Sitemizle ilgili düşüncelerinizi, şikayetlerinizi, isteklerinizi [Buraya Tıklayarak ] admine ulaştırabilirsiniz...



Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir
Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Gaziantep'in düşman işgalinden kurtuluşu ( 25 Aralık )
Yazar Mesaj
bilgeturk Çevrimdışı
Efsane
*

Mesajlar: 2,213
Üyelik Tarihi: 31-03-2009
Mesaj: #1
Gaziantep'in düşman işgalinden kurtuluşu ( 25 Aralık )
ANTEP SAVUNMASI

I. Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması (30 Ekim 1918) Müttefik Kuvvetlerin işgallerine son vermek yerine hukukî dayanak oluşturmuştur. Özellikle bu anlaşmanın 7. maddesi (Müttefikler emniyetlerini tehdit edecek durum karşısında herhangi bir stratejik noktayı işgal hakkına sahip olacaktır.) Müttefiklerin amaçları doğrultusunda yapılmıştır.

Osmanlı Devleti'nin savaştığı cepheler içinde önemli bir yer teşkil eden diğer cephelerden biri de Güney Cephesi'dir. Ve bu cepheyi önemli kılan da Şüphesiz Antep Savunması olmuştur. İngilizler, Mondros Ateşkes Anlaşması'nın 7. maddesini dayanak göstererek Halep'in kuzeyine geçmişler ve Antep Bölgesine sözde kışı geçirmek ve hayvanlarına yem temin etmek için yerleştiklerini açıklamışlardır. Bu gerekçeyle İngilizler önce Kilis'i (6 Aralık 1918), daha sonra da Antep'i (17 Aralık 1918) işgal etmişler, bununla da yetinmeyerek ilerlemeyi sürdürmüşlerdir.

17 Aralık 1918-26 Ekim 1919 tarihleri arasında gerçekleşen bu dönem 10 ay 10 gün devam etmiştir. İkinci dönem Fransız işgalidir. Fransızlar da Suriye İtilafnamesine dayanarak, Antep'i İngilizlerden devralırlar. 27 Ekim 1919-25 Aralık 1921 tarihleri arasındaki bu dönem de 25 ay 28 gün devam etmiştir.bunun da 27 Ekim 1919-1 Nisan 1920 tarihleri arasındaki 5 ay 4 günü pasif; 1 Nisan 1920-9 Şubat 1921 arasındaki 10 ay 8 günü aktif; 9 Şubat 1921-25 Aralık 1921 tarihleri arasındaki 10 ay 16 günü yine pasif mücadeledir. Antepliler Antep'i düşman işgalinden kurtarmak için 2 yıl 1 ay 28 gün mücadele etmişlerdir.

Vatan, hürriyet ve namus uğruna mücadele ederek 9 Şubat 1921' de sessizliğe bürünen Antep, Gazi Mustafa Kemal Atatürk' ün diplomatik alandaki siyasi zaferi olan 20 Ekim 1921' de Fransızlarla imzalan Ankara İtilafnamesi' nden sonra, 25 Aralık 1921' de özgürlüğüne kavuşmuştur.

Bu haklı ve eşsiz mücadeleyi yeni nesillere aktarmak ve bir ulusun bağımsızlık yolunda verdiği inanılmaz savaşı tüm dünyaya tanıtmak amacıyla hazırladığımız bu sayfa "Gaziantep Savunması" na ilişkin tüm verileri kapsaması açısından da ayrı bir kaynak olması amacıyla önem taşımaktadır.

ℂ* Doğuyoruz Ufuklardan ℂ*
(Bu Mesaj 24-12-2009 15:45 değiştirilmiştir. Değiştiren : bilgeturk.)
24-12-2009 14:54
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
bilgeturk Çevrimdışı
Efsane
*

Mesajlar: 2,213
Üyelik Tarihi: 31-03-2009
Mesaj: #2
RE: Gaziantep'in düşman işgalinden kurtuluşu
Antep’in İngilizler Tarafından İşgali

Halep’te bulunan İngilizler, Mondros Mütarekesi’nin (30 Ekim 1918) 7. maddesine dayanarak 15 ocak 1919 ‘da bir süvari tugayı ve beraberindeki kuvvetle Antep’i işgal ederek, Amerikan koleji ve çevresindeki Ermeni evlerini kışla ve karargah haline getirdiler. Antepliler bu işgali, mütareke hükümlerine uyulmadığı gerekçesiyle protesto ettiler. Sözde İngilizler kışı geçirmek ve hayvanlara yem temin etmek amacıyla Antep’i işgal ettiklerini açıkladılarsa da, bir ay sonra Maraş ve Urfa’yı da işgal etmekle iddialarını fiilen yalanladılar. 31 ekim 1918 tarihinde (Mondros) da Türkler tarafından imzalanan mütareke, Antep sancağını Türk hakimiyetinde bırakıyordu. Ancak anlaşmanın 7. maddesi karışıklık çıktığı taktirde emniyeti sağlamak için icap eden önemli askeri noktaları işgal etme hakkını İtilaf Kuvvetleri' ne bağışlıyordu. Birinci Dünya Savaşı' nda Suriye’ye gönderilen Ermeniler bu fırsattan istifade ederek İngilizlerle birlikte Antep’e döndüler. Dönenler arasında Antepli olmayan ve asayişsizlik dolayısıyla memleketlerine gidemeyen Sivas, Erzurum ve diğer Anadolu şehirlerinden gelen Ermeniler de bulunmaktaydı. Türklere karşı büyük bir hırs, kin ve nefretle dolu olan bu Ermeniler, İngiliz makamlarını etkileyerek, sert ve zalim bir idare kurulmasına çalıştılar. Türklerin satışa çıkardıkları taşınabilir mallarını “ Ermeni malıdır” diye gasp ettiler. Silah arama bahanesiyle şehir günlerce baskı altında tutuldu, bütün evler arandı ve sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Türkler; ekmek bıçaklarına kadar ellerindeki kesici ve patlayıcı silahlarını İngiliz makamlarına teslim etmek zorunda kaldılar. İngilizler 15 Mart 1919 da şehirde 15 günlük dükkan kapatma ve sokağa çıkma yasağı koydular. Bütün toplantılar yasaklandı.Bu baskı 31 Mart 1919’da son buldu. İşgalin ağırlığı, düşmanın eziyet ve kötü davranışları Anteplilerin kararlılık ve direnme azmini güçlendirdi. Halktaki bu ruh halini sezen İngilizler, Ermeniler ve Türkler arasında ayrılık yapmadan bölgeyi idare etmeye yöneldiler. Mahalli teşkilatlara karışmadılar. Osmanlı memurlarını yönetimde serbest bıraktılar. 1919 senesi ilk bahar ile yaz ayları olaysız geçmişti. 1919 Ekim ayında ilgili hükümetler arasında varılan bir anlaşmadan sonra Suriye ve Kilikya’daki İngiliz kıtalarının Fransız kıtalarıyla değiştirilmesine karar verildi.

