler de kötüler de yer. Âhiret haktır. Orada Allah Teâlâ hükmeder. Ey insanlar! Sizler âhiret adamı olunuz. Âhireti düşünüp ona hazırlanınız. Dünya adamlarından olmayınız. Âhireti unutup dünyaya dalanlardan olmayınız. Siz, Allah‘dan korkarak amel yapınız. Biliniz ki, amellerinize göre arz olunursunuz. Allah Teâlâ‘ya mutlaka kavuşacaksınız. Kim zerre miktar hayır yaparsa, onun karşılığını görür. Kim de zerre kadar kötülük işlerse onun karşılığını görür. Cezasını çeker.“

Seddad İbni Evs (r.a) ömrünün sonlarına doğru Şam, Filistin, Beytül Makdis ve Humus‘ta bulundu. Bu havâlide ilimle uğraşanlar hep ona müracaat ederdi. 58. hicri yılında yetmiş beş yaşlarında iken Kudüs‘te vefat etti. Cenab-ı Hak şefaatlerine nâil etsin. Amin.



Hayatu-s Sahabe....

Cevapla
.
Konu: 162
Mesaj: 1,250
Cinsiyet: Erkek
Kıdem: 31-03-2009

Ebû Nuaym‘dan :

Abdullah b, Mes‘ûd radıyallâhu anh yerinde oturmakta iken :

— “Hem dünya, hem de âhiret için çalışmayan adamdan hoşlanmam.



İçinizde sabaha kadar leş gibi yerinden kımıldamayan ve sabah olunca da ateş böceği gibi oradan oraya sıçrayan kimseyi görmeyeyim.

Dünyanın durusu gitmiş bulanığı kalmıştır. Ölüm, müslüman kişi için hediyedir.

Hiç kimsenin hoşlanmadığı ölüm ile fakirlik ne güzel şeylerdir. Allah‘a yemin ederim ki, zenginlikle fakirlik ikisi de birer nimettirler. Ben hangisiyle imtihan edilsem umursamam. Zenginlikte muhtaçlara yardım, fakirlikte de sabır meziyeti vardır.

Kul, îmânın tepesine çıkmadıkça îmânın hakikatine ulaşamaz. Müslüman; fakirliği zenginlikten, alçalmayı yükselmekten üstün görmedikçe ve kendisini öven kimseyle yeren kimseyi bir tutmadıkça îmânın zirvesine çıkamaz,“ demiştir.

Abdullah b. Mes‘ûd‘un talebeleri onun bu sözünü :

«Helâl yoldan kazandığı fakirliği, haramla kazandığı zenginliğe ve Allah‘a itaat ederken alçalmayı, Allah‘a isyan etmekle yükselmeye tercih etmedikçe ve hak yolunda kendisini övenlerle yerenleri bir tutmadıkça îmânın zirvesine çıkamaz,» şeklinde yorumlamışlardır.»

---------------------------------------------------------------------

Ebû Nuaym‘dan :

«Abdullah b. Mes‘ûd radıyallâhu anh bir konuşmasında :

— “Kendisinden başka ilâh bulunmayan Allah‘a yemin ederim ki, müslüman olarak sabahlayıp akşamlayan kula, dünyânın musibetleri zarar vermez,“ demiştir.»

---------------------------------------------------------------------

Abdurrahman b. Huceyre, babasından :

«Abdullah b. Mes‘ûd radıyallâhu anh, her oturuşunda :

— “Siz gece ile gündüzün geçiş yolusunuz. Ömrünüz her gün biraz daha azalmakta ve işlediğiniz her şey amel defterinize yazılmaktadır. Ölüm de kimseye haber vermeden gelmektedir. Kim ne ekerse onu biçer. İyilik eken kimse, sevinç ve neş‘e, kötülük eken kimse de pişmanlık ve üzüntü biçecektir. Hiç kimse ektiğinden başka bir ürün kaldıramaz. Ne ağır hareketli olan kimse nasibini yitirir, ne de fazla çaba gösteren kimse nasibinden fazlasını elde edebilir. Kime bir hayır verilirse, o hayrı ona Allah Taâlâ vermiştir. Ve kim bir kötülükten korunursa, onu Allah Taâlâ korumuştur. Takva sahihleri, insanların ölüleridir. Fıkıh âlimleri de halka önderdirler. Onlarla oturup kalkmak, kişiye mânevi kazanç sağlar,“ derdi.»

---------------------------------------------------------------------

Ebû Nuaym‘dan ;

«Abdullah b. Mes‘ûd radıyallâhu anh, konuşmasında :

— “Hepiniz misafirsiniz, elinizdeki dünya malı da emânettir. Misafir, elbette bir gün gidecek ve emânet sahibine verilecektir,“ diyordu.»

