Sitemizle ilgili düşüncelerinizi, şikayetlerinizi, isteklerinizi [Buraya Tıklayarak ] admine ulaştırabilirsiniz...



Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir
Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Anı (Hatıra) Yazıları
Yazar Mesaj
eğitimsokağı Çevrimdışı
VIP
*

Mesajlar: 11,525
Üyelik Tarihi: 01-04-2009
Mesaj: #1
Anı (Hatıra) Yazıları
Bir kimsenin başından geçen veya yaşadığı dönemde tanık olduğu olayları anlattığı yazılara “anı” denir.

Anı türünü karşılamak üzere “hatıra” ve “hatırat” terimleri de kullanılır.

Anılarda genellikle üzerinden uzunca bir süre geçmiş olaylar anlatıldığı için pek çok ayrıntı hafızalardan silinir. Anı yazarı hatırlayamadığı yerleri hayal dünyasında yeniden kurgular. Üzerinden yıllar geçmiş bir olayı, tüm ayrıntılarıyla net bir şekilde hatırlamak mümkün değildir.

Anı türündeki eserlerde anlatılanlar tarihsel gerçeklikten uzaktır. Bu tür eserlerde anlatılan olayların yüzde yüz gerçek olduğunu söylemek yanlış olur. Anılar gerçeklik noktasında yüzde yüz güvenilir eserler değildir. Yazarın anlattıklarının tamamı gerçek değildir. Anı yazarı olayları kendi bakış açısıyla anlatır. Aynı olaylar üzerine başka yazarlar tarafından yazılmış anıları okuduğumuzda, bu anıların birbirinden farklı olduğunu görürüz. Çünkü her yazar olayları kendince yorumlar. Birinin anlattığı ötekine benzemez.

Anı yazarları, anılarını kaleme alırken hem geçmişi daha iyi hatırlayabilmek hem de yazdıklarına gerçeklik, inandırıcılık kazandırmak kaygısıyla, anlattıkları olay ve dönemle ilgili mektup, günlük, gazete, dergi gibi belgelerden faydalanabilirler.

Kimi zaman insan, yaşamında iz bırakan acı ya da tatlı olayların kendisiyle beraber unutulup gitmesini istemez. Yaşadığı güzellikleri, ders alınması gereken durumları, tecrübelerini birileriyle paylaşmak ister. Bunu gerçekleştirmenin en güzel yolu anı yazmaktır.

Anılar sadece belli kişilerin maceralarını dile getirmez, aynı zamanda kişilerin yaşadıkları dönemin toplumsal, siyasî, askerî, kültürel, sanatsal durumu hakkında bizlere çok değerli bilgiler verir.

Anı ile Günlük Arasındaki Fark

Anılar üzerinden uzun yıllar geçmiş olayların anlatıldığı yazılardır, günlükler ise günü gününe tutulduğu için, olaylar henüz tazeyken, etkisi henüz geçmemişken yazılan yazılardır.

Günlük türündeki yazılar anılara oranla daha gerçekçidir. Günlükte olayların üzerinden fazla bir süre geçmediği için unutma, hatırlamama gibi bir sorun yaşanmaz. Ancak anılarda, aradan geçen süre çok uzun olduğu için, hafızamızdaki pek çok bilgi silinmiştir, unutulmuştur.

Kişi anılarını yazarken zamandan çok uzun sıçrayışlar yapar. Bu bazen bir-iki yıl, bazen otuz yıl, bazen de elli yıllık bir sıçrayış olabilir. Altmış yaşındaki bir yazarın çocukluk yıllarında başından geçen bir olayı anlatırken, her şeyi olduğu gibi hatırlaması söz konusu değildir.

Suut Kemal Yetkin, günlük ile anı arasındaki farkı şu şekilde belirtir: “Günlük ileriye doğru gider, hatıra geriye doğru iner. Biri yaşarken, öbürü yaşadıktan sonra yazılır.”

Anı ile Otobiyografi Arasındaki Fark

Hem anıda hem de otobiyografide anlatım birinci kişi ağzıyla yapılır.

Otobiyografide kişinin kendisi ön plandadır, anıda ise kişinin yanı sıra, kişinin çevresindeki kişiler, yaşadığı dönem, tanık olduğu toplumsal olaylar da anlatılır.

Anıda kişinin yaşamından belirli kesitler sunulur, otobiyografide ise kişinin yaşamı başından sonuna kronolojik bir şekilde anlatılır. Yani otobiyografiye kişinin bütün yaşamı dersek, anıya bu bütünden birkaç küçük parça diyebiliriz. Otobiyografiler, anıya göre daha geniş, daha uzun bir süreyi kapsar.

Anı ile Gezi Yazısı Arasındaki Fark

Gezi yazılarında önemli olan, gezip görülen yerlerin anlatılmasıdır. Gezi yazılarının merkezinde dış dünya vardır. Dış dünyaya ait gözlemler ön plandadır. Anılarda ise ön planda olan kişinin kendisidir. Kişi başından geçen olayları, yaşadığı dönemde tanık olduğu olayları anlatır. Anılarda çevreye, dış dünyaya ait tasvirler gezi yazılarındaki kadar ayrıntılı ve güçlü değildir.