Antep’in Fransızlar Tarafından İşgali

Ekim 1919 sonunda İngilizler, Antep’i Fransız işgaline terk ettiler. 27 Ekim 1919’ da Ermeni ve Fransızlardan oluşan 200 kişilik bir birlik Antep’e intikal etti. Fransız Albayı Saint Marie 28 Ekim günü bandoyla karşılandı. 29 Ekim 1919 günü de 2000 kişilik bir Fransız kuvveti, Ermeni azınlığın sevinç gösterileri arasında Antep’e girdi. İşgalin ertesi günü Antep halkı 10 bin kişinin katıldığı bir hürriyet ve istiklal mitingi düzenledi.

Fransız işgali ile başlayan Ermeni taşkınlıkları, Türklere yapılan zulüm ve hakaret ile Türk kadınlarına yapılan tecavüzler Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin hızla gelişmesini sağlamış ve silahlı direnme zemini hazırlamıştır.

ℂ* Doğuyoruz Ufuklardan ℂ*
24-12-2009 14:55
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
bilgeturk Çevrimdışı
Efsane
*

Mesajlar: 2,213
Üyelik Tarihi: 31-03-2009
Mesaj: #3
RE: Gaziantep'in düşman işgalinden kurtuluşu
SAVUNMA NOKTALARI

[Resim: savunma.gif]

ℂ* Doğuyoruz Ufuklardan ℂ*
24-12-2009 14:55
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
bilgeturk Çevrimdışı
Efsane
*

Mesajlar: 2,213
Üyelik Tarihi: 31-03-2009
Mesaj: #4
RE: Gaziantep'in düşman işgalinden kurtuluşu
ANTEP'TE MİLLİ CEMİYETLERİN KURULMASI VE HALKIN İŞGALE TEPKİLERİ

A) Antep Cemiyet-i İslâmiye Teşkilatı

Cemiyet-i İslâmiye; İngiliz işgali ve Ermeni taşkınlıkları üzerine Antep halkı tarafından şehrin bilginlerinden ileri gelenlerinden seçilmiş bir heyetti. Bu heyet Anteplilere yapılan haksızlıkların önüne geçmek ve Anteplilerin haklarını korumak vazifesini üstlenmişti. Fransızlar Antep'i işgal ettiklerinde Cemiyet-i İslamiye aşağıda isimleri yazılı şahıslardan oluşmaktaydı.

1- Bülbülzade Hacı Abdullah Efendi Hoca

2- Müftü Bulaşıkzade Arif Efendi

3- Hoca Fahrettin Efendi

4- Şeyh Mustafa Efendi

5- Şuayb Ubeydullah Efendi

6- Fazlı Ağazade Nuri Bey

7- Dayı Ahmet Ağa

8- Mısrızade Arif Bey

9- Müftüzade Hayri Efendi

10- Mazlum Efendi

11- Doktor Mecit Bey

12- Hacı Hanifizade Abdullah Namık Bey

13- Überizâde Şakir Efendi

14- Kepkepzade Şakir Efendi

15- Şefik İzrap Bey

Cemiyeti İslâmiye, Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin kuruluşuna kadar, Antep Kilis ve Nizip'de teşkilatlanmıştır. Bu cemiyetin üyeleri gün geçtikçe artmıştı. Gerek Antep ve Kilis gerekse Nizip'deki cemiyet-i İslamiye aynı gaye uğrunda birbirleriyle sürekli ietibatta bulunmuşlardır.

