Eğitim Sokağı
Hoşgeldiniz
Ziyaretçi. Kayıt Ol !

Sitemize Dosya Yükleyerek

Destek
Olabilirsiniz


MEHTER NEDİR?
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5



[-]
Etiketler
mehter , nedir?

Konu: 255
Mesaj: 2,204
Cinsiyet: Erkek
Kıdem: 31-03-2009

MEHTER NEDİR?

v Mehter hakimiyettir!

v Mehter azamettir!

v Mehter bağımsızlıktır!

v Mehter bir and,bir dua, bir niyaz, bir alkıştır.

v Mehter Türk ulusunun kıtalara yayılmış eseridir.




Mehter dost, sevgi, birlik ve kahramanlık ocağıdır. Mehteri kendine has özellikleri ile korumak yaşatmak gelecek nesil'e bırakmak her Türk'ün görevidir. Mehter Farsça " MIHTER" kelimesinin Osmanlılarca ULU-BÜYÜK manasına gelen bir kelimesinden alınmıştır. Dilimizde bu kelimenin Arapçalaştırılmış şekillerinden " MEHTER" kullanılmaktadır.

MEHTER;

Vurulduğunda arzı ve arşı titreten, yürüdüğünde ölümü bile korkutan, heybetiyle düşmanın yüreğine korku salan ve savaşa bayram havasında gidenlerin öncüsüdür MEHTER.

Tokmağın davula her vuruşunda, üç adımda bir sağa ve sola verilen her selamda, okunan her duada; ölmek için yaşayanların simgesidir MEHTER.

Hissettiğimiz her ritimde, benimsediğimiz her sözünde, duygularımızı şahlandıran ve orduya güç katandır MEHTER.

Estergon Kalesinden Bağdat kapısına, Kırımdan Sivastopol’e, Tuna’dan, Yemene Bir hasret ve serhat türküsüdür MEHTER.
Bizleri tarihe götüren, tarihi bizlere getiren bir coşkudur MEHTER.

Geçmişle geleceğe bir köprüdür MEHTER.



MEHTERİN TARİHÇESİ

Türkler milattan önce orduda takım halinde müzik aletleri çaldırırlardı. 8.yy.da yazılmış ve yazılı ilk Türk belgesi olan Orhun Kitabeleri,

Mehter'in atası olarak kabul edilen Tuğ Takımı'ndan bahseder. Kaşgarlı Mahmut'un 11.yy.da yazdığı Divan-ı Lugat-it Türk, Hakan'ın huzurunda nevbet vurulduğunu anlatır. Türklerin diğer dünya milletlerinden gerek anlam ve önem gerekse müzik yönünden tamamen ayrı özelliklere sahip bir müzik topluluğu bulunmaktadır. Bu topluluğa "Mehterhan" yaptığı müziğe de "Mehter Müziği" denir.



"Bulut kükredi, vurdu nevbet tuğ,
Şimşek çaktı çekti hakan tuğ'unu"



diyen Türkler İç Asya'dan Anadolu'ya geleneklerini taşımışlar, egemenlik simgesi davul, bayrak ve tuğ töresi Türkler aracılığıyla tüm İslam alemine yayılmıştır. Karahanlılardan, Selçuklulara, İlhanlılardan, Memlüklere ve Osmanlılara nevbet geleneği hep devam etmiştir.
Kayı boyundan Osman Bey'e Anadolu Selçuklu Hükümdarı tarafından bağımsızlık fermanıyla beraber hakimiyet sembolü olarak tuğ ve davul yollanmıştır. Mehteri hürmetten ayakta dinleyen Osman Gazi, kıtalara hükmedecek bir İmparatorluğun ve çok daha köklü bir mehter geleneğinin temelini atmıştır. Mehter müziğini ortaya çıkaran en önemli yer savaş alanlarıdır. Kale kuşatmasında, meydan muharebelerinde, deniz savaşlarında düşmana hücum edilirken mehter çalınarak askerler şevke getirilir, düşmanın morali bozulurdu. Avrupa'nın önemli bestecileri Mozart, Beethoven ve daha niceleri mehterin müziğinden etkilenerek besteler yapmışlar ve bu besteler 18 yy.da Avrupa'da yeni bir müzik türü doğmasına sebep olmuş, bu müziğe de Alaturka adı verilmiştir.
Mehter müziği makamsal olarak Klasik Türk Müziği özelliklerini taşır ve 24 sesten meydana gelen bir ses sistemine sahiptir. Dünya askeri tarihinin bu ilk bandosu geçmiş dönem Türk müziğinin coşkulu ritimlerini de bugüne taşımaktadır. Mehter'in giysileri renk ve biçim bakımından ayrı bir güzellik arz eder. Giysilerinde tüm renkleri görmek mümkündür. Kullandığı enstrümanlar kaba zurna, boru, kös, davul, nakkare, zil ve cevgendir. Türklerin ihtişamını asırlar boyu seslendiren Mehter, Osmanlıların son döneminde yozlaşan devlet kurumları gibi vezirlere, sancak beylerine, 18 yy.dan itibaren esnafa dek yaygınlaşmış ve kuruluş amacından sapmıştır.
II.Mahmut tarafından kapatılan Yeniçeri Ocağı'yla birlikte Mehter'de kapatılmıştır. Mehter'in kapatılmasından sonra Avrupa’dakilere benzer bandolar kurulmuş, 1831'de Mızıka-ı Hümayun Okulu açılarak Mehter 80 yıllık bir sessizliğe gömülmüştür.



