Eğitim Sokağı
Hoşgeldiniz
Ziyaretçi. Kayıt Ol !

Sitemize Dosya Yükleyerek

Destek
Olabilirsiniz


Inkılap tarihi 1.hafta PDF
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 1 Oy - Ortalama: 5
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5



[-]
Etiketler
inkılap , tarihi , 1 , hafta , pdf

Konu: 26
Mesaj: 27
Cinsiyet:
Kıdem: 20-01-2015

1. MUDANYA ATEŞKES ANTLAŞMASI
Anadolu’dan Yunanlıların çıkarılmasından sonra Türk ordusunun Yunan işgalinde bulunan Trakya’yı kurtarmak amacıyla Boğazlara yönelmesi, bu bölgeyi işgalinde bulunduran İngiltere ile Türkiye arasında bir savaş tehlikesi doğurmuştu. Bölgeden ayrılmak istemeyen İngiliz Başbakanı Lloyd George gerekirse Türklerle savaşmak kararında olduğunu ifade etse de müttefiklerden bu konuda yeterli bir destek bulamamıştı. Buna karşılık Türk tarafı da bölgeyi yeniden egemenliğine almakta kararlıydı. Ayrıca İngilizler, Sovyetlerin İstanbul ve boğazları geri almak hususunda Mustafa Kemal Paşa’yı desteklediğini düşünüyorlardı. Bu açıdan bir savaşa girişmek kendi açılarından oldukça riskli görülüyordu. Bunun üzerine İtilaf Devletleri temsilcileri, Mustafa Kemal Paşa’ya taraflar arasında barış görüşmeleri yapılması için teklif götürdüler. Bu teklif üzerine taraflar arasında ateşkes müzakerelerinin yürütülmesi için Mudanya’da bir toplantı yapılması kararlaştırıldı.
Türkiye’yi Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’nın başkanlığındaki bir askerî kurulun temsil ettiği Mudanya Konferansı’nda İngiltere, Fransa ve İtalya adına da bu devletlerin İstanbul’daki işgal kuvvetlerinin komutanları yer almıştı. Görüşmeler 3 Ekim 1922 tarihinde başladı. Türk tarafı en geç 20 gün içinde Yunan ordusunun Trakya’yı boşaltmasını istiyordu. İngiliz heyeti bu teklifi kabul etmekle birlikte barış antlaşması imzalanana kadar bölgenin kendilerinde kalmasını talep ediyordu. Bu taleplerle müzakerelerin tıkanması üzerine Türk ordusunun yeniden harekete geçmeye karar vermesi karşısında müttefik temsilcileri ateşkes antlaşmasını imzalamayı kabul ettiler. Kesintilerle birlikte yaklaşık bir haftalık görüşmeler neticesinde, 11 Ekim 1922 tarihinde Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı.
Esasında mütarekenin doğrudan muhataplarından biri olan Yunanistan belgeyi aynı gün imzalamayacak, iki gün sonra imzalayacağı ek bir protokolle mütareke şartlarını kabul edecektir. Bu yüzden antlaşma aslında 11 Ekim’de imzalanmasına rağmen, 15 Ekim’de yürürlüğe girmiştir.
Mudanya Ateşkes Antlaşması’nın maddeleri ve sonuçları kısaca şu şekilde değerlendirilebilir:
 Türk ve Yunan kuvvetleri arasındaki silahlı çatışma durdurulacak,
 Doğu Trakya (Edirne de dâhil olmak üzere) 15 gün içerisinde Yunan kuvvetleri tarafından boşaltılacak ve 15 gün içinde müttefik kuvvetlerine, 30 gün içinde de TBMM Hükûmeti’ne teslim edilecek,
 Bu süre zarfında Türkiye bölgenin güvenliğini sağlayabilmek için bölgede 8.000 asker bulunduracak,
 Boğazların kıyı şeridi “tarafsız bölge” olarak kabul edilecek,
 Barış antlaşması imzalanana kadar İtilaf kuvvetleri İstanbul’da kalmaya devam edeceklerdir.
Mudanya Mütarekesi, TBMM açısından Millî Mücadele’de kazanılan askerî zaferi tamamlayan ilk siyasi başarı olmuştu. Bu tarihe kadar TBMM Hükûmeti’ni resmen tanımayan İngiltere, Mudanya Mütarekesi ile TBMM Hükûmeti’nin siyasi varlığını kabul etmiş oluyordu. Artık Türk tarafı ile kalıcı bir barışın yapılması da kabullenilmişti. Yine bu mütareke ile müttefiklerin Anadolu’daki işgallerine gerekçe olarak gösterdikleri Mondros Mütarekesi hükümleri geçersiz kılınacak ve Türk tarafı Lozan Konferansı’nda, barış görüşmelerine bu mütareke hükümlerine dayanarak katıldığını ifade ederek konferansta elini güçlendirecekti. Ayrıca yine bu mütareke çerçevesinde Edirne de dâhil olmak üzere Doğu Trakya kan dökülmeden geri alınırken Yunanistan’ın müttefiklerin destekleriyle giriştiği Anadolu macerası da kendi açısından büyük bir başarısızlıkla son bulmuş oluyordu.
