Eğitim Sokağı
Hoşgeldiniz
Ziyaretçi. Kayıt Ol !

Sitemize Dosya Yükleyerek

Destek
Olabilirsiniz


Eğitimin Hayati İşlevi; Denetim
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5



[-]
Etiketler
eğitimin , hayati , işlevi , denetim

Konu: 3,930
Mesaj: 11,521
Cinsiyet: Belirtmiyorum
Kıdem: 01-04-2009

Eğitime dair kuramsal alanda dünyada yazılı olanların hemen bir çoğundan ülkemizdeki alan uzmanlarının haberdar olduğunu söyleyebiliriz. İletişim imkanlarının geliştiği bir çağda dünyanın her hangi bir yerinde yapılan bir faaliyetten, yazılan bir makaleden, piyasaya çıkan bir kitaptan anında haberdar olmak mümkün. Üniversitelerimizdeki öğretim üyeleri bilgi anlamında dünyadaki bir çok meslektaşından geri olmadığı rahatlıkla söylenebilir.
Eğitim yöneticileri de eğitime dair uygulamaları üniversiteler ve araştırma kuruluşları aracılığıyla kısa sürede öğrenebiliyorlar. Eğitim sistemlerinin geldiği yer itibariyle nerede olduğunu onlar da üç aşağı beş yukarı biliyorlar.
Buna rağmen ülkemiz eğitim sisteminin yaşadığı sorunlara bakıldığında dünyadaki mevcut seviyeye ulaşma konusunda önümüzde uzun mesafelerin olduğunu söyleyebiliriz. Eğitime dair bir çok sorunların yaşandığı ülkemizde bilgi ve tecrübe itibariyle fazla bir eksiğimiz olmamasına rağmen yaşanan sorunların çözülememesi büyük bir eksiklik. Bu eksikliğin var olmasında hemen herkesin payı olduğu bir gerçek. Öncelikle bilim adamlarımız dünyadaki bilgi birikimini olduğu gibi ülkemize aktarırken kendimize özgü sorunlara kendimize özgü çözümler geliştirmek yerine kuramsal bilgi aktarımı ile yetiniyorlar. Yapılan araştırmalar en alt düzeyden en üst düzeye kadar başka ülkelerde yapılmış olanların bir benzerinin sadece uyarlanması şeklinde oluyor. Kurama ilişkin yapılan açıklamalarda kuramla uygulamanın birebir örtüşmesi, uygulamanın sistematik gözlemleri sonucu kurama ulaşmanın gerekliliği vurgulandığı halde bilimsel çalışmalarımızda ne yazık ki başka toplumsal kültürlere özgü kuramsal sonuçların ülkemiz diline aktarılmasından daha fazlasının yapılamadığını, kendi uygulamamıza yönelik yapılması gereken sistematik gözlemlerden hareketle kuramsala ulaşma yerine başkalarının ulaştığı kuramsal bilgiden hareketle kendi uygulamamızı bu kuramsal çerçeveye uygun olarak yorumlama çabası ile karşı karşıya kalmaktayız. Böylesi bir bilimsel çalışma beklenen yararı gösteremiyor. Bilim adamlarımızın mutlaka kuramsal bilgileri edindikten sonra kendimize özgü uygulamaları da sistemli bir şekilde gözlemesi, başkalarının yaptığı kuramsal açıklamaları yok saymaksızın ancak kendi özgün uygulamalarımızdan hareketle kendi kuramsal dilimizi, alt yapımızı, söylemimizi geliştirmeleri gerekiyor.
Yöneticiler de kuramsalı tamamen dışlamadan uygulamayı daha iyi anlama, yaşanan sorunların çözümünde kuramsal düşüncenin ortaya koyduğu ilkeleri yok saymadan hareket etmeyi alışkanlık haline getirmesi gerekiyor. Eğitime dair yaşanan sorunların kuramsal bilgi olmaksızın çözülemeyeceğinin bilincine varmaları gerekiyor.
Bilimsel çalışmalara konu olan, sorunlar yumağı haline gelmiş eğitim alanlarından birisi de denetim sistemimiz. Denetime dair yazılmış bir çok kitapta denetim alanında, eğitim denetimi alanında bir çok şeyin yazıldığı, söylendiği görülür. Ancak bunların hemen bir çoğu yabancı kaynaklarda ortaya konmuş kuramsal temellere dayanarak açıklanmaya çalışılır. Denetime ilişkin ortaya konulan araştırmaların kuramsal çerçevesine bakıldığında ikinci, üçüncü kuşaktan mutlaka yabancı kaynaklara dayanıldığı görülür. Eskiden beri ortaya konulmuş eğitim denetimine ilişkin görüşler sürekli tekrar edilip durulur. Ülkemiz eğitim denetiminin kendine özgü sorunlarının belirlenmesi, sistemin geliştirilmesi için yapılacak çalışmalar, etkin bir eğitim denetiminin nasıl oluşturulacağına ilişkin öngörüler, görüşler olmadığı görülebilir.
