Sitemizle ilgili düşüncelerinizi, şikayetlerinizi, isteklerinizi [Buraya Tıklayarak ] admine ulaştırabilirsiniz...



Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir
Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kahramanmaraşın Kurtuluşu 12 şubat 1920
Yazar Mesaj
sirlimen Çevrimiçi
...Çekilmez Admin...
*

Mesajlar: 12,953
Üyelik Tarihi: 31-03-2009
Mesaj: #1
Kahramanmaraşın Kurtuluşu 12 şubat 1920
[video=googlevideo]http://video.google.com/videoplay?docid=7673360565188799586&hl=tr#[/video]


Kahramanmaraşın kurtuluş videosu ile konumuza başlayalım
sahibini arayan madalya bir destan filmi...izlemenizi ve izlettirmenizi tavsiye ederim...Turk

Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım, Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden, Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden



Sitemizde Görev Yapmak İsterseniz Tıklayın
(Bu Mesaj 18-12-2010 23:44 değiştirilmiştir. Değiştiren : sirlimen.)
24-12-2009 15:33
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
bilgeturk Çevrimdışı
Efsane
*

Mesajlar: 2,214
Üyelik Tarihi: 31-03-2009
Mesaj: #2
RE: Kahramanmaraşın Kurtuluşu 12 şubat 1920
izledim ve izlettim X1

ℂ* Doğuyoruz Ufuklardan ℂ*
24-12-2009 15:39
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
sirlimen Çevrimiçi
...Çekilmez Admin...
*

