Eğitim Sokağı
Hoşgeldiniz
Ziyaretçi. Kayıt Ol !

Sitemize Dosya Yükleyerek

Destek
Olabilirsiniz


Her güne bir masal...
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5



[-]
Etiketler
her , güne , bir , masal

Konu: 4,841
Mesaj: 13,390
Cinsiyet: Erkek
Kıdem: 31-03-2009

Kral isteyen kurbağalar


Çok eski zamanların birinde kocaman bir gölde geveze kurbağalar yaşarmış. Kimse karışmazmış onlara, kendilerini çok mutlu ve özgür hissederlermiş, ama gel zaman git zaman sıkılmaya başlamışlar ve Tanrı Zeus’a istekte bulunmuşlar:“Ne olur bize bir kral gönder, ne zaman ne yapacağımızı söylesin bize,” diye yalvarmışlar.

İlk başta önemsememiş Zeus ama kurbağalar o kadar gürültücü, o kadar gevezeymişler ki Zeus sonunda dayanamayıp eline geçirdiği bir odun parçasını yukardan gölün ortasına fırlatıvermiş. Korkan kurbağalar bir süre seslerini çıkarmamışlar. “Zeus’un gönderdiği kralın sağı solu belli mi olur? Sakin gibi görünür ama yaklaşanın canına okur belki de,” diye düşünmüşler.

Bir zaman sonra genç bir kurbağa çekinerek odun parçasına yaklaşmış, yanına gitmiş, önce dokunmuş, sonra üzerine çıkmış, ardından üzerinde zıplamaya başlamış. Bu kral ne yaparsan yap hiç sesini çıkarmıyormuş. Göldeki bütün kurbağalar krallarının yanına koşmuşlar, bütün gün üzerine çıkmışlar, tepinmişler. Sonunda kralları pis ve yosunlu bir hale gelmiş, kurbağalar da zaten krallarından bıkmışlar.

Ertesi gün Zeus’tan yeni bir kral istemişler. Öylesine gevezeymişler ki sonunda Zeus dayanamamış ve iyi bir ders vermek için onlara kral olarak bir yılan göndermiş. Geveze kurbağaların bu kez de yeni kraldan ödleri kopmuş, çünkü bu kral çevrede bulduğu bütün kurbağaları bir lokmada midesine indiriyormuş.

Kurbağalar yeni bir kral için vıraklamaya başladıkları anda Zeus şöyle demiş: “Size önce iyi ve uysal bir kral verdim, beğenmediniz. O halde şimdi bu kralınızı beğenmek zorundasınız, çünkü bunu da istemezseniz daha kötüsüne razı olmak zorunda kalabilirsiniz.” O günden sonra kurbağalar durumlarına razı olup yeni bir kral istememişler.
Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım, Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden, Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden

Sitemizde Görev Yapmak İsterseniz Tıklayın

Turk Konulara Yorum Yazarak Destek Sağlayabilirsiniz  Turk


Cevapla
.
Konu: 3,930
Mesaj: 11,521
Cinsiyet: Belirtmiyorum
Kıdem: 01-04-2009

Dünyanın En Güzel Gülü


Bir zamanlar yaşlı bir kraliçe varmış. Kraliçe güçlüdediği dedik bir insanmış. Kimse bir dediğini iki etmezmiş. Kraliçe bütün mevsimlerde bütün dünya ülkelerinde yetişen güllerden güzel güller yetiştirirmiş. Ama sarayda acı ve keder kol geziyormuş. Çünkü kraliçe çok ağır hastaymışdoktorlarda yakında öleceğini söylüyorlarmış. “Tek bir umut var kraliçenin kurtulması . için” demiş bir bilgin. “Eğer dünyanın en güzel en soylu gülünü bulup getirirseniz kraliçe uzun yıllar yaşar.” Yaşlıgenç kraliçenin iyileşmesi için dünyanın dört bir yanında en güzel gülü aramaya koyulmuş ama hiç biri işe yaramamış. Sonunda kraliçenin küçük oğlu annesine seslenerek beni dinle demiş ve başlamış okumaya. Kitapta cennetin görünmeyen bir köşesinde açan yapayalnız bir gülden söz ediliyormuş. Bu gül kendisini ta derinden görmek isteyene görünürmüş. Beyaz bir gülmüş ama güneşin batışında pembeleşen o kızıllık yansıdığı vakit büyüleyici bir renge bürünen bu gül gerçek sevginin ve güzelliğin simgesi imiş. Birden tatlı bir pembelik yayıldı. Kraliçenin yanaklarına gözleri büyüdü bir güneş gibi parladı ve kitabın yaprakları arasında pembe bir gül dünyanın en güzel gülü beliriverdi. “Onu görüyorum !” diye bağırdı kraliçe. Bu gülü kim görürse bir daha hiç mutsuz olmaz ve ölümsüzleşirmiş...