Anı Türünün Gelişimi

Eski Yunan edebiyatında Ksenophon’un (427-355) “Anabasis” adlı eseri anı türünün ilk örneği sayılır.

Anı türünün Avrupa’da gelişip yaygınlaşması 17. yüzyılda gerçekleşir. Siyasetçi, sanatçı ve iş adamları anılarını yazmaya başlarlar.

Türk Edebiyatında Anı

Orhun Yazıtları’nı (8. yüzyıl) anı türünün ilk örneği olarak kabul edebiliriz.

Moğol İmparatorluğu’nun kurucusu Babur Şah’ın (1480-1530) “Baburname” adlı eseri anı türünde yazılan ilk önemli eserlerdendir.

Tanzimat döneminden itibaren anı yazma geleneği devlet yönetiminde bulunmuş önemli kişiler arasında yaygınlaşmıştır. Siyasî ve askerî olayların ağırlıklı olarak işlendiği bu tür anılarda daha çok siyasî çekişmeler, tarafların birbirilerini suçlamaları, görevden alınan veya sürgüne gönderilenlerin kırgınlıkları, sızlanmaları, suçlanan kişilerin kendilerini savunmaları, devlet yönetiminin nasıl işlediği ya da işlemediği; devlete, millete yapılan ihanetler gibi konulara yer verilmiştir.

Tanzimat döneminden itibaren edebiyat alanında varlık gösteren pek çok sanatçı ve yazar, özellikle olgunluk yaşlarında yazdıkları anılarında edebiyata nasıl başladıklarını, içinde yer aldıkları edebî topluluk ya da çevreleriyle olan ilişkilerini, dönemlerinin siyasî, sosyal, edebî, kültürel görünümüne ilişkin düşünce, gözlem ve izlenimlerini, eserleriyle ilgili açıklamalarını dile getirmişlerdir. Bu anılar edebiyatçılara yönelik zengin birer kaynak niteliğindedir.

Ziya Paşa, “Defter-i A’mal” adlı eserinde ağırlıklı olarak çocukluk anılarını anlatır. Ziya Paşa bu eserini Jean Jacques Rousseau’nun “İtiraflar” adlı eserinden çok etkilendiği için yazmıştır.

Muallim Naci, “Ömer’in Çocukluğu” adlı eserinde sekiz yaşına kadar olan anılarını anlatır.

Halit Ziya Uşaklıgil, “Kırk Yıl” adlı eserinde çocukluk döneminden 1909 yılına kadar olan yaşamını anlatır. Bu eser Abdülhamit devri sanat ve edebiyat anlayışını, yazarın İstanbul ve İzmir’deki sanat ve edebiyat çevrelerini yakından tanıtır. Halit Ziya, Servet-i Fünun nesline yapılan eleştirilere yanıtlar verir. “Saray ve Ötesi” adlı eserinde 1909-1916 yılları arasını anlatır. Halit Ziya, çok yakından tanıdığı Sultan Mehmet Reşat’ı, dönemin önemli siyasetçilerini tanıtır. Osmanlı’nın saray yaşamından, devrin siyasî ve sosyal olaylarından canlı kesitler sunar. “Bir Acı Hikâye” adlı eseri, Halit Ziya Uşaklıgil’in genç yaşta intihar eden oğlu Halit Vedat’ın anısını yaşatmak amacıyla yazılmış acıklı bir öyküdür. Eserde, özenle yetiştirilen bir oğlun yaşamı ve onun ölümüyle derinden sarsılan bir babanın acılarını buluruz.

Halide Edip Adıvar, “Mor Salkımlı Ev” adlı eserinde çocukluk ve gençlik dönemine ait anılarını anlatır. “Türk’ün Ateşle İmtihanı” adlı serinde ise Millî Mücadele yıllarına ait anılarını anlatır.

Anı Türünde Yazılan Eserler

Babur Şah , Baburname (16, yy.)
Ebulgazi Bahadır Han , Şecere-i Türk (17. yy.)
Ziya Paşa , Defter-i Amal
Muallim Naci, Ömer’in Çocukluğu
Halit Ziya Uşaklıgil , Kırk Yıl, Saray ve Ötesi, Bir Acı Hikâye
Yahya Kemal Beyatlı , Çocukluğum, Gençliğim, Siyasî ve Edebî Hatıralarım
Yakup Kadri Karaosmanoğlu , Anamın Kitabı, Zoraki Diplomat, Gençlik ve Edebiyat Hatıraları
Halide Edip Adıvar , Türk’ün Ateşle İmtihanı, Mor Salkımlı Ev
Falih Rıfkı Atay , Çankaya, Zeytindağı
Yusuf Ziya Ortaç , Portreler
Abdülhak Şinasi Hisar , Boğaziçi Yalıları
Ahmet Rasim , Eşkal-i Zaman, Falaka
Salah Birsel, Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu
06-05-2010 12:24
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 




İletişim | Eğitim Sokağı | Yukarıya dön | İçeriğe Dön | Hafif Sürüm | RSS