Abdurrahman b. Abdullah b. Mes‘ûd‘dan : «Bir adam gelip babama :

— Ey Ebû Abdirrahman! Bana toplu ve faydalı bir öğütte bulun, dedi.

Babam :

— Allah‘a kulluk et ve ona şerik koşma. Kur‘ân nereye giderse onun beraberinde bulun. Kim sana hak‘kı getirirse, o kimse senden uzak ve sevmediğin bir kimse bile olsa, kabul et. Kim de sana bâtılı getirirse, o kimse senin sevdiğin bir yakının da olsa, o bâtılı ona geri çevir, dedi.»



HAYATÜ‘S SAHABE

Cevapla
.
Konu: 162
Mesaj: 1,250
Cinsiyet: Erkek
Kıdem: 31-03-2009

Hz. ÖMER‘İN SON SAATLERİ


Ömer yaralanınca yere seriliyor. Bu haliyle Abdürrahman bin Avf a işaret edip onu imamlığa geçiriyor. Bakın, namaz borcunun kudsîliğine ki, ortada can çekişenler varken bile bırakılmıyor, hızlı hızlı kılınıyor ve ondan sonra yapılacak işlere girişiliyor.


Ömer, kendisini yaralayanın Ebul Lü‘lü olduğunu öğrenince şöyle diyor:

- Hamd ederim Allaha ki, bana bu işi yapan Müslümanlık iddiasında biri değildir!

Evine kaldırıyorlar. Oğlu Abdürrahman‘a borçlarının ne kadar olduğunu soruyor.

- 85 bin dirheme yakın...

- Malım yetişirse ödeyiniz, yetişmezse aile kolumdan isteyiniz. Onlarınki de yetmezse Kureyş‘e başvurunuz! Başkalarından istemeyiniz!

Sonra, en büyük dileğini bildiriyor:

- Gidiniz; Allah Resulünün yanına gömülmem için, Müminlerin Annesi Ayişe‘den izin isteyiniz!

İzin geliyor ve Hazret-i Ömer, o haliyle saadetinden uçacak gibi oluyor.

Kızı Hazret-i Hafasa gelip başında gözyaşı döküyor. Sahabîler de dalgın dalgın gelip ziyaret etmekteler... Soruyorlar:

- Yerine kimi tavsiye edersin?

- Ben bu işi, Allah Resulünün kendilerinden hoşnut olduğu insanlara havale ediyorum. Toplanıp karar versinler...

- Oğlunu tavsiye etmez misin?

- Etmem! O ancak rey verici şûrada bulunabilir. Ve bazı tavsiyelerde bulunuyor.

Sonra oğluna hitap ediyor:

- Başımı yastıktan al da yere koy! Umulur ki, Allah beni bu halde görüp merhamet eder.

Son nefesinedek Allah ismini dudaklarından düşürmedi.

Gaslini, oğlu Abdullah yerine getirdi. Namazını Sahiyb-i Rumî kıldırdı. Naşı, Allahın Resulünü ve Ebu Bekir‘i taşımış olan sedye ile Nur Ravzasına getirilerek “Sıddîk-i Ekber‘in yanına gömüldü. Kabrine, oğlu Abdürrahman‘dan başka, Osman; Zübeyr, Abdürrahman bin Avf ve Saad bin Ebî Vakkas indiler.

Vefatı gününde güneş tutulması oldu.



Peygamber Halkası



Necip Fazıl Kısakürek
Büyük Doğu Yayınları


Sahabîyi, “Ümmetin temel yapısı; kalbini, duygu ve düşüncesini peşin olarak O‘na bağlayan ve sonra bu bağlanış etrafındaki hakikat dairesi üstünde dilediği gibi akıl atını koşturan ve artık hiçbir akıl sıkıntısı çekmeyen büyük insan örneği“ olarak tarif eden Necip Fazıl, bu eserinde, “Sahabi keyfiyetinden bir pırıltı verebilmek gayesini gütmüş“ ve alınlarında Sahabîlik nurunu taşıyan ebediyyet kahramanlarından bir kısmını örnekleştirmiştir.

Sayfa 242 sayfa
Kapak Karton Kapak
Boyut 12.5 x 19.5 cm
ISBN 9758180053

Cevapla
.
Konu: 162
Mesaj: 1,250
Cinsiyet: Erkek
Kıdem: 31-03-2009

EBÛ DÜCÂNE (R.A)


Hicretten önce İslâm'a giren Ensâr'ın kahramanlarından meşhur sahâbî. Asıl adı Sammak olup, Hazrec'in Saideoğulları kabilesine mensuptur.
Hz. Peygamber hicretin birinci yılında Muhâcirler ile Ensâr arasında "kardeşlik" tesis ettiğinde, Ebû Dücâne de Muhâcirlerden Utbe b. Gazvan ile kardeşlik oluşturmuştur.


Ebû Dücâne, Ensâr'ın ve İslâm askerlerinin en cesur savaşçılarındandır. Uhud savaşında Rasûlullah, üzerinde "korkaklıkta utanç, ileri gitmekte şeref var, kişi korkaklıkla kaderden kurtulamaz" yazılı bir kılıcı eline alarak, "bu kılıcın hakkını kim verir?" diye sormuş, Ebû Dücâne de kılıcı alarak savaşmıştır. Başını kırmızı bir sargı ile saran Ebû Dücâne, düşman saflarını yararak Ebû Süfyan'ın karısı Hind'in yanına kadar Ulaşıp, onu yalnız başına yakalamış fakat "Rasûlullah'ın kılıcı ile yalnız bir kadının başını kesmek bana lâyık değildir" diye tekrar geriye dönmüştür. Savaşın kızıştığı ve Rasûlullah'ın öldürüldüğü söylentileri çıkarılarak müslüman ordusunun moralinin bozulduğu sırada Rasûlullah'ın çevresini, Ebû Bekir, Ömer, Ali, Abdurrahman, Sa'd, Zübeyr, Talha, Ebû Ubeyde ve Ebû Dücâne kuşatmışlardı. Ebû Dücâne, Rasûlullah (s.a.s.)'in üzerine kapanarak düşman oklarına ve taşlarına karşı kendisini siper etmiş, yaralanmıştır. Müşriklerden Asım ve Ma'bed'i öldüren odur (Vakidi, Meğazî, s.63).

Uhud gazvesinin büyük kahramanlarından biri olarak, Ebû Dücâne'den bahsedilir. Bu savaşta elinde birkaç tane kılıcın kırıldığı; savaş meydanında mağrur olarak yürüdüğü sırada ashabdan bazılarının onun bu hareketine itiraz etmelerine Rasûlullah'ın, "Allah yolunda cihad eden bir adamın cihadıyla övünmesine karışılmaması''nı söylediği rivâyet edilir (İbnü'l-Esir, Üsdü'l-Gâbe, V, 148).

Nadiroğulları seferinden sonra ele geçirilen ganimetlerden Ebû Dücâne de payını almıştır (İbn Sa'd Tabakat, II, 353). Siyer yazarları Rasûlullah'ın gazvelerinde onun seçkin bir yeri bulunduğundan söz etmişlerdir. Bütün savaşlarda korkusuzca öne alıp çarpışmasıyla İslâm ordusuna büyük bir cesaret örneği olmuş, askerleri savaşa teşvik ederek moral kazanmalarını sağlamıştır. İrtidat edenlere karşı girişilen Yemame savaşında da yalancı peygamber Müseylime'nin mağlup edilmesinde onun bu kahramanlığının büyük etkisi olmuş (Üsdü'l-Gâbe, II, 353), nihâyet Ebû Dücâne Ridde savaşlarında şehid düşmüştür.

Ebû Dücâne Rasûlullah'ın yakın ashâbından birisi olmasına rağmen kendisinden hiç hadis rivâyet edilmemiştir. Bunun en önemli sebebi, onun Rasûlullah'tan hemen sonra şehid olmasıdır. Bu sahâbînin (r.a.) Hz. Peygamber'e itâati ve imanının sağlamlığı onu en yüksek mertebelerden birine, şehidliğe götürmüştür. Bu sebeple o İslâm'î hareketin büyük mücâhidleri arasında bir sembol olmuştur. Tarihçiler onun şu mısrasını nakletmişlerdir:

"Ben, sevgili peygamber ile ahde girmiş bir kimseyim,

Hurma korulukları yakınında tepenin eteğinde olduğumuz zaman."

(İbn Hişâm, es-Sîre s.563: Taberî, s.1425-1426).

Cevapla
.

Anahtar Kelimeler

SAHABE HAYATINDAN TABLOLAR ,SAHABE HAYATINDAN TABLOLAR Öğretmen Forumu,SAHABE HAYATINDAN TABLOLAR yükle,SAHABE HAYATINDAN TABLOLAR download,SAHABE HAYATINDAN TABLOLAR indirmek istiyorum,SAHABE HAYATINDAN TABLOLAR ödev yükle,SAHABE HAYATINDAN TABLOLAR bedava, SAHABE HAYATINDAN TABLOLAR ÖDEV İNDİR,SAHABE HAYATINDAN TABLOLAR YÜKLE,etkinlik,yukle,İndir,download,inndir,SAHABE HAYATINDAN TABLOLAR eğitimSAHABE HAYATINDAN TABLOLARdosya indir




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
Türkçe Çeviri : MyBBTürkiye, MyBB, © 2002-2017 MyBB Group.
MyBB Destek: InSiDe