Eğitim Sokağı
Hoşgeldiniz
Ziyaretçi. Kayıt Ol !

Sitemize Dosya Yükleyerek

Destek
Olabilirsiniz


Her güne bir masal...
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5



[-]
Etiketler
her , güne , bir , masal

Konu: 3,930
Mesaj: 11,521
Cinsiyet: Belirtmiyorum
Kıdem: 01-04-2009

Keloğlan Ile Yaşlı Değirmenci

Keloğlan ve zavallı anacığı çok şiddetli bir geçim sıkıntısı içinde hayat mücadelesi verirlermiş. Bir kuru ekmek bir parça peynirle günlerce idare ederlermiş. Komşularına göretarlaları çok azmış hemde verimsizmiş üstelik senelerin birinde öyle bir kıtlık olmuş ki bağ bahçeleri hep kurumuş mısır tarlaları bodur almış. Kış zamanı da yaklaşıyormuş . ayrıca anası keloğlanı almış karşısına onunla uzun uzun konuşmuş:
-Ah oğlum saf oğlum hem de başı keleş oğlum gürgenlerin tepelerine baktım. Bu yıl kış hem tez gelecek hemde kapkara geçecek hiç vakit geçirmeden gerken hazırlıklarını yapmalıyız sen git iş ara demiş anası keloğlan önce düşünmüş önce nerde nasıl iş . bulurum diye uzun uzun düşünmüş taşınmış sonunda dışarı çıkıp iş aramaya başlamış ilk mağazalara bakmış iş yok değirmeni kontrol ediyim demiş belki iş bulurum hevesiyle değirmene ilerlemiş sonra oradaki yaşlı amcayı görünce üzülmüş amca sana birşey teklif ediyim ben hergün buraya geliyim çalışıyım hemde parasız keloğlan bunu neden yaptı dersiniz yardım için eve dönünce annesine başlamış olanları anlamaya annesi bas bas bağırmış nedir senin şu saflığın bir kurtulamadık diye ağlamaya başlamış.
Keloğlan her gün gitmiş değirmene gitmiş sonunda kara kış gelmiş ve keloğlan ve anası aç kalmış ve bir gün keloğlan kapıda bir paket bulmuş içinde baya para ve bolca içecek varmış.
Bu paket değirmenciden geliyormuş ve keloğlan iyilinin karşılını almış ...