2. LOZAN BARIŞ KONFERANSI VE ANTLAŞMASI
2.1. Lozan Barış Konferansı Öncesi Yaşananlar
Mudanya Mütarekesi’nde karara bağlanan en temel hususu Türklerle bir kalıcı barış yapmak oluşturuyordu. Mütareke’nin imzalanmasından sonra da bu yönde çalışmalar başlatıldı. Konferansın nerede ve ne zaman toplanacağı hususu tartışma konusu olmuştu. Türk tarafının niyeti konferansın İzmir’de toplanmasıydı ancak bu mümkün olmadı. Neticede 27 Ekim 1922 tarihinde, konferansın İsviçre’nin Lozan kentinde toplanması karara bağlandı. Müttefikler bu kararı bir nota ile hem TBMM Hükûmeti’ne hem de İstanbul Hükûmeti’ne bildirmişlerdi. Ancak bu durum da başka bir sorun ortaya çıkarıyordu. İtilaf Devletleri böylece Ankara ile İstanbul’u bir kez daha karşı karşıya getirmek hedefindeydiler. İstanbul Hükûmeti’nin de konferansa katılmak niyetinde olduğunu göstermesi, TBMM tarafından saltanatın kaldırılmasına neden olacak süreci hazırlayarak Türkiye’nin iç siyasetinde de önemli etkilere sebep olacak bir süreci hazırlamıştır. Böylece Dr. Rıza Nur ve arkadaşları tarafından verilen teklif üzerine 1 Kasım 1922’de saltanat kaldırılacaktır. Bunun ardından Tevfik Paşa Hükûmeti’nin de istifasıyla konferansa sadece TBMM Hükûmeti temsilcilerinin katılacağı netlik kazanmıştır.
6 / 16Bu sürecin ardından gündeme gelen diğer bir önemli konu ise konferansa TBMM adına kimlerin katılacağı hususu olmuştur. Heyet başkanlığı için farklı isimler ön plana çıksa da Mustafa Kemal Paşa, Mudanya’daki faaliyetlerinden dolayı İsmet (İnönü) Paşa’yı böyle bir vazife için en uygun aday olarak görüyordu ve İsmet Paşa konferansta Türkiye’yi temsil edecek olan heyetin başkanlığına getirildi. Millî Mücadele’nin önemli komutanlarından birisinin heyet başkanlığına getirilmesi Türkiye’nin konferansta sergileyeceği kararlı tavır açısından da ipuçları veriyordu.
Heyete verilen 14 maddelik bir talimatname ile konferansta Türk tarafının savunacağı tezin nasıl şekilleneceği belirtilmişti. Genel hatlarıyla bu talimatname şöyleydi:
Doğu sınırı: Görüşmelerde “Ermeni Yurdu” gibi bir mevzu söz konusu olursa görüşmeler kesilecektir.
Irak sınırı: Süleymaniye, Kerkük ve Musul’un Türkiye’ye geri verilmesi istenmelidir. Konferansta başka bir durum ortaya çıkarsa hükümetten talimat alınacaktır.
Suriye sınırı: Bu sınırın düzeltilmesine çalışılacaktır.
Adalar: Anadolu’ya yakın olan adalar Türkiye’ye verilmelidir.
Trakya Sınırı: 1914 sınırının kabul ettirilmesine çalışılacaktır.
Batı Trakya: Batı Trakya’da plebisit (halk oylaması) yapılması sağlanmalıdır.
Boğazlarda ya da Gelibolu yarımadasında yabancı asker bulundurulmasına karşı çıkılmalıdır. Konferansın kesilmesine yol açsa dahi kapitülasyonların devam ettirilmesi kesinlikle reddedilmelidir.
Azınlıklar sorununun çözümü hususunda nüfus mübadelesi usulünün kabul ettirilmesi sağlanmalıdır.
Osmanlı Devleti’nin genel borçlarının imparatorluktan ayrılan devletler arasında eşit olarak paylaştırılması sağlanmalıdır. Türklere kalan Osmanlı genel borçları ise Yunanistan’dan istenecek savaş tazminatına karşılık olarak silinmelidir. Borçların silinmesi sağlanamazsa borcun 20 yıl süre ile ödenmesi şartı kabul ettirilmelidir. Düyun-ı Umumiyye idaresinin kaldırılması sağlanmalıdır.
Türk ordu ve donanmasında kısıntı yapılması kabul edilmemelidir.
Türkiye’deki yabancı kuruluşların Türk kanunlarına tabi tutulması sağlanmalıdır.
Türkiye’den ayrılan ülkeler için Misak-ı Millî’nin ilgili maddesi geçerlidir.
İslam cemaat ve vakıflarının hakları eski anlaşmalara göre sağlanacaktır.
2.2. Görüşmelerin Başlaması ve Konferansın Birinci Dönemi
