Eğitim Sokağı
Hoşgeldiniz
Ziyaretçi. Kayıt Ol !

Sitemize Dosya Yükleyerek

Destek
Olabilirsiniz


O şimdi ERGEN!
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5



[-]
Etiketler
o , şimdi , ergen

Konu: 3,930
Mesaj: 11,521
Cinsiyet: Belirtmiyorum
Kıdem: 01-04-2009

Baskıcı ve tehditçi olmayın

Çocuklarına baskı uygulayarak ya da onları tehdit ederek yola getirmeye çalışan aileler, depresyona davetiye çıkartıyor.

Depresyon her yaşta görülebilen bir hastalık. Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO), depresyonu geleceğin en büyük sağlık sorunu olarak görüyor. Aile çatışmaları, okul stresi ve güven eksikliği gibi faktörler, gençlerin depresyona sürüklenmesinde büyük rol oynuyor. Depresyona giren gençlerde intihar vakalarına ve madde bağımlılığına daha fazla rastlanıyor. Çocuğunuzun kendisini ifade etmesine fırsat verin. Cezalandırıcı olmayın. Yalnızca maddi açıdan değil, manevi açıdan da destek olun. Onu sevdiğinizi her zaman belli edin.



Onlara da söz hakkı verin

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, gençleri depresyona sokan en büyük faktörün aile baskısı olduğunu belirtiyor. Tarhan, 'Aileler çocuklarına söz hakkı tanımıyor. Gençler, ailelerin koyduğu kurallar çerçevesinde yetişiyor. Söz sahibi olamıyor ve duygularını bastırarak büyüyor. Zamanla kendine olan güvenini kaybederek sosyal ortamlardan uzaklaşıyor. Yalnız kaldığı için de depresyona giriyor' diyor.



Sevginizi esirgemeyin

Gençler neden depresyona giriyor?

-Daha çok parçalanmış aile yapısına sahip olan gençler depresyona giriyor. 'Ben kimim, ne için varım, geleceğime nasıl bir yön vereceğim?' gibi sorular ergeni depresyona sürüklüyor. Aileler, 'Ona istediği her şeyi alıyorum ama yine de yaranamıyorum' diyerek işin içinden sıyrılıyor. Halbuki genç, ekonomik desteğin yanı sıra ailesinin sevgisine ihtiyaç duyuyor. Adam yerine konmadığını hissettiği anda sorunlar büyüyor.

Aileye ne gibi görevler düşüyor?

-Üzüntüleri ve sevinçleri beraberce paylaşmak gerekiyor. Anneyle baba, çocuğun kendisini yalnız hissetmemesi için her şeyi yapmalı. Genç kendisine değer verildiğinin bilincindeyse depresyonu daha kolay atlatıyor.



Tehdit etmeyin

Nerede hata yapıyorlar?

Baskı ya da tehdit yoluyla gencin davranışını değiştirmeye çalışmak yapılabilecek en büyük hata. Ergen, değersiz olduğunu hissederek öfkeye kapılıyor. Bir hastam tedavi gördüğü halde gizli gizli uyuşturucu kullanmaya devam ediyordu. Aile çocuğun uyuşturucu kullanmasını engellemek için çok katı kurallar koyup, tehdit etmeye başlamıştı. Ona neden uyuşturucu kullandığını sorduğumda 'Dünyaya bir kere geliyorum, canımın istediğini yapamayacaksam niye yaşayım ki?' cevabını verdi. Bu felsefe doğrultusunda hareket eden bir genci doğru yola çekebilmek çok zor. Çünkü mutlu olabilmek için bazı zorluklara katlanmak zorunda olduğunun bilincinde değil. Çocuğuna her istediğini veren bir aile, onun tatminsiz bir genç olarak yetişmesine neden oluyor. Ailelerin bu konu hakkında daha dikkatli davranmaları gerekiyor.

Depresyon genci nasıl etkiliyor?