Cevapla
.
Konu: 3,930
Mesaj: 11,521
Cinsiyet: Belirtmiyorum
Kıdem: 01-04-2009

Keloğlan Ve Ali Cengiz Oyunları

Keloğlan ihtiyar anasıyla yaşıyormuş.Bir gün:
-Artık evlenme çağım geldi.Anama da yardımcı gerek.Paşa kızı mı alsamyoksa Bey kızımı?En iyisi padişahın kızı ile evleniyim diye düşünmüş.
Bu düşünceyi anasına anlatmış.
Anası:
-A deli oğlum!Padişah sana kızını verir mi?demiş.
Ama keloğlan padişahın hiç görmediği kızına kara sevdaya tutulmuş.Günler aylar geçmiş keloğlan bir deri bir kemik kalmış.
Anası bakmış olacak gibi değil sarayın yolunu tıtmuş.Büyük uğraştan sonra padişahın huzuruna çıkmış.
Padişah:
-Buyur ne derdin var söyle bakalım!demiş.
Keloğlanın anası utana sıkına:
-Nasıl desem bilmem ki?demiş.
-Korkmadan konuşun!demiş padişah.
Keloğlanın anası derin bir nefes aldıktan sonra konuşmaya başlamış.
-Benim bir kel oğlum var.Haddini bilmeden sultan kızınız ile evlemek istiyor.
Padişah gülümseyerek:
-korktuğun bu mu?Bütün delikanlıların gözü sultan da!Herkes ister ama bir kişi alır.Söyle oğluna Ali Cengiz oyunlarını öğrenirse kızımı ona veririm.demiş.
Keloğlanın anası sevinçle saraydan çıkmış.Sora sora Ali Cengiz`in konağını bulmuş.
Ali Cengiz keloğlanı kırk gün çalıştıracağına söz vermiş.Ama Ali Cengiz oyunlarını öğreneni öldürürmüş.
Keloğlan heyecanla derslere başlamış.Birgün Ali Cengizin karsı ve kızı Keloğlanı yanına gelmişler ve:
-Bak keloğlan sen iyi ve dürüst birisin.Seni sevdik.Kırk gün sonra Ali Cengiz sana oyunları öğretip öğretmediğini sorarsa öğranmedim de.Yoksa ölürsün . demişler.
Gel zaman git zaman kırk gün geçmiş.Keloğlan bütün oyunları öğrenmiş ama ölmekten korktuğu için Ali Cengize:
-Ustam kafam başka yerlerde olduğu için bir türlü öğrenemedimdemiş.
Bunun üzerine Ali Cengiz keloğlanı bırakmış.
Keloğlan parasız kaldığı için koç kılığına girmiş.
Anası da onu başkalarına satıp para kazanmak istemiş.
Bunu gören Ali Cengiz hemen atılmış:
-Koçu ben alıyorum!demiş.
Keloğlan Ali Cengizi tanımış bir serçe olup kaçmış.
Ali Cengizde peşinden bir kartal olup peşine düşmüş.
Aradan biraz zaman geçmiş.
Ali Cengizi yenmiş.Allahın emri ile padişahın kızını istemiş.
Padişah ta kızını keloğlana vermiş.Böylece kırk gün kırk gece düğün yapılmış.Ve keloğlan muradına ermiş.