Mesajlar: 12,953
Üyelik Tarihi: 31-03-2009
Mesaj: #3
RE: Kahramanmaraşın Kurtuluşu 12 şubat 1920
Rusya'nın savaştan çekilmesi ve kendi iç meseleleriyle boğuşmaya başlaması, İngiltere'ye Orta Doğu'da daha rahat hareket etme imkânı sağladı. Bu sebeple, gizli anlaşmalarda Fransa'ya vaat ettiği Musul, Maraş, Antep, Urfa ve Adana'yı kendisi işgal etti. Amacı, Fransızlara vaat ettiği Musul bölgesini tekrar elde etmekti.
Musul, Orta Doğu'da kuzeyden güneye, doğudan batıya giden yolların kavşak noktasındaydı, üstelik zengin petrol yataklarına da sahipti. İngiltere buradan kuzeye doğru rahatlıkla Batum ve Bakü'deki kuvvetleriyle de temas sağlayabilirdi. Ayrıca, Musul'u almakla, Bakü-Musul-Afganistan-Hindistan hattını kontrol edecek ve böylece, Orta Asya'ya da etki edecekti. Daha da önemlisi, Doğu Türkleri ile Anadolu Türkleri arasında bir set çekerek, olabilecek herhangi bir teması önleyecekti. İşte bu amaçlarla, esasta olmamasına rağmen Mondros Mütarekesi'nin 7'nci maddesini sebep göstererek Maraş ve diğer güney vilayetlerimizi işgal etti.
İngiliz işgal dönemi genellikle sakin geçti. Bunun sebeplerinden birisi, Ermenilere fazla yüz verilmemiş olması, diğeri ise İngiliz kuvvetlerinin daha çok Hintli ve Mısırlı Müslüman askerlerden oluşmasıydı. İngilizler, Maraş'a geldikten sonra burada barınmanın güç olduğunu anladılar. Bunun üzerine İngiltere, Fransa'yla pazarlığa oturdu. Musul'a karşı Maraş, Antep ve Urfa'yı Fransızlara teklif etti, Fransa da bunu kabul etti. Böylece, 22 Şubat 1919'dan 1 Kasım 1919'a kadar sekiz ay süren İngiliz işgal dönemi sona erdi. İngilizlerin çekilip, yerine daha çok Ermenilerden oluşan Fransız kuvvetlerinin gelmesi, işgalin geçici değil, kalıcı olarak yapıldığını ortaya koyuyordu.
Maraş hadiselerinde yerli Ermeniler Fransa'nın yanında yer aldı, gençleri Fransız ordusuna gönüllü asker yazıldı. Böylece, Ermeniler Fransızların piyonu hâline geldi. Özellikle bugün Amerika'nın on yıl önce Kuzey Irak'tan Amerika'ya götürüp yetiştirdiği 5 bin kişilik lejyoner gücüyle Irak'a dönmesi gibi, o gün de Fransa, tehcir esnasında Maraş ve Zeytun'dan götürdüğü 3 bin Ermeni'yi Fransa'da yetiştirip Maraş'a işgal kuvveti olarak geri getirdi. Olayların başlamasında bu Ermeni lejyon gücünün büyük rolü oldu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Yılmazcan.
MEHMET YILMAZCAN (Devamla) - Fransız üniforması altındaki Ermeniler, işgalin başlangıcından iki gün geçmeden bir Türk kadınına saldırdılar. Esas adı Ali olan, imamlığının yanı sıra sütçülük de yapan Sütçü İmam, Türk kadınının namusuna uzanan eli kırdı. Bu olay, Fransız işgaline karşı koymanın ilk işareti idi. İstiklal Savaşı'nda atılan ilk kurşun budur.
Ermeniler, bu defa Türk Bayrağının asılmasını önlemek için Fransızları tahrike başladılar. Fransız kumandanı, bir Ermeni kızının istekleri doğrultusunda Maraş Kalesi'ndeki Türk Bayrağını indirterek, yerine Fransız Bayrağını astırdı. Bu olay, millî ruhun galeyana gelmesine sebebiyet verdi. Türk milletini ayakta tutan ve binlerce yıldır devletsiz bırakmayan millî şuur, Maraş'ta bir kez daha kanatlandı.
Bu ruhu teşkil eden esas itici güç, Türk milletinin inancından gelmektedir. Kadiri Şeyhi Ali Sezai Efendi, cami avlusunda, "Kalesinde Fransız Bayrağı dalgalanan beldede cuma namazı kılınması caiz değildir." diyerek mücadelenin fitilini ateşledi. Müteakiben, Rıdvan Hoca'nın, Ulu Cami'nin minberinden kaleyi göstererek "hâkimiyet olmayan yerde cuma namazı kılınmaz" temasını işleyen vaazı neticesinde Maraşlı, kaleye hücum ederek Fransız Bayrağını indirdi ve tekrar şanlı Türk Bayrağını göndere çekti.
Burada, iki gerçek ortaya çıkıyor: Birincisi, millî hâkimiyet fikridir. Tarihte, Türklerin bugüne kadar var olmaları ve devlet kurma konusundaki tecrübelerinin sebebi bu ülkedir. Devlet mağlup olabilir, ama, Türk milleti asla mağlup edilemez. Nitekim, Maraş'ın işgalini protesto için Türkiye'nin her tarafında yapılan miting ve protestolarda, Birinci Dünya Savaşı'nda Türk milletinin değil hükûmetin mağlup edildiği dile getirildi. İkinci olarak ortaya çıkan husus, Türk milletinin fiziki gücünün yanı sıra dinî inancının ona verdiği dinamik güçtür.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yirmi iki gün süren çarpışmaların sonucunda şehir kurtarıldı. 12 Şubat 1920 tarihinde, Maraş'ta, Fransızlara karşı büyük bir zafer kazanıldı. Bu zafer, itilaf devletlerinin Anadolu'daki sonlarının başlangıcı olmuştur. Fransızlara karşı Maraş'ta kazanılan zaferin millî mücadelenin kazanılmasında büyük bir rolü olmuştur. Maraş'ta elde edilen başarı, millî mücadelenin ilk kıvılcımı ve ilk zaferidir. Maraş'ta parlayan bu kıvılcım bütün yurda yayılmış ve zamanla büyüyerek düşmanı bir ateş çemberi içine almış ve yok etmiştir. Nitekim, Maraş'ta kazanılan zaferin etkileri kısa zamanda kendini göstermiş, hareket bütün güney cephesine yayılmıştır. Maraş'ta elde edilen zaferde, halkın sebatla direnmesi büyük rol oynadı. Halk, şehri terk etmedi, teşkilatlandı ve işgale karşı koydu.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Şeyh Ali Sezai Efendi'yi, Doktor Mustafa'yı, Maraş'ta kazanılan bu kahramanlık destanının başlatıcısı olan beyannameyi "Elbistan" adıyla yazan Kısakürek'lerden Mehmet Ali Bey'i, Kılıç Ali Bey'i, Aslan Bey'i, Sütçü İmam'ı, Rıdvan Hoca'yı, Maraş Müftüsü Rafet Hoca'yı, Yusuf Çavuş'u, Abdullah Çavuş'u, Mıllıç Nuri'yi, Senem Ayşe'yi ve Türk Bayrağını kale burcuna asan Onbaşı Osman Erşen ile bu destanı yazan isimsiz kahramanları minnet ve rahmetle yâd ediyorum, ruhları şad olsun.

Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım, Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden, Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden



Sitemizde Görev Yapmak İsterseniz Tıklayın
24-12-2009 20:47
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
sirlimen Çevrimiçi
...Çekilmez Admin...
*

Mesajlar: 12,953
Üyelik Tarihi: 31-03-2009
Mesaj: #4
RE: Kahramanmaraşın Kurtuluşu 12 şubat 1920
[Resim: anadoluhistory_1254525427.jpg]

KAHRAMANMARAŞ'IN İSTİKLAL MADALYASI


Anadolu da tarih öncesi çağlarda kurulmuş şehirlerden biride Maraş'tır. Maraş'ın hangi tarihte kurulduğu ve isminin nereden geldiği kesin olarak bilinmemekle beraber, bir çok tarihi belgelerin çözümlenmesi neticesinde, Maraş'ta ilk yerleşen kavim Hititlerdir.


KURTULUŞ SAVAŞI'NDA MARAŞ
Birinci Cihan Harbinin sonlarına doğru Müttefiklerinin yenilmesi üzerine, Osmanlı İmparatorluğu 30 Ekim l9l8'de Mondros Mütarekesini imzaladı. Bu anlaşmaya göre, Anadolu'nun bir çok yeri gibi Maraş'ta işgal altına girdi. Maraş önce, İngiliz kuvvetleri tarafından 23 Şubat l9l9'da işgal edildi. 8,5 ay süren İngiliz İşgali sırasında pek kayda değer bir olay cereyan etmedi. Bununda en büyük nedeni işgal kuvvetleri arasında çok sayıda Cezayir'li, Tunus'lu ve Hintli Müslüman askerlerin bulunmasıydı. Ancak şehirde bulunan yerli Ermeniler bundan rahatsızlık duyuyorlardı. İşgal Komutanlıklarına yaptıkları başvuru neticesinde 29 Ekim l9l9'da İngiliz işgali sona erdi. Şehir bu defa da Fransız kuvvetlerinin işgali altına girdi. Fransız kuvvetlerinin şehre girişleri yerli Ermeniler tarafından büyük bir coşku ve taşkınlıklarla karşılandı. Bu durum yerli Maraş halkını çok rahatsız etti. Şehir içten içe kaynamaya başladı.
SÜTÇÜ İMAM OLAYI
3l Ekim l9l9 Cuma. İkinci Fransız Kuvvetlerinin şehre girişinin ertesi günü. Bir başka ifade ile Fransız işgalinin başladığı ikinci gün. Fransız ve Ermeni askerleri birlik olup devriye geziyorlar, yolda-yolakta rastladıkları Türklere olmadık hakaretler ediyorlardı. Yani şehirdeki huzursuzluk had safhaya varmıştı. Bir grup Fransız- Ermeni devriyesi ikindi üzeri Uzunoluk Caddesinde kışlaya dönüyorlardı. O esnada Tarihi Uzunoluk Hamam'ın dan İki Müslüman Türk Kadınları çıkmışlardı. Askerler kadınlara yaklaşarak "Burası Tüklerin değildir. Burada artık bu şekilde gezemezsiniz" diyerek sarkıntılık yapmaya başlarlar. Olay yerine ilk yetişen Çakmakçı Sait isimli genç, mütecaviz askerlere karşı koymaya çalışır ise de gözü dönmüş düşman kurşununa hedef olarak ağır şekilde yaralanır. İşte tam o esnada Hamam'ın karşısındaki Sütçü dükkanında olayı seyreden Sütçü İmam, tabancasını çekerek olaya müdahale eder. "Durun bire densizler. Yaptıklarınız yetti artık. Bugün namus günüdür." deyip silahını ateşler. Bir işgalci askeri öldürür, ikisini de ağır biçimde yaralar. Türk Milletinin namus ve şerefine uzanmak istenen menfur eli daha orada kırıverir. Bu kurşun, aynı zamanda, Türk İstiklal Mücadelesininde ilk kıvılcımı, ilk müjdecisi olur. Ertesi gün Sütçü İmam, Fransız ve Ermeni askerleri tarafından ev ev aranır, ancak bulunamaz. Bu durum işgal güçlerini oldukça kızdırır. 1 Kasım l9l9 günü Şeyhadil Mahallesinde Sütçü İmam'ın dayısınınoğlu Tiyeklioğlu Kadir'i yakalayıp, ellerini ve ayaklarını arkadan bağlayarak kulaklarını, burnunu kesmek suretiyle hunharca Şehit ederler. Cesedini de ipreti alem olsun diye bir tabut içerisine koyarak , Hükümet konağı önünde halka teşhir ederler.
BAYRAK HADİSESİ