20 Kasım 1922’de İsviçre Devlet Başkanı Haab’ın konuşmasıyla açılan konferansa Türkiye, İtalya, İngiltere, Japonya temsilcileri ve ABD’nin Roma Büyükelçisi katılmışlardı. Romanya, Bulgaristan, Sırp-Hırvat-Sloven Devleti, Yunanistan ve Rusya temsilcileri doğrudan kendileriyle ilgili konularda görüşmelere dâhil olacaklardı. Öncelikle konferansın çalışmalarını yürütmek üzere üç ayrı komisyon kurulmuştu. Askerî işlerle ilgilenmek üzere oluşturulan birinci komisyonun başkanlığına İngiltere temsilcisi Curzon getirilmiş; mali ve ekonomik sorunlarla ilgilenecek ikinci komisyonun başına İtalyan temsilci Garroni; azınlıklar ve diğer hukuki sorunlarla ilgilenecek olan üçüncü komisyonun başına da Fransız Barrere getirilmişti. Türkiye’nin de bu komisyonlardan birinin başkanlığı ya da genel sekreter yardımcılıklarından birini üstlenme talebinin reddedilmesi, daha görüşmelerin en başında taraflar arasında ciddi uyumsuzluklar olduğunu gösteriyordu. İtilaf bloku konferansta Türkiye’yi kendileri ile eşit statüde görmek istemiyordu.
Görüşmelere geçilmesinden sonra da özellikle İngiltere ile Musul ve Boğazlar; Fransa ile kapitülasyonlar ve imtiyazlar; İtalyanlarla kapitülasyonlar ve kabotaj; Yunanistan ile ise savaş tazminatı ve nüfus mübadeleleri konularında ciddi tartışmalar yaşanacaktır. Görünen en temel nokta, İtilaf Devletleri’nin konferansta Sevr Antlaşması’nı esas almak yönündeki ısrarlarıydı. Türk tarafınınsa buna karşı direnmesi görüşmeleri gerginleştiriyordu. Türkiye Lozan Konferansı’na Mondros Mütarekesi’ni değil, Mudanya Mütarekesi’ni esas alarak katılıyordu. Türk heyetince müttefiklerin Türkiye’deki işgallerini haklı göstermeye yönelik bu tutumları kabul edilemez bulunuyordu. İsmet Paşa özellikle savaş tazminatı ile ilgili görüşmelerde müttefik temsilcilerine bu konuyla ilgili olarak şu cevabı vermişti: “Türkiye’den askerî işgal masrafı istenemez. Çünkü Türkiye kimseye ‘gel, bizi işgal et!’ diye davette bulunmamıştır. Türk hükûmeti için işgal masrafı diye bir şey yoktur. Böyle bir meseleden bahsedilmesine bile tahammül edemem.” İngiltere’nin temsilcisi Curzon ise İsmet Paşa’ya “Her şeyi reddediyorsunuz. Ancak ülkeniz haraptır. Yarın paraya ihtiyacınız olduğunda İngiltere’den başka para bulabileceğiniz ülke yoktur” şeklinde tehdit yollu cevaplar veriyordu. Aynı şekilde Fransa da kapitülasyonların devamı hususunda ısrarını sürdürdüğünden genel anlamıyla ele alınan konularda hiçbir olumlu gelişme sağlanamıyordu. Bu yüzden de 4 Şubat 1923’te görüşmeler kesildi ve tüm heyetler Lozan’dan ayrıldılar.
2.3. Lozan Konferansı’nın Kesilme Dönemi
Heyetlerin Lozan’dan ayrılması üzerine 4 Şubat 1923-23 Nisan 1923 arası Lozan Konferansı’ndaki görüşmeler kesintiye uğramıştır. Kesinti döneminde Türkiye taleplerindeki kararlılığını göstermek adına birtakım askerî hazırlıklar yaparken diğer taraflar da hem yeni bir savaş istemediklerinden hem de konferansta yeni uzlaşma yolları bulabilecekleri ümidiyle görüşmelerin devamı için önerilerde bulunuyorlardı.
Türkiye ayrıca ülke içinde giriştiği bazı faaliyetlerle Batılılara bazı temel haklarını korumak kaydıyla anlaşmaya taraftar olduğu yönünde mesajlar veriyordu. 17 Şubat 1923 tarihinde toplanan İzmir İktisat Kongresi’nde Türkiye, uygulamayı tasarladığı ekonomi politikaları ile ilgili yaptığı açıklamalarla Batılı devletlere “sosyalist” bir politika hedeflemediği yönünde mesaj verirken ekonomik bağımsızlık vurgusuyla da kapitülasyonlara karşı tavrını sürdürüyordu.
Diğer taraftan mecliste de İsmet Paşa ve Lozan’daki Türk heyetine yönelik kimi eleştiriler gelmeye başlamıştı. Buna karşılık Mustafa Kemal Paşa heyetten yana tavrını koyarak bu konuda herhangi bir polemik oluşmasına fırsat vermemişti. Bu gündem arasında, 1 Nisan 1923 tarihinde de TBMM seçimleri yenilendi ve seçim işlemlerinin meclis tarafından da onaylanmasından sonra Birinci TBMM’nin faaliyetleri sona ermiş oldu. Bu meclis malum olduğu üzere Millî Mücadele’yi de yürüten meclisti.