Cevapla
.
Konu: 4,841
Mesaj: 13,390
Cinsiyet: Erkek
Kıdem: 31-03-2009

KÜL KEDİSİ



Charles Perrault
Bir zamanlar güzeller güzeli bir kız varmış. Annesi ölünce babası yeniden evlenmiş. Üvey annesi de ilk evliliğinden olan iki kızıyla birlikte gelip eve yerleşmiş.
Bu iki kız, yeni kız kardeşlerinden hiç hoşlanmamış. Odasında ne var ne yoksa tavan arasına fırlatıp atmışlar. Ona bir kardeş gibi davranmak şöyle dursun, bütün ev işlerini üzerine yıkmışlar.
Ev işleri bittikten sonra bile kızın onlarla oturmasına izin verilmiyormuş. Akşamları, mutfakta, sönmekte olan ocağın önünde duruyormuş tek başına, ellerini küllere doğru tutup ısınmaya çalışarak. Bu yüzden üvey kız kardeşleri ona “Külkedisi” adını takmışla.
Bir gün iki kız kardeşe sarayda verilecek bir balo için davetiye gelmiş. İkisi de heyecandan deliye dönmüşler. Herkes Prens’in evlenmek istediğini biliyormuş. ‘Bakarsın ikimizden birini seçer, belli mi olur?’ diye düşünmüşler.
İki kız kardeş de kendilerini mümkün olduğunca güzelleştirmek için hemen kolları sıvamışlar. Fakat maalesef bu biraz zormuş, çünkü Külkedisi’nin aksine bayağı çirkinmiş her ikisi de!
Balo akşamı, üvey kardeşleri gittikten sonra Külkedisi mutfakta oturmuş ve içn için ağlamaya başlamış. “Neyin var, neden ağlıyorsun Külkedisi?” diye sormuş bir kadın sesi.
“Ben de baloya gitmek istiyordum,” demiş hıçkırarak Külkedisi.
“Gideceksin öyleyse,” demiş ses. Külkedisi duyduğu sese doğru dönüp bakmış, şaşkınlıktan donakalmış.
Güzel bir kadın duruyormuş yanıbaşında.
“Ben senin peri annenim,” demiş kadın. “Şimdi kaybedecek zamanımız yok! Bana bir balkabağı getir hemen!”
Külkedisi bir balkabağı getirmiş. Peri annesi sihirli değneğiyle dokununca, balkabağı birdenbire altından bir fayton oluvermiş.
“Şimdi de altı fare...” Külkedisi altı fare bulup getirmiş, peri annesi onları hemen ata dönüştürmüş.
“Bir sıçan...” Onu da arabacı yapmış.
“Ve altı kertenkele...” Onları da faytonun arkasında koşacak altı uşağa çevirivermiş.
Nihayet Külkedisi’ne gelmiş sıra. Peri değneğiyle bir dokununca Külkedisi’nin yırtık, pırtık giysileri nefesleri kesecek harika bir elbiseye dönmüşmüş. Ayaklarında bir çift camdan ayakkabı pırıl pırıl parlıyormuş.
“Bir şey var yalnız,” demiş Peri. “Gece yarısına kadar eve dönmelisin. Saat on ikide elbisen tekrar eski giysilerine, faytonun balkabağına, atların fareye dönüşecek. Prens’in bunu görmesini istemezsin herhalde? Şimdi git, dilediğince eğlen.”
O gece Külkedisi balonun yıldızı olmuş. Baloya katılan hanımlar (özellikle de iki üvey kız kardeşi) onun elbisesini çok beğenmişler ve terzisinin adını öğrenmek için ona yalvarmışlar. Beyefendilerin hepsi onunla dans etmek için birbirleriyle yarışmışlar.
Prens ise götür görmez ona âşık olmuş! Ve o andan sonra hiç kimseye bu kızla dans etmek için izin verilmemiş.
Saatler saatleri, dakikalar dakikaları kovalamış ve Külkedisi saat tam on ikiyi vuracağı sırada evde olması gerektiğini hatırlamış.
“Gitme!” diye seslenmiş Prens arkasından, ama Külkedisi bir an bile durmadan koşup oradan uzaklaşmış. Sokağa çaktığında elbisesi tekrar eski elbiselerine dönüşmüş. Geriye kala kala camdan ayakkabıların bir teki kalmış. Diğer tekini nerede kaybettiğini bilmiyormuş.
O gece Külkedisi uyuyana kadar ağlamış. Hayatının bir daha asla o geceki kadar harika olamayacağını düşünüyormuş.
Ama bu doğru değilmiş. Ayakkabının diğer tekini sarayın merdivenlerinde bulmuşlar. Ertesi sabah Prens ev ev dolaşıp ayakkabıyı tek tek bütün genç kızlara denetmiş. “Bu ayakkabının dün gece karşılaştığım güzel sahibini bulamazsam yaşayamam,” demiş.
Derken Külkedisi’nin evine gelmiş. Üvey kardeşleri ayakkabıyı denemişler. Olmamış. Ayaklarına girmemiş bile.
Prens çok üzgünmüş, çünkü uğramadığı sadece birkaç ev kalmış. Tam oradan ayrılacakken evin hizmetçisi dikkatini çekmiş.
“Hanımefendi,” demiş Prens Külkedisi’ne, “bir de siz deneseniz?”
“O mu deneyecek? Ne münasebet!” diye haykırmış üvey kardeşler.
Fakat Prens ısrar etmiş. Külkedisi’nin ne kadar güzel bir kız olduğu gözünden kaçmamış. Tabii ayakkabı Külkedisi’nin ayağına kalıp gibi oturmuş. Prens diz çöküp Külkedisi’ne evlenme teklif ederken iki üvey kardeşe de öfke ve kıskançlıkla olanları seyretmek kalmış. Külkedisi Prens’in teklifini tabii ki kabul etmiş.
Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım, Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden, Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden

Sitemizde Görev Yapmak İsterseniz Tıklayın

Turk Konulara Yorum Yazarak Destek Sağlayabilirsiniz  Turk


Cevapla
.
Konu: 3,930
Mesaj: 11,521
Cinsiyet: Belirtmiyorum
Kıdem: 01-04-2009

Kırmızı Benekli Kelebek


Sıcak bir yaz günüydü. Oya kırlara çiçek toplamaya çıkmıştı.
Yorulunca bir ağaca yaslandı. Derken uyuyakaldı. Rüya görmeye başladı.