Yöneticilerimizin de eğitim denetimine ilişkin elle tutulur bir çabalarının olmadığı, eğitim denetiminin etkili, verimli, sistemli bir hale getirilmesi konusunda gereken girişimlerde bulunmadıkları söylenebilir. Bu kısa yazıda eğitim denetimi konusunda yaşanan sorunlara ilişkin uygulamada görülen bir takım göstergeler üzerinde durulmaya çalışılmıştır. Böylece eğitim denetimine ilişkin çalışma yapmayı düşünenlere bir takım doneler sağlanmış olabilir.
Denetim sisteminin çalışma alanının büyük bir sahipsizlik içinde olduğu söylenebilir. Öncelikle Milli Eğitim Bakanlığının denetim sistemini daha iyi hale getirmeye yönelik bir çalışma yaptığını söylemek yanlış olur. Eğitimin niteliğine, denetimin niteliğine dair bir öngörü/plan/vizyonun somut bir şekilde ortaya konulmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Bu durum denetimin niteliksizleşmesinde de en önemli etkenlerden birisidir.
Denetim sisteminin en önemli unsurları olan müfettişler kendi başlarına terk edilmiş, bırakılmış durumdalar denirse abartılmış olmaz. Müfettişlerin yaptıkları çalışmaların niteliğine dair, müfettişin niteliğine dair bir standart, değerlendirme yok denebilir. Yasal metinlerde ortaya konulmuş bir takım genel ve özel niteliklerden söz edilebilir. Ancak bunlar genel bir çerçeveden öteye bir anlam ifade etmemektedir.
Eğitim sistemi içinde denetim elemanlarına yönelik bir takım ön kabullerle hareket edildiği söylenebilir. müfettiş olan bir kişinin eğitim, öğretim, yönetim denetim ve diğer alanlarda bilgili olduğu, yeterli olduğu ön kabulü var gibi görünüyor. Eğitim sistemimiz içinde hemen bir çok alanda olduğu gibi denetim alanında da bir kişi bulunduğu görevin gerektirdiği sıfatı taşıyorsa o sıfatın gerektirdiği tüm özelliklere sahiptir gözü ile bakılıyor. Gerçekten istenen niteliklere sahip mi değil mi şeklinde bir değerlendirme hemen hiçbir alanda yok iken denetim alanında daha da yok denebilir. Denetim yönetim adına faaliyet yürüten bir alt sistem. Bu sorgulamayı öncelikle yönetimin yapması gerekiyor. Yönetimin yapmadığı sorgulamayı denetime karşı başka hiç kimse yapamıyor.
Eğitim denetimine ilişkin olarak müfettişlerin çalışma düzenine ilişkin bir takım genel düzenlemelerden söz edilebilir. Sayısal olarak teftiş edilecek öğretmen sayısı, çalışma alanındaki kurumların sayısı gibi bir takım istatistiki veriler tutuluyor. Ancak bunun dışında başka bir faktör yok.
Literatürde yönetim ve denetim eğitim sisteminin işleyişinde yer alan, karşılıklı ilişki, etkileşim içinde olan ve birbirlerini tamamlayan işlevler olarak görülmekle birlikte ülkemiz eğitim sistemi içinde denetim büyük oranda hatta tamamen yönetimin etki ve yetkisi içinde yer almaktadır. Dolayısıyla denetime ilişkin bir şeyler söyleyebilmek için öncelikle yönetime yönelik bir takım şeyler söylemeyi gerektiriyor. Bu konumuyla denetimin etkisinin sınırlı kaldığı söylenebilir. Denetimin yapacağı işin sınırları yönetim tarafından çizilmektedir. Yönetim ne kadar bilimsel, çağdaş, sistemli, verimli olabilirse denetim de bundan o derece etkilenmektedir. Yönetime rağmen denetimin farklılık yaratabilmesi oldukça güç görünmektedir.
Eğitimi etkileyen bir çok unsurun denetimi de doğrudan etkilediği rahatlıkla söylenebilir. Öğrenci sayısının kalabalık olması, velinin/ailenin bilinç düzeyi, ailenin ekonomik/sosyal durumu, toplumun gelişmişlik durumu, araç gereç ve imkanların yeterlik düzeyi, bunların öğretmen tarafından etkin kullanım durumu, personel değerlendirme/ödüllendirme sistemi, yönetim uygulamaları öğretmeni sınırlıyor olabilir. Tüm bu alanlardaki sınırlılıklar aynı şekilde denetimi de sınırlamaktadır. Okulların içinde bulunduğu şartlar, öğretmeni, okul yöneticisini dolayısıyla da denetimi ve bu faaliyeti yürütenleri büyük oranda etkilemektedir.