İşgalci güçlerin şehirde yaptığı taşkınlıklar tam bir terör havası estirir. Olaylar bir türlü durmak bilmez. 27 Kasım l9l9 gecesi Ermenilerin ileri gelenlerinden Hırlakyan'ın evinde işgal komutanının şerefine bir balo tertiplenir. Baloda komutanın dansa davet ettiği genç ermeni kızı "Sizinle dans etmekten mazurum. Çünkü kendimi esarette hissediyorum Kalede Türk Bayrağı dalgalandığı sürece, sizinle dans edemem! " diyerek teklifini reddeder. Bunun üzerine askerlerine derhal emir veren komutan, Kaledeki Türk Bayrağını indirtir. 28 Kasım l9l9 Cuma günü Maraş'ın kara sabahıdır. Yatağından kalkan Maraş'lılar, asırlardan beri Kale burcunda dalgalanan Şanlı Bayraklarını göremezler. Bu olay şehri infiale sürükler. Savcı-Avukat Mehmet Ali Kısakürek derhal kaleme sarılarak "Alem-i İslam'a Hitap" beyannamesini yazarak şehrin muhtelif yerlerine dağıttırır. Halkı, Bayrağın indirilmesine tepki göstermeye davet eder. Bir Milletinin İstiklaline son verilmesi anlamına gelen Bayrağının indirilmesi karşısında Maraşlılar sessiz kalmazlar ve cuma namazı vakti Ulu Camii'ye halk toplanır. Ezan okunduktan sonra, camide toplanan halk "Bayraksız namaz kılınmaz" diye bağırır. O esnada Cami İmamı "Aziz Cemaat, Kalesinde düşman bayrağı dalgalanan bir Millet hürriyet'ini kaybetmiş sayılır. Hürriyet olmayan bir yerde cuma namazı kılmak caiz değildir." dağıtılan beyannamenin doğru olduğunu tastik eder. Bunun üzerine Maraşlılar topluca Kale'ye hücum ederek, indirilen Bayrağı yeniden Kale burçlarına diker ve cuma namazı orada eda edilir.
BÜYÜK SAVAŞ BAŞLIYOR
Bayrak olayının ardından şehir adım adım savaşa sürüklenir. Aslanbey Başkanlığında kurulan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, her mahallede kurularak faaliyete geçer. Bir taraftan da Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile temasa geçerek direniş hazırlığına başlanır. 21 Ocak l920 günü şehir harbi başlar. 22 gün ve gece süren bir mücadeleden sonra Maraşlılar 7 den 70'e silaha sarılarak tek yürek tek bilek halinde bütün mevcudiyetini ortaya koyar. Sonunda kendisini yok etmek isteyen düşmanı yerli işbirlikçileri ile birlikte mağlup eder, büyük bir zafere imzasını atar. Bu uğurda pek çok evladını şehit verir. Maraş'ın düşman istilasından kurtulması, Türk Kurtuluş Savaşının da ilk hareketini teşkil eder. Maraşlılar, daha o tarihte "Kendini Kurtaran Şehir" ünvanı ile anılmaya başlamakla birlikte, çevre illerinde yardımına koşarak milli dayanışmanın en güzel örneklerini verir.
İSTİKLAL MADALYASI VE "KAHRAMANLIK" ÜNVANININ VERİLMESİ

Maraş'ın Kurtuluş Savaşında şehir halkı ile birlikte topyekün direniş göstermesi ve çevre vilayetlerininde yardımına koşması büyük takdir toplar ve Kurtuluş Savaşı sonrasında Maraş'a bir yazı gönderilerek Milli Mücadeleye katılanların listesi istenir. Şehrin ileri gelen yöneticileri toplanır, bir durum tespiti yapar. Sonunda Ankara'ya "Maraş'ta Milli Mücadeleye katılmayan tek fert bile yoktur" cevabı verilir. Bunun üzerine 5 Nisan 1925 yılında toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi İstiklal Madalyası'nın Maraş'ta fertlere değil, şehir halkına verilmesi kararlaştırılır. Maraş'a bir adet Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirilir. Maraş şehri yine Milli Mücadeledeki fedakarlığından ötürü TBBM tarafından 7 Şubat l973 tarihinde de "Kahramanlık" payesiyle de ödüllendirilir. Kahramanmaraşlı 1925 yılından beri her yıl kurtuluş günü olan 12 Şubat Bayramında İstiklal Madalyasını Şanlı Bayrağına törenle takarak, geçmişini yadeder.

Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım, Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden, Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden



Sitemizde Görev Yapmak İsterseniz Tıklayın
24-12-2009 20:49
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
sirlimen Çevrimiçi
...Çekilmez Admin...
*

Mesajlar: 12,953
Üyelik Tarihi: 31-03-2009
Mesaj: #5
RE: Kahramanmaraşın Kurtuluşu 12 şubat 1920
SÜtÇÜ İmam Olayi

Fransızlar'ın Maraş'ı işgalinden kısa bir süre sonra olaylar başladı. Olaylar ilk anlarda küçük grubların karşılıklı sataşma ve atışmalarla yer yer meydana geliyordu.

Bu arada asıl adı Ali olan Sütçü Imam Uzunoluk caddesinin kenarında hem süt satarak geçimini sağlıyor, hemde ücretsiz olarak imamlık yapıyordu.
31 Ekim 1919 Cuma günü sabah olur olmaz, şehirdeki Ermeniler'in taşkınlık ve şımarıklıkları görülmeye başladı. Fransızlar'dan güç alan Ermeniler, şehre dağılarak önlerine gelen Türklere hakaret ediyorlar, Türk Milletinin örf, adet, gelenek ve görenekleri ile dinine dil uzatıyorlardı. Çeşitli mahallelerde yer yer olaylar patlak vermeye başladı. Fransız askerleri de bu duruma seyirci kalıyorlardı.

Fransız ve Ermeni askerler üçer-dörder kişilik grublar halinde çarşı-pazar ve mahalleleri dolaşıyorlardı. Türklerin bazılarını dövmelerinin yanında, Türk Milletini ve Türk Hükümeti'ni aşağılayıcı sözler sarfediyorlardı. Sataşma, dövme, yaralama gibi taşkınlıklarda yetmiyormuş gibi, sarkıntılık etmeye de başladılar.
Dinine, vatanına, milletine, ailesine, namusuna bayrağına, kitabına, şeref ve haysiyetine bağlı; başkalarının boyunduruğu altında yaşamaktansa, ölümü bile tercih eden Kahramanmaraşlılar adeta kükrediler. Fransız askerleri, Türklerin cesaret, azim ve kararlılığını henüz tanımıyorlardı. Fransızlar ve Ermenilerin bu taşkın hareketleri, Türklerin azim ve iradelerini artırıyordu. Türkler için artık tahammülü mümkün olmayan bir yere gelinmişti.



Bardağı taşıran son damla, Fransız askerlerinin Uzunoluk hamamından çıkan Türk kadınlarına sarkıntılık etmeleri oldu.

Bir grub Fransız Ermeni askeri ikindi üzerinde Uzunoluk Caddesi'nden kışlaya dönüyorlardı. 0 anda Uzunoluk Hamamından yüzleri peçeli iki Türk kadını çıktı. Üç kişi olan ve sarhoş durumda olan Fransız Ermeni askerlerinden birisi, hamamdan çıkan Türk kadınlarına saldırdı ve peçesini yırttı. "Artık burası Türklerin değildir, Fransız memleketinde peçe ile gezilmez" diyerek kadıncağıza sarılıp ilişmek istedi. Peçesi yırtılan ve zor durumda kalan kadıncağız bayılıp yere düştü. Diğer kadında imdat istercesine bağırdı. Olayı Kel Hacı'nın kahvesinden gören Türkler dışarı çıkarak, askerlerin üzerine yürüdüler.

Türkler, Ermeniler'e ihtarda bulunarak yollarına gitmelerini söylediler. Ermeniler kötü sözler sarfederek silah kullandılar. Bu arada Çakmakçı Sait orada kurşunla yaralandı ve şehit oldu. Gaffar Osman'da yaralandı. Bu sırada Ali Sütçü Imam, Karadağ tabancasını alarak dükkanından hızla olayın ol duğu yere geldi. Silahını Ermeni askerlerinin üzerine boşalttı. İlk kurşunu atan Kahraman Sütçü Imam'ın silahı ile yaralanan Ermeni askeri arkadaşlarının yardımı ile kışlaya götürüldü. Yaralı asker bir gün sonra öldü. 1 Kasım 1919 tarihinde ölen Ermeni için büyük bir cenaze töreni düzenlendi. Sütçü İmam ise Nalbant Bekir'den aldığı bir atla Bertiz'in Ağabeyli köyünde bulunan Beyazıt oğlu Muharrem Bey'in yanına gitti
Sütçü İmam Ermeni ve Fransızlar tarafından sürekli arandı. Bulunması için de Kahramanmaraş Hükümeti çok sıkıştırıldı. Bütün çabalarına rağmen Sütçü İmam bulunamadı.