Rüyasında çok güzel rengarenk bir kelebek gördü. Kelebeğin kanatlarında yıldızlar parlıyordu. Kırmızı benekleri vardı. Durmadan dans ediyor ve şarkı söylüyordu.

Oya kelebeğin dansını hayranlıkla seyretti ve şarkılarını dinledi.

Uyandığında kırmızı benekli kelebek gitmişti.

Oya doğru eve gitti.

- Anne, kırmızı benekli kelebek nerde? diye sordu.

Annesi:

- Ne kelebeği? dedi.

Oya :

- Kırmızı benekli güzel kelebek , dedi. O dans edip bana şarkılar söyledi.

Oya’nın annesi güldü:

- Herhalde sen rüya gördün. Kırmızı benekli kelebek yalnız rüya kelebeğidir.

Oya onun kanatlarında parlayan yıldızları hatırladı ve :

- O kelebek gerçek olmalı, dedi. Onu bulmaya gideceğim.

Oya önce arkadaşlarına sordu.

- Kırmızı benekli kelebeği gördünüz mü?

Arkadaşları :

- Hayır, dediler. Öyle bir kelebek olamaz.

Fakat Oya kırmızı benekli kelebeği aramaya devam etti. Gide gide kartalın yuvasına vardı. Kartal tek başına duruyordu.

Oya bütün gün güzel kelebeği aradı durdu. Fakat ona bir türlü rastlamadı. Sonunda eve döndü. Çok yorulmuştu. Hemen uyudu. Rüyasında kırmızı benekli kelebeği yeniden gördü. Kelebek yine durmadan dans ediyor, şarkı söylüyordu.

Oya kelebeğe sordu:

- Hep seni aradım. Neredeydin? dedi.

Kelebek cevap vermedi. Dans etmeye devam etti..

Sabahleyin Oya olanları babasına anlattı:

- Bu kelebeğin gerçek olduğuna inanıyorum, dedi.

Babası ona:

- Bir rüya görmüş olacaksın. Çünkü kırmızı benekli kelebek olmaz, dedi.

Oya diretti:

- Yine de arayıp bulacağım.

Oya bütün gün yine kırmızı benekli kelebeği aradı. Ama bulamadı. Eve döndüğünde gece olmuştu. Gökyüzünde yıldızlar parlıyordu. Oya güzel kelebeğin kanatlarındaki yıldızları düşündü.

- Uyursam yine güzel kelebeği görebilirim, dedi.

Fakat o gece rüyasında güzel kelebeği görmedi. Dere kenarını ve yüzen ördekleri gördü.

Ertesi gün Oya dere kenarına yürüdü. Yüzen yeşil ördeklere baktı. Birden ördeklerin başında dans eden kırmızı benekli kelebeği gördü. Kelebek şarkı söylüyordu. Oya sevinçle bağırdı:

- Senin gerçek bir kelebek olduğunu biliyordum! Benimle dost ol; birlikte oynayalım, dedi.

Kelebek Oya’nın avucuna kondu. Oya onu eve götürüp annesine, sonra arkadaşlarına gösterdi.

Bir gün arkadaşı Afacan kelebeği avucuna aldı. Ona şarkı söyletti. Sonra birlikte dans ettiler.

Oya Afacan’a çok kızdı:

- Seninle oynamasına izin veremem. Çünkü o benim kelebeğim, dedi.

Afacan :

- Ne olur biraz benimle kalsın! diye rica etti.

Fakat Oya :

- Hayır, imkansız! diyerek kelebeği alıp gitti.