Yönetimin müfettişe bakışı, yaklaşımı denetimi, denetim elemanlarını da mutlaka etkiler. Yılda sınırlı sayıda ve sınırlı bir zamanda müfettişlerle bir araya gelen, çoğu zaman müfettişleri karşısına alıp sadece konuşup direktif veren bir yönetimin müfettişi, denetim sistemini anlaması, algılaması, motive edebilmesi mümkün görünmemektedir.
Yönetimin kendini sınırlamama isteği denetimin de etkisizleşmesinin önündeki önemli engellerden bir diğeridir. Denetim, sistemin sağlıklı işlemesine ilişkin veriler sağlayan geri dönüşüm sistemi olarak işlemesi gerekirken yönetim ve yöneticiler bunu kendi kusurlarının ortaya çıkarılması şeklinde görürse denetimi etkisizleştirmenin yollarını arayabilmektedir. Böylesi bir durumda denetim yönetim tarafından büyük oranda sınırlanmaya çalışılır ve ortaya kurumsal bir çatışma çıkar. Kurumsal çatışma kuruma büyük zarar verir.
Müfettişlere/denetime yönelik kurumsal bakış gelişmediği durumlarda söylentilerden büyük oranda üst yönetim olumsuz etkilenmektedir. Sonuçta da denetime bakış olumsuz bir hale dönüşebilir. Bundan başta denetim zarar gördüğü gibi uzun vadede yönetim, örgüt ve toplum da olumsuz etkilenmektedir.
Mevzuat, çalışma düzenini belirleyen yasal düzenlemelerin sık sık değişmesi, yapılan değişikliklerin uygulamacılardan habersiz, katılım olmaksızın, kapalı kapılar ardında, bütünlükten uzak bir şekilde yapılması, getirilen düzenlemelerin adil, şeffaf, sistemli bir şekilde uygulanmaması gibi durumlar denetim sisteminin sağlıksız işleyişine ilişkin göstergeler olarak değerlendirilebilir. Denetim sisteminin çalışmasını düzenleyen ilke ve kuralların uygulamada karşılaşılan sorunların çözümüne yardım edecek, kurumsal verimliliği geliştirecek şekilde, kurumsal bir bakış açısıyla yapılması gerekir. İlke ve kuralların kişisel bakış açısına, kişisel anlayışa, kişisel ilişkilere dayalı olarak yapılıyor olması, kişileri dikkate alarak değiştirildiği izlenimi verilmesi, kişisel inisiyatife dayalı farklı ve keyfi uygulamaların yapılması gibi olay ve olgular sağlıklı, rasyonel ve çağdaş sistemlerde görülmeyen, bilimsel yönetim anlayışının henüz ortaya çıkmadığı dönemlere özgü uygulamalardır. Bu durum sistemin adil, rasyonel ve doğal olarak gelişmesine engel olur.
Denetim elemanlarının işlerini doğrudan etkileyen bakanlık düzenlemeleri, emir ve genelgelerin bakanlıkta tek elden çıkması denetim uygulamalarında dolayısıyla da yönetim uygulamalarında birlik ve beraberliği sağlayacaktır. Her birimin kendince bir yazı gönderip emir vermesi, birbirinden habersiz davranması, merkez teşkilatı bünyesinde özellikle taşradaki denetim elemanlarına yönelik bir veri tabanının olmaması denetim sisteminin sorunlarını daha da büyütür.
Denetim yapılan kurumların denetim sisteminin içine dahil edilmesi veya çıkarılması bir anda alınacak kararlarla olmaz. Bu yönüyle çalışma alanının sınırlarını belirleyen bilimsel, tutarlı bir anlayış, görüş birliği, değerlendirme çalışması yapılması gerekir. Eğitim sisteminin bütünlüğü içinde birbiriyle ilişkili işlevlerin tek elden denetlenmesi, yönlendirilmesi sistem bütünlüğü açısından hayati bir öneme sahiptir. Sistem bütünlüğü olmaksızın yapılacak her türlü çalışma bölük pörçük, baştan savma olacaktır. Okul ve kurumlarda yürütülen bir işlevin denetlenmesi sürecinde işlevle ilgili diğer kurumların dışarıda bırakılması işlevlerin yarım yamalak yürütülmesine, uygulamalarda karşılaşılan sorunların çözülememesine, sorunların sürüp gitmesine neden olabilir.
