Eğitim Sokağı
Hoşgeldiniz
Ziyaretçi. Kayıt Ol !

Sitemize Dosya Yükleyerek

Destek
Olabilirsiniz


İslamiyette Kutsaldır Anne
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5



[-]
Etiketler
islamiyette , kutsaldır , anne

Konu: 162
Mesaj: 1,250
Cinsiyet: Erkek
Kıdem: 31-03-2009

İslamiyette Kutsaldır Anne
Yaratılmışların en şereflisi ve en mükemmeli olan insan birçok görevlerle sorumlu tutulmuştur. Bu görevlerin başında Allah'a karşı görevlerimiz ile ailemize karşı sorumluluklarımız gelmektedir.

Anne olmak ne zordur kim bilir. Bir erkek ve bir baba, anneliğin nasıl bir duygu olduğunu tabii ki tahmin bile edemez. Ancak, doğumhanelerde sancılar dayanılmaz hâle geldikçe, ?Bir daha mı, aslaa!? diye inleyen anne adaylarının, çok geçmeden nur topu rahmet çiçeklerinin esintisiyle avunup, unutup, yeni anneliklere yiğitçe yelken açışlarındaki duygu yoğunluğu da o ölçüde tahmin edilemezdir.

Annelik zordur. Bir hanım olup, annelik nimetini tadamama imtihanına tutulmak da zordur. Bir yetim çocuk olup da bir gün bile bir anne sıcaklığı yaşayamamak da zordur. Hem yetim, hem de öksüz olmak daha da zordur.

Ümmü Muhammed (Âmine) (sas) olmak; dünyanın en tatlı, en şirin, en bereketli çocuğunun sırf şehirdeki salgın hastalıklardan etkilenmesin diye bir uzak köyde, bir sütanne elinde kalmasına ister istemez razı olmak zordur. Tam kavuştum derken, ?Rabbim, acaba mürüvvetini gösterir mi?? diye düşünürken, ondan ayrılmak, onu da yalnız bırakıp gidivermek daha da zordur.

Ümmü İsa olmak (Meryem) olmak da zordur. Dünyanın en iffetli, en betûl, en şerefli hanımlarından biri olup da, en dayanılmaz iftiralara uğrayıp, en büyük utançlara gark edilip, hepsinden Rabbi'nden gelen teselli ile sıyrılıp, ferahlamak çok zordur. Oğlunuz, en temiz bir oğul olacak; ama ona da o nahoş iftira atılacak. Birileri, kısaca ?babası belirsiz? demek olan o üç harfli bayağı kelimeyle, mübarek isminin ?kabala? değerlerini denk düşürerek iğrenç iftiralarını ?ispatlamaya? çalışacak ve siz bunları sabırla göğüsleyeceksiniz. İmran kızı Meryem olmak da, Meryem oğlu İsa (as) olmak da zor..

Ne zor imtihan...

Hz. Musa'nın annesi olmak... Canından bir can olan yavrusunu, kalbine verilen bir ilhamla Nil nehrine bir sepet içinde salıverip, Rabbi'nin hıfzına emanet edivermek.. Zor...

Âsiye (r.anha) olmak... Firavun'un sarayında bir ehl-i iman olarak kalabilmek... Onun zehirli sofralarından, zehirli sohbetlerinden, şeytan avuntulu kibrinden etkilenmeden, Allah'ın emaneti olan Musa'yı (as) en güzel şekilde yetiştirebilmek... Zor...

Ya da tüm annelerin annesi olmasına rağmen kendisi anne şefkatini yaşayamamış olan Havva Annemizi (r.anha) anlamak. O da zor...

Ne mutlu ?anne?lere

Anne sevgisini, Peygamberimiz Hazreti Muhammed Aleyhisselam'ın ?Cennet, annelerin ayağının altındadır? hadis-i şerifinden daha güzel anlatacak bir söz yoktur. Muhakkak ki, Allah sevgisi, Peygamber sevgisi, anne ve baba sevgisi en kutsal sevgilerdendir.

Bize kanından kan, canından can katarak aylarca karnında taşıyıp sonra da yaşadığımız dünyaya getiren, bununla da kalmayıp gecesini gündüzüne katarak büyütüp besleyen o değerli varlığımıza ne kadar hürmet etsek azdır.