Oya dere boyunca yürüdü. Çok yorulunca kartalın yuvasına oturdu. Kartal yoktu. Oya kelebeğe :

- Haydi güzel kelebeğim. Şimdi benim için dans edip şarkı söyle, dedi.

Dedi ama kelebek yerinden bile kımıldamadı. Bütün gün çalının üstüne kondu durdu.

Oya kelebeği orada bırakıp eve koştu. Olanları annesine anlattı.

Annesi ona :

- Arkadaşlarınla oynamasına izin vermeliydin. Onun için kelebek sana küsmüştür, dedi.

Sonra devam etti:

- Sen kötü bir kızsın. Sevdiğin bir şeyi arkadaşlarınla paylaşmalısın.

Oya annesine hak verdi:

- Peki anneciğim. Bundan sonra iyi bir kız olacağım, dedi.

Doğru kartalın yuvasına koştu. Ama kelebek orada yoktu. Kartal onu yemiş olmalıydı.

Oya çok üzüldü. Yaptığı kötülükten de çok utandı. Kendi kendine iyi bir kız olmaya karar verdi.

Birkaç gün sonra Oya kırlara çiçek toplamaya çıktı. Sonra da bir ağacın altında uıuyakaldı. Rüyasında kırmızı benekli kelebeğini gördü. Çok sevindi.

- Geldiğin için teşekkür ederim. Git, arkadaşlarımla da oyna. Onlara dans edip şarkı söyle , dedi.

Kırmızı benekli kelebek Oya’nın dediklerini aynen yaptı.

Alıntı

Cevapla
.
Konu: 3,930
Mesaj: 11,521
Cinsiyet: Belirtmiyorum
Kıdem: 01-04-2009

Kuşlar Tiyatrosu


Kuşlar kendi aralarında bir tiyatro kurmuşlardı. İlk temsillerini vereceklerdi. Hepsi de çok heyecanlıydı. Kolay mı? O gece tüm orman onları seyretmeye gelecekti.

İşte şu gelen orman kralı arslandı. Nasıl da kibirliydi! En öndeki sıraya geçti, oturdu.

Arkadan diğerleri birer ikişer gelmeye başladılar. En son gelen fil oldu.

Bütün hazırlıklar tamamlandı. Nihayet perde açıldı. Bir alkıştır koptu.

Süslü tavus kuşu elinde mikrofon, artist kuşları takdim ediyordu:

- Şimdi karşınızda anne rolündeki sayın Leylek!

Leylek gözünde gözlük, yerlere kadar eğilip “Lak lak lak” diyor ve halkı selamlıyordu.

Tavus kuşu bu kez:

- Şimdi karşınızda baba rolündeki sayın Baykuş ! diyordu.

Baykuş şapkasını çıkarıyor ve “Uhuuu! Uhuuu!” diye halkı selamlıyordu.

Tavuskuşu rengarenk tüylerini açıyor ve bağırıyordu:

- Şimdi de doktor rolünde sayın Karga!

Karga elinde çantası, boynunda stetoskop ile “Gak gak” diyor ve halkı selamlıyordu.

Tanıtma böylece sürdü. Sıra temsili oynamaya geldi. Kuşlar rollerini çok iyi ezberlemişlerdi. Hepsi çok güzel ve başarıyla oynadılar.

Perde kapandı. Seyirciler ayağa kalkıp alkış tuttular.

- Bir daha, bir daha lütfen! diye kuşları sahneye çağırdılar.

Perde tekrar açıldı. Bütün kuşlar toplu halde bir kez daha halkı selamladılar.