Denetimin sistem içindeki yerinin belirsizliği idari kadrolarla denetimi karşı karşıya getirebilir. Çağdaş sistemlerde sistemin parçaları arasındaki ilişkilerin şekli açık, net, rasyonel bir şekilde belirlenmesi gerekir. Tabiatın boşluk kabul etmediği gerçeği karşısında sistemin içindeki hangi parçanın hangi işleve sahip olduğunun açık bir şekilde belirlenmediği bir ortamda verimlilikten, etkililikten, çağdaş yönetimden söz edilemez. Denetim elemanlarının sistemin üst yönetimi tarafından her işte keyfi olarak kullanılmak istenmesi, sorumluluk/yetki/görev dengesini hemen hiç dikkate almaması karmaşaya, çatışmaya, motivasyon eksikliğine, enerji, zaman, para ve iş gücü kaybına neden olabilmektedir.
Özlük haklarındaki gerilemeler, özlük haklarına yönelik olarak yapılan düzenlemelerde dengeye, adalete raiyet edilmemesi denetim alanında iş yapmaya çalışan personel üzerinde olumsuz etkiler yaparken denetim sistemi ve bağlı alt-üst sistemler üzerinde de olumsuz sonuçların doğmasına neden olabilir. Bu anlamda sisteme dair düzenleme yapanların iyi bir sistem analizi yapmaksızın acil kararlar almaması gerekir.
Denetim elemanlarının seçiminde, yetiştirilmesinde kullanılan yöntemler, araçlar, süreçler üzerinde de ciddi bir şekilde düşünülmesi gerekir. Örgütsel sistemler içinde en önemli işleve sahip olan denetim işlevini yürütecek olanların çok hassas bir şekilde seçilmesi, yetiştirilmesi gerekir. Sistemin içine giren birisinin sistem dışına çıkarılabilmesi oldukça zordur. İstenen niteliklere sahip kişileri bir defada ve doğru bir şekilde seçmek gerekir.
Denetim elemanlarının hizmet içinde yetiştirilmesinde uzun vadeli, planlı, sistemli bir bakış açısının mutlaka geliştirilmesi gerekir. Hizmet içi eğitim faaliyetlerinde günü birlik, kişilere dayalı, verimsiz, sözde kalır bir durumda olması bu faaliyetlerin yarar yerine zarar vermesine yol açabilir. Düzenlenen faaliyetlerin yararlı olup olmadığına ilişkin bir değerlendirme mutlaka yapılmalıdır. Büyük gruplarla, anlatıma dayalı ve öğretim görevlilerinin inisiyatifine dayalı olarak yürütülen, sonuçları değerlendirilmeyen, grup etkileşimi sağlamayan, gerçek ihtiyaçlara yönelik olarak yapılman, sonuçları takip edilmeyen, sürece etkisi sorgulanmayan her faaliyet göstermelik olmaktan öteye geçemeyecektir.
Uygulamada karşılaşılan sorunların giderilmesine yönelik bir eğitim faaliyetine hemen her zaman yer verilmelidir. Özellikle görev alanlarına giren kurumların işleyişine yönelik yetiştirme faaliyetlerinin yapılması denetimin etkisini, yararını daha da artıracaktır. Aksine kurumlara yönelik işleyiş, kurumların tanınması, denetimine ilişkin süreçlerin tamamen müfettişlerin kendi kişisel inisiyatifine bırakılması kişiye göre, kişinin becerisine göre denetim uygulamalarının gelişmesine yol açabilir ki bu durum kurumsal çalışmayı sağlıksızlaştırır.
Denetimin yaptığı tespitler, değerlendirmeler dikkate alınmıyorsa denetim yapmanın bir anlamı da kalmayacaktır. Bu yönüyle denetimin ne söylediğine bakılırken nasıl ve neden söylediğine de bakmak gerekir. Böylece hem sistem hem de sistemin değerlendirilmesi yani denetimin kendisi değerlendirilmiş olur. Denetim elemanlarının yaş ve kıdem itibariyle verimliliklerinin sürekli takip edilmesi, sorgulanması, analiz edilmesi gerekir. Denetim elemanlarının performansına yönelik merkezin belirlediği kriterler, ölçütler, değerlendirme yöntemleri veya araçlar geliştirilip kullanılmalıdır. Denetimin çalışma alanının özelliği dikkate alınarak bu tür özel yöntem ve araçlar sistemin verimliliği, geleceği, hayatiyeti için büyük önem taşır. Aslında sadece denetim için değil, sistemin içinde bulunan tüm unsurlar için çalışma alanına, sahip olunan işleve göre özel değerlendirme araçları geliştirilmesi gerekir. Sistemin tümünü toptan bir bakış açısıyla değerlendirmeye çalışmak değerlendirmecilere psikolojik bir tatminden öte bir yarar sağlamayacaktır.
Denetim başta olmak üzere eğitim sisteminin tümüyle kuram ve uygulama bütünlüğü içinde ele alınarak kendimize özgü bakış açısının geliştirilmesi daha fazla geciktirilmeyecek bir çalışmadır.