Annemize karşı olan sevgimizi, saygımızı ve hürmetimizi, yılda yalnız bir gün olarak kutlanan anneler gününde değil, kişinin annesinin ve babasının hayatta olduğu müddet zarfında, yılın her gününü anneler günüymüş gibi kabul edip, onlara karşı görevlerimizi eksiksiz olarak yerine getirmeliyiz.

İyi ve kötü günümüzde her an yanımızda olan, güldüğümüzde bizimle gülen, ağladığımızda bizimle ağlayan, yegâne varlığımız annemizi ne kadar sevsek azdır. Anne sevgisinin yerini dünyada başka hiçbir sevgi tutamaz.

İmandan sonra birinci vazifemiz ana-babanın kalbini kırmamaktır. Onlar bazıları için ne kadar kötü gibi görünseler bile, yine de her şeyin üstünde hakları vardır. Onların kalbini kıranın ibadeti kabûl olmaz. Müslüman doğmamıza ve Müslüman yetişmemize sebep olan ana-babamızın kalbini kırarsak cennete girmemiz düşünülebilir mi? Onlar bize hakâret etse de, yalvararak gönüllerini almamız lazımdır. Müslüman ana-babamız, bizden razı olmadıkça, Rabb'imizin (cc) sevdiği kulu olmamız çok zordur.

Annelere değerini İslam verdi

Yılda bir gün de olsa, huzurevlerinin loş köşelerindeki annelerini hatırlamaları Batılılar ve ?Batılılaşmış? olanlarımız için önemli bir gelişme... Çünkü, bugünkü Batı medeniyetinin dayandığı Eski Yunan ve Roma'da, özellikle Yunanlılarda kadın, çok hakaret görürdü. Bütün hürriyetlerden mahrum olarak herhangi bir şey gibi alınıp satılırdı. Miras hakkı yoktu. Kendi malını kullanma hakkına bile sahip değildi. Evlilikte hiçbir söz hakkı yoktu.

Romalılarda da kadın; mülkiyet hakkına sahip değildi. Kazandığı her şey, aile reisinin sayılırdı. Roma kanununda köle olarak kabul edilirdi. Vatandaşlık hakkından mahrumdu, ona, herhangi bir ev eşyası gibi bakılırdı.şey gibi alınıp satılırdı.

İslâmiyet'ten önce Arapların kadına bakışı da neredeyse aynıydı. Fikir beyan etme hakkı yoktu. Mirastan mahrumdu. Zorla evlendirilirdi. Bir adam ölüp, geriye birkaç kadın bıraktığı zaman onun en büyük oğlu, öz annesi hariç, babasının öbür hanımlarıyla evlenebilirdi. Kızlarını diri diri gömerlerdi. İşte dünya bu haldeyken, Sevgili Peygamber'imiz gelip, on dört asır önce, ?Cennet annelerin ayakları altındadır.? buyurarak kadının gerçek yerini ortaya koydu. İslamiyet'ten sonra, dünyanın en rahat anneleri İslam toplumundaki anneler oldu. Çünkü anneye hürmet dinimizin, Peygamber'imizin emirleridir.

Peygamber Efendimiz, kadını aşağılayıcı durumdan kurtarıp, kadına yumuşak davranıp, ona iyilik etme esasını getirdi. Peygamber'imizin hicretin onuncu yılı, Veda Haccı'ndaki sözlerinden, son nasîhatlerinden biri, ?Kadınlarınıza eziyet etmeyiniz! Onlar, Allah-ü Teâlâ'nın sizlere emanetidir. Onlara yumuşak olunuz, iyilik ediniz.? olmuştur. Peygamber'imiz en iyi insan olmak için de, hanıma karşı faydalı olmayı şart koşmuştur. Hadîs-i şerîfte ?Müslümanların en iyisi, en faydalısı, hanımına karşı iyi ve faydalı olandır.? buyrulmuştur. Başka bir hadis-i şerifte de ?Bir erkek, hanımını döverse, kıyamette ben onun davacısı olurum.? buyrulmuştur.