-Gelecek kaygısıyla baş edemeyen gençler intihara daha fazla meyilli oluyor. Çaresiz kaldığını düşünen ergen, intiharı bir kurtuluş yolu olarak görüyor. Alkol ve uyuşturucuya yöneliyor. İlgi çekmek için hırsızlık yapıyor. Eve gelmekten nefret ediyor. Çünkü kendisini oraya ait hissetmiyor. Bu histen kurtulmak içinde evden kaçıyor. Mutlu olabileceği bir yer arıyor. Aitlik duygusunu tatmin edebilmek için kendisine zarar verebilecek gruplara yöneliyor. Tarikatlara giriyor, uyuşturucu kullanmaya başlıyor.



İşbirliği yapın

Tedavi kesin sonuç veriyor mu?

-Biz öncelikle rahatsızlığının biyolojik boyutu üzerinde duruyoruz. Beynin sağ yarım küresi duygularla, sol yarım küresi de mantıkla bağlantılıdır. Kimlik karmaşası yaşayan bir genç, mantıklı davranamıyor. Bir anlamda duyguları mantığıyla çelişmeye başlıyor. Duygunun ön planda olduğu sağ yarım kürede fonksiyon bozuklukları oluşuyor. Tedaviye beyin görüntülemeleri yaparak başlıyoruz. Beynin kimyasal dengesini ve elektriksel faaliyetini inceliyoruz. Veriler doğrultusunda ilaç tedavisine başlanıyor. Tedavi süresi sorunun ciddiyetine bağlı olarak değişiyor. Genelde 6 aylık bir tedavi programıyla hastalık belirtilerini % 40'lara düşürebiliyoruz.

Böyle durumlarda okulların rehberlik birimleriyle işbirliği yapmak daha sağlıklı sonuçlar veriyor.

Depresyon belirtileri

Depresyon ve Panik Merkezi (DEPAM) Psikiyatri Uzmanı Nihat Kaya, ergenlik dönemindeki depresyon belirtilerini 9 başlık altında topluyor:

● Sosyal ilişki kuramama

● İlgi ve etkinliklerde azalma

● Huzursuzluk

● Boşluk duygusu

● Uyku ve iştah bozuklukları

● Tik, konsantre olamama

● Hırsızlık, saldırganlık, yalancılık

● Evden kaçma, alkol ve uyuşturucu madde kullanma

● Yalnız yatamama, gece korkuları



Çocuğunuzu adam yerine koyun

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 'Stresi Mutluluğa Dönüştürmek' adlı kitabında ailesi tarafından adam yerine konulmayan ve ihmal edilen 13 yaşındaki bir ergenin hikayesini şöyle anlatıyor:

'Serkan 13 yaşındaydı ama ablasının düğününü rezil edecek kadar yetenekliydi. Serkan'ın, kahvenin içine şeker yerine tuz koyduğunu, düğün arabasının bütün lastiklerini patlattığını, bunlar yetmezmiş gibi vestiyerdeki ceketleri de kestiğini fark eden ailesi soluğu psikiyatri merkezinde alıyor. Doktorun yanına girdiklerinde baba yüksek sesle, 'Her şeyi kırıp döken, başkalarının mutluluğuna zarar veren bir çocukla ne yapılır? İstediği her şeyi verdiğimiz halde bize saygı göstermiyor. Çocuğumuza müteşekkir olmayı nasıl öğreteceğiz?' diye sordu. Anne, baba ve gençle ayrı ayrı görüşüldü. Ve şu sonuç ortaya çıktı: Serkan'ın ablasının düğünü, aile için büyük bir olaydı. Düğün telaşı içinde olan aile, Serkan'ı ihmal etmişti. Bütün ilginin ablasının üzerinde olmasını kıskanmaya başlayan Serkan, büyüklerinin ilgisini çekmek, kabul edilmek ve adam yerine konmak istiyordu. Yaptığı şakaların sevdiği insanları üzdüğünü fark etmemişti.

Tek amacı, ailesi tarafından kabul edilmekti.'