Alıntı

Cevapla
.
Konu: 3,930
Mesaj: 11,521
Cinsiyet: Belirtmiyorum
Kıdem: 01-04-2009

Yumi’nin Başına Gelenler


Yumi çok sevimli bir kaplumbağaydı. Parlayan gözleri, sürekli gülen bir yüzü ve sırtında harika işlemeleriyle çok güzel bir kabuğu vardı.
Fakat Yumi bugünlerde biraz durgundu. Onu üzen bir şey vardı. Annesi Yumi’yi çağırdığında, Yumi gelinceye kadar ne diyeceğinin unutuyordu. Çünkü, Yumi çok yavaş yürüyordu. Arkadaşlarıyla oynamak için sözleşiyorlardı. Ancak, Yumi gittiğinde herkesin dağıldığını görüyordu.
Aklında bu düşüncelerle yürümeye başladı. Sonra karşıdan hızla kendisine yaklaşmakta olan, tırtılı gördü.
Yanına gelince “Ooo… Ne kadar çok ayağın var öyle….” dedi. tırtıl güldü.



“Eğer senin kadar çok ayağım olsaydı, belki daha hızlı yürür, oyun yerine arkadaşlarım dağılmadan yetişirdim” dedi.
Sonra tırtılın yanından uzaklaştı. Ve yanında yürümekte olan tavşanı fark etti. “Ooo… ne kadar uzun kulakların var öyle…” dedi. “Eğer senin kadar uzun kulaklarım olsaydı, annemi daha çabuk duyabilirdim” dedi. Tavşanda anlamıştı, Yumi’nin üzüntüsünü. Tavşanında kendisine ne dediğini duymadan yürüdü Yumi.



Biraz daha ilerledi ve ağacın altında dinlenmekte olan fili gördü. Ve “Ooo… ne kadar büyük bir burnu var öyle” dedi. Fil duymuştu Yumi’nin dediklerinin. Sonra: “tırtıl gibi çok ayağım, tavşan gibi uzun kulaklarım, birde fil gibi uzun bir burnum olsaydı ne güzel olurdu” diye söylendi Yumi.



Ertesi gün; tırtıl, tavşan ve fil Yumi’yi ziyarete gittiler. Tırtıl üç çift ayak, tavşan bir çift kulak,filde uzun bir burun yapmıştı Yumi’ye.
Tüm bunları Yumi’ye uzatıp “Belki gerçek değil ama senin için yaptık” dediler.
Yumi, öyle çok sevinmişti ki. Hemen ayakları, kulakları ve kocaman burnu taktı. “Ooo…“ dedi. “Tıpkı sizinkiler gibi, ne güzel” dedi. Ve oradan oraya, sevinçle bağırarak yürümeye başladı.
Ama, o da ne !.. Yumi yürürken, burnu ve kulakları yere değmiş ve ayaklarına dolanmıştı. Ayakları dolanan Yumi, önce sendeledi, sonra paldır küldür yuvarlandı. Ne olduğunu anlayamamıştı. Tırtıl, tavşan ve fil kahkahalarla gülüyorlardı…
Yumi, yerden kalktıktan sonra “Evet istediğin şeyler bizde var. Ama seninde sırtında, her zaman yanında olan bir evin var. Bizimse böyle bir kabuğumuz yok. Seni tehlikelerden koruyan, har an yanında olan bir ev! “ dediler. Bunun üzerine Yumi, taktıklarını çıkartıp: “Ooo… doğru, bir daha böyle bir şey yapmayacağım. Evim sayesinde canım yanmadı. Ama bir daha sizlere özenmeyeceğim. Çünkü; benimde evim çok güzel!” dedi..ve gülmeye başladılar.

Alıntı

Cevapla
.

Anahtar Kelimeler

Her güne bir masal... ,Her güne bir masal... Öğretmen Forumu,Her güne bir masal... yükle,Her güne bir masal... download,Her güne bir masal... indirmek istiyorum,Her güne bir masal... ödev yükle,Her güne bir masal... bedava, Her güne bir masal... ÖDEV İNDİR,Her güne bir masal... YÜKLE,etkinlik,yukle,İndir,download,inndir,Her güne bir masal... eğitimHer güne bir masal...dosya indir




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
Türkçe Çeviri : MyBBTürkiye, MyBB, © 2002-2018 MyBB Group.
MyBB Destek: InSiDe