ℂ* Doğuyoruz Ufuklardan ℂ*
(Bu Mesaj 24-12-2009 15:08 değiştirilmiştir. Değiştiren : bilgeturk.)
24-12-2009 14:56
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
bilgeturk Çevrimdışı
Efsane
*

Mesajlar: 2,213
Üyelik Tarihi: 31-03-2009
Mesaj: #5
RE: Gaziantep'in düşman işgalinden kurtuluşu
ANTEP SAVUNMASININ BAŞLAMASI

Araptar Baskını

11 Ocak 1920 tarihinde 400 piyade, 50 süvari ve 2 dağ topundan oluşan bir Fransız kuvveti Antep yakınlarındaki Keferdiz’e gitmek üzere Antep’den hareket etti ve geceyi Araptar köyünde geçirdi.Ancak bu kuvvet bütün köy halkını evlerinden dışarıya attı, eşyalarını yağmaya ve kadınlara taarruza başladı.Bunun üzerine etraf köylere haberciler gönderildi.Fransızlara taarruza karar verildi. Ertesi sabah Araptar’dan hareket eden Fransızlar Çatalmazı denilen mevkide daha önce birleşen köy kuvvetlerinden oluşan birlik tarafından imha edildi.Olay yerine gelen Türk ve Fransızlardan oluşan heyet, yaptığı araştırmalar sonucu Fransızlar aleyhinde rapor verdi.19 Ocak 1920’de Antep’den Maraş’a giden bir Fransız erzak kafileside Karabıyıklı civarında 20 Ocak 1920 tarihinde Karayılan( Molla Mehmet) tarafından baskına uğratılarak tamamen esir ve imha edildi.Bu iki olay üzerine Fransız kuvvetleri şehir haricine çıkamaz oldular.Antep halkının sabrını taşıran en büyük olay 21

Ocak 1920 günü akşama doğru bugünkü İnönü caddesinde, askeri fırın önünde 10-12 yaşlarında oğlu Mehmet Kamil ile geçmekte olan bir Türk kadınına fırındaki Fransızlardan iki sarhoş asker sarkıntılık ederek peçesini açmak istemişlerdir.Mehmet Kâmil anasını savunmak için

Fransızlara taşla hücum etmiş ve iki Fransız askeri tarafından hemen orada süngülenerek şehit edilmişti.Bu olay üzerine dükkanlar günlerce kapalı kaldı.Bir kısım gençler Fransızlara hücum edilmesini istiyorlardı.Heyet-i merkeziyenin “henüz vakit gelmedi,biraz sabırlı olunuz her şey yapılacaktır”yolunda tavsiyeleri ve Fransızların oyalayıcı ve yumuşak tutumu ile normal hayata geçilebilmiştir.

Antep-Kilis Yolundaki Faaliyetler

Fransızlar, ikmallerini devamlı olarak Antep-Kilis yolunu kullanarak yaptıklarından burası önem taşımaktaydı.3 Şubat 1920 tarihinde Kilis’ten Antep’e haraket eden iki bölüğün himayesindeki 150 arabalı bir Fransız erzak kolu Şahin Bey kuvvetleri tarafından Kertil’de pusuya düşürülerek Kilis’e geri dönmek zorunda bırakılmıştır.Fransızlar, 18 Şubat’ta bu yoldan geçmeyi bir daha denediler, fakat Şahin Bey kuvvetlerince mağlup edilerek Kilis’e geri çekildiler.24 Mart 1920 de Antep Heyet-i Merkeziyesi (Cengin) de bulunan Kilis Kuvva-yi Milliyesinden bir şifre aldı. Bu şifrede Katma’dan Kilise 6000 kadar mühim ve karışık bir kuvvetin geldiği, Fransız Karargahındaki telaş ve hareketten, bir çok arabaların şose üzerinde toplanışından Antep için kuvvetli bir nakliye kolunun hazırlanmakta olduğu bildirildi. Heyet-i Merkeziye, bu mühim şifreyi bir taraftan Mustafa Kemal Paşaya bildirirken, diğer taraftan da Kilis-Antep yolunun müdafii Şahin Bey kumandasına yeni kuvvet takviye edilmiştir. 26 Mart 1920 sabahı Fransız kuvvetleri Kilis’ten Antep’e doğru hareket etmeye karar vermişlerdir. Öğleye yakın Kilis Kuvva-yi Milliyesi ile Fransız kuvvetleri arasında bir çatışma vuku’ bulmuş ve çatışma saat on beşe kadar devam etmiştir. Fransız kuvvetleri o geceyi Sinap köprüsü etrafına ordugah kurarak geçirmişler ve duruma göre tertibat almışlardır. Şahin Bey o gece düşmana bir baskın yapma teşebbüsünde bulundu ise de netice sağlayamadı. Fransız kuvvetlerinin sahip olduğu teçhizat ve mühimmatı millî kuvvetleri tereddüde sevk etmiştir. Fransız kuvvetleri sabahın ilk ışıklarıyla harekete geçti; evvelâ Kızılburun, Kertil, tepelerini dövmeye başladı. Kol, Kızılburun istikametine yaklaştığı zaman şiddetli bir harp başladı. Çünkü bu tepeler düşman bataryalarının kesif ateşi altında bir yanardağ haline dönmüştü. Milli kuvvetler bu ateş altında barınamayarak gerilere çekilmeye mecbur oldular. Kilis-Antep yolunun birinci müdafaa hattı bozulmuş ve parçalanmıştı. Düşman, Kızılburun istikametinden geçerken burada tek bir nefer bile kalmamıştı. Bu defada Kertil hattı civarını bölmeye başladı. Kızılburun’daki yanardağ, bu defada Kertil tepelerine intikal etmişti. Şahin Bey, milli kuvvetleri mevkilerinde tutamamıştı. Buradaki kuvvet, gerilere çekilmiş ve Şahin Bey bu olay karşısında oldukça üzülmüştü. Pek az bir kuvvetle Beşgöz’ün tepesini işgal ve orada harbe devam etti. Bu mukavemet, ancak yarım saat sürdü. Fakat bu süre içerisinde d

ℂ* Doğuyoruz Ufuklardan ℂ*
24-12-2009 14:56
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
bilgeturk Çevrimdışı
Efsane
*