Onlara alçak gönüllü olun, gönüllerini alın

Ana-babaya karşı alçakgönüllü olmalı, yaşadıkları müddetçe onlara hizmet etmeli ve bununla onların rızalarını kazanmalıdır. Hz. Hüseyin'in oğlu Ali, edeplerini gözetemem endişesiyle, ana-babasıyla yemek yemekten çekinirdi. Ana-babasını râzı eden kimse için, cennet kapıları sonuna kadar açılır. Bir kimsenin ana-babası zalim olsalar dahi onlara karşı gelmek onlarla sert konuşmak câiz değildir. Çeşitli vesilelerle, onların elleri öpülüp, duaları alınmalı, haklarını helal ettirmelidir. Bu vesilelerden biri de bayramlardır. Bayramlarda, ana-babaya çeşitli hediyeler alıp, bayramları tebrik edilerek, hakları helal ettirilmeli ve dualarını almalıdır! Arada kırgınlıklar varsa bu vesile ile giderilmelidir.


-------------------------------------------------------------------------------
Yazar : Muhammed Aydoğmuş
Kaynak : Zaman

Cevapla
.
Konu: 162
Mesaj: 1,250
Cinsiyet: Erkek
Kıdem: 31-03-2009

Onlar bizim cennetimiz...
Annemiz yurdumuzdur. Asli doğamızın kaynağıdır. Ona geleneksel sözlükte ‘ayn’ denir. Ayn, göze, kaynak, pınar anlamındadır. Biz O’ndan geldik ve annelerimizden doğduk. Şefkat bir kristaldir ki, annelerin yüreğindeki merhameti koruma isteğinin nurunu bütün varlığa, var oluşa bir eleğimsağma gibi dağıtır, yayar, gönülleri ışıtır. Bu ışıltıya anne denir...

İnsanın gerçekten de ‘ilk ve en tesirli muallimi’ annesidir. Bir bakıma kişiliğimiz annemizin rahmine düştüğümüzden itibaren, onun toprağı abdestsiz çiğnememesi, yiyip içtiklerinin arılığı, kıldığı gece namazları, bizi emzirirken ve uyuturken okuduğu Yunus ilahileri, gurbete çıkarken ardımızdan yaptığı dualar, hasretimizle döktüğü gözyaşlarıdır. Şair, ‘bir insanı çöz çöz çocuk olsun’ der. Bu bağların en temiz olanını annemizle kurarız. Şefkat, karşılıksız sevgidir. Bunun manevi yetkinlik düzeyleri arasındaki karşılığı ‘şevk’tir. Şevk makamı için bir metafor kullanmak gerekirse şöyle denilebilir:

‘Muhabbet, kuşun uçabildiğince uçmasıdır. Aşk, kanadı kırılırcasına uçmasıdır. Şevk ise, kanadı kırıldıktan sonra da uçmayı denemesidir.’ Kanadı kırılan kuş bilir ki, menzile ulaşmak kendinden değildir. Bu sırrın duygular âlemindeki temsilcisi şefkat’tir. Annenin (kadının) kahramanlığı şefkatindendir. İnsanlığın en onurlu anı, Efendimiz’in (sas) ana rahmine düştüğü andır. Bir kutsi rivayette şöyle denir: ‘Henüz varlık âlemi yok iken, Allah, kendi nurundan bir parça ayırdı. Ona, ‘Kün ya Muhammed’ dedi. Nur suretinde bir insan oldu. Ve ilk olarak, ‘La ilahe illallah’ dedi. Bunun üzerine Allah, ‘Muhammedun Resulullah’ buyurdu.’

Doktor istemem, annem gelsin...