Ali Hikmet DEMİR

Cevapla
.
Konu: 0
Mesaj: 1
Cinsiyet:
Kıdem: 22-11-2010

teşekkürler

Cevapla
.

Anahtar Kelimeler

Eğitimin Hayati İşlevi; Denetim ,Eğitimin Hayati İşlevi; Denetim Öğretmen Forumu,Eğitimin Hayati İşlevi; Denetim yükle,Eğitimin Hayati İşlevi; Denetim download,Eğitimin Hayati İşlevi; Denetim indirmek istiyorum,Eğitimin Hayati İşlevi; Denetim ödev yükle,Eğitimin Hayati İşlevi; Denetim bedava, Eğitimin Hayati İşlevi; Denetim ÖDEV İNDİR,Eğitimin Hayati İşlevi; Denetim YÜKLE,etkinlik,yukle,İndir,download,inndir,Eğitimin Hayati İşlevi; Denetim eğitimEğitimin Hayati İşlevi; Denetimdosya indir


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Zorunlu Eğitimin Kademeli Olarak 12 Yıla Çıkarılması Konusunda Ne Düşünüyorsunuz? sirlimen 11 4,602 19-03-2012, 18:28
Son Yorum: sirlimen
  Eğitimin Gerçek Anlamı Üzerine eğitimsokağı 0 1,737 20-09-2010, 10:34
Son Yorum: eğitimsokağı
  Eğitimin Temel Sorunları eğitimsokağı 2 2,277 04-08-2009, 16:15
Son Yorum: eğitimsokağı



Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
Türkçe Çeviri : MyBBTürkiye, MyBB, © 2002-2018 MyBB Group.
MyBB Destek: InSiDe