Mesajlar: 2,213
Üyelik Tarihi: 31-03-2009
Mesaj: #6
RE: Gaziantep'in düşman işgalinden kurtuluşu
KAHRAMANLAR

ŞAHİN BEY
Şahin Bey, ona halk tarafından verilen bir isimdir. Asıl adı Mehmet Sait’tir.1877’de Gaziantep’in Bostancı Mahallesinde doğmuş, 1899 ‘da Yemen’e er olarak gitmiştir. Yemen’de çalışkanlığı, vazifesinde gösterdiği başarı neticesinde başçavuş olmuştur.. 1911 yılında Trablusgarp savaşlarına gönüllü olarak katılmışdı. Balkan Savaşlarında Çatalca Cephesinde savaştı. Galiçya'da 15. Türk kolordusunda savaşan Şahin Bey, 1917 Ekiminde Sina Cephesinde görev almış ve rütbesi teğmenliğe yükselmişti. İngilizlere esir düşmüş ve Mısır’da Seydi Beşir kampında Aralık 1919’a kadar kaldı. Mütarekeden sonra İngilizler Türk esirlerini serbest bırakmaları üzerine 13 Aralık 1919 ‘da İstanbul’a geldi. Ali Rıza Paşa kabinesinde Harbiye Nazırı olan Cemal Paşa'ya müracaat ederek bir vazifeye tayin istedi.Talep doğrultusunda Antep’e yakın Birecik ilçesi Askerlik Şube Başkanlığına tayin edildi. O esnada Fransızlar, Antep vaziyetini bir an önce düzeltip, burada kuvvetli bulunmak için Katma-Kilis-Antep yolu ile buraya sürekli olarak takviye kuvvetleri getirmekte ve bu yol üzerinde serbestçe hareket etmekteydi. Şahin Bey, Antep’e geldiğinde Birecik’e gitmekten vazgeçerek, Antep Heyet-i Merkeziyesine müracaat etti ve görev istedi. Şahin Bey, Heyet-i Merkeziye azasından muhtar ( Gögüş) Beyin samimi ve eski bir dostu idi. Muhtar Bey onu Heyet-i Merkeziyedeki arkadaşlarıyla tanıştırdı. Kilis yolunun Ulumasere Köyü civarının reisliği Heyet-i Merkeziye tarfından Ulumesereli Karaca Kiya’ya verilmişti. Bu görev Şahin Bey’e edildi.Uzun savaş yılları boyunca hasretini çektiği yavrusu ve eşi ile yalnız iki gün beraber kaldı. Bunları merhum Ahmet Muhtar Bey’e emanet ederek, üçüncü gün hemen yeni işinin başına hareket etti. Şahin Bey’e Hacı Halil Ağazade Zeki Bey refakat ediyordu. Zeki Bey, Şahin Bey’i kendi köyü olan Beşgöz’e götürdü ve çevre köylerin ileri gelenlerini Şahin Bey ile tanıştırdı. Şoseye çok yakın açık bir arazide bulunan Beşgöz köyünü ikamet için uygun bulmayarak bu köyün batısında, üç dört kilometre mesafede, etrafı tepelerle çevrili Çapalı köyünü karargâh yaptı ve Beyazınoğullarına ait konağa yerleşti. Şahin Bey, Ulumasereli Karaca Kiya’dan kumandanlığı teslim aldıktan sonra, mevcut kuvvetlerle teker teker konuştu. Savaş görmüş ve askerlikte onbaşı ve çavuş olmuş Türklerin kumandasında küçük birlikler kurdu. Kısa bir müddet zarfında Lohan, Kürüm, Cilcime, Millî, Karsakal, Kehriz, Mezraa, Ulumasere, Kazıklı, Hacaz ve civar köylerden gönüllüler çağırarak 100 kişilik bir kuvvet teşkil etti. Antep Heyet-i Merkeziyesinden gönderilen erzak ve takviye birlikleriyle de yakından ilgilendi. Şahin Bey Kilis-Antep Şosesi üzerinde üç müdafaa hattı tesbit etti. Birinci müdafaa hattı: Kızılburun denilen ve Arap Höyüğü-Minadır Köyleri arasında geçen şosenin sağ ve solundaki tepelerdi. Bu hat, batıda Acar Köyüne, doğuda da Kantara Köyüne kadar uzanan, takriben 5 km. uzunlukta bir müdafaa mevzii idi. İkinci müdafaa hattı: Kertil idi. Kertil sırtları, Kapcağız Köyünün batı yamaçları, Kazıklı Köyünün doğu ve batısındaki tepelerden ibaretti. Üçüncü müdafaa hattı: Elmalı, Bostancık Köylerinin kuzey sırtlarıydı. 19 Ocak 1920’de Antep’ten Maraş’a hareket eden bir Fransız iaşe kolu Aksu civarında Molla Karayılan kuvvetleri tarafından pusuya düşürülerek tamamen imha edildi. Aksu köprüsü tahrip edildi, telgraf hatları da tamamen kesildi.16 Şubat 1336 tarihli Hakimiyet-i Milliye gazetesi’nde: Kilis-Antep yolu üzerinde Fransız otomobili zannıyla bir otomobile saldırılmıştır. Aynı yolu takip eden bir Fransız kafilesi ahalinin şiddetli bir saldırısı üzerine bir kaç ölü ve yaralı bırakarak Kilis’e geri dönmeye mecbur bırakıldı.