Yazar Celal Esat Arseven ve Askeri Müze Müdürü Ahmet Muhtar Paşa'nın çabaları ile 1914 yılında yeniden Askeri Müze'de çalmaya başlayan Mehter, I.Dünya Savaşı sırasında Enver Paşa tarafından (1917) Ordu birliklerinde kısa soluklu da olsa yeniden kurulmuştur. 1914'de kurulan Askeri Müze Mehteri 1935 yılında dönemin Milli Savunma Bakanı Zekai Apaydın tarafından aslına uygun olmadığı sebebi ile kapatılmıştır. Bugünkü Mehter ise Genelkurmay Başkanlığı'nın isteği üzerine yapılan sistemli bir araştırma ile Askeri Müze kapsamında 1953 yılında altı katlı olarak kurulmuş, 1968 yılında 9 katlı hale getirilmiştir.



MEHTERİN ÖNEMİ



Bu konuyla ilgili Evliya Çelebi'nin, Sultan 4.Murat devrinde büyük bir ordu olayını Şöyle anlatır. "Mimarların mı, yoksa mehterlerin mi alayda önceliği konusunda karar verilemez. Bu hususta görüşmek üzere Mimarbaşı ile Mehterbaşı Sultan Murat'ın huzuruna çıkarlar; Mimarbaşı başlar söze: Padişahım! Mehterler pirsiz esnaf olup Cemşid sanatını tutmuş bir alay Deccal kavmidir, biz padişahımıza saraylar, selâtin camileri, köprüler yaparız, İslam ordusunda lüzumumuz, hizmetimiz vardır; elbet mehterlerden evvel geliriz! Der.
Bunun üzerine mehterbaşı da şu iddiada bulunur.
Padişahım! Hangi bir tarafa gitseniz mehabet, şevket, salâbet ve şöhretiniz için, dosta düşmana karşı davul, kudüm, nefir döverek gitmeniz lazımdır. Cenk Meydanlarında gaziler cenge salmak için köslere biz tokmak çalarız ve askeri şevke getirip biz kaldırırız, padişahımız bir şeye üzülse huzurunda on iki makam, yirmi dört şube, yirmi dört sul , kırk sekiz terkip musiki faslı edip, padişahımızı neşelendiririz. Eski hükema; saz ve söz hanende, âdemin gönlüne safa verir, demişler. Biz de ruha gıda verir esnafız. Bahusus ki nerede Resulullah'ın âlemi olsa, orada dabl-ı Al-i Osman bulunmak gerekir...
Bunun üzerine Sultan 4.Murat, mehterlerin mimarlardan evvel geçmesini irade buyurur...