Sütçü İmam'ın bu unutulmaz kahramanlığından dolayı halk adeta birbirine kenetlenerek kardeş oldu. Birlik ve beraberliğin engüzel örneği bundan sonra da yaşandı. Sütçü İmam olayı, Kahramanmaraş harbinde de yeni bir ışık, yeni bir zafer yolunu açmış oldu.

Fransız askerlerinin ölmesi, Fransızlarla Ermeniler arasındaki sıkı ilişkiyi daha da artırdı. Fransız asayişinin bozulmasına Türk düşmanı Ellik Ermenileri sebeb oldu. Çünkü Fransızlar; Türkler'in bukadar vatan ve namusuna sadakatla bağlı olduklarını bilmiyorlardı


OLAYLARIN GELİŞMESİ

Sütçü İmam hadisesinden sonra gözleri dönmüş Ermeniler, çılgınlıklarını artırmaya başladılar. Ermeniler sağa sola ateş ederek Zülfikar Çavuş oğlu Hüseyin'i şehit ettiler. Bu arada Türkleri öldürüp kadınlarını alacaklarını, camilerine çan takacaklarını söylemeye başladılar.

Gaziantep yolu üzerindeki Zeytinlikte Tiyeklioğlu Kadir isimli genci boğazlayarak burnunu ve kulaklarını kestiler. Tiyeklioğlu Kadir, Sütçü İmam'ın dayısının oğlu olduğundan, özellikle işkence sonucu öldürdüler. (1 Kasım 1919)

Ermenilerin yaptıkları cinayetler artarak devam etti. Şekerli mahallesinden Nasıroğlu Mehmet, arkadan kamalanarak Ermeniler tarafından haince şehit edildi. 14 Kasım 1919 günü yine, Çiçekli Mahallesindeki evinden komşusuna gitmekte olan Aşık Mustafa oğlu Ökkeşi şehit ettiler.

Bu arada Kuyucak Kümbet, Çiçekli ve Haydarlı mahallelerinde toplanan Ermeniler, silahlanarak Türk askeri kıyafetlerinde olmak üzere Türkleri tek tek yakalayıp işkence etmeye başladılar. Maraşlıların gitgide sabrı taşıyordu.



8 Kasım 1919'da Adana'dan Kahramanmaraş'a bir tabur Tunuslu asker daha getirildi. Tunuslu askerler de şehre dağılmadan doğruca Fransız birliklerinin kışlalarına geldiler.

Bu sırada haberleşme telgrafla yapılıyordu. Telgraf makinalarından Türkler de gizlice yararlanıyorlardı. Türkler tarafından Cancık Mağarası'na yerleştirilen Telgraf makinası sayesinde Sarıgüzel, Maksutlu, Bertiz, Sarıçukur ve Kavlaklı köyleri ve Pazarcıktaki Kılıç Ali Beyle haberleşme sağlanıyordu.

Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım, Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden, Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden



Sitemizde Görev Yapmak İsterseniz Tıklayın
24-12-2009 20:51
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
sirlimen Çevrimiçi
...Çekilmez Admin...
*

Mesajlar: 12,953
Üyelik Tarihi: 31-03-2009
Mesaj: #6
RE: Kahramanmaraşın Kurtuluşu 12 şubat 1920
[Resim: 70439285ii4.jpg]
[Resim: 001od4.jpg]
[Resim: 22rv1.jpg]
[Resim: 24dq5.jpg]
[Resim: kale0uy3.jpg]
[Resim: uzunoluk5rr6.jpg]
[Resim: sutcuimam1jb5.jpg]
[Resim: sutcuimam2wc1.jpg]

Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım, Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden, Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden



Sitemizde Görev Yapmak İsterseniz Tıklayın
24-12-2009 20:58
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 




İletişim | Eğitim Sokağı | Yukarıya dön | İçeriğe Dön | Hafif Sürüm | RSS