Fransızlar mevkilerini sağlamlaştırmak gereğini duymaya başladılar. Bu hazırlıklar ahaliyi bir kat daha galeyana sevk ediyordu. İşgal devam ettikçe Antep’te dahi ahaliyi zaptedebilecek hiçbir kuvvet mevcut olmadığından daha da üzücü olaylar baş göstermeye başladı. Nitekim; 31 Ocak' ta meydana gelen olaylar sırasında Fransız askerleri Türkler tarafından adam akıllı dövüldü. Fakat olaylar daha fazla büyümeden ileri gelen birtakım kişilerin telkin edici konuşmalarıyla sükûnet tekrar sağlandı.

Teşkilatını tamamlayan Şahin Bey, Şubat ayından itibaren Kilis-Antep karayolunu kapattı. 2 Şubat 1920 tarihinde Şahin Bey tarafından Fransız kumandanına bir mektup gönderildi. Şahin Bey’in kumandana yazdığı mektupta şunlar vardı:

” Maraş isyanı, Ermeniler ile Türkler arasında nifak tohumu eken general Keret’in hilekârlığı neticesidir. Fransızlar asayişi muhafaza etmek ve 1 Şubat' ta 4 Amerikalının öldürülmesine mani olmak hususunda yetersizlik gösterdiler. Antep-Kilis yolunda asayiş temin edilmiştir. Fransızlardan gayri herkes, sorumluluğum altında tehlikesiz seyahat edebilir.”

Bu sırada Fransız komutanlığının Kilis’te 150 arabalık bir erzak kolu hazırlamakta olduğu ve yakında Antep’e kuvvetli muhafızlarla sevk edeceği haberi Şahin Bey’e ulaştırıldı. Şahin Bey 3 Şubat 1920 günü, 2 piyade bölüğü ile bir süvari takımının desteğindeki bu kolu Kilis’ten yola çıktıktan sonra Kertil’de pusuya düşürdü ve önemli kayıplar verdirmek suretiyle geri dönmek zorunda bıraktı. Fransızların geri çekilmesi halkın manevi kuvvetinin güçlenmesinde büyük etki yaptı.

Henüz Büyük Millet Meclisi dahi açılmamıştı. Mustafa Kemal Paşa’nın emrinde çetelerden başka önemli bir kuvvet yoktu. Askeri birlikler henüz yeni kuruluyordu, Mustafa Kemal’in Gaziantep bölgesine yardım etmesine imkân yoktu. Bu silahsız ve müdafaasız halkı kurtarmak; Fransızların toplar, mitralyözler, modern silahlarla donatılmış, şehrin bütün hususiyetlerini bilen Ermenilerle bir kat daha kuvvetlenmiş ordusu ile mücadele etmek işi topsuz, tüfeksiz bir yığın Gazianteplinin omzuna yüklenmişti. 18 Şubat' ta Antep’teki Ermenilerle Türklerin arası iyice açıldı. Bu tarihten itibaren Ermeni mahallesinde bulunan Türkler, Türk mahallelerine, Türk mahallesinde bulunan Ermeniler de Ermeni mahallesine taşınmaya başladılar. Ciddi bir asayiş sağlamak için hükümet memurlarıyla, Türk ve Ermeni eşrafı arasında birçok toplantılar oldu. Lâkin bu toplantılardan hiçbir sonuç alınamadı. Aynı gün Fransızlar, Kilis-Antep yolundan geçmeyi bir kez daha denediler. İki dağ topu, bir süvari takımı ile yola çıkan erzak kolu yine Teğmen Şahin’in kurduğu pusuya düşürüldü. Bu olay üzerine Fransız Garnizon Komutanı, 21 Şubat 1920 günü, Antep kaymakamlığına bir mektup göndererek, Şahin Bey’in kuvvetlerinin yoldan çekilmesini istedi ve bir anlaşma yapılmasını teklif etti. Şahin Bey tarafından Fransız kumandanına, 21 Şubat 1920 tarihli bir mektup gönderildi. Şahin Bey, düşman kumandanına aynen şunları yazmıştı:

” Kirli ayaklarınızın bastığı şu toprakların her zerresinde bir damla Türk kanı karışıktır. Her bucağında bir atanın mezarı vardır. Adı belli olmayan zamanlardan beri Türkler bu topraklarda yaşamaktadır. Türk bu topraklara, bu topraklarda Türk’e ısındı, kaynadı. Sade siz değil, bütün dünya bir araya gelse, bizi bu topraklardan ayıramaz. Sonra sen hiç ömründe Türk, esir yaşamaz diye duymadın mı? Namus ve hürriyet için ölüme atılmak ise bize, ağustos ayı sıcağında soğuk su içmekten daha tatlı gelir. Sizler canı kıymetli insanlarsınız. Çatmayınız bize. Bir gün evvel topraklarımızdan savuşup gidiniz. Yoksa kıyarız canınıza”

Şahin Bey her fırsat ve olaydan yararlanarak düşman kumandanlarının maneviyatını kırmak ve onların çekip gitmelerini sağlamak için gerçekleri ifade eden mektupları Fransız kumandanlarına göndermeye devam etti. Antep Heyet-i Merkeziyesi bu başarılı sonuçlardan yararlanarak, 22 Şubat 1920’de Şahin Bey’in kuvvetlerinin çekilebilmesi için aşağıdaki şartları ileri sürdü. Antep’teki Ermeni gönüllü kıtalarının uzaklaştırılması ve bunların Türk içişlerine karıştırılmaması, Antep’e başka takviye kıtalarının getirilmemesi, bölgedeki disiplinin sağlanması amacıyla Antep ve dolaylarına Türk taburunun getirilmesine müsaade edilmesi. Bu teklifler, Fransızlar tarafından kabul edilmediğinden anlaşmaya varılamadı.