İSTANBUL'UN FETHİNDE MEHTER



Fatih Sultan Mehmet, Fethin devam ettiği bir sabah şafakla beraber topçularının yanına gitti. Toplar atılırken, Okmeydanı'na dolmuş binlerce ulema, hep bir ağızdan tekbir getirmeye başladılar. Yüzlerce davul ve zurnadan oluşan devasa bir mehteran düşünün. Osmanlı ordusuyla beraber, savaş meydanında bulunuyor. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul surlarının önüne geldiğinde, 300 kişilik mehter takımında, 100 zurna, 70 davul durmadan çalıyor; kalp ve ruhları coşku ve heyecana getiriyor. Okmeyda'nındaki ikinci mehter de Haliç surlarına hücum eden kıtaların harp şevkini artırıyordu. Gök gürültüsünü andıran korkunç ve insanın içini ürperten sesler çıkarıyorlar, topların seslerini bile susturuyorlardı. Yine Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'a giren muhteşem zafer alayının ortasında, gözlerini yıkılmış surlara dikti, sonra atını ileri sürdü. Maiyet bölükleri, yeniçeri arkasındaki mehteran, davul ve zurnalarını çalarak devirler açıp kapayan, asırlar önce müjdelenmiş olan bu mutlu güne mutluluk katıyor ve cenk havası çalıyordu. Zaferlerden sonra ezan okunur ve mehter çalınırdı.



MEHTER MUSİKİSİNİN DÜNYA MÜZİĞİNE ETKİLERİ



18. Asırdan itibaren bir çok devlette mehteran bölüklerine benzer müzik toplulukları kurulmaya başlamıştır. Bazı müziğinin ünlü bestekarlarından olan Mozart ve Haydn mehter müziğinden ilham alarak meşhur bestelerini yapmışlardır.Büyük Alman bestecisi Beethoven’in büyük senfonisinin son bölümü, mehterin kösüyle, davulu ve zurnasıyla seslendirilmiştir.

Yine Beethoven’in Türk Marşı’nı mehterin bir cenk marşın dan adapte ettiği bilinmektedir. Alman bestekârı Wagner bir mehter konserini dinlerken heyecanlanmış, kendini tutamayarak “İşte musiki buna derler.” diye mehter hakkında düşüncelerini belirtmiştir.

MEHTER MÜZİĞİ

Mehter müziği klasik Türk müziğindeki makam ve usullerin kullanıldığı teksesli bir müziktir. Peşrev, semai, nakış, cengi harbi, murabba, kalenderi gibi formları vardır. Mehterhane'nin repertuarında bunlardan başka serhat türküleri de yer almıştır. Buna karşılık, bazı mehter peşrevleri de fasıl müziğinde çalınmıştır. Mehter müziğinde ahlâtı, revani, saf gibi fasıl müziğinde hemen hemen hiç kullanılmamış usullere yer verilmiş, bunların çoğu, o usulde bestelenmiş yapıtların form

adı da olmuştur.




Mehter müziğinin bestelerinin çoğunu Mehterhane'de görevli müzikçiler yapmıştır. Günümüze ulaşan mehter melodilerinin en eskileri Nefiri Behram, Emir-i Hac, Hasan Can ve II. Gazi Giray gibi 16. yüzyıl bestecilerinin yapıtlarıdır. Notası bulunan yapıtların da büyük çoğunluğu 17. yüzyıldan kalmıştır. Bu yüzden belli başlı bestecileri Zurnazen Edirneli Dağı Ahmed Çelebi, Zurnazen başı İbrahim Ağa, Müstakim Ağa, Ham mali ve Şah Murad'dır. Hızır Ağa da 18. yüzyılın en büyük mehter bestecisidir. 16. ve 17. yüzyılın çoğu peşrev formunda olan yapıtları Ali Ufki Bey'in ünlü derlemesi Mecmua-i Saz ü Söz ve Kantemiroğlu Edvarı adıyla tanınan Kitabı İlmi'l-Musiki ala Vechi'l-Hurufat aracılığıyla günümüze ulaşmıştır.

Mehter müziği bestecileri Osmanlı ordusuna cesaret ve coşku verici, düşman askerini korkutucu melodiler yaratmaya özen göstermişlerdir. Osmanlıların Avrupa'nın ortalarına kadar ilerlemesi, 17. yüzyılda mehter müziğindeki birçok öğenin Avrupa müziğine de girmesine yol açmıştır. Bunların başında kös, nakkare, çevgan, halile gibi belirsiz ses veren vurmalı



çalgıların kullanılması gelir.
Mehter, sanılanın aksine sadece marş çalmaz. Kendi yapısına uygun kâr, karçe, beste, semai, fasıl şarkıları, serhat ve Rumeli türküleri, peşrev ve saz semaileri de mehterin repertuarı içinde yer alır.