Cevapla
.
Konu: 3,930
Mesaj: 11,521
Cinsiyet: Belirtmiyorum
Kıdem: 01-04-2009

Su Damlası


Büyütecin ne olduğunu her şeyi yüz kat büyülten bir çeşit gözlük camı olduğunu herkes bilir. Bir damla suya büyüteçle bakıldığında binlerce küçük yaratık görünür. Oysa çıplak gözle bakarsak onların hiç birini göremeyiz. Ama onlar her zaman o suyun içindedir. Bir zamanlar “dev amca” adında bir adam yaşarmış güzel ilginç olan her şeye sahip olmak istermiş eğer elde edemezse ya büyücüye başvurur yad kendi kendine binbir çeşit yol icat edermiş. Bir gün aline büyüteci alıp bir damla suyu incelemiş suyun içinde o gözle görünmez yaratıklar hiç durmadan hareket ediyorlar sıçrayıp hopluyorlarmış. Çok ilginç bulmuş fakat daha net görmek için renklendirmeyi düşünmüş . ve kırmızı bir renk damlatmış içine. Bu bir büyücünün kanıymış. Birden sudaki yaratıklar pespembe oluvermiş. Bu yaratıkları bir kente yaşayan canlılara benzetmiş. Hiç durmadan itişiyorlardövüşüyorlar birbirlerini çekiştiriyor ve acımasızca ısırıyorlar. Aşağıdakiler yukarı çıkmak istiyor hem de devamlı onları sindirmeye çalışıyorlar. “Aslında bu yalnızca bir su damlası” demiş. Gülümseyerek “Ama yinede gerçek yaşamdan bir örnek. Oysa tüm canlılar birbirlerine sevgi ile baksalar her şey daha güzel olmaz mıydı ? diyerek bitirir.

Cevapla
.
Konu: 3,930
Mesaj: 11,521
Cinsiyet: Belirtmiyorum
Kıdem: 01-04-2009

Kara Buğday

Fırtınadan sonra bir kara buğday tarlasından geçenler bilir. Kara buğday tarlası sanki kavrulmuş gibidir. Yaşlı söğüdün tam önünde bir kara buğday tarlası varmış. Kara buğday Pek kibirli imiş. Başı yükseklerden hiç inmezmiş. “Bende buğday başakları kadar güzelim üstelik çok daha da güzelim. Benim çiçeklerim elma çiçeklerine benzer herkes hayranlıkla seyreder. . Benden güzeli var mı ? söyle söğüt ağacı” demiş. Söğüt ağır ağır başını sallar. “var... var...” dermiş. Aradan zaman geçmiş hava bozmuş fırtınalar yağmurlar başlamış. Fırtınayı gören bütün çiçekler bitkiler boyun bükerken kara buğday pek kibirli ya asla boynunu eğmezmiş. Onu diğer bitkiler uyarmış fakat kara buğday duymamazlıktan gelmiş. . Fırtına geçip rüzgarlar dinince doğa adeta bir sessizliğe bürünmüş. Her taraf sakinleşmiş güzelleşmiş. Ama kara buğday yangından çıkmış gibi kavrulmuş kararmış simsiyah olmuş işe yaramaz cansız bir ot oluvermiş olayı gören ve duyan diğer çiçek ve otlar olaya çok üzülmüşler.

Cevapla
.
Konu: 3,930
Mesaj: 11,521
Cinsiyet: Belirtmiyorum
Kıdem: 01-04-2009

Küçük Deniz Kızı

Bir zamanlar denizler ülkesinde suların altında denizlerin derinliklerinde bir ülke varmış. Bu ülkenin kralının da altı kızı varmış. Genç prenseslerin anneleri çoktan uzun yıllar önce ölmüş ve onları büyükanneleri büyütmüş. İçlerinde en güzelleri küçükleriymiş. Küçük deniz kızının saçları altın bukleler halinde omuzlarına dökülüyormuş o kadar narin ve güzelmiş ki gören bütün prensler ona aşık olurlarmış.