Şahin Bey’in Şehit Düşmesi

3 Şubat 1920 tarihli Times gazetesi, Antep ve Maraş olayları hakkında şu haberi veriyordu: “İstanbul’da Türk dostu Piyer Loti şerefine yapılan gösterilere rağmen Maraş ve Antep milliyetçileri ile Fransızlar arasında geçen olaylar yarı savaş şeklini almıştır. Bu olaylar hakkında henüz resmi bir bilgi yoksa da, Fransızlar şehirleri yetersiz kuvvetlerle işgal etmiş olduklarından milliyetçilerin saldırılarına uğramışlardır” deniyordu. İngiltere bir bakıma Fransa’yı Türklerin üzerine daha çok kuvvetle gitmeye teşvik ediyordu.

Kilis’ten hareket eden bir Fransız konvoyu 5 Martta Oylum civarında milli kuvvetler tarafından karşılandı ve Kilis’e dönmeye mecbur edildi. 15 Martta Akçakoyunlu’dan Kilis’e gelen bir alay kuvvetindeki Fransız birliği, Hümeyli köyü önündeki Seve boğazında karşılandı ve akşama kadar şiddetli çarpışmalar yaşandı. Bu sırada Kilisli Sakıp Bey bazı arkadaşlarıyla Kurtkulağı tarafındaki kuvvetlerin kumandasını üstüne almış, Fransız kuvvetlerine ve o civardan geçen Fransız trenine karşı başarılı saldırılar yapıyorlardı. Fransızların giriştiği geniş hazırlıklar Kilis Kuvay-ı Milliyesi tarafından Antep Heyet-i merkeziyesine günü gününe bildiriliyordu. 24 mart 1920’de, Antep Heyet-i Merkeziyesi Cengin’de bulunan Kilis Kuvay-ı Milliyesinden bir şifre aldı. Bu şifrede Katma’dan Kilis’e 6000 kadar mühim ve karışık bir kuvvetin geldiği, Fransız karargahındaki telaş ve hareketten birçok arabaların şose üzerinde toplanışından kuvvetli bir takviye kolunun hazırlanmakta olduğu bildirildi. Fransız birlikleri, Oylum köyünden itibaren savaş tertibatı alarak ilerlemeye başlamıştı. Fransızlarla ilk önemli çarpışma, Kızılburun tepelerinde, Kilis Kuvay-ı Milliye kuvvetlerinin de işbirliğiyle yapıldı. İkinci büyük çarpışma, Kertil civarında oldu. Fransızlar Türk birliklerinin bulunduğu sahaları top ateşi ve makineli tüfek yağmuruna tuttuğundan, Türk birlikleri çaresizlik içinde çekilmek zorunda kaldı. Savaşın üçüncü gününde, Şahin Bey hiç uyumamıştı. Oradan oraya koşarak Türk kumandanlarına yeminler ettirmiş, vatan için ölmek zamanının geldiğini en güzel cümlelerle açıklamıştı. Şahin Bey’in kuvvetlerinin şiddetli müdafaası neticesinde, Kilis’ten Antep’e gitmek üzere hareket eden iki konvoy yoldan geçememiş, Fransız otoritesi fevkalade kırılmıştı. Antep’teki Fransızlara yardım etmek için yollanan Fransız kuvvetlerini Şahin Bey’in yoldan geçirmemesi, Antep’teki Fransızları da çok fena durumlara düşürmekte, Fransız komutanı telsizle, ne yapıp yapıp bu yolun açılmasını, gerekli yardım ve erzakın gönderilmesini ısrarla istemekteydi. 26 Mart 1920 sabahı, Yarbay Andrea komutasındaki birlikler Kilis’ten hareketle Antep’e doğru yürüyüşe geçtiler: Üç piyade taburu, iki süvari bölüğü, bir dağ bataryası, dört tank, bir seyyar hastane toplam 2500 asker ve 1400 hayvandan ibaretti. Bu kuvvetli yürüyüş kolu Oylum köyünü geçtikten sonra, Kantara ve Kızılburun tepelerinin milli kuvvetler tarafından tutulduğunu görünce, müfrezenin topçusu bu tepelere karşı fiili harekete başlamış ve bu esnada bir piyade bölüğü ile süvari bölüğünün bir kısmı müdafaanın yanını almak için batıya doğru bir kuşatma hareketine teşebbüs etmişti. Şahin Bey’in kuvvetleri ise Sinap köprüsü tahrip edilmiş olduğu için, arkadaki köprü ve kuvvetli siper takımlarını ileriye alarak, köprüyü geçit verebilecek bir şekilde tamire başladı. Köprünün tamiri devam ederken, düşman keşif koluna Kızılburundaki Kilis Kuvay-ı Milliyesi tarafından bir ateş baskını yapıldı. Fransızlar buna karşılık verdiler. Bu durum akşama kadar sürdü ve çok kayıp veren Fransızlar 26-27 Mart gecesini köprü civarında geçirdiler. Şahin Bey düşmana o gece bir baskın yapmak teşebbüsünde bulundu ise de başarılı olamadı. Şahin Bey burada başarılı olamayınca birkaç kişiyle Çapalı köyüne gitti. Orada yeniden kuvvet toplayarak düşmanı Kertil sırtlarında karşılamak istiyordu. İkinci müdafaa hattı olan Kertil tepelerine kadar çekilerek kuvvetlerini orada topladı ve savaşı burada kabule karar verdi. Fransızların 27 Mart 1920 günü hareketle Kertil hattına taarruzlarıyla oldukça şiddetli bir muharebe başladı. Şahin Bey kuvvetleri tutunamayarak üçüncü savunma hattı olan Elmalı deresinin kuzey sırtlarına çekilmek zorunda kaldı. 28 Mart 1920 sabahı Fransız kuvvetleri savaş yürüyüşüne geçtiğinde; Türk birlikleri de savunma mevkilerine yerleşmişlerdi. Yılanoğlu Molla kuvvetleri Bostancık tepelerinde, Boynoğlu Memik çeteleri Elmalı sırtlarında, Antep müfrezeleri Ulumasere köyü zeytinlik alanında, Şahin Bey kuvvetleri de tam Kilis yolu üzerinde bulunan Elmalı köprüsü civarında mevzi almışlardı. Düşman topçuları, Bostancık’ın arkasındaki tepeye, Karayılanoğlu’nun işgalindeki mevzilere şiddetli bir ateş açtı. Molla’nın kuvvetleri bir top ateşinin şiddeti, öbür taraftan çevirme harekatının tesiriyle mevzilerini terk edip değirmenin arkasından Mızmız deresine doğru geri çekilmeye başladı. Elmalı sırtları ve Ulumasere zeytinliklerine de Fransız birlikleri aynı şekilde hücum etmiş ve Türkler mevzilerini terk etmişlerdi. Fransızlar son olarak Şahin Bey’in kuvvetleri üzerine top ve makineli tüfeklerle saldırdı. Top ve mermi yağmuru altında sadece tüfekle karşı koymanın ölümle sonuçlanacağını anlayan Şahin Bey’in kuvvetleri de çekilmeye başladı. Şahin Bey’in yakınında bulunan arkadaşları birlikte çekilmek için Şahin Bey’e çok yalvardılar. O çekilmeyi her teklifte reddetti. Elmalı köprüsü taşlarını siper yaparak tek başına Fransızlara ateş etmeye devam etti. Şahin Bey mermisi bitince süngü ile düşmana hücum etmiş ancak Fransız piyadelerinin süngü darbeleri altında şehit düşmüştür.