MEHTER TAKIMI İKİ BÖLÜMDEN MEYDANA GELİR.

Mehter takımının yürüyüş nizamında törene iştiraki şöyledir: Önde çorbacı başı (Emir-i Âlem) unvanını taşıyan ve başında "üsküf" bulunan mehteran bölüğü komutanı, onun arkasında sol tarafında zırhlı muhafızı ile birlikte yeşil sancak, ortada istiklal alameti olan ak sancak, sağ başta ise zırhlı muhafız ile birlikte kırmızı sancak bulunur. Sancakların arkasında ise üçerli koldan üç sıra halinde dizilmiş dokuz tuğ gelir. Sağ taraftan kırmızı sancağın arkasında, yeniçerilerin taşıdığı hücum tuğu yer alır. Tuğlardan sonra ortada mehterbaşı bulunur. Mehterbaşından sonra ise mehterin iki katı adedince çevgenler, zurnazenler, boruzenler, nakkarezenler, zilzenler ve davulzenler gelmekte. En arkada ise at sırtında taşınan kös bulunmakta.
Mehter takımı katlardan oluşur. 3 katlı, 5 katlı, 7 katlı, 9 katlı 11 katlı ve 13 katlı diye adlandırılır. En küçüğü 3 katlı, en büyüğü 13 katlı olarak kurulmuştur. Mehter takımında katlı demek her sazdan o katlı nispetinde Enstrüman <saz> bulunması demektir. Yani 5 katlı Mehter takımında, 5 zurna, 5 boru, 5 nakkare, 5 zil ve, 5 davul var demektir. Buna göre 10 çevgen (diğer sazların iki misli) bulunur. 13 katlı Mehter yalnızca Padişaha aittir.

MEHTER YÜRÜYÜŞÜ

Mehter takımının kendine özgü bir yürüyüş şekli vardır. Yürüyüşe daima besmele ile sağ ayakla başlanır. Yürüyüş yapılırken her üç adımda sağa ve sola dönülerek yürünür. Bu mehter sağa ve sola RAHİMALLAH- KERİMALLAH manasına gelen selamlama yürüyüşüdür.

NEVBET (KONSER) DÜZENİ

İlk kurulduğu yıllarda çember biçiminde dizilen mehter, sonraları yarım daire (hilâl) biçiminde dizilmeye başladılar. Mehteran, daire şeklinde nevbet nizamını teşkil ederler, nakkare zenleri oturup diğerlerinin ayakta durmasıyla da hilal görünümü verir. Kösler hilalin orta ilerisine konulur. İçoğlanı Başçavuşu, mehter faslı başlamadan önce daireden çıkarak ortaya gelir ve: "Vaktı-i Süruru sefa Mehterbaşı ! Hey! Hey! " diye bağırır. Bu sırada hazır bulunanların dikkatlerini çekmek için nakkarelerle sofyan usulünde üç tempo atılırdı. Nakkareler çalarken de Mehterbaşı ağa mehterin önüne gelir: "Merhaba Ey Mehteran!" der ve sağ elini göğsüne koyarak mehteri selamlar.
Mehteran da hep beraber sağ ellerini göğüsleri üzerine koyarak koro halinde "Merhaba, Mehterbaşı !" diyerek karşılık verirler. Daha sonra mehterbaşı : "Hasduuuur" diyerek çalınacak makamın ve eserin adını söyler (mesela "Der fasl-ı Acem aşiran, mehter marş!" der) hemen arkasından "Haydi.. Ya Allah !" diyerek mehteri icraya geçirir. Nevbet bitince mehter gülbankı (duası) okunur ve konser sona erer...

MEHTER DUASI (GÜLBANK)

Allah,Allah; Celil-ü Cebbar, muin-i Settar Halik-ul leyl-i vennehar

Layezal, Zülcelal;birdir Allah anın birliğine

Birdir Allâh ânın birliğine!

Resulu enbiya Peygamberimiz

Cenâbu Ahmed-i Mahmud-u Muhammed Mustafa

Ali evladı Resul-u mücteba imdadi ruhaniyetine

Osman Gazi,ebul fethi velmegazi Orhan Gazi hazretlerinin avni inayetlerine.