Bu dönemde yaşanan diğer bir önemli hadise de Amerikalı Chester grubuna verilen kimi imtiyazlardı. Türkiye’nin özellikle Musul konusunda İngiltere’ye karşı desteğini almak için ABD ile girdiği bu ilişki, konferansta Musul meselesinin Türkiye lehine çözüme kavuşturulamaması neticesinde yürürlüğe girmeyecektir.
2.4. Lozan Görüşmelerinin Yeniden Başlaması ve Antlaşmanın İmzalanması
Türkiye’nin kararlılığını göstermek adına giriştiği kimi faaliyetler ve diğer devletlerin de bir şekilde görüşmelerin devamından yana olmaları neticesinde Lozan Konferansı 23 Nisan 1923 tarihinde yeniden başladı. Bu dönemde de Türk heyetinin başında yine İsmet Paşa bulunuyordu ve görüşmeler yine kurulan 3 komisyon aracılığıyla yürütülüyordu. Henüz çözümlenmemiş bazı ülke sorunlarına ve yabancılara karşı uygulanacak adli rejim konusuna
bakacak olan birinci komisyona İngiltere adına Sir H. Rambold; maliye ve sağlık konularıyla ilgilenecek ikinci komisyona Fransa adına General Pelle; ekonomik sorunlara bakacak olan üçüncü komisyona da İtalya adına M. M. Montagna başkanlık ediyordu.
Konferansın ikinci döneminde en çok savaş tazminatı, Musul, Osmanlı borçları, kapitülasyonlar, azınlıklar ve İtilaf güçlerinin işgalindeki Türk topraklarının boşaltılması konuları üzerinde durulmuştu. Özellikle Osmanlı borçları ve kapitülasyonlar gibi konular İtilaf Devletleri tarafından Türk tarafının ısrarcı tavırlarına karşı bir taviz sağlayabilmek ümidiyle kullanılıyordu.
Türk heyeti ise yaptığı kimi fedakârlıklarla temel haklarından taviz vermeden müzakerelere devam ediyordu. Türkiye ile yürütülen bu görüşmelerle birlikte özellikle Balkan Devletleri’nin kendi aralarında yaşadıkları kimi sorunlar konferansın gittikçe uzamasına neden oluyordu. Neticede toplam sekiz ay süren ve iki devre hâlinde yürütülen müzakereler 24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasıyla son bulmuş oldu.
2.5. Lozan Antlaşması’nın Hükümleri:
“Devletlerin egemenlik haklarına saygılı olunması” vurgusuyla giriş yapılan Lozan Barış Antlaşması 143 maddeden oluşmuş ve 5 kısım hâlinde düzenlenmişti. Antlaşmanın hükümlerini kısaca şöyle özetlemek mümkündür:
2.5.1. Sınırlar
Trakya Sınırı: Meriç nehrinin sınır olduğu Trakya’da Karaağaç savaş tazminatı karşılığı Türkiye’ye bırakılmıştır. İmroz, Bozcaada ve Tavşan adaları dışındaki Ege adaları Yunanistan’a bırakıldığı gibi Midilli, Sakız ve Sisam adaları da asker ve silahtan arındırılacaklardı.
Suriye Sınırı: 20 Ekim 1921’de Fransa ile TBMM hükûmeti arasında imzalanan Ankara Antlaşması’nda kabul edilen esaslara göre belirlenecek olan Suriye sınırında Hatay özel bir statüye sahip olacaktır.
Irak Sınırı: Türkiye-Irak sınırı meselesi Lozan’ın kesintiye uğramasına neden olan görüşmelerden birisi olmuş ve antlaşmada da bir çözüme kavuşturulamamıştı. Misak-ı Millî sınırları içinde yer alan Musul, Kerkük ve Süleymaniye bölgelerinin Türkiye’de kalmasına yönelik Türk heyetinin ısrarlı talepleri karşısında İngiltere zengin petrol yataklarına sahip olan bölgeden vazgeçmek istemiyordu. Çözüme varılamayan bu konu antlaşmadan sonra dokuz ay içerisinde Türkiye ile İngiltere arasında dostça çözülmek üzere ertelendi. Bu süre içinde taraflar arasında bir uzlaşma sağlanamazsa konu Milletler Cemiyetine havale edilecekti.
Boğazlar: Boğazlar, başkanlığını bir Türk’ün yaptığı ve Fransa, İngiltere, İtalya, Japonya, Rusya, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve Sırbistan’ın temsilcilerinin bulunacağı bir uluslararası komisyon tarafından yönetilecekti. Boğazların her iki yakasında da birer silahsız bölge oluşturulacaktı. Boğazların silahsızlandırılması hususunu egemenlik hakları açısından bir eksiklik olarak gören Türkiye bu hükmün değiştirilmesi için ilerleyen yıllarda da uğraşmaya devam edecektir.