Bizim deniz kızları büyükannelerinin anlattığı yeryüzüyle ilgili masalları çok seviyorlarmış. Daha önce yeryüzünü görmedikleri için merakları da günden güne artıyormuş. Büyükanneleri onlara yeryüzünü anlatırken bacak adlı iki şeyin üzerinde yürüyen garip insanlardan bahsediyormuş ve bizim küçük deniz kızı bu anlatılanları görmek istiyormuş. `Onbeş yaşını beklemen gerekir` demiş büyükannesi`O zaman gidip görebilirsin.`

En büyük deniz kızı yaşı geldiğinde yeryüzüne çıkmış ve gördüğü ilginç şeyleri kardeşlerine anlatmış. Yıllar geçmiş ve sonunda bizim küçük denizkızının da yeryüzüne insanların dünyasına çıkabileceği gün gelmiş. Şimdiye kadar hep merak ettiği dünyayı artık kendi gözleriyle görebilecekmiş. Yüzeye doğru yüzerken güneş batıyormuş. Yakınlarda bir gemi demir atmış. Küçük deniz kızı suyun yüzüne çıktığında gemideki yakışıklı prensi görmüş. Prens kendisini birisinin gözlediğini de prensesin ondan gözlerini ayıramadığını da bilmiyormuş tabii. Birden hava kararmış gemi çıkan fırtınayla sallanmaya başlamış. Çok geçmeden yelkenleri parçalanmış direği kırılmış ve gemi sulara gömülmüş. O ana kadar prensi takip eden küçük deniz kızı onu kurtarmış ve kıyıya çıkarmış. Sabaha kadar onun uyanmasını beklemiş onu denizden takip edip durmuş. Sabah olduğunda prens hala yattığı yerde uyuyor denizkızı da başucunda onu bekliyormuş. Az sonra birkaç kız koşarak gelmiş. Prens gözlerini açmış gelen kızlar sevinçle onu tutarak oradan götürmüşler.

O günden sonra bizim deniz kızının hayattaki tek gayesi prensini görmek olmuş. Artık dayanamıyormuş. Su cadısına gidip akıl almaya karar vermiş. Cadı onu görünce bir kahkaha atmış: `Niçin geldiğini biliyorum denizkızı` demiş. `İnsana dönüşüp karaya çıkmak istiyorsun. Böylece prensle daha yakın olacağını düşünüyorsun. Ama bunun bir bedeli var biliyor musun?` `Bilmiyordum` demiş `ama insan olabilmek için neyse öderim.` `Sesini istiyorum` demiş cadı `şu şarkılar söyleyen güzel sesini. Bana sesini verirsen ben de seni iki ayaklı güzel bir genç kıza çeviririm. Ama unutma prens seni bütün kalbiyle sevmeli ve evlenmeli. Yoksa bir deniz köpüğüne dönüşüp sonsuza dek yok olursun.`
Küçük deniz kızı düşünmemiş bile. ` Çabuk` demiş `Ben kararımı çoktan verdim zaten.` Bunun üzerine su cadısı denizkızına içmesi için büyülü bir ilaç vermiş. Küçük deniz kızı prensin karşısına dikildiği an prens bu hiç konuşmayan kızdan çok hoşlanmış ve onsuz yapamayacağına karar vermiş. Küçük denizkızı da prensi her geçen gün daha çok sevmiş ama prens ona bir türlü evlenme teklif etmiyormuş.

Prensin annesi ve babası kendine eş bulması için baskı yapıyorlarmış. Prens sonunda yakındaki bir ülkenin prensesiyle tanışmaya karar vermiş. Yanında-bizim küçük denizkızını da götürmüş. Zavallı kız çok acı çekiyormuş. Prens komşu ülkeye gidip prensesle karşılaşınca aklı başından . gitmiş ve hemen evlenmek istemiş. Düğünleri muhteşem olmuş. Her yer çiçek ipek ve mücevherle kaplıymış. Mutlu çifti görmeye gelen herkes coşku içindeymiş. Yalnızca küçük denizkızı sessizmiş. Gözyaşları sessizce süzülüyormuş yanaklarından.

O gece küçük denizkızı güvertede dikilmiş karanlık sulara bakıyormuş. Gün doğarken bir deniz köpüğü olup o sulara karışacakmış. Birden suların dibinden denizkızının kardeşleri çıkmışlar. Saçları kısa kısa kesilmiş. `Saçlarımızı su cadısına verdik karşılığında da bu bıçağı aldık. Eğer bu gece bu bıçağı prensin kalbine saplarsan büyü bozulacak sen de kurtuşlacaksın` Küçük denizkızı bıçağı almış ama prense asla zarar veremeyeceğini biliyormuş. Güneş doğduğunda kendini ağlayarak denize atmış ve bir deniz köpüğü olarak sonsuza kadar yaşamış.