Bilcümle Alemi İslamın sıhhat-i selametine.

Ordularımızın devam-ı muzafferiyetine.

Üçler, yediler, kırklar,göçenler demini devranına hu diyelim.

Eli kan, kılıcı kan, sinesi üryan, ciğeri püryan, meydan-ı şehadette Allah yoluna revan.

Kahrımız , gazabımız düşmana ziyan.

Adüvden korkmadık, korkmayız hiçbir zaman

Kur’anda zafer vaadediyor Hazreti Yezdân.

Uğrun açık olsun ey serdar-ı Mücahit,

Hüda kılıcını keskin eylesin ,ömrünü gün gibi medid.

Fahri Alem-i hoşnut ettin,

Hak gaza –i ekberin etsin mubarek vesa-id



Nasrün minallahü ve Fethün karib ve beşşerül müğminin



Yektir Allah, Yektir Allah, Yektir Allah,

İllallah









KIYAFETLER

Saz başları kırmızı cübbe, kırmızı kavuk, kırmızı şalvar, sarı üç etek ve sarı yemeni giyerler. Diğer sazlar koyu mavi cübbe, kavuk, şalvar ve renkli üç etek ile kırmızı yemeni giyerler. Çevgânlar da saz başları gibi giyinirler

TUĞ

Türklerde, hükümdarlık, vezirlik, Beylerbeyilik, sancak beyliği gibi görev ve memuriyet işareti olarak kullanılmıştır. Osmanlılarda dönemlere göre sayısı değişmekle birlikte padişahın yedi tuğu, sadrazamların beş tuğu, vezirlerin üç tuğu, Beylerbeyilerin iki, sancak beylerinin ve Mirlivaların birer tuğu bulunurdu.

Orta Asya'da Türklerin bayrak yerine TUĞ'ları kullandıkları görülür. Türkler'in büyük kitleler halinde islamiyeti kabul etmelerinden sonra ilk Müslüman Türk devletlerinde de çeşitli bayraklar kullanılmıştır. Bu bayrakların en büyük özelliği islami motif ve unsurların ön plana geçmesidir. Bunun yanı sıra milli motif ve semboller de bu bayraklarda yer almıştır. Tuğlar bayraklı ve bayraksız olmak üzere iki kısımdır. Bayraksız Tuğlar içinde en eski Tuğlara benzeyenler Osmanlı Tuğlarıdır. Göktürk Tuğlarının başlıkları ise kurtbaşı olup Kağanlık otağının önüne dikilirdi.



SANCAK

Ordunun onur timsali olan bayrağa verilen addır. Bayrak, devleti temsil eden, renk ve şekli özel olarak tespit edilmiş milli alamettir. Bayrak, bir milletin varlığının timsali, tarihinin hatırasıdır. Kıymeti, pamuktan, atlastan, ipekten olmasına bağlı değildir, onun temsil ettiği Milletin kıymeti ile ölçülür. Bayrak, devletin hâkimiyetini, bağımsızlığını ve şerefini temsil eder ve bu sebepten saygı gösterilir.
Türk bayrağının mazisi destanlar devrine kadar uzanır. Osmanlıların kullandığı ilk sancak Selçuklu hükümdarı II.Gıyaseddin Mesud'un Osmangazi'ye gönderdiği Ak Sancaktır. Osmanlı ordusunda çesitli dönemlerde her askeri birliğin ve ortaların ayrı ayrı sancakları bulunmaktaydı. Hatta padişahın, veliahtın ordu üst rütbeli görevlilerin de kendilerine ait sancakları mevcuttu. Hepsinin şekil ve renkleri farklı idi. Osmanlı sancakları içinde en kutsal ve önemli olanı“Sancak-i Serif” idi.





SANCAKTAR :

Mehterde üç sancak bulunur. Kırmızı sancak ( Kırmızı zemin üzerine beyaz üç hilal ) , Yeşil sancak ( Yeşil zemin üzerine beyaz üç hilal) ve istiklal alameti olan Ak sancak. Bunları taşıyanlara Sancaktar ismi verilir.