Var oluş macerası böyle başladı. Muhammed, muhabbetten doğdu. Muhabbet de Muhammed’siz olmaz. Bir bakıma bütün annelerin şefkati, Allah’ın Rahim adının bir damlasının insanlık âlemine düşünce çıkardığı kıvılcımdır, ateştir. Efendimiz’in karıldığı muhabbet de, annelerin merhametini besler ki, yağmur gibi, o, haklının da haksızın da üzerine eşit yağar. Efendimiz yetimdi. Dedesi ölünce amcası Ebu Talib’in evinde büyüdü. Fakat o evde bir kadın vardı ki, varlığın yaratılış sebebi olan Muhammed’in güzelim saçlarını tarardı, giysilerini yıkardı, karnını doyururdu, uyurken ona ninniler söylerdi. Bu yüksek sırra saygısındandır ki Efendimiz, ‘gözbebeğim’ dediği kızına onun adını verdi: Fatıma. Fatıma binti Sevde içeri girdiğinde Kâinatın Gözbebeği ayağa kalkardı. Bu saygı, şefkatin billurlaşmasıdır. Şefkat bir kristaldir ki, annelerin yüreğindeki merhameti koruma isteğinin nurunu bütün varlığa, var oluşa bir eleğimsağma gibi dağıtır, yayar, gönülleri ışıtır. Bu ışıltıya anne denir. Anne rahimdir, rahmettir, ümm’dür, varlığın kalbindeki ışıktan başkasına karşı kapalı olmaktır. Ümmiyyun okur yazar olmamak değildir, İlahi Hakikat’e açık ve hazır hale gelmek için kendini unutmak, kişisel algısını, benliğini terk etmektir. Kendini terk etmeden O gelmez. Anne, O’nun rahmetinin sesidir. Bu yüzden altın şair Sezai Karakoç, ‘doktor istemem annem gelsin/yataklar denize atılsın/çocuklar çember çevirsin/ölürken böyle istiyorum’ der.

Anne, bizi ‘büyüyüp de çocuk kalmanın’ tehlikelerinden uzak tutan bir paratonerdir. Anneler ve Çocuklar, Babalar ve Oğullar’ın belalarından uzak bir iklimin özgür melekleridir. Kadın anne olmaksızın kemale eremez. Doğurmak, Allah’ın anneye verdiği ‘rahm’in, Rahman niteliğiyle taçlanması, erginliğin çiçeklenmesidir. Arapçada büluğ, belağa kökünden gelir, ‘başa, asla dönmek, meyve vermek’ anlamına gelir. Meyve nasıl ki ağacın amacıdır ve içindeki çekirdekle bizatihi kendisini de taşırsa, insan da büluğla birlikte ‘cem’ sürecini tamamlamış, başa dönmüş, aslına ermiş demektir. Bu yüzden inisiyatik gelenekte insan ömrü büluğdan önce ve büluğdan sonra diye iki ayrı süreçle tanımlanır. Modern uygarlığın çocukluk, gençlik tanımları bu sırdan habersizdir. İnsan aslına dönünce anne olur. Anne, insanın ‘cem’ halini idrak edişidir. Erkekte çift cinsiyetin de hormonları bulunması anlamsız değildir. İbn Arabi’ye göre, Allah Adem’i yaratmış ve ona iştiyak duymuştur. Sonra onun kaburga kemiğinden kadını yaratmış ve ona da iştiyak duymuştur. Ve ikisi arasında da iştiyak yaratmıştır. Adem’in boşalan kaburga kemiğinin yerine ‘arzu’yu yerleştirmiştir. Bu sırdandır ki, erkek kadını kendi parçası, kadın erkeği kendi yurdu gibi sever.

Annemiz yurdumuzdur. Asli doğamızın kaynağıdır. Ona geleneksel sözlükte ‘ayn’ denir. Ayn, göze, kaynak, pınar anlamındadır. Biz O’ndan geldik ve annelerimizden doğduk. O’nunla anne arasında dolaysız bir ilişki, pür bir münasebet vardır. O’nun nitelikleri annelerin kalbinde parlar. Bu gizden olsa gerek, Karakoç, ‘anne öldü mü çocuk/bahçenin en yalnız köşesinde/elinde siyah bir çubuk/ağzında küçük bir leke’ der ve şöyle sürdürür: ‘çocuk öldü mü güneş/simsiyah görünür gözüne/elinde bir ip nereye/bilmez bağlayacağını anne’ Ve kalbimizin en gizli hatıralarına dokunarak, bizi en rikkatli yamaçlara savurarak şöyle bitirir: ‘kaçar herkesten/durmaz bir yerde/anne ölünce çocuk/çocuk ölünce anne’

Gün annelerin günü...

Bugün her zamankinden daha çok ve acımasız biçimde ölüyor anneler ve çocuklar. Barbarlar her zamankinden daha vahşi bir biçimde ayırıyor anneleri çocuklarından çocukları annelerinden.

Annelerin ayağının altında olduğu söylenen cenneti yeryüzünde gerçekleştirmek için çırpınan bir avuç erdemli ve onurlu insanlar adına Sezai Karakoç şöyle yükseltir sesini: ‘hep çocuk kalacak o/elinde ekmek gülen çocuk/bu çocuğun ilerisi yok/bu çocuk ne iyi ne neşeli/bir işi yapmak için geldi/bütün çocukların bir anı onda/o anı yakalamak için/anneler anne olurlar.’