ŞEHİTKÂMİL

Kamil, alaca işleyen fakir bir babanın oğlu idi. Dedesi Kemal kendircilik yapar ailece kendir soyarak geçinirlerdi. 21 Ocak Cuma günü de, 14 yaşındaki Kamil annesiyle beraber dedesinin yanından çöp soymadan geliyordu. Kamil’in ve annesinin sırtında soydukları çöpler, Fransızlar’ın askeri fırın olarak kullandıkları binanın önünden geçerken, Kozanlı tarafından gelen 3 Fransız askeri kadının yolunu kesip peçesini açmak istiyorlar. Hatice peçesine uzanan eli ısırıyor ve bağırıyor; -Kamil yetiş!..Annesinin saldırıya uğradığını gören Kamil, sırtındaki çöpleri yere atıp koşuyor. Yerden bir taş alıp öndeki askere vuruyor. Bu sırada bir çığlık doluyor çarşıya…-Ah anam… Vurdular beni!.. Anası Hatice, tüfek süngüsümüy dü, uzun bir bıçakmıydı bilemedim, sapladılar yavruma, diye anlatıyordu. Kamil’in vuruldum sesini, anasınınçığlık ve feryadını duyan halk koşuyor. Fransız askerleri, hemen askeri fırına kaçarak kapıları kapatıyorlar. Olay yeri bir anda ana-baba gününe dönüyor. Küçük bir oğlanı vurmuşlar! Haberini duyanlar, kiminin elinde kazma, kiminde balta, kiminde satır, koşuyorlar askeri fırına… Fransızlar korku içinde fırının kapısını kapatmışlar, arkasına odun ve eşya yığmışlar. Pencereden de bir makineli tüfeği kalabalığa çevirmişler. Onlar korku, halk öfke ve heyecan içinde… -Açın kapıyı namussuzlar! Bir çocuğu süngülemek nasılmış, açında gösterelim size… Korkaklar, alçaklar…Kapılara,pencerelere baltalar, kürekler, et satırları ile vuruyorlar… Açabilseler Fransızların hepsini parçalayacaklar. Olay yerine Komiser Hakkı Efendi ile jandarma komutanı Çopur Kemal yetişiyor. Halkın arasına giriyorlar: -Kapıyı kırmayın, merak etmeyin, hakkınızı koymayacağız İntikamınızı alacağız. Siz şimdi dağılın, bizlere güvenin. Halk büyük bir heyecan ve üzüntü içinde Kamil’in kanlı cesedini alıp Musullu Sokaktaki evine getiriyor. Avlunun ortasına yatırdıkları Kamil sanki uyuyor. Evin içi, sokaklar, acılı, kinli ve öfkeli insanlarladolup taşıyor. Küçük şehidin cenazesi 22 Ocak günü muazzam bir törenle kaldırılıyor. Sanki bütün Antep geliyor cenazeyi götürmeye. Dükkanlar kapanmış, alışveriş durmuş, cenaze töreni, Fransızlara gözdağı verme gösterisine dönüşmüş. Fransız komutanAlbay Saint Marie, Kamil’in cenazesi eve götürüldükten sonra askeri vasıtalarla fırına gitmiş, oraya saklanan askerlerini alıp, kolejdeki karargahına götürmüştü. Olayın halkta yarattığı heyecanı ve muazzam cenaze törenini öğrenince telaşa kapılıyor. Olayın bir harp başlangıcı olması ihtimalinden çekiniyor ve Heyet-i Merkeziye’ye haber gönderiyor. Belediyeye gelip şehir halkı adına heyetten özür dilemek, Kamil’in babası Ökkeş Ağa’nın da gönlünü almak istediğini bildiriyor. Heyet-i Merkeziye şehirde harbin başlamasını henüz istemiyordu. Çünkü hazırlıklar tamamlanmamıştı. Ökkeş Ağa önce direndi. Sonra Heyet-i Merkeziye’nin ısrarına karşı koyamadı. İstemeyerek gitti belediyeye. Fransız komutan birkaç subayı ve tercümanı ile birlikte belediyeye gitmişti. Tercüman vasıtasıyla Ökkeş Ağa’ya başsağlığı diledi. Ufak bir tazminat olarak 200 altını uzattı. Ökkeş Ağa almadı. Bu olayın sebep olduğu öfke ve heyecan günlerce yatışmadı. Çarşı ve dükkanlar günlerce kapalı kaldı. Ve küçük şehitin acısı tüm Antep’i yasa boğdu.