SANCAK MUHAFIZI :

Sancakları taşıyanların yanında yer alan muhafızlara verilen isimdir. Sancağın kutsaliyetine binaen her sancağın muhafızı bulunur.

KIRMIZI SANCAK :

Kırmızı zemin üzerine beyaz üç hilalden oluşur. Buradaki Kırmızı; Türklüğü, üç hilal ise hükmedilen üç kıtayı (Avrupa, Asya ve Afrika) temsil etmektedir. Yani üç Kıta üzerindeki Türklüğün hâkimiyetini ifade etmektedir. Mehterin yürüyüşü esnasında Sağ başta bulunur.









YEŞİL SANCAK :
Yeşil zemin üzerine beyaz üç hilal. Buradaki Yeşil İslâmiyet’i üç Hilal ise hükmedilen üç kıtayı (Avrupa,Asya ve Afrika) temsil etmektedir. Yani üç Kıta üzerindeki İslâmiyet’in hâkimiyetini ifade etmektedir. Mehterin yürüyüşü esnasında Sol başta bulunur .

AK SANCAK :

İstiklâl alâmeti olarak kabul edilir. Osman Gaziye 1284 yılında Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Mesud Şah tarafından istiklâl alâmeti olarak gönderilmiştir. Bu Sancak Peygamber Efendimiz (S.A.V.)e ait olup Mısır sultanından Selçukluya geçmiştir. Mehterin yürüyüşü esnasında kırmızı ve Yeşil sancakların ortasında bulunur.



MEHTERDE KULLANILAN MÜZİK ALETLERİ



Cevgan

Ucunda gümüşten veya sarı pirinçten yapılan küçük ziller bulunan bir sopa şeklinde müzik aletidir. Bir ince değnek şeklinde olan sapına aşağı doğru dönük madenden bir parça üzerinde de çıngıraklar mevcuttur. Sağında ve solunda at kuyruğu püsküller vardır. Cevgan kullanana (Cevgani) denir. Bu müzik aleti de sadece Mehtere has bir müzik aletidir. Başka yerde kullanılmaz.

Zurna

Zurnazen Mehterde Zurna çalanlara verilen isimdir. Zurna da bize has bir müzik aleti olma özelliğini halen korumaktadır. Mehterin kaldırıldığı her dönemde Zurna davulla beraber halkın gönlündeki yerini her zaman korumuştur.
Yüzyıllardan beri bütün düğün ve kutlamalarımızdaki yerini hala korumaktadır. Zurna En eski üflemeli halk çalgısıdır. Iki tip zurna vardır: Biri kaba zurna , kalın ses çıkarır, mehter zurnasıdır; diğeri cura zurnadır, ince ses çıkarır. Zurna mehterin ana sazıdır.

Boru

Boruzen Mehterde boru çalanlara verilen isimdir. Sarı pirinçten yapılmış bir sazdır. Ağızlığından itibaren ince ve düz olarak uzanır, ileride bir boyundan kıvrıldıktan sonra geriye düz olarak gelir, tekrar yukarı kıvrılır ve evvelki kıvrımın hizasını geçtikten sonra ağzı genişleyip açılarak nihayet bulur. Boru çalınırken sağ el ile kavranır ve ağızda dudak hareketleriyle çesitli sesler çıkarılır. Boru ile peşrev veya semai çalınmaz, yalnız dem tutulur.
Boru da dünyada bütün orkestralarda, müzik gruplarında mızıka takımlarında kullanılmıştır ve halen kullanılmaktadır.



Nakkare
Ağızları deri kaplı, birbirine bağlı iki çömlekten oluşan bir çalgıdır. Gövde kilden olabileceği gibi metal (bakir), ceviz ya da dut ağacından da olabilir. Gövdenin yüksekliği yaklaşık 30 Cm dir. Gövdenin yüzüne keçi derisi gerilir. Nakkare 35 Cm uzunluğunda çubuklarla çalınır.









Zil
Bakır-kalay karışımı madenden yapılmış ve tanınan bir ses çıkaran sazdır. Tam birer daire şeklindedir. ortaya yakın yeri daha kabarıktır. İç tarafı yayvandır, kalınlığı birkaç milimetredir. Zilin ortası deliktir. Bu delikten zilleri elle tutmaya yarayacak bağlar geçirilir, zilin iç tarafında düğümlenir.
Ziller çalındığı zaman kuvvetli ve devamlı inleyen keskin bir ses çıkarır.