2.5.2. Kapitülasyonlar
Lozan Antlaşması ile özellikle 19. yüzyıl Osmanlısını ekonomik açıdan yarı sömürge hâline getiren bütün kapitülasyonlar kaldırılmış, bu haklardan yararlanarak kurulmuş yabancı ticari kuruluşlara da Türk yasalarına uyma zorunluluğu getirilmiştir. Ancak hükümlerin tam anlamıyla uygulanabilmesi için gereken şartları tamamlamak üzere ticari kapitülasyonların 5 yıl fiilen devam ettirilmesi kararlaştırılmıştır.
2.5.3. Borçlar
Osmanlı Devletinin Avrupa Devletlerinden 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren almaya başladığı borçlar, Türkiye ve Osmanlı toprakları üzerinde kurulan diğer devletler tarafından ödenecektir. Türkiye üzerine düşen borcun ödeme şeklini, alacaklı devletlerle yapacağı ikili görüşmelerle belirleyecektir. 1933’ten itibaren ödenmeye başlanan bu borçların tamamen bitirilmesi 1954 yılını bulacaktır.2.5.4. Azınlıklar
Azınlık tanımı gayrimüslimlerle sınırlandırılmış ve Türkiye’de gayrimüslim azınlık bulunmadığı vurgulanmıştır. Türkiye’de yaşayan tüm azınlıklar da Türkiye vatandaşı olarak kabul edilmiştir. Rum azınlıkla ilgili ayrı bir düzenleme getirilmiştir. Buna göre; Yunanistan’da yaşayan Türklerle Türkiye’de yaşayan Rumlar mübadele ile yer değiştirecektir. İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türkleri bu mübadeleye dâhil olmayacaklardır.
2.5.5. Savaş Tazminatı
Lozan görüşmeleri sırasında İtilaf temsilcileri Türkiye’deki işgallerin Mondros Mütarekesi hükümlerince uygulandığı gerekçesiyle Türkiye’den de savaş tazminatı talebinde bulunmuşlar ancak Türk tarafı bu talebi şiddetle reddetmiştir. Aksine Türk tarafı ülkede Yunan ordusunun sebep olduğu hasardan dolayı kendisi tazminat talebinde bulunmuş, neticede de Yunanistan savaş tazminatı olarak Karaağaç ve çevresini Türkiye’ye vermiştir. Türkiye istenen savaş tazminatını kabul etmeyerek verdiği mücadelenin haklılığını bu açıdan da kabul ettirmiştir.
2.5.6. İstanbul ve Boğazların Boşaltılması
Lozan Antlaşması’nın imzalanmasından sonra (6 hafta içinde) İstanbul ve Boğazlar bölgesindeki İtilaf kuvvetlerinin de işgal ettikleri bölgelerden ayrılmaları karara bağlanmıştır.
2.5.7. Lozan Antlaşması’nın Önemi ve Sonuçları
Millî sınırlar içindeki Yeni Türkiye Devleti’nin ekonomik, kültürel, siyasi ve askerî bağımsızlığının dünyaya resmen kabul ettirildiği Lozan Antlaşması, Türkiye açısından iç politikada olduğu kadar dış politikada da etkisi uzun dönem devam edecek sonuçlar doğurmuştur. Öncelikle I. Dünya Savaşı’nı resmen sona erdiren Lozan Antlaşması ile İtilaf Devletlerinin Anadolu üzerindeki hedeflerine tamamen engel olunmuştur. İç siyasetin belirlenilmesinde de Lozan’ın etkileri uzun dönem aynı şekilde devam edecektir. Konferans sırasında Türk devlet adamları arasında yaşanan tartışmalar ya da oluşan yakınlıklar ilerleyen yılların iç siyasi gelişmelerinin alt yapısını teşkil edecektir.
Konferans sırasında çözülemeyen ve sonraki dönemlerde görüşülmek üzere ertelenen çeşitli konular ve özellikle Misak-ı Millî’den verilen kısmi tavizlerle birlikte Lozan Antlaşması Türkiye’nin bağımsızlığının garantisini oluşturmaktadır. Türk heyeti konferansa gitmeden önce taviz verilmeyeceği ifade edilen konularda net tavrını sürdürerek istediğini almayı başarmış ve Anadolu’nun yeni siyasi yapısı resmen tanınmıştır. M. Kemal Paşa, Lozan Antlaşmasının önemini şu sözleriyle en güzel biçimde özetlemektedir: “Bu antlaşma Türk milletine karşı, yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması’yla tamamlandığı zannedilmiş büyük bir suikastın, sonunda neticesiz bırakıldığının belgesidir.”