Ve ‘elleri balkonların demirinde’ hep sizin gurbetten gelişinizi gözlerler. Onlarınki bütünün parçasına kavuşma isteğidir. Onlar bizim kendilerinde tamlığa ermemizi isterler. Balkon’un, ‘ölümün en cesur körfezi’ oluşu, kimbilir belki de annelerin demirlerine ellerini dayayıp yolumuzu gözlemelerindendir. Onlar bizim cennetimizdir, asli yurdumuzdur. Toprağımız, vatanımız, gülşenimiz, acılarımız ve anılarımızdır.

Bizim soyutlama yeteneğimiz, dünyanın belalarına karşı direncimiz annemizden gelir. Bize bu gücü annelerimiz verir. İhtiyar yerkürenin annelerin yüreğindeki sonsuz şefkat ve merhamete her zamankinden daha çok ihtiyacı var. Zulüm ve kanla kirlenen, yaralı bir coğrafyanın çocukları olarak kin ve nefrete değil, adalet ve merhamete ihtiyacımız var. Artık gün annelerin günüdür. Anneler günü değildir. Günümüz, günışığımız, gözaydınlığımız annelerimizin itikadındadır. Son vakitte yaşlı kadınların dinlerine sarılın buyrulmuştur. Onlar, bizim inanç toprağımızdır, ahlakımız, estetiğimiz, vicdanımızdır. Bizim gökle temasımız, annemize olan itaatimizde, onun kalbindeki hoşnutluktadır.




--------------------------------------------------------------------------------
Okunma Sayısı :
Yazar : Sadık Yalnızuçanlar
Kaynak : Zaman

Cevapla
.
Konu: 3,931
Mesaj: 11,522
Cinsiyet: Belirtmiyorum
Kıdem: 01-04-2009

Çok güzel anlatımlar bunlar. Paylaşımınız için teşekkürler musty hocam :)

Cevapla
.
Konu: 29
Mesaj: 204
Cinsiyet: Erkek
Kıdem: 06-04-2009

valla dün cumada dinledim anne ve babası hayattayken cennete giremeyenlere yakınıyodu sahabinin biri. inşallah bizde annelerimizin ve babalarımızın hayır dualarını alabiliriz

mechullerde gezinmek gerektiğinde en güzel yoldur hakka sığınmak

Cevapla
.
Konu: 78
Mesaj: 1,199
Cinsiyet: Erkek
Kıdem: 04-04-2009

teşekkürler. çok güzel bir yazı. anne hakkı ödenmez.
Okul hayatı biter, hayat okulu başlar.

Cevapla
.
Konu: 526
Mesaj: 1,937
Cinsiyet: Belirtmiyorum
Kıdem: 01-04-2009

bu yazı gerilerde kalmamalı
anlam itibariyle bu hafta üst sıralara taşımalı

teşekkürler tekrar musty hocam Post_thanks

Cevapla
.

Anahtar Kelimeler

İslamiyette Kutsaldır Anne ,İslamiyette Kutsaldır Anne Öğretmen Forumu,İslamiyette Kutsaldır Anne yükle,İslamiyette Kutsaldır Anne download,İslamiyette Kutsaldır Anne indirmek istiyorum,İslamiyette Kutsaldır Anne ödev yükle,İslamiyette Kutsaldır Anne bedava, İslamiyette Kutsaldır Anne ÖDEV İNDİR,İslamiyette Kutsaldır Anne YÜKLE,etkinlik,yukle,İndir,download,inndir,İslamiyette Kutsaldır Anne eğitimİslamiyette Kutsaldır Annedosya indir


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
Heart Anne Yüreğindeki Telaş... eğitimsokağı 0 901 06-10-2009, 23:57
Son Yorum: eğitimsokağı
  Sevgi Perde Olmalı Kusurları Örten...Anne Gibi ... eğitimsokağı 1 1,312 05-07-2009, 0:28
Son Yorum: muallim



Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
Türkçe Çeviri : MyBBTürkiye, MyBB, © 2002-2017 MyBB Group.
MyBB Destek: InSiDe