Davul
Türklerin, çok eskiden beri kullandıkları baş çalgıdır. Kaynağı Orta Asya'dır. Davul, Selçuklu Türklerince Anadolu'ya getirilmiş, Osmanlı Türkleri aracılığıyla da Avrupa'ya yayılmıştır.
Davullar çeşitli büyüklükte olabilirler. Büyüğüne Kaba Davul, küçüğüne Cura Davul ya da Davulbaz denir.
Davul, tokmak ve çıbıkla çalınır. Tokmağa, çomak, çöven, çögen ya da metçik de denir. Yabani armut ya da yabani gül ağacı köklerinden yapılır. Tokmak vuruşları ezginin kuvvetli zamanlarını belirler. Çıbığa, zipzipi de denir. Kızılcık ya da ardıç agacı dalından yapılma ince bir değnektir. Cıbığın ezginin hafif zamanlarında kıvrak ve seri hareketlerle vurulmasına çırpma, uzun havaya eşlik ederken titretimlerle vurulmasına dem tutma denir.



Kös
Köszen Mehterde Kös çalan kişiye verilen isimdir. Bakır madeninden yapılan bir vurmalı sazdır. Köslerin üzerine deve derisi gerilir, dip kısmından itibaren gittikçe artan bir genişleme, ağız tarafında en geniş şeklini alır. Küçükleri at üzerinde, daha büyükleri develerde, en büyükleri de fillerde taşınır. Kösler sağ ve sol ellerle birbirine eşit boyda iki tokmakla çalınır. Nevbet vurulurken toplu halde kösler mehterin ortasında yan yana yere konularak çalınır.

Daha önceleri Kös sadece padişah mehterlerinde kullanılırdı. 3.Selim diğer mehterlere de Kös konulmasına izin vermiştir. 3. Selim zamanından bu yana tüm mehterlerde Kös bulunur.

Kaynaklar:

1.Askeri Müze İnternet Sitesi 4.Mehter İnfo İnternet Sitesi

2.Bursa mehteri İnternet Sitesi 5.MehterTv İnternet Sitesi

3.Mehter Com internet Sitesi

MEHTERANDA BAZI KOMUTLAR VE MALZEMELERİN ANLAMLARI

KONSER
NEVBETİ

DİKKAT
HEY HEY

SAFTA TOPLAN
SAF NİZAMINI

YÜRÜYÜŞ KOLU
YÜRÜYÜŞ NİZAMINI

UYGUN ADIM
YAKŞİ KADEMİ

MARŞ
HAYDİ, YA ALLAH

KONSER DÜZENİ
NEVBET NİZAMINI

TÜRKLÜK
KIRMIZI SANCAK

İSLAMİYET
YEŞİL SANCAK

ADALET VE BATI
BEYAZ SANCAK

TUĞLAR
BEYLİKLERİ

MEHTERAN BÖLÜK KOMUTANI (EMİR-İ ÂLEM BAŞLIĞI)
ÜSKÜF


Orta Asya’da doğup günümüze kadar gelen, düşmana korku, dosta cesaret ve güven veren bu tarihi kültürümüzü gelecek nesillere taşıyabilmek ümidiyle...
ℂ* Doğuyoruz Ufuklardan ℂ*

Cevapla
.
Konu: 0
Mesaj: 49
Cinsiyet:
Kıdem: 30-09-2010

Osmanlı torunları olarak herkes için gerekli bir bilgi olduğunu düşünüyorum
teşekkürler

Cevapla
.

Anahtar Kelimeler

MEHTER NEDİR? ,MEHTER NEDİR? Öğretmen Forumu,MEHTER NEDİR? yükle,MEHTER NEDİR? download,MEHTER NEDİR? indirmek istiyorum,MEHTER NEDİR? ödev yükle,MEHTER NEDİR? bedava, MEHTER NEDİR? ÖDEV İNDİR,MEHTER NEDİR? YÜKLE,etkinlik,yukle,İndir,download,inndir,MEHTER NEDİR? eğitimMEHTER NEDİR?dosya indir




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
Türkçe Çeviri : MyBBTürkiye, MyBB, © 2002-2017 MyBB Group.
MyBB Destek: InSiDe