Cevapla
.
Konu: 3,930
Mesaj: 11,521
Cinsiyet: Belirtmiyorum
Kıdem: 01-04-2009

Keloğlan Akıl Küpü

Bir varmış bir yokmuş. Allah`ın kulu çokmuş bir dağın başında bir ormanın yanıbaşında keloğla`nın yaşadığı köy varmış.

Keloğlanın bir tek anacığı anacığının da bir tek kel oğlu varmış. Dünyada başka kimseleri olmadığı için hep birbirlerine destek olurlar kuru ekmek yeseler kimselere belli etmezler padişahlara layık yemekler yedik diyerek kötü durumlarından kimseleri haberdar etmezlermiş.

Keloğlan çok akıllıymış ancak akıllı olduğu kadarda tembelmiş. Anası hadi oğlum bahçeden bir soğan al dese iki saat düşünür üç saat hesap yapar o soğanı bahçeden ayağına nasıl getirtebilir onu düşünürmüş. Sonunda bir yolunu bulurmuş ama annesi de bu arada çıldırır dururmuş. Günler böyle gelip geçerken Keloğlanın anacığı bir gün hastalanmış bütün iş güç keloğlana kalıvermiş. O tembel keloğlan gitmiş yerine aklı başında çalışkan bir keloğlan gelivermiş. Anası yattığı yerden keloğlana emirler yağdırıyor bizimki de oradan oraya koşuyormuş.Bu böyle günlerce sürmüş keloğlan sonunda yorgunluktan bir köşeye düşmüş. O sırada bir fare keloğlanın yanına gelip:

- Keloğlan keleş oğlan her işi beleş oğlan nasıl ama çalışmak zor geliyor di mi ? demiş.

Keloğlan gözünü aralamış fareyi kovalamış. Fare tekrar gelmiş bu sefer iyice yaklaşıp

- heeyyy. Duydun mu prensesin başına gelenleri Her kim prensesi iyileştirse kral onu kızıyla evlendirecekmiş demiş. . Sonra bir çırpıda anlatmış güzeller güzeli prenses aylardr ağlayıp duruyormuş ve onu kimseler susturamıyormuş. Kızımı güldüren her kim olursa onu prens yapacağım demiş kral. Keloğlan bunu duyduktan sonra`Bu iş böyle olmayacak başka şeyler yapmak lazım `diye hoplayıp zıplamaya başlamış. Öyle hoplayıp zıplayarak evlerinin yakınındaki dağın eteklerine kadar gelmiş. Dağın . eteklerinde açan çiçekleri toplamış. Bu çiçeklerin özelliği insanları kıkır kıkır güldürebilmesiymiş. Anasından öğrendiği kadarıyla hepsini bir araya getirirse prensesi güldürebileceğini biliyormuş. Bütün gün topladığı çiçekleri bazı karışımlarla suladıktan sonra çiçekleri alıp sarayın yolunu tutmuş. Az gitmiş uz gitmiş dere tepe düz gitmiş sarayın kapısına geldiğinde iki takla atıp sırada bekleyenlerin yanında sıraya geçmiş. Akşama doğru ona sıra geldiğinde neredeyse yorgunluktan uyuyacak hale gelmiş. Onu içeri almışlarkeloğlan elindeki kağıdın içinde sakladığı çiçekleri prensese uzatmış. Prenses çiçekleri line alır almaz kıkır kıkır gülmeye başlamış öyle çok gülüyormuş ki kral kraliçe ve beraberindeki herkes prensesle gülmeye başlamış. Prenses mutluluktan uçuyor gibiymiş.Keloğlan o gün kurulan düğünle prensesle evlenmiş anasını hasta yatağından aldırmış ve saraya getirmiş. Anası da kel oğlunun kel kafasına kocaman bir öpücük kondurmuş .

Cevapla
.

Anahtar Kelimeler

Her güne bir masal... ,Her güne bir masal... Öğretmen Forumu,Her güne bir masal... yükle,Her güne bir masal... download,Her güne bir masal... indirmek istiyorum,Her güne bir masal... ödev yükle,Her güne bir masal... bedava, Her güne bir masal... ÖDEV İNDİR,Her güne bir masal... YÜKLE,etkinlik,yukle,İndir,download,inndir,Her güne bir masal... eğitimHer güne bir masal...dosya indir




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
Türkçe Çeviri : MyBBTürkiye, MyBB, © 2002-2018 MyBB Group.
MyBB Destek: InSiDe