Cevapla
.

Anahtar Kelimeler

Inkılap tarihi 1.hafta PDF ,Inkılap tarihi 1.hafta PDF Öğretmen Forumu,Inkılap tarihi 1.hafta PDF yükle,Inkılap tarihi 1.hafta PDF download,Inkılap tarihi 1.hafta PDF indirmek istiyorum,Inkılap tarihi 1.hafta PDF ödev yükle,Inkılap tarihi 1.hafta PDF bedava, Inkılap tarihi 1.hafta PDF ÖDEV İNDİR,Inkılap tarihi 1.hafta PDF YÜKLE,etkinlik,yukle,İndir,download,inndir,Inkılap tarihi 1.hafta PDF eğitimInkılap tarihi 1.hafta PDFdosya indir


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Inkılap tarihi 7. Hafta PDF SOSYOPAT 0 1,160 28-01-2015, 23:04
Son Yorum: SOSYOPAT
  Inkılap tarihi 6.hafta PDF SOSYOPAT 0 1,011 28-01-2015, 22:42
Son Yorum: SOSYOPAT
  Inkılap tarihi 5.hafta PDF SOSYOPAT 0 1,023 28-01-2015, 22:26
Son Yorum: SOSYOPAT
  Inkılap Tarihi 4.hafta PDF SOSYOPAT 0 1,021 28-01-2015, 21:27
Son Yorum: SOSYOPAT
  Inkılap Tarihi 3. Hafta PDF SOSYOPAT 0 1,116 28-01-2015, 21:17
Son Yorum: SOSYOPAT



Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
Türkçe Çeviri : MyBBTürkiye, MyBB, © 2002-2018 MyBB Group.
MyBB Destek: InSiDe