MUSTAFA YAVUZ

Şehit oluşuyla Antep’i ağlatan Teğmen Mustafa Yavuz, Yıldırım taburu 3. Bölük Komutanı olarak Antep’in bütün cephelerinde kahramanca döğüşmüş birinci taarruz hareketinde Çıksorut tepesinde, bölüğünün önünde hücuma kalkarken 25 yaşında şehit olmuştur. Antep harbinin devam ettiği günlerde sık sık evlenmeler olurdu.

"Harp bu, gençlerimiz her dakika ölümle karşı karşıya. Şehitlik şerbetini içmeden dünya muradına ersinler" diye gençleri evlendirmeye çalışırlardı. Ailesinin de Mustafa Yavuz’a evlenle teklifinin karşısında aldığı cevap ise aynen şöyle aktarılmakta:

"Ben vatan toprağıyla evliyim, bu toprağın namusunu korumakla görenliyim. Onu kurtarmadan evlenmem. Savaştan sonra sağ kalırsam o zaman huzur içinde evlenirim."

Mustafa Yavuz, düşmanın 23 Aralıktaki Musullu Taarruzunda birliğinin başında döğüştü, aldığı emir üzerine bölüğünü daha dinlendirmeden birinci huruç harekatına katıldı.

Birinci huruç harekatı 30-31 Aralık gecesi Antep’in kuzeydoğusundaki Hacıbaba ve Çıksorut tepesine doğru yapıldı. Düşmanın birinci hat siperleri alındı. Yıldırım Taburunun birinci ve ikinci bölükleri düşmanın ikinci hat siperlerinden açılan şiddetli ateşle erimeye başladı. Üçüncü bölük erleri de dağılmış, Mustafa Yavuz’un emrinde birkaç kişi kalmıştı. Düşman siperlerine hücum eden Mustafa Yavuz aldığı mermi yaralarıyla aynı gün şehit düştü. ( Bu gün Gaziantep’te Yavuzlar mahallesi ile büyük bir ilkokul Mustafa Yavuz’un adını yaşatmaktadır)

KARAYILAN (1888-24.5.1920)

Asıl adı Mehmet olan Karayılan; Gaziantep’in 40 km. kuzeyinde Kahramanmaraş ili Pazarcık İlçesi Höcüklü köyü Elifler mezrasında 1888 yılında doğmuştur. Karayılan, hayvan sürüleri bulunan ve çevresine göre zengin sayılan bir köylü ailesine mensuptu. Karayılan’ın babası 1904 yılında Ermeni eşkiyaları tarafından obasına yapılan baskın sırasında şehit edilmiştir. Bu tarihte Karayılan 16 yaşındaydı. Genç yaşta yalnız kalan Karayılan, kendi kendine okuma yazmayı öğrenmiş, bir süre köy imamlığı yapmıştır. Birinci Dünya Savaşı’nda Rus Cephesinde savaşmış, çeşitli yararlıklar göstermiş ve çavuşluğa terfi ettirilmiştir. Bu savaşta ayağından yaralanarak Malatya Hastanesi’nde tedavi edilen Karayılan, daha sonra köyüne dönmüştür. Hükümet kuvvetleriyle birlikte eşkiya Bozan Ağa’yı vurmuş, kuvvetlerini dağıtmıştır. Antep savaşı şiddetlenince çetesiyle Karabıyıklı’da düşmana ilk ve kesin darbeyi indiren Karayılan, Kuvâ-yı Milliye safına katılmıştır. Daha sonra Dülük köyüne gelerek şehri kuşatan Fransız çemberini yarmış ve Antep’e girmiştir. Karargah olarak önce Bekirbey, sonra Karagöz camisini kullanmıştır. Şehir içi ve şehir dışı savaşlarına katılmıştır. Kendisine Şıhın Dağı’ndaki (Sarımsak Tepe) Fransızları püskürtmesi emri verilen Karayılan, bu çarpışmada 24 Mayıs 1920 tarihinde şehit düşmüştür. Bu olayla birlikte Karayılan ismi, Antep halkını temsil eden kahramanlardan biri olmuştur.

ℂ* Doğuyoruz Ufuklardan ℂ*
(Bu Mesaj 24-12-2009 15:00 değiştirilmiştir. Değiştiren : bilgeturk.)
24-12-2009 14:58
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 




İletişim | Eğitim Sokağı | Yukarıya dön | İçeriğe Dön | Hafif Sürüm | RSS