Cevapla
.
Konu: 3,930
Mesaj: 11,521
Cinsiyet: Belirtmiyorum
Kıdem: 01-04-2009

İntihar sendromu

Çocuklarına yeterince destek olmayan aileler, intihara davetiye çıkartıyor. Gençlik intiharlarının önüne geçebilmek için, ailelerin uzmanlarla işbirliği yapmaları gerekiyor

Gençlerin strese karşı dayanıksız olduğu, bilinen bir gerçek. Aile içi çatışmalar, depresyon, yalnızlık gibi etkenler, ergenlik dönemini daha da zorlaştırıyor. Sorunların artması, gençlerin savunmasız kalmasına neden oluyor. İçine kapanan ergen, zorluklarla mücadele edebilmek için farklı yollara başvuruyor. İntiharı kurtuluş, uyuşturucuyu da huzur olarak görmeye başladığı için, hayatını mahvedebilecek bir çıkmaza sürükleniyor.

Ebeveynler harekete geçmeli

Dr. Serdar Serdaroğlu, gençleri intihara ve uyuşturucu kullanmaya iten faktörlerin paralellik gösterdiğini belirterek, ebeveynlerin çocuklarının her adımını dikkatle izlemelerini ve bu konularda bilinçli olmaları gerektiğini söylüyor.



İntihar düşüncesi 15 yaşında belirginleşiyor

Gençlerdeki intihar olgusu nasıl gelişmeye başlıyor?

Ergenlik dönemindeki gençler, aşırı stresli oluyor. Hayatı kaldıramayacağını farkettiğinde de, intihar fikrini işlemeye başlıyor. Bu fikir, 15 yaşından itibaren gelişmeye başlıyor. Ergen, intiharı ölüm olarak değil, kurtuluş olarak görüyor. İntihar olaylarının artmasında medyanın büyük rolü var. Televizyonlarda, intihar eden kişilerin görüntülerine yer verilmesi, gencin o kişiyle özdeşim kurmasına neden oluyor. İntihar etmeyi birkaç defa deneyen bir gençle özel olarak ilgilenilmeli. Hoşlanmadığı bir durumla karşı karşıya kaldığında intiharı, savunma mekanizması olarak kullanmaya başlayacaktır. Bu noktada ailelere ve öğretmenlere büyük sorumluluklar düşüyor. Ergenin, 'İntihar edeceğim' diyerek ailesini tehdit ettiği durumlara da dikkat edilmeli. Yapılan araştırmalar, 'intihar' kelimesini çok sık kullanmaya başlayan kişilerin de intihar etme olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.



Ailenin büyük etkisi var

İntihar eylemiyle, madde kullanımının genetik olabileceği doğru mu?

Ailede, depresyona girip intihar eden bir kişinin olması çok önemli bir kanıt. Bu tarz bir aile yapısına sahip olan gencin, strese karşı ne kadar dayanıklı olduğu mutlaka gözlenmelidir. genetik olarak kuşaktan kuşağa geçen intihar vakalarıyla sık sık karşılaşıyoruz. Genç bir delikanlı, fare zehiri kullanarak intihar etmişti. Bu olay araştırıldığında, babasının hatta büyük babasının da fare zehiriyle intihar ettiği ortaya çıktı. Ailede alkol ve madde bağımlılığı varsa gencin de uyuşturucu kullanma ve intihar etme olasılığı artıyor. Yapılan araştırmalar, sigaraya erken yaşta başlayan gençlerin, uyuşturucu kullanma olasılığının oldukça yüksek olduğunu gösteriyor. Ebeveynlerinin katı tutumlarını cezalandırmak için, intihar eden gençler de var.



Anne-baba imajını zedelemeyin

Ebeveynler nerede hata yapıyor?

Yanlış yaptığında, onu yalnız bırakarak cezalandırmak, yapılabilecek en büyük hata. Çocuk, ailesiyle dertleşemediği için gitgide içine kapanıyor. Zamanla bu durumu kaldıramıyor, en ufak bir olayda kapana kısıldığını düşünüyor. Özellikle terk edilme durumlarında, yoğun bir stres yaşıyor. Ailede ölüm olaylarının çok fazla yaşanması da genci olumsuz etkiliyor. Ebeveynlerin şiddetli kavga etmeleri ve çocuklarını taraf tutmaya zorlamaları çok yanlış. Böylece anne-baba imajı zedelenmeye başlıyor. Boşanma durumlarında, iki taraftan birinin çocuğu aramamaya başlaması, gencin güvenebileceği, destek alabileceği anne ya da baba modelinden birini kaybettiği anlamına geliyor. Bu da gencin yalnız kalmasına ve problemlerini tek başına çözmeye çalışmasına neden oluyor. İşin içinden çıkamadığı durumlarda da genelde kendinden daha sorunlu bir arkadaşıyla dertleşmeye başlıyor. Yetişkinler için stres yaratmayacak bir faktörün, gençler için önemli bir sorun olabileceği gözardı edilmemeli.



Okul, aile ve uzman dayanışması

Tedavide nelere dikkat edilmeli?

Var olan psikiyatrik rahatsızlık, ilaç tedavisi ve psikoterapik yöntemlerle tedavi edilebilir. Ailenin, intihara meyilli bir çocuğa nasıl davranması gerektiği hakkında yol gösteriyoruz.

Bu vakalarda ebeveynlerin panik yapması durumu zorlaştırıyor. Davranışların belli bir dengede seyretmesi, daha olumlu sonuçlar veriyor. Bu bir ekip işi. Okul rehberlik birimleriyle, ailelerin sıkı bir koordinasyon içinde olması gerekiyor. Gencin nasıl davranışlar sergilediği dikkatle gözlemlenmeli. Sonuçlar hekim, okul ve aile üçgeninde değerlendirilmeli.



UYUŞTURUCUYA DİKKAT!

Çocuğunuzu asla başıboş bırakmayın

Psikolog Orhan Gümüşel, ailelerin uyuşturucu madde bağımlılığı konusunda bilinçli olmaları gerektiğini vurguluyor. Gümüşel, çocuğunun uyuşturucu kullanmaya başladığını fark eden ailelerin, nasıl davranmaları gerektiğini şu sözleriyle ifade ediyor: 'Gençlerin stresli ortamlardan hoşlanmadığı bilinen bir gerçek. İşin içinden çıkamadıkları zaman, farklı kaçış yolları geliştiriyorlar. 'Biz çocuğumuza güveniyoruz' düşüncesiyle, genci fazla özgür bırakmak oldukça hatalı. Sık sık gece kulüplerine giden ya da, ev partilerine katılan gençlerin uyuşturucu kullanma olasılıkları daha yüksek. Ebeveynlerin hesap sormaları ya da dedektifçiliğe girişmeleri olumsuz sonuçlar doğurabilir. Sert ve baskıcı da olunmamalı. Çocuğun uyuşturucuya nasıl başladığı, onu uyuşturucuya kimin alıştırdığı öğrenilmeli. Daha sonra da uzman kişilerden yardım alınmalı.'

Uyuşturucu kullandığını nasıl anlarsınız?

Orhan Gümüşel; uyuşturucu madde kullanan gençlerdeki davranış değişikliklerini, 6 maddeyle açıklıyor:

● Gece hayatının hızlanması

● Daha fazla para harcama

● Geç vakitlerde gelen telefonlardan sonra dışarıya çıkma

● Donuk bakışlar

● Yavaş hareket etme

● Ani öfkelenmeler

● Davranış bozuklukları

● İçe dönüklük

● Uyku bozuklukları



Gençler için en kritik sorunlar

Dr. Serdar Serdaroğlu, gençleri intihara sürükleyen ve uyuşturucu kullanmalarına da neden olabilecek faktörleri şu şekilde sıralıyor:

● İnsan ilişkilerindeki çatışma

● Ekonomik problemler

● Okul başarısının düşmesi

● Yalnızlık, depresyon, terk edilme

● Gelecek endişesi

● Katı kurallar

● Manik depresif rahatsızlıklar

● Çocukluk çağında başlayan şizofreni-dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu

● Psikolojik ve fiziksel travmalar

● Ergenlik döneminde başlayan panik ataklar

● Aile içi çatışmalar

● Dışlanma

● Arkadaş çevresi



Arkadaş kurbanı oluyorlar

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları bünyesinde kurulan, Alkol ve Madde Araştırma ve Tedavi Merkezi (AMATEM) Klinik Şefi Doç. Dr. Duran Çakmak, uyuşturucu batağına düşen gençlerin, daha çok arkadaş kurbanı olduklarını ve 2001 yılında 4 bin 441 kişinin tedavi olmak amacıyla merkeze başvurduklarını ifade etti. Çakmak, uyuşturucu madde kullanımı tedavisi aşamalarını şu şekilde sıralıyor: 'Yatarak tedavi edilmeye ihtiyacı olmayan hastalar, Ayakta Tedavi Ünitesi'ne gönderiliyor. Bağımlılık ileri boyuttaysa, hastanın merkeze yatırılması gerekiyor. Yatırılan hasta önce arındırma (defoksifikasyon) aşamasından geçiriliyor. Yedi ile on gün arasındaki bu sürede kişinin maddenin etkisinden kurtulması sağlanıyor. Daha sonra Bağımlılık Tedavi Ünitesi'ne alınan hastalar, 14 - 28 günlük sosyal ve ruhsal tedavi programından geçiriliyor.'

Cevapla
.
Konu: 3,930
Mesaj: 11,521
Cinsiyet: Belirtmiyorum
Kıdem: 01-04-2009

Sınav stresini yenmenin ipuçları

Öğrenci Şeçme Sınavı'nda başarılı olmak her gencin hayali.

Ama hangi bölümde okumak istediklerine iyice karar vermeleri gerekiyor. ÖSS'de başarılı olmanın sırrı, planlı ve programlı olmaktan geçiyor. Sınav stresinden kurtulmanın birinci adımı, negatif düşüncelerden uzak durmak. 'Başaramayacağım' kelimesini asla kullanmamak. Ters giden şeyler olduğunda, geçmiş başarıları hatırlama yoluna gitmek.

Hedef belirleyerek ilerleyin

Uzman Psikolog İzzet Kan Natan, sınav stresini yenebilmek için planlı ve programlı çalışmak gerektiğini ifade ediyor. Alternatif planlar üreten gençlerin, hedeflerine bir adım daha yaklaştığını söyleyen Natan, 'Aileler çocuklarına köstek değil, destek olmalı' diyor.



Hayalci yaklaşımlar sergilemeyin

Gençler başarılı olmak için nasıl bir yol izlemeli?

Öğrencinin hedef belirlemediği ve hayalci yaklaşımlar sergilediği durumlarda sınav korkusuyla karşılaşılıyor. Bu da başarıyı düşürüyor. Fiziksel ve zihinsel yöntemlerin, başarıyı arttırdığı unutulmamalı. Genç, gevşeme egzersizleriyle vücudunu nasıl kontrol edeceğini öğrenirse, heyecanını bastırabilir. Heyecan, beraberinde korkuyu, korku da stresi getirdiği için, fiziksel egzersizler, zihinsel egzersizlerle desteklenmeli. 'Bu sınavı kazanamazsam mahvoldum, hayatım bitti' tarzındaki düşünce yapılarından da uzak durulmalı. Geçmiş başarıların düşünülmesi, motivasyonu artırıyor. Alternatif planların geliştirilmesi, gencin kendisini daha iyi hissetmesini sağlıyor.



Sonuca değil, sürece önem verin

Aileler nerede hata yapıyor?

'Tıp fakültesine girmelisin. Bu senin hayatının en önemli adımı. ÖSS'yi kazanmak zorundasın. Biz seni okutmak için neler çektik. Bütün emeklerimizi boşa çıkarttın' tarzındaki yaklaşımlardan uzak durulmalı. Aile, çocuğunun doktor olmasını istiyor ve ona başka bir şans tanımıyor. Sonuca önem verdikleri için de, genç başarılı olamadığında hayal kırıklığına uğruyorlar. Aileler, çocuklarının manevi yönleriyle de ilgilenmeli. 'En iyi okullara gönderdik, en iyi hocaları tuttuk' demek yetmiyor. Genci anlamak ve ona destek olmak gerekiyor.

Motivasyonunuzu yüksek tutun

Derece Yayınları Koordinatörü Sosyolog Ufuk Deniz, gençlerle aileleri arasında yaşanan iletişim problemlerinin, ÖSS başarısını olumsuz etkilediğini belirtiyor. Deniz; 'Ebeveynler çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmuyor. Gence, 'Niye ders çalışmıyorsun' diye yaklaşmak çok hatalı. Çünkü önemli olan, niye ders çalışmadığı değil, çalışırken nasıl bir yöntem izleyeceğidir. Bu yüzden ailelerin, çocuklarının okul yaşantısını sıkı sıkıya takip etmeleri ve rehberlik birimleriyle diyalog kurmaları gerekiyor' diyor.

Negatif enerji yaratmayın

Deniz, ÖSS'ye hazırlanan gençlerin, nasıl çalışmaları gerektiği konusunda önemli ipuçları sunuyor. Ders çalışmanın belli bir hazırlık gerektirdiğini ifade eden Ufuk Deniz, fizyolojik, psikolojik ve fiziksel koşulların başarıyı belirleyen en önemli kriterler olduğunu belirtiyor. Verimli ders çalışabilmek için, dengeli beslenmek gerektiğine işaret eden Deniz, ders çalışırken en çok gözlerin yorulduğunu bu nedenle istirahat etmenin konsantrasyonu artırdığını söylüyor. 'Başaramayacağım' düşüncesinden uzak durulması gerektiğini belirten Sosyolog Deniz, 'İstek, azim ve irade yoksa, başarı da olmaz. Kendi kendine negatif enerji yaratmak, sorunların daha da artmasına neden olur. Yatarak ya da televizyon karşısında çalışılmamalı. Müzikli ortamların, konsantrasyonu engellediği de unutulmamalı' diyor.



GENÇLER NE DİYOR

Türk gençliği harcanıyor

'ÖSS ile ilgili ciddi kaygılarım var. En iyi üniversiteleri bitirsek bile gelecekte iş bulamama olasılığımız oldukça fazla. Sonuç olarak büyük karamsarlık içindeyim.

Benim gibi sınava giren 1 milyon 500 bin genç, hem sınav stresini, hem de sınavdan sonraki stresi yaşıyor. Bu ÖSS, cehennem azabından beter. Hem çalış, didin, kazan sonra da iş bulama! Bu, bizim suçumuz değil. Ne kadar sitem etsem de bu ülkede bazı şeylerin düzelmeyeceği belli. Yoğun talebe rağmen, 300 bin kişilik kontenjan açmaya devam edeceklerse ve mezun olduktan sonra bir işe bin kişi başvuracaksa, Türk gençliği harcanıyor demektir.'

Sesimizi kimse duymuyor

'Ailem benim için köstek değil, destek. Bazı arkadaşlarım, ÖSS stresinin yanında bir de aile baskısı çekiyor. İyi sonuç istediklerini her fırsatta dile getiren aileler, çocuklarına inanılmaz bir baskı uyguluyor. Bu yüzden bazı arkadaşlar, sınav anında iflas ediyor. 'Sınav günü hasta mı olurum? Sınavda soru mu kaydırırım? ÖSYM farklı soru tipleriyle mi karşıma çıkar? Hadi hiçbiri olmadı, istediğim yere yerleştim, mezun oldum, emeğimin karşılığını bulabilecek miyim?' Bu sorular paranoyak bir hastanın sorabileceği tarzda sorular. Ama ben paranoyak biri değilim. Dünyanın hangi ülkesinde hiç durmadan üç saatlik sınav yapılıyor? On dakikalık bir ara dahi verilemez mi?

Esasında bu sorunları dile getirmenin hiçbir işe yaramadığını da biliyorum. Sesimizi duyup harekete geçmesi gerekenler de nedense üstlerine hiç alınmıyorlar, alınsalar da yapabilecekleri bir şey var mı ki...'

Şanslı olmak yetmiyor

'ÖSS kaygım yok, kesin kazanırım, açıkta kalmam' diyen biri ya Amerika yolcusudur ya da günümüz Türkiyesi'nde, ÖSS'nin ne olduğunu bilmiyordur. Eğer ailenin maddi durumu iyiyse, açıkta kalmazsın. Ailenin özel üniversiteyi karşılamayacağını biliyorsan, benim gibi çok çalışman gerekiyor. ÖSS benim için tam bir felaket. Şans da gerekiyor ama bilgi olmadıktan sonra şans bir işe yaramıyor. Kısacası ÖSS için kaygılanmayan bir öğrencinin olacağını zannetmiyorum. Gerçekten kaygılanmayanlar varsa, bunu nasıl başardıklarını bana da söylesinler.'

Geleceğe güvenle bakamıyoruz

'Bugün içinde bulunduğumuz şartlara baktığımızda, bize sunulan şeylerin adil olmadığı apaçık ortada. İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerdeki eğitim olanaklarıyla, Anadolu'daki eğitim olanaklarının eşit olmadığı bilinen bir gerçek. ÖSYM'nin her üç senede bir periyodik olarak sistemde 'yenilik' adı altında anlaşılması güç değişiklikler yapması, puanlar ve derslerin ağırlıklarıyla yoyo topu gibi oynaması, hem kafamızı karıştırıyor, hem de geleceğe güvenle bakmamıza engel oluyor. Yeteneklerimize göre değil, devletin belirlediği kriterlere göre yönlendiriliyoruz. Batı hayranlığının bu denli büyük olduğu, ancak eğitiminde hala bu kriterlerce şekillendirildiği bir ülkede, gençlerin iyi ve doğru şeyler üretmesi beklenemez.'



Altın kurallar

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sınavda başarısız olunabileceği düşüncesinin, başaramama korkusuna dönüştüğünü şu sözleriyle belirtiyor: 'Bu korku, kaygı düzeyini yükseltiyor. Kaygı düzeyinin yükselmesi, beyindeki stres hormonları salgısını artırıyor. Aşırı salgılanan stres hormonları da öğrenme yeteneğini geriletiyor. Öğrenciyi kapana sıkıştıran bu kısır döngü, korkunun daha da artmasına neden oluyor.' Tarhan, öğrencilerin sınav stresini yenebilmeleri için 4 altın kuralı şu şekilde sıralıyor:

● Sınav, birinci amacınız olsa bile, tek amacınız olmamalı

● Başaramazsanız kesinlikle başka bir çıkış yolu vardır

● Zihindeki endişe ve korkuların başarıya faydası yoktur

● Sınavların ölüm kalım savaşı olmadığını unutmayın.

Cevapla
.
Konu: 146
Mesaj: 2,085
Cinsiyet: Belirtmiyorum
Kıdem: 10-11-2009

amanın...
bende mi bu yoldan geçtim Uhh
Însan, beden gözüyle renklere , kalp gözüyle de gerçeklere muhatap olur...

Cevapla
.
Konu: 3,930
Mesaj: 11,521
Cinsiyet: Belirtmiyorum
Kıdem: 01-04-2009

annene bir sor bakalım geçtin mi bitti mi Biggrin

Cevapla
.
Konu: 146
Mesaj: 2,085
Cinsiyet: Belirtmiyorum
Kıdem: 10-11-2009

geçmiş Biggrin
Însan, beden gözüyle renklere , kalp gözüyle de gerçeklere muhatap olur...

Cevapla
.

Anahtar Kelimeler

O şimdi ERGEN! ,O şimdi ERGEN! Öğretmen Forumu,O şimdi ERGEN! yükle,O şimdi ERGEN! download,O şimdi ERGEN! indirmek istiyorum,O şimdi ERGEN! ödev yükle,O şimdi ERGEN! bedava, O şimdi ERGEN! ÖDEV İNDİR,O şimdi ERGEN! YÜKLE,etkinlik,yukle,İndir,download,inndir,O şimdi ERGEN! eğitimO şimdi ERGEN!dosya indir


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Ergen Çocuğunuzun Ev Ödevlerine Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz eğitimsokağı 0 1,412 10-09-2010, 0:09
Son Yorum: eğitimsokağı
  Ergen Ve Uyum eğitimsokağı 0 1,572 02-09-2010, 2:40
Son Yorum: eğitimsokağı
  Eyvah! Çocuğum Ergen Oldu! eğitimsokağı 0 1,368 15-08-2010, 22:57
Son Yorum: eğitimsokağı



Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
Türkçe Çeviri : MyBBTürkiye, MyBB, © 2002-2018 MyBB Group.
MyBB